SoorglaÜcretsiz Dene

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2026/832 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2026/832

Karar No

2026/1030

Karar Tarihi

6 Mayıs 2026

T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/832 KARAR NO: 2026/1030 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/01/2026 NUMARASI: 2024/1030Esas - 2026/86Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/05/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 06/05/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/1030 Esas 2026/86 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının tehlikeye girmesinin önüne geçmek için HMK'nun 389 ve İİK'nun 72. Maddesi hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir talep edildiği, Kayseri 1. Ticaret Mahkemesi 2024/589 değişik iş kararıyla 01.11.2024 tarihinde teminat karşılında tedbir kararı verdiği, talep üzerine 04.01.2024 tarihinde kararın uygulanmasına karar verildiği, HMK'nun 397. Maddesi gereğince kararın uygulaması tarihi itibariyle 2 haftalık süre içinde esasa yönelik dava açılması gerekse de; Türk Ticaret Kanunun 5A maddesi gereğince menfi tespit davası zorunlu arabulucuğa tabi olduğundan işbu süre içinde arabulucuya başvurulduğunu, müvekkilinin, Suriye ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu ... ilinde ... üretimi yapan ... Anonim Şirketi'nin(...) sahibi olduğunu, şirketlerin cirosundan görüleceği üzere ülkemizde önemli bir yatırım yaptığını, müvekkilinin, davalı ile ilk defa 2023 yılında tanıştığını davalının, kendisini eski savcı olduğunu avukat olarak tanıttığını, davalının zamanla ... Müdürlükleri önünde fotoğraf çekip müvekkiline göndererek güven kazandığını, davalının bu eylemleri TCK'nun 158. Maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağından suç duyurusunda bulunulduğunu, Kayseri Cumhuriyet Savcılığının 2024/69404 Sayılı soruşturma numarasıyla soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalıyı avukat olarak bildiği için tahsil etmesi üzerine senet verdiğini, davalının bu senedin hamil kısmına kendisini yazdığını, yine, ... Anonim Şirketi'nden alacağının tahsil edilmesini istediğini, davalının imzalı boş evrak istediği ve sonrasında boş evrakın içini lehine 3.000,000-TL (üçmilyontürklirası) yazarak doldurduğunu, her iki senedin tahsili için müvekkiline karşı icra takibi yapıldığını, icra ödeme emri tebliğ edildiğinde Suriye ve Türkiye vatandaşı olan müvekkilinin Türk hukuk sistemine vakıf olmadığı için hemen avukatı olarak bildiği davalıyı aradığında, davalı "sakın icra takiplerine itiraz etmeyin, icra takibini alacağınızı garantiye almak için yaptım", dediği ve devamla "senetlere konu olan icra takipleri geçersizdir, alacağım yoktur, buna dari sözleşme yapacağız" dediğini, davalının bu şekilde hareket ederek zaman kazanıp icra takibini kesinleştirdiğini, müvekkilinin olayın farkına vardığında davalının borcun olmadığına dair sözleşme imzalayacağını söylediğini, bunun üzerine tarafların 22.08.2024 tarihinde saat 18:33 'te tanıklar huzurunda icra takibine konu senetler nedeniyle müvekkilinin borcu olmadığına ve icra takiplerinin geçersiz olduğuna dair sözleşme tanzim ettiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin borcu olmadığınin açık olmasına rağmen davalınin sözleşmeye aykırı davranarak icra takiplerini devam ettirdiğini belirterek İİK m. 72 gereğince gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle icra takibi yapılmış olduğundan müvekkilin borçlu olmadığına dair tespiti içerir menfi tespit davasının kabulü ile icra takibine konu senet ve sözleşme nedeniyle borçlu olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava değerini 4.079.867,83-TL olarak belirtmesine rağmen dava müddeabih değerinin 1.000.000,00TL olarak belirleyerek bu miktar üzerinden harç yatırarak dava açtığını bu miktar üzerinden yatırılan harç ile davaya devam edilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiş, davacının, müvekkilinin kendisini savcı olarak tanıttığı iddiasını kabul etmediğini, davacı tarafın ... sektöründe olması, yabancı asıllı olması ve Kayseri ... sektörüne uzak olması nedeni ile evrak takibi ile ilgili danışmanlık sözleşmesi yaptığını bu kapsamda davacı taraf ile çalıştıklarını, davacının tahsil edilmek üzere müvekkiline 520.000,00TL'lik senet verdiği iddiasının da gerçeklikten uzak olduğunu, zira davacı tarafın söz konusu evrakı danışmanlık ücretinin ödenmesi amacıyla ciro ederek müvekkiline verdiğini, davacı tarafın danışmanlık sözleşmesinin yapıldığı tarihten bu güne kadar müvekkiline danışmanlık ücreti ve yaptığı masraflarla ilgili kısmi ödeme yaptığını, müvekkkilinin takibe konu bono da ... A.Ş.nin de imzası bulunmasına rağmen sırf şirketin ticari faaliyetlerini akim bırakmamak için şirket aleyhine takip yapmamış olduğunu, bu hususun dahi müvekkkilinin iyiniyetli olduğu belirterek davacının davasının ve tüm taleplerinin reddine karar verilmesini yargılama giderleri ile ücreti vekaletlerin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;" Somut olayda, davacı taraf ilk önce hem sözleşme hem de hileden kaynaklı menfi tespit talep etmiştir. Yargılama sırasında hile iddiasından vazgeçmiş ve sözleşme ilişkisine dayanmıştır. Hile iddiasından vazgeçildiğinden tanık dinlenilmesinden vazgeçilmiş ve davalının iddiaları yazılı ispata tabi olduğundan tanıkları dinlenilmemiştir. 22.08.2024 tarihli sözleşme davalı tarafça ikrar edildiğinden anılan sözleşme uyarınca davacının dava konusu kambiyo senetlerinden kaynaklı borçlu olmadığı anlaşılmıştır. Davalının sonradan sunduğu sözleşmeler ve sözleşmenin hile ile imzatıldığı iddiası açısından açısından ise eldeki dosyada iddianın genişletilmesine ve değiştirilmesine davalı tarafın muvafakatı olmadığından değerlendirmeye alınmamış " gerekçesiyle Davanın Kabulü ile, Kayseri Genel İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasına konu 27/02/2024 düzenleme tarihli, 08/04/2024 vade tarihli, 3.000.000,00-TL bedelli bono ve Kayseri Genel İcra dairesinin ... esas sayılı dosyasına konu 20/11/2021 düzenleme tarihli, 15/04/2024 vade tarihli, 520.000,00-TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, İİK'nun 72/5 uyarınca icra takibinin davacı yönünden derhal durdurulmasına, bu konuda Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılmasına, karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yerel mahkeme gerekli ve yeterli incelemeleri yapmadan hüküm kurmuş olup,verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Kambiyo senetleri ihdasi (kurucu) senetler olduğunu, borcun yenilenmesi kurumu için Kanun, tarafların açık iradesini aradığını, mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmadığını, somut olayda icra takibine konu edilen kambiyo senetlerinin mevcut bir borca ilişkin düzenlenip düzenlenmediği noktasında uyuşmazlık bulunmakta olup tarafların açık yenileme iradeleri bulunmadığı anlaşıldığından borcun sona ermesi sonucu doğmayacağını, kambiyo senetleri sebepten bağımsız (mücerret) kıymetli evraklar olduğunu, buna göre senedin temelinde yer alan hak, senede konu temel borç ilişkisinden bağımsız olduğunu, kambiyo senedi düzenlemesiyle asıl borçtan bağımsız olarak, senet üzerindeki borç ayrı bir borç ikrarı yarattığını, böylece taraflar arasında biri asıl borç, diğeri kambiyo ilişkisinden kaynaklanan borç olmak üzere iki ayrı borç ilişkisi doğar. Genellikle kambiyo senedi verilmesinin temelinde taraflar arasında bir borç ilişkisi bulunduğunu, sebepten bağımsızlık ilkesi gereği temel ilişki geçersiz olsa bile senet geçerliliğini koruduğunu, bu borçlar birbirinden bağımsız oldukları için temel borç ilişkisinin (yanılma, ehliyetsizlik, hata, hile, gabin vs.) türlü sebeplerle bozulmuş olması, kambiyo ilişkisini etkilemeyeceğini, temel borç ilişkisinden doğan defiler de kambiyo ilişkisi düzleminde ileri sürülemeyeceğini, borcun ortadan kalktığına yönelik örneğin senede konu alacağın sözleşme ile ortadan kaldırılması gibi vakıaların ileri sürülmesi emre yazılı senetler hukukunda defi başlığı altında ele alınmakla birlikte hukuki niteleme bakımından itiraz olduğunu, senedin bedelsiz olduğu iddiası, borçlunun, ödenmiş veya hiç doğmamış bir borç için düzenlenen senedin tahsil edilmeye çalışıldığını ileri sürdüğü kişisel bir defi olduğunu, değinildiği üzere borcun ortadan kalkması sonucu doğuran vakıalar itiraz niteliği taşıdığını, kişisel defilerin doğal sonucu olarak; senedin bedelsiz olduğunu iddia eden borçlu, bu durumu ispat etmekle yükümlü olduğunu, bu iddia genellikle, borçlunun icra takibine itirazı veya açacağı menfi tespit davası ile ileri sürülür ve yazılı belgeyle ispatlanması gerektiğini, somut olayda; dava dilekçesinde 3.000.000 TL bedelli senedin boş evrak olarak verildiğinden bahsedilmiş, bedelsizlik ya da bedelsiz kalma iddiasına da değinilmiş olmakla birlikte, dava dilekçesine konu edilen ve aşağıda irdelenen 22.08.2024 tarihli sözleşme/protokol ile icra takibine konu edilen kambiyo senetlerinin bedelsiz kaldığının ileri sürüldüğü anlaşıldığını, 22.08.2024 tarihli sözleşme/protokol niteliği itibariyle bir ibra görünümü gösterdiğini, ibra da ödeme gibi borcu sona erdiren bir hal olduğunu, dava dosyasına girmiş olan maddi anlamda itiraz nedenlerini hakim kendiliğinden dikkate aldığını, itiraz, karşı tarafın, yani davacı veya alacaklının iddia ettiği hakkın hiç oluşmadığına veya sona erdiğine ilişkin bir olayın ileri sürülmesi gerektiğini, davalı veya borçlu ileri sürdüğü olay ile talep edilen hakkın veya alacağın mevcut olmadığını iddia ettiğini, dava, 17.12.2024 tarihinde açıldığını, aradaki temel borç ilişkisinin dayanağı olan senetler ve bunlara karşı davalı ... tarafından davacıya ve dava dışı ... aleyhine icra takipleri; 520.000-TL ve 3.000.000-TL tutarlı senet için Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün... E. ve ... E. sayılı dosyalarından başlatılmış olup borçlu taraf bu takiplere itiraz etmediğinden icra takipleri kesinleştiğini, dava dilekçesinde bahsedilen, dilekçe ekinde fotokopisi sunulan ve ön inceleme duruşmasında kendilerine verilen 2 haftalık süre sonrasında dosyaya aslı sunulan 22.08.2024 tarihli TUTANAKTIR başlıklı Sözleşmede; söz konusu icra takiplerinin teminat maksatlı olduğu, icra ve uzantılarına dahil edilmeyeceği, karşılıklı rıza ile tanıklar huzurunda imzalandığı, işbu tutanağın 2024 yılı içerisinde geçerli olduğu, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla anlaşma yükümlülüklerinin bitmesi ile tarafların karşılıklı edimlerini yerine getireceği, işbu tarihten önce hem de sonra ...’nın ve ...’nın el yazısı vb. ile yazdığı sözleşmelerin geçersiz olduğu, işbu sözleşmenin iki taraf arasında hukuki olarak geçerli olduğu, diğer tüm sözleşmelerin geçersiz olduğu, icra dosyalarının senetleri dahil olmak üzere diğer tüm senetlerin 22/08/2024 tarihi itibarıyla geçersiz olduğu yazılıdır. Sözleşmenin alt kısmında 3 adet tanık isimleri ve T.C. kimlik numara bilgileri yazılıdır; ..., ..., .... Sözleşme bilgisayar çıktısı şeklinde olup el yazısı ile ‘’...’’ ve ‘Aslının Aynısıdır’ kaşesi basılarak üzerine ‘’...’’ isimleri yazıldığı, her iki ismin altına el yazısı ile atılı imzalar bulunduğu, sözleşmenin ortasına isimsiz el yazısıyla bir başka imza atıldığı, ‘Aslının Aynısıdır’ kaşesinin sol yanında el yazıyla bir imza daha atıldığı görüldüğünü, sonuçta ilgili 24/08/2024 tarihli sözleşmede toplamda 4 farklı imzanın yer aldığı görüldüğünü, duruşmanın 3 ve 4 no'lu kararlarında davacı tarafın davasını dayandırdığı 22.08.2024 tarihli tutanağın tahrifat yoluyla elde edildiği iddiası bulunduğundan eğer davalı tutuklu ise davalının imza ve yazı örneklerinin mahkemeye gönderilmesi de talep edildiğini, dosyaya giren müzekkere yanıtlarından dava alanının o sırada tutuklu olduğu cevabı gelmişse de davalının imza örneklerinin gerekçeli kararda incelenmediği görüldüğünü, hakimin davalıya yazı yazdırıp imza attırması uygulama ve öğretide ... olarak adlandırıldığını, bu istiktab bilirkişi incelemesinde yaptırılacak olandan ayrı olduğunu, mahkemenin sonradan rücu ettiği isticvab ve tanık dinlenmesine ilişki ara kararın istiktab kısmına ilişkin delil topladığı fakat bilahare bundan rücu ettiği görüldüğünü, isticvap ikrar mahiyeti taşıması halinde kesin delil niteliği taşıdığını, davalının bu yolla dinlenmediği görülmektedir. Sayın mahkemenin isticvap kararından; dava dilekçesinde bir kısım maddi vakıalara dayanılmasına rağmen rücu etmesi eksik inceleme sonucu doğurduğunu, 26/05/2025 tarihinde gerçekleşen Ön inceleme duruşmasının 5 no’lu kararı gereği davalının isticvabı için çıkarılan davetiyenin tebliği ile söz konusu 22.08.2024 tarihli sözleşmeye karşı davalı vekili 03/06/2025 tarihli ‘’Hukuksuz ve Sahte Delil İhbarı’’ konulu dilekçesi ile tarafına 03/06/2025 tarihinde tebliğ olunan ilgili 22.08.2024 tarihli belgeye karşı sahtelik iddiasında bulunduğunu ve dilekçesinin Eki 2’de taraflar arasında akdedilen başkaca 24.10.2024 tarihli ‘’...'nın geçmiş tüm anlaşmaları iptal ederek Kayseri Genel İcra Dairesinin... İcra dosyası 14.08.2024 17:10:06 İcra dosyasını kabul etmesi ve ödeme taahhüdü vermesi Protokolü’’ başlıklı bir başka imzalı belge sunulduğunu, bu belge içeriğinde davacı tarafın sunduğu 22.08.2024 tarihli tutanağa da atıflarda bulunduğu görülmekte, belgenin 3 no’lu başlığında ‘’ İş bu takibe konu olan senet diye başlayan tarihsiz ... ve ...'nın imzaladığı tanık olarak ... imzaladığı 3 adet anlaşma sözleşme ve tutanak ile mutabakatlar geçersiz olup, taraflar ... ve ...'nın hür ve özgür iradeleri ile bu akitler geçersiz olduğunu, Kayseri genel icra dairesinin... dosya nolu 14.08.2024 17:10:06 tarihli icra dosyasını ... kabul eder ve ...ya 1.11.2024 tarihine kadar ilgili borcunu ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, iş bu tutanak 2 nüsha hazırlanarak tanıklar huzurunda imza altına alındı 24 10.2024’’ yazılı olduğunu, ilgili protokolün de bilgisayar çıktısı olarak hazırlandığı 3 adet fotoğraf eklendiği olduğu görüldüğünü, bu 3 fotoğraftan protokolün sağ üst köşesinde yer alan belgenin davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği 22.08.2024 tarihli tutanak olduğu; belgenin sol üst ve sağ alt köşesinde yer alan tutanakların ise 21.08.2024 ve yine 21.08.2024 tarihli başkaca tutanaklar olduğu, aynı tarihli bu iki fotoğrafın baştan sona el yazısı ile yazıldığı bu fotoğraflardan sol üst köşede yer alan tutmaktır başlıklı 21.08.2024 tarihli yazıya el yazısıyla ... isminin yazıldığı ve altına imzasını atıldığı, yine el yazısıyla tanık ... yazıldığı ve altının imzalandığı görüldüğünü, belgenin kendisi 24.10.2024 tarihli olduğunu, davalı vekilinin ayrıca işbu 24.10.2024 tarihli belgeyi destekler nitelikte olan ve tutanağın içerisinde mevcut 3 adet fotoğrafta yer alan imzalı belgenin geçersiz ve iptal olduğuna ilişkin yine 24.10.2024 tarihli ...'nın ... üzerine atılı imzasıyla sunduğu dilekçe ekleri mevcut olduğunu, bu sözleşmelerin geçerliği ve imzaların sıhhatinin incelenmesi uzmanlık alanı dışında kaldığını, davanın menfi tespit davası olması, davanın taraflar arasındaki senede dayanak borç ilişkisinin varlığı veya yokluğunu esas alması gereği düşünüldüğünde yargılama bakımından eksik incelemeye konu olarak değerlendirilebilecek 24/10/2024 tarihli belgenin ,irdelenmesi kanun yolları bakımından bir bozma veya kaldırma gerekçesi olarak takdir edilebildiğini, ispat külfetini müvekkile yüklemiş bulunduğunu, Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1030 Esas 2026/86 Karar sayılı kararının kanuna usule ve Yargıtayın müstakar kararlarına aykırı olması nedeni ile söz konusu kararın KALDIRILMASINA karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; tespit davasının dayanağını ve ispatını 22.08.2024 tarihli sözleşmenin oluşturduğu, sözleşmenin incelenmesinde; Kayseri Genel İcra Dairesi’nin... esas sayılı dosyasına konu 27.02.2024 düzenleme, 08.04.2024 vade tarihli 3.000.000,00 TL bedelli bono ile yine Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... esas sayılı dosyasına konu 20.11.2021 düzenleme, 15.04.2024 vade tarihli 520.000,00 TL bedelli bonoya dayalı icra takiplerinin geçersiz olduğunun belirtildiği görüldüğünü, 22.08.2024 tarihli sözlemeye göre, icra takiplerinden dolayı müvekkilin borcu olmadığı yönünde anlaşma sağlandığından işbu menfi tespit davası 17.12.2024 tarihinde açılmış olup 27.01.2025 tarihinde ise dilekçeler teatisi tamamlandığını, yargılama sırasında, davalı, 22.08.2024 tarihli sözleşmenin içeriğinin tahrif edilmediğini ve altındaki imzanın kendisinden sadır olduğunun tespit edileceğini anlayınca inkar edilen 22.08.2024 tarihli sözleşmenin içeriği ve imzanın kendisinden sadır olduğunu kabul ederek dilekçeler sunduğunu, davalının sonradan sunduğu evrakların hukuken delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gibi sözleşmelerde bulunması gereken asli unsurları dahi içermediği, bu belgeler, 25.10.2024, 01.01.2023 tarihli olup dava tarihinden yaklaşık 1 yıl veya 2 ay önce düzenlendiğini, hukuken metin olarak kabul edilmeyen bu evraklar, dava tarihinde(17.12.2024) mevcut ise dilekçeler teatisinde ileri sürülmemesi ve bu konuda hiçbir açıklama yapılmaması davalının geçmiş tarihli sahte evraklar düzenleyerek yargılamaya manipüle etmeye çalıştığı izahtan vareste olduğunu, belgeler incelendiğinde; hem usul hukuku bakımından, hem de sözleşmelerin zorunlu unsurlarını içermeyip içerik itibariyle sözleşme düzenleme tekniğinden uzak, kes-yapıştır yöntemiyle oluşturulmuş, hukuki anlamda bir değer taşımayan metinler olduğunu, davalı tarafça sunulan istinaf dilekçesi incelendiğinde, ileri sürülen hususların mahkemece değerlendirilmiş iddiaların tekrarı niteliğinde olduğu, hükmü ortadan kaldıracak nitelikte yeni bir vakıa veya hukuki sebep içermediği açıkça görüldüğünü, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, dosya kapsamındaki tüm delilleri ve hukuki düzenlemeleri birlikte değerlendirerek usul ve yasaya uygun bir karar verdiğini, somut uyuşmazlığın temelini oluşturan 22.08.2024 tarihli sözleşme incelendiğinde; icra takiplerine konu edilen kambiyo senetleri ve icra takipleri konusunda anlaşıldığı ve bu icra takiplerinin açıkça geçersiz kılındığı, söz konusu senetlerin teminat mahiyetinde olduğu ve taraflar arasındaki borç ilişkisinin olmadığı bu sözleşme de kararlaştırıldığı sabit olduğunu , bu haliyle sözleşme, hukuki niteliği itibariyle borcu sona erdiren bir anlaşma niteliğinde olup; yerel mahkemenin bu yöndeki kabulü isabetli olduğunu, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde kambiyo senetlerinin soyutluk ilkesi değil, taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin sözleşme ile ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı hususu belirleyicidir ve mahkeme de bu çerçevede yerinde bir değerlendirme yaptığını, davalının yargılama sürecindeki beyanları incelendiğinde 12.08.2024 tarihli sözleşmenin içeriğini kabul ettiğini, davalı, başlangıçta sözleşmenin içeriğini inkâr etmiş, devamında imzanın kendisinden sadır olacağının tespit edileceğini anlaması üzerine iddiasını değitirerek sözleşmenin içeriğini hemde imzayı kabul ettiğini, dava konusu uyuşmazlığı sona erdirecek kabul beyanında bulunduğunu, davalı tarafından dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra, 03.06.2025 tarihi ve sonrasında sunduğu belgelerin; süresinde ileri sürülmediği, dilekçeler aşamasında bu belgelerin var olduğuna ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı, yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu ve sözleşme düzenleme tekniğinden uzak, kes-yapıştır mahiyetinde, bütünlük ve ciddiyetten yoksun metinler olduğu açık olduğunu, bu belgelerin hukuki anlamda delil değeri bulunmadığı gibi, ilk derece mahkemesinin bu belgeleri değerlendirmeye almaması da HMK’nın 145. maddesi gereği olduğunu, davalı tarafın sunduğu hukuk genel kurulu kararı dosyanın münderacatıyla uyumlu olmadığı gibi uyuşmazlıkta talilin olması durumunda ispat yükünün tartışılması gerektiği belirtildiğini, davalı tarafından yukarıda detayları belirtilen senetlerin icraya konulduğu, icra takibi sırasında müvekkil ile davalının anlaşma sağladığı, anlaşmaya göre özetle, icra takibine konu senetlerin ve takiplerin geçersizliğine karar verildiğini, anlaşmayı da 12.08.2024 tarihli sözleşme ile yazılı hale getirdiğini, davalı tarafça da bu yazılı sözleşmenin içeriği ve altındaki imza kabul edildiğini, hal böyle olunca, 12.08.2024 tarihli sözleşme ile iddiası zaten ispatlandığını, kaldı ki, davalı taraf kıymetli evrağın bir hizmet karşılığında alındığını ileri sürdüğü, müvekkil ise bunu kabul etmediği gerçeği karşısında taraflarca senedin talil edildiğinin kabulü mümkün olmadığını, bu bakımdan iddia edilen karar olaya uygulanamadığını, kabul etmemekle birlikte, bu karar, olaya uygulansa dahi kararın değişmeyeceği, zira müvekkil davasını, davalının da kabul ettiği yazılı delille ispat ettiğini, tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece yapılan yargılamanın usul ve yasaya uygun olduğu, hükmün isabetli olduğu ve davalı tarafın istinaf sebeplerinin yerinde bulunmadığı açıkça ortada olduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine ve Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/1030 Esas, 2026/86 Karar sayılı kararının onanmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan iki farklı kambiyo senedine dayalı haciz yoluyla takip sonrası açılan menfi tespit istemidir. Davacı, davaya ve takibe konu senetlerden ötürü 22.08.2024 tarihli taraflar arasında düzenlenen adi yazılı sözleşme gereği borçlu olmadığını, senetlerin hile ile imzalatıldığını savunmuş, davalı bu sözleşmedeki imzanın 03.06.2025 tarihli beyanında kendisine ait olmadığını savunmuş, cevap dilekçesinde delilleri arasında sunduğu başkaca sözleşmelerle bu sözleşmenin bir anlam ifade etmediğini, hükümsüz kaldığını, ortadan kaldırdıklarını savunmuştur. Davaya konu kambiyo senetlerine karşılık menfi tespit talebi nedeniyle, dayandığı sebeplerine göre ispat yükü kural olarak kendisinde olan Davacı, davalının imzaladığını iddia ettiği 22.08.2024 tarihli sözleşme gereği davalıya borçlu olmadığını savunmuş, davalı ise 03.06.2025 tarihli dilekçesinde, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını, hile ile kendisinden alındığını, gerçeği yansıtmadığını ve bu nedenle davacı ile başka sözleşmeler de yaptıklarını savunmuş/iddia etmiş, mahkeme ise davalının işbu sahtelik iddiası karşısında yargılama esnasında imza incelemesi yaptırmak için ara karar kururarak önce davalının imza örneklerini toplayıp ıslak imzalı örneklerini de almış ancak daha sonra bu ara karardan vazgeçerek savunmanın genişletilmesi kapsamında değerlendirerek dikkate alınmadığı şeklindeki hatalı gerekçe ile (sahtelik iddiasının yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesinin usulen mümkün olduğu hususu dikkate alınmadan) imza incelemesi yaptırmadan hüküm kurmuştur. Oysaki davalı cevap dilekçesinde delilleri arasında açıkça "sözleşmeler" şeklinde belirtmiş olup 22.08.2024 tarihli sözleşme dışında sözleşmeler de sunmuştur. Bu durumda gerek davacı tarafça dayanılan gerekse davalı tarafça dayanılan sözkonusu tüm sözleşme asılları, bu sözleşmelere dayanan ilgili taraflarından istenip dosyaya getirtilerek,önce tarafların bu sözleşmelerin gerek kapsamı/içeriği ve gerekse kendilerine atfen atılı görünen imzaları hususunda isticvap edilerek açık beyanlarının sorulması, ardından beyanlarına göre gerektiği takdirde ilgili sözleşme/sözleşmeler yönünden mahkemece ...'na imza incelemesi yaptırılarak imzaya/sahteliğe ilişkin itirazlarına dair ön sorun açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre imzanın davalıya ait çıkması durumunda diğer sözleşmeler ile beraberinde ve gösterdikleri taraf tanıkları (Henüz dinlenmemiş olanlar yönünden) hile iddiası hususunda da dinlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi isabetsizdir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE , 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. Gereğince, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/1030 Esas 2026/86 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 06/05/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.