SoorglaÜcretsiz Dene

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2026/829 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2026/829

Karar No

2026/1029

Karar Tarihi

6 Mayıs 2026

T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/829 KARAR NO: 2026/1029 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/02/2026 NUMARASI: 2025/609Esas - 2026/218Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/05/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 06/05/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/609 Esas 2026/218 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında devam eden ticari ilişki kapsamında icra takibine konu 06/08/2024 tarih ve ... seri numaralı faturanın düzenlendiğini, faturaya konu borcun ödenmemesi üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk yoluna başvurduklarını, ancak anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, faturanın davalı şirkete ulaştığını, bunun ticari defter ve kayıtlarda mevcut olduğunu, uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı talep ederek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, haksız yere itiraz eden davalı şirkete % 10'dan aşağığı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;" Somut davanın değerlendirilmesinde; Mahkememizce davacı tarafının ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporuna göre davacı taraf davalıdan takibe dayanak faturalardan kaynaklı 451.160,12-TL alacaklı olduğu iddiasını kendi defterleri ile ispat etmiştir. Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için mahkememize ibrazı hususunda davalıya ihtaratlı tebligat yapılmış olup davalının defter ve kayıtlarını sunmayarak davacının ticari defter ve kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle davacının, usulüne uygun tutulmuş kendi ticari defter kayıtları ile takibe dayanak faturalardan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu ispatladığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından icra takibinde faiz isteminde bulunulmuş ise de yalnızca fatura düzenlenmesiyle davalının temerrüdü gerçekleşmeyeceğinden, davacı tarafından, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair dosyaya delil de sunulmamış olması gözetilerek davacının faiz talebi yerinde görülmediğinden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Bununla birlikte itiraza konu takip faturaya dayandırılmış olup,davalı bu miktar borçlu olduğunu kendi ticari defterlerini incelemesi ile bilecek durumda olduğundan alacağın likit olduğu gözetilerek İİK 67/2 maddesi gereği hüküm altına alınan asıl alacağın % 20' si oranında icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ...."gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaliyle, takibin 451.160,12 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-İtirazın iptaline karar verilen alacak miktarı olan 451.160,12-TL' nin %20' si oranında (90.232,02-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Şartları oluşmayan %10 tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece hükmedilen meblağın yüksekliği ve müvekkil şirketin ticari faaliyetlerinin aksamaması adına, kararın icrasının mehil vesikası alınmak suretiyle istinaf incelemesi sonuna kadar durdurulmasını talep ettiğini, yerel mahkeme, müvekkil şirketin ticari defterlerini sunmadığı gerekçesiyle HMK m. 222 uyarınca davacının defterlerini tek taraflı olarak delil kabul ettiğini, müvekkil şirketin defterlerini sunamamasının haklı nedenleri ve savunma hakkımız göz ardı edildiğini, davacı taraf, alacağını sadece kendi tuttuğu kayıtlarla ispatlamış sayıldığını, oysa ticari defterlerin delil niteliği kazanabilmesi için karşılıklı kayıtların birbiriyle örtüşmesi veya taraflar arasındaki mal tesliminin somut delillerle (sevk irsaliyesi, teslim belgesi vb.) kanıtlanması gerektiğini, mal teslimi ispatlanmadığını, dava konusu faturaya dayanak teşkil eden malların müvekkil şirkete teslim edildiğine dair dosyada hiçbir somut belge bulunmadığını, sadece fatura düzenlenmiş olması, borcun doğumu için yeterli olmadığını, teslim olgusu ispatlanmadan, sadece davacı defterindeki kayıtlar esas alınarak hüküm kurulması mülkiyet hakkının ihlali olduğunu , alacak likit (belirlenebilir) olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki karmaşık olup, bilirkişi raporuyla dahi alacak miktarı tartışmalı şekilde belirlendiğini, yargılamayı gerektiren ve likit olmayan bir alacakta müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi kanuna aykırı olduğunu, faiz talebinin reddi yerindedir ancak esas yönünden yanlış olduğunu, mahkeme her ne kadar takipten önceki faiz talebini temerrüt oluşmadığı gerekçesiyle reddetmişse de, asıl alacak yönünden davanın tamamen reddi gerekirken kısmen kabulü hatalı olduğunu, arz ve izah edilen ve dairece re'sen gözetilecek nedenlerle tehiri icra talebinin kabulü ile kararın icrasının durdurulmasına, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/609 Esas ve 2026/218 Karar sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına, hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davalının ticari defter ibrazından kaçınmasının hukuki sonuçları ve müvekkil kayıtlarının kesin delil niteliği Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kullanılmasını özel bir ispat rejimi altına aldığını, somut uyuşmazlıkta, müvekkil şirket ile davalı taraf arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacağın tespiti noktasında, mahkemece her iki tarafa da ticari defterlerini ibraz etmeleri yönünde kesin süre verilmiş ve gerekli ihtaratlar yapıldığını, ancak davalı taraf, mahkemenin bu kesin ihtarını ve yasal yükümlülüğünü görmezden gelerek defterlerini ibraz etmekten imtina ettiğini, davalının bu tutumu, basit bir usul hatası değil, ispat yükünün ve delil değerlendirme kurallarının müvekkil lehine kesinleşmesi sonucunu doğuran bir hukuki vakıa olduğunu, müvekkil ... A.Ş. tarafından mahkemeye sunulan ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi, alacağın varlığını ve miktarını hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit ettiğini, 09/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkil şirketin 2024 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süreleri içerisinde yaptırıldığı ve defterlerin birbirini doğruladığı açıkça tespit edildiğini, bu durum, HMK m. 222 kapsamında müvekkil lehine delil olma şartlarının tam olarak oluştuğunu gösterdiğini, davalı ..., istinaf başvurusunda yerel mahkemenin "eksik inceleme" yaptığını ve savunma haklarının kısıtlandığını ileri sürdüğünü, bu iddia, tamamen davalının kendi kusurlu davranışından kaynaklanan bir sonucun mahkemeye fatura edilmesi gayreti olduğunu, mahkemece davalıya defterlerini sunması için usulüne uygun tebligat yapılmış, inceleme günü bildirilmiş ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin sonuçları açıkça ihtar edildiğini, davalının bu süreçte sessiz kalarak defterlerini gizlemesi, yargılamayı uzatmak ve ispat sürecini sabote etmek amacını taşıdığını, yerleşik içtihatlar ve yasal düzenlemeler, defter ibrazından kaçınan tarafın bu eyleminin sonuçlarına katlanması gerektiğini emrettiğini, müvekkil ... A.Ş., üzerine düşen ispat yükünü usulüne uygun ticari defterleri, BA/BS bildirimleri ve banka kayıtlarıyla eksiksiz yerine getirdiğini, davalının ise bu somut deliller karşısında sunabildiği tek şey, kendi usuli hatasından devşirmeye çalıştığı "eksik inceleme" argümanı olduğunu, bu argümanın hukuki bir geçerliliği bulunmadığından, yerel mahkemenin isabetli kararının bu yönden bozulması söz konusu olamadığını, davalının ticari defterlerini sunmaması, müvekkil şirketin alacağını kesin delille ispatladığı gerçeğini pekiştirmiş ve mahkemenin vicdani kanaatini bu yönde oluşturduğunu, davalı, faturayı teslim almış, itiraz etmemiş ve bu faturayı kendi vergi dairesine BA (Büyük Alım) formu ile beyan ettiğini, Ticari hayatta hiç kimse, teslim almadığı bir malın faturasını kabul edip devletin resmi makamlarına "ben bu malı aldım" şeklinde beyanda bulunmadığını, davalının bu aşamadaki inkarı, sadece yargılamayı uzatmaya yönelik bir stratejiden ibaret olduğunu, davalı ..., mahkemenin inceleme yetkisini kasten kısıtlamış, müvekkilin defter kayıtlarının doğruluğunu denetleme imkanını bizzat kendisi yok ettiğini, davalı defterlerini sunmasa dahi, müvekkilin sunduğu banka dekontları ve çek kayıtları "ödeme" olgusunu, usulüne uygun defterleri ise "alacak" olgusunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtladığını, davalının "alacak likit değildir" savunması, bu net hesaplama karşısında tamamen boşa çıktığını, alacak, basit bir aritmetik işlemle (Toplam Ödeme - Toplam Alım) belirlenebilir nitelikte olduğunu, anılan kararda da açıkça ifade edildiği üzere, fatura alacakları borçlu tarafından her an hesaplanabilir ve bilinebilir nitelikte olduğunu, müvekkil şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkide, davalı tarafın ne kadar mal aldığı, bu mallara karşılık ne kadar ödeme yaptığı ve bakiye borcun ne olduğu kendi muhasebe kayıtlarında sabit olduğunu, yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu, taraflar arasındaki toplam 7.163.745,48 TL tutarındaki satış faturası trafiğini ve buna karşılık yapılan 5.560.000,00 TL tutarındaki ödemeleri net bir şekilde ortaya koyduğunu, aradaki 451.160,12 TL’lik fark, basit bir çıkarma işlemiyle ulaşılan, herhangi bir yargısal takdiri gerektirmeyen, matematiksel bir gerçek olduğunu, dolayısıyla, davalının alacağın varlığına veya miktarına yönelik soyut itirazları, alacağın likit olma vasfını ortadan kaldırmadığını, davalı borçlu..., icra takibi aşamasında borcun tamamına itiraz ederek takibi durdurmuş, ancak yargılama sürecinde bu itirazını destekleyecek tek bir somut delil, ödeme makbuzu veya iade faturası sunamadığını, somut uyuşmazlıkta davalı, faturaya itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğini, ancak ödeme aşamasına gelindiğinde haksız itirazlarla süreci sürüncemede bıraktığını, davalının mahkemece verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini ibraz etmemesi, aslında borcun miktarını ve likit olduğunu bildiğinin, ancak bu gerçeğin mahkeme huzurunda tescil edilmesini engellemeye çalıştığının en somut göstergesi olduğunu, icra inkar tazminatının temel amacı, borçlunun haksız itirazlarla alacaklıyı zarara uğratmasını ve yargı mekanizmasını gereksiz yere meşgul etmesini önlediğini, davalı taraf, borcun miktarını kendi kayıtlarından kolaylıkla tespit edebilecek durumdayken, sırf ödemeyi geciktirmek amacıyla "borcum yoktur" şeklinde genel bir itirazda bulunduğunu, bu tutum, dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan ve icra hukukunun korumadığı kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, müvekkil lehine hükmedilen %20 oranındaki (90.232,02 TL) icra inkar tazminatı, davalının haksız itirazının ve alacağı sürüncemede bırakma gayretinin yasal bir sonucu olduğunu, alacak miktarının belirlenmesi için mahkemenin bir takdir hakkı kullanmasına gerek kalmamış, sadece mevcut belgeler üzerinden teknik bir hesaplama yapıldığını, bu durum, alacağın likit olduğunun en kesin kanıtı olduğunu, bu karar ışığında, davalının kendi defterlerini sunmayarak yarattığı belirsizlik, müvekkilin alacağını ispatlamasına engel teşkil etmemiş; aksine HMK m. 222 uyarınca müvekkil kayıtlarının doğruluğuna karine teşkil ettiğini, mülkiyet hakkının özü, hak sahibinin hakkına en kısa sürede ve en az maliyetle kavuşmasını gerektirdiğini, davalının hiçbir somut delil sunmaksızın, yalnızca yargılamayı uzatmak amacıyla talep ettiği tehiri icra, müvekkil şirketin ticari likiditesini ve ekonomik geleceğini tehlikeye attığını, yerel mahkemenin isabetli kararı, müvekkilin mülkiyet hakkının hukuki bir tezahürü olup, bu hakkın kullanımı tehiri icra gibi usuli araçlarla haksız yere kısıtlanmaması gerektiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı titizlikle incelemiş, tüm delilleri hukuki bir süzgeçten geçirerek usul ve yasaya tam uyumlu bir hüküm tesis ettiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporu, müvekkil şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, açılış ve kapanış onaylarının tam olduğunu ve fatura konusu alacağın kayıtlarla örtüştüğünü teknik verilerle ispatladığını, davalının "mal teslim edilmedi" yönündeki soyut savunması, ticari defterlerini sunmaması nedeniyle HMK m. 222/3 uyarınca geçerliliğini yitirdiğini, somut olayda da yerel mahkeme, davacı müvekkilin alacak vakıasını ispatladığını, davalının ise aksini kanıtlayacak hiçbir delil sunmadığını net bir şekilde ortaya koyduğunu, kararın gerekçesi, bilirkişi raporuyla tam bir uyum içerisinde olduğunu ve hüküm fıkrası, tespit edilen maddi gerçeklikle örtüşdüğünü, davalının istinaf başvurusu, yerel mahkemenin hukuki isabetini zedeleyecek nitelikte bir argüman içermediğini, aksine, yerel mahkeme kararı, ticari dürüstlük ilkelerini koruyan ve müvekkilin haklılığını tescil eden bir "hukuk manifestosu" niteliğinde olduğunu, bu nedenle, usul ve yasaya uygun olan bu kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebi hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu, izah edilen ve re’sen gözetilecek sebeplerle; davalı tarafın haksız ve kötü niyetli tehiri icra (icranın durdurulması) talebinin reddine, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2026 tarihli, 2025/609 Esas ve 2026/218 Karar sayılı ilamının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle, davalının haksız istinaf başvurusunun esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, tek bir faturadan kaynaklı olarak başlatılan ilamsız icra takibinde borca yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince taraflar arasındaki tüm ticari ilişkiye bakılarak çözüme gidildiği, bilirkişi raporunun buna yönelik hazırlandığı görülmüşse de davacı yan davalı adına düzenlediği bir adet satım faturasını takibe konu ettiği görülmüş, buna dair inceleme yapılması, davacının bu faturadan kaynaklı olarak alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının mali müşavir bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken tüm ticari kayıtların incelendiği görülmüştür. HMK'nın 220. maddesi; "(1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmünü haiz olup, aynı Kanun'un 222. maddesinde ise; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.23 (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hususları düzenlenmiştir. Somut olayda, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davacı defterleri üzerinde bilirkişi tarafından inceleme yapılıp rapor sunulmuş ve raporda davalı şirket yetkilisinin ticari defterleri incelemeye ibraz etmekten kaçındığı belirtilerek davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamış ise de, davalının ticari defter ve kayıtlarının da davacının delil listesine göre ve davanın mahiyeti itibariyle incelenmesi gerektiğinden, davalıya ticari defter ve kayıtların ibrazı için HMK'nın 220/3. maddesi uyarınca bu maddede belirtilen husus ihtar edilerek kesin mehil verilmesi, süresi içerisinde defter kayıtlarının ibraz edilmesi halinde davacının iddiaları bakımından davalı defterlerinin bilirkişiye incelettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. İhtaratlı kesin mehile rağmen, ticari defter ve kayıtların sunulmaması halinde, belirtilen madde hükümlerine göre davanın esası değerlendirilerek karar verilmesi gerekmiştir. HMK'nın 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222/3 hükmü gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta aynı Kanun'un 220. maddesinin de uygulanması gerekmektedir. Bu maddenin üçüncü fıkrasında verilen sürede belge ibraz etmemenin sonucu düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 222. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hallerde uygulanacaktır. Ayrıca bu halde ticari defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, yani delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da uyuşmazlığa HMK'nın 222. maddesinin beşinci fıkrasındaki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, anılan Kanun'un 219 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. Bu sebeple yargılama sırasında ileri sürülen hususların ispatı için münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmaması durumunda ticari defterlerin ibrazında, diğer belgelerde olduğu gibi HMK'nın 219 ve 220. maddelerindeki hükümler uygulama alanı bulurlar. Bu çerçevede anılan Kanun'un 220. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda, aynı Kanun'un 222 nci maddesinin beşinci maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilmeyeceğine karar verecektir (..., ..., ..., ..., Medeni Usul Hukuk C II İstanbul 2017 s.1834) (HGK, 27.01.2022-2019/11-172 E., 2022/69 K.). O halde, mahkemece, davalıya anılan Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edileceği ve duruma göre belgenin içeriği hakkında davacının beyanının kabul edilebileceği ihtarını içeren kesin süre verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının da bu şekilde bildirilerek ihtar edilmesi gerekmekte olup ilk derece mahkemesinin bu husustaki ihtarının eksik olduğu anlaşılmış, gerekli ihtarın yapılarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/3199 Esas 2023/7125 Karar) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalı, borcun varlığını inkar etmektedir. Kural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. Davacıya ait ticari defter ve kayıtlarda alacağın kayıtlı olması ise, dayanak kayıtlarla desteklenmediği sürece tek başına alacağın varlığını kabule yeterli değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4765 Esas 2022/9328 Karar) Tüm bu hususlar nazara alınarak mali müşavir bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ile karar tesisi yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE , 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. Gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/609 Esas 2026/218 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 06/05/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.