Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2026/831 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2026/831
2026/987
6 Mayıs 2026
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/831 KARAR NO: 2026/987 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/02/2026 NUMARASI: 2024/858Esas - 2026/220Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/05/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 06/05/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/858 Esas 2026/220 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında yapılan t icaret nedeniyle 31.093,80 TL tutarında bakiye alacağı kaldığını, söz konusu alacağın tahsili için Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosya ile takip yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, borcun dayanağı olarak taraflar arasındaki ticareti gösterir cari hesap ekstresini dosyaya sunduklarını, söz konusu ekstrede davacının davalıya 301.093,80 TL tutarında satış yaptığı, davalının da 270.000 TL tutarında çek verdiği, bakiye 31.093,80 TL alacağı kaldığının görüldüğünü, bu tutarın davalı tarafça ödenmediğini, tarafların ticari defterleri incelendiğinde bu hususun ortaya çıkacağını belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tarafların 15.02.2024 tarihinde ticaret yapmaya başladığını ve 15.02.2024-01.04.2024 tarihleri arasında davacı tarafından teslim edilen ürünlere dair toplam 25 adet fatura düzenlendiğini, davalının davacı şirketten aldığı ürünlere ait faturaları ve yapmış olduğu ödemeleri karşılıklı olarak kaydetmek suretiyle cari hesap ekstresi tuttuğunu, bunun açık hesap ilişkisi olduğunu, davacı tarafından gönderilen ürünlerin bir kısmının hatalı (ayıplı) çıkması üzerine davalı tarafından davacı şirkete ürünlerin iade edildiğini, davalının kanuni hakkı olan sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, 18.04.2024 tarihinde 270.000 TL tutarlı 31.07.2024 vadeli çekle ödeme yaptığını, davacının haksız ve mesnetsiz bir şekilde cari hesaptan bakiye alacağa dayanarak takip yaptığını, davalının davacıya hiçbir borcu olmadığını, teslim edilen ürünlerin ayıplı olmayan kısımlarının bedelini ödediğini belirterek davanın reddine, davacının kötü niyetli olması nedeniyle %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; " Somut dava, cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Davalı vekili tarafından davacı tarafça gönderilen bir kısım ürünün ayıplı çıkması üzerine müvekkilinin ürünleri iade ettiği beyan edilmiştir.Taraf defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen raporda davacının cari hesaptan kaynaklı davalıdan 31.093,80 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup bu halde iadeyi ispat külfeti davalı üzerindedir. Davalı vekili tarafından whatsapp yazışma kaydı sunulmuş ve whatsapp görüşmesinin davacı şirket yetkilisi ...Bey ile yapıldığı beyan edilmişse de yazışmanın şirket yetkilileri arasında yapıldığının anlaşılamadığı, kaldı ki görüşme kaydının hangi faturaya konu ne miktarda, ne kadarlık ürünün ayıplı olduğuna dair açıklık bulunmadığı, davalının ticari defter kaydında iade faturası düzenlendiğine dair de kayıt bulunmadığı, davalı tarafça yemin deliline dayanıldığı ve sunulan yeminin davacı şirket yetkilileri tarafından eda edildiği görülmekle davalı tarafından bakiye davacı alacağı kadar ürünün ayıplı çıktığı ve davacıya iade edildiği hususu ispatlanamadığından davanın kabulüne, itiraza konu takip cari hesaba dayandırılmış olup,davalı bu miktar borçlu olduğunu kendi ticari defterleri ile bilebilecek durumda olduğundan alacağın likit olduğu gözetilerek İİK 67/2 maddesi gereği hüküm altına alınan asıl alacağın % 20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ...." gerekçesiyle Davanın kabulü ile davlının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, İtirazın iptaline karar verilen alacak miktarı olan 31.093,80-TL' nin %20' si oranında (6.218,76-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Öncelikle müvekkil şirket aleyhine verilen hükmün, telafisi imkansız zararlar doğuracağı açık olduğundan, İİK m.36 uyarınca, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar tehir-i icra kararı verilmesini talep ettiğini, davacı tarafça açılan işbu davada, yalnızca 31.093,80-TL bakiye alacağının kaldığı belirtilmiş; ancak bu alacağın hangi faturaya, hangi ürün veya hizmete, hangi tarihlerdeki teslimata, hangi ödeme planına dayandığını somut şekilde ortaya konulmadığını, ticari bir ilişkinin varlığı iddia edilmekle birlikte, bu ilişkinin ne zaman başladığı, hangi cari hesap dökümüne dayandığı, alacak kalemlerinin ayrıntısı, mahsuplaşma olup olmadığı ve bakiye hesabının nasıl yapıldığına ilişkin hiçbir açıklama dava dilekçesinde yer almadığını, yerel mahkeme gerekçeli kararında; dosyaya sunulan WhatsApp yazışmalarının şirket yetkilileri arasında yapıldığının anlaşılamadığı ve bu nedenle itibar edilemeyeceği yönünde, ticari hayatın gerçeklerinden ve dosya kapsamındaki somut delillerden kopuk bir değerlendirmede bulunduğunu, bu kabulün hukuken geçerliliği bulunmadığını, mahkeme, bu kişinin yetkili olup olmadığına dair bir şüpheye düşmüşse dahi, talep edilen SGK kayıtlarının sorgulanması veya Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarının celbi gibi basit usuli işlemlerle bu tereddüdü gidermek yerine; hiçbir araştırma yapmaksızın bu somut delili belirsiz olarak addettiğini, bu durum, HMK m. 27 uyarınca müvekkilimin Hukuki Dinlenilme Hakkı’nın ve İspat Hakkı’nın açık bir ihlali olduğunu, dolayısıyla; Mersis kayıtlarıyla kimliği ve temsil yetkisi sabit olan bir şahsın, ticari ilişki kapsamındaki ikrarının görmezden gelinerek kurulan hükmün, usul ve yasaya aykırılık nedeniyle bozulması zaruri olduğunu, yerel mahkeme, davacı şirket yetkililerinin eda ettiği yemini kesin delil kabul ederek davanın kabulüne karar vermişse de, bu yaklaşım usul hukuku ve maddi gerçeklik ilkesiyle bağdaşmadığını, müvekkil şirket yetkilisi tarafından yapılan ayıp ihbarına karşılık, davacı şirket müdürü ...’nun "Tamam onu da kaç adetse iade alalım. Ben araç yönlendiririm iadeler için" şeklindeki beyanı, yalnızca bir mesaj değil; 6098 sayılı TBK m. 227 çerçevesinde alıcının sözleşmeden dönme ve iade hakkının satıcı tarafından kayıtsız şartsız kabulü olduğunu, bu aşamadan itibaren, taraflar arasında iade süreci konusunda yeni bir mutabakat oluştuğunu, satıcının ayıbı kabul ederek iadeyi üstlendiği bir senaryoda, artık ayıbın varlığı tartışma konusu olmaktan çıktığını, davacı taraf iadeyi borçlandığını, davacı şirket yetkilisinin whatsapp üzerinden iadeyi kabul etmesine rağmen, mahkeme huzurunda "ürünler ayıplı değildir" diyerek yemin etmesi, TMK m. 2 dürüstlük kuralının en temel alt ilkelerinden biri olan kendi davranışıyla çelişme yasağı kapsamında olduğunu, hiç kimse, daha önce sergilediği ve karşı tarafta güven uyandıran yazılı beyanlarının tam aksini iddia ederek hukuki himaye göremediğini, yazılı ikrarı ile yemin beyanı arasındaki bu uçurum, davacının kötü niyetinin en somut göstergesi olduğunu, Whatsapp yazışmalarında adı geçen, malları fiilen kontrol eden ve iade sürecini yürüten personellerin dinlenilmesi talebi mahkemece gerekçesiz olarak reddedildiğini, ayıplı malın teslimi ve iadesi gibi maddi vakıalar tanıkla ispat edilebildiğini, mahkeme, maddi gerçeğe ulaştıracak tüm kapıları kapattığını, davacı yetkililerine kendi haksız iddialarını yeminle tasdik ettirme imkanı tanıdığını, yerel mahkeme eksiklikleri gidermek yerine denetime elverişsiz, yetersiz ve yüzeysel bir raporla yetindiğini, itirazların hiçbirini karşılamayan bu eksik inceleme süreci, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bozma sebebi olduğunu, netice itibarıyla; mahkeme, ispat yükünün müvekkil üzerinde olduğunu belirtmesine rağmen, müvekkilin sunduğu Mersis onaylı yazılı belgeleri analiz etmek yerine, bu belgelerin aksine edilen soyut yemine itibar ettiğini, bu durum, ispat hukukunun en temel hiyerarşik kurallarının ihlali olduğunu, yerel mahkeme, alacağın likit olduğu gerekçesiyle müvekkil şirket aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmetmişse de, dosya kapsamındaki somut vakıalar bu kararın tam aksinin uygulanması gerektiğini gösterdiğini, davacı taraf, bizzat şirket müdürü ... "İade alalım, araç göndereceğim" diyerek ayıplı malların varlığını kabul ettiğini, davacı taraf, yazılı belgelere rağmen mahkeme huzurunda gerçeğe aykırı yemin ederek müvekkil şirketi haksız bir ödeme yükümü altına soktuğunu, bu durum, sadece takibin haksızlığını değil, yargılama sürecinin de kötü niyetle yürütüldüğünü kanıtladığını, İcra ve İflas Kanunu uyarınca, takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olan alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi emredici bir kural olduğunu, davacının, iade sürecini ikrar etmesine rağmen bu süreci inkar ederek takip başlatması, kötü niyetin en yalın hali olduğunu, netice itibarıyla, müvekkil şirket aleyhine hükmedilen %20 icra inkar tazminatının kaldırılması ve davacı tarafın bu haksız ve kötü niyetli tutumu nedeniyle müvekkil lehine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin; mersis kayıtları ile kimliği ve temsil yetkisi sabit olan davacı şirket müdürünün WhatsApp üzerinden bizzat gerçekleştirdiği ayıbı kabul ve iade ikrarını hukuka aykırı şekilde görmezden gelerek, ispat hiyerarşisini bozup doğrudan yemin deliline dayanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu savunduğunu, ayrıca, davacı tarafın beratları GİB sisteminden doğrulanamayan defterlerine üstünlük tanınması ve kendi yazılı ikrarıyla çelişen yalan yemine dayalı hüküm kurulması nedeniyle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 27/02/2026 tarihli, 2024/858 E. ve 2026/220 K. sayılı kararın istinaf kanun yolu ile kaldırılarak davanın reddi ve haksız takip başlatan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edildiğini, ayrıntılarıyla arz ve izah edilen nedenlerle; tehir-i icra talebin kabulüne, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 27/02/2026 tarihli, 2024/858 E. ve 2026/220 K. sayılı kararının istinaf kanun yolu ile kaldırılarak haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı tarafın, bizzat ikrar ettiği iade sürecine rağmen kötü niyetle icra takibi başlatmış olması ve mahkeme huzurunda gerçeğe aykırı yemin eda ederek yargılamayı yanıltması nedeniyle; müvekkil aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatının kaldırılmasına, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, tarafları arasındaki satım sözleşmesi gereği davacı satıcının cari hesaptan kaynaklı bakiye alacağının tahsili amacıyla davalı alıcı aleyhine başlattığı takibe vaki itirazın iptalidir. Davanın dayandığı temel ilişki, satış sözleşmesidir. Mahkemece, davalı ayıp savunmasını ispat etmediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kural olarak satış sözleşmeleri satışa konu malın teslim edildiği hususunda ispat külfeti davacı tarafa düşmektedir. Davacı taraf alacağın dayanağı olan satışa konu malı teslimi hususunu usulünce ispat etmelidir. Dava konusu somut uyuşmazlıkta davalı taraf davacı tarafın faturaya konu malların anlaşılan nitelikte teslim edilmediğini savunması karşısında ispat yükü yer değiştirmiş olup gerçekte anılan bu hususun davalı tarafça usulünce ispat edilmesi, süresinde ayıplı mal teslimi hususunda ihbarda bulunup bulunulmadığı, savunmanın bu yönüyle ispatlanması gerekmektedir. Nitekim davaya konu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu yapılan bilirkişi incelemesi sonucu anlaşılmıştır. Davalı kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davacıya bildirimde bulunduğunu, ayıp ihbarının yapıldığını ispat yükü altında olmakla, süresinde bir ayıp ihbarının bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalıdır. Taraflar arasında satım akdine dayalı ilişki olduğu, davalının fatura borcunun ödememesinin ayıplı ifadan kaynaklandığına dair iddiasına dair yapılan incelemede TTK gereği süresi içinde ihbarda bulunmadığı, iade faturası düzenlemediği, davalının bu hususta davacıya yemin teklif ettiği, davacının yemini eda etmesi suretiyle davalının ayıbı ispatlayamadığı anlaşılmakla davalının 301.093,80 TL toplam satış faturasına binaen ödemiş olduğu 270.000,00 TL bedelin mahsubundan sonra geriye kalan 31.093,80 TL üzerinden takibe devam olunmasına dair verilen kabul kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur. 2004 sayılı Kanun'un m.67, II'e göre, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatı mahkum edilir. İtirazın iptali davasında borçlunun inkâr tazminatına mahkûm edilebilmesi için öğretide ve Yargıtay kararlarında genellikle kabul edildiği üzere, aşağıdaki şartların (birlikte) gerçekleşmesi gerekir: 1- Alacaklının ilâmsız icra takibi yapması, 2- Borçlunun ödeme emrine itiraz etmiş olması, 3- İtirazın iptali davasının süresi içinde açılmış olması, 4- Alacaklının talepte bulunulması, 5- Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi, 6-Alacağın likit olması. Bu şartlardan "likit alacak kavramı" alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likittir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olmalıdır. Buradan anlaşılması gereken; alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. İtirazın iptaline konu alacağın saptanmasının mümkün olduğu, alacağın taraflar arasındaki alım satımdan kaynaklı olduğu, faturaya dayandığı, takibe konu alacak yargılamayı gerektirmeyip likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi yerinde görülmüştür. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/858 Esas 2026/220 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.124,00 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafindan peşin olarak yatırılan 732,00 TL harcın mahsubundan sonra geriye kalan 1.392,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına Davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.06/05/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.