İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 2026/831 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
bam
2026/831
2026/951
20 Nisan 2026
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2026/840
KARAR NO : 2026/951
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.11.2025 NUMARASI : 2025/1036 Esas, 2025/1031 Karar MAHKEMESİ : FETHİYE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15.01.2024 NUMARASI : 2023/646 Esas, 2024/40 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 20.04.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21.04.2026 Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi ile Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasında düzenlenen günlük kiralık olarak kiraya sunulacak bungalov evlere ilişkin 3 adet havuz yapım sözleşmesi (eser sözleşmesi) gereğince ödeme yapılmaması nedeniyle davacı tarafça başlatılan ilamsız icra takibine davalı borçlunun itirazının iptali istemidir. Davacı vekili Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından Fethiye İcra Müdürlüğünün 2022/10316 Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı ve davalı arasındaki sözleşme gereği davacının havuz yapımı edimini yerine getirdiğini, ödeme işleminin süresi içerisinde davalı tarafından yapılmadığını belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/798 E. 2023/350 K. sayılı kararı ile; davaya bakmakla görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 14. HD'nin 2023/1517 E. 2023/1532 K. sayılı ilamı ile, taraflar arasında havuz yapım işi konulu eser sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf yüklenici, davalı taraf ise iş sahibidir. Davacı yüklenici, eser sözleşmesi kapsamında edimini yerine getirdiği halde davalının iş bedelini süresi içinde ödemediğini iddia ettiği; davalı iş sahibi ise davalının kendine ait veya kiralanmış mobilyalı evlerde bir aydan daha kısa süreli olarak konaklama faaliyetleri yürüttüğünü, günlük kiralık olarak kiraya sunulacak bungalov evlere ilişkin 3 adet havuzun inşası için davacı tarafla sözleşme yapıldığını, davanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olduğundan görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davacının edimini tam olarak yerine getirmediğini, eksik ifada bulunduktan sonra işi terk ettiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğundan bahisle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine verilmiş ise de, davalı gerçek kişi yönünden Mahkeme tarafından usulüne uygun olarak tacir araştırmasının yapılmadığı görülmüştür. Bu kapsamda, Mahkeme tarafından öncelikle davalı gerçek kişinin T.T.K.nun 14 ve 5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3. maddesi çerçevesinde tacir olup olmadığı araştırılarak, davalının da tacir olmasının anlaşılması halinde eldeki davanın uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ticari dava olacağından görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olacağı; davalının tacir olmaması halinde ise davalının 6502 Sayılı Yasaya göre tüketici sayılamayacağından görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiği halde davalı gerçek kişinin tacir araştırması yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3 ve 353/(1)-a-6. maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında Fethiye 3. Asliye Hukuk mahkemesinin 2023/646 E. 2024/40 K. sayılı kararı ile, dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminat taleplerine yöneliktir. Taraflar arasında havuz yapım işi konulu eser sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf yüklenici, davalı taraf ise iş sahibidir. Somut uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu cevabi yazılardan anlaşılmıştır. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan, iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulması zorunludur. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5.maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde; dava dosyasının 26.12.2022 tarihinde mahkememize tevzi edildiği, HSKnın 07.07.2021 tarih 608 sayılı kararı doğrultusunda 01.09.2021 tarihinde Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin kurulup faaliyete geçirildiği dikkate alınarak görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili Muğla Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karar 09.09.2025 tarihinde kesinleşmiştir. Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/1036 Esas, 2025/1031 Karar sayılı, 04.11.2025 tarihli ilamı ile, Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın ticari dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de; 6102 sayılı TTK'nın 5/1 maddesi uyarınca ticari davalara bakmak görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Ticari davalar mutlak ve nispi ticari olmak üzere ikiye ayrılır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1 maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da tacir olmasından kaynaklanmakta olan hukuk davaları olduğu belirtilmiştir. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklarda TTK'nun 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen davalardır. Tarafların tacir olup olmadığının tespiti için ilgili kurumlara müzekkere yazılmış olup, Seydikemer Vergi Dairesinden gelen yazı cevabına göre davalı ....'nın esnaf sınırını aşmadığı, yıllık gelir vergisi olup, işletme hesabına göre defter tuttuğu görülmüştür. Davalının tacir sıfatının bulunmaması, uyuşmazlık konusunun 6102 Sayılı TTK'da düzenlenmemiş olmasına ve davalının ticari işletmesiyle ilgili olmamasına göre, davaya ticaret mahkemesinde bakılması düşünülemez gerekçesiyle görevli mahkemenin Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılarak karşı görevsizlik kararı verilmiş, karar dosya Dairemize gönderilmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır; Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin 21.07.2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177/1. fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup, bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan araştırmalarda Seydikemer Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan 25.09.2025 tarihli yazı cevabı ile, davalının, işletme hesabı usulüne göre defter tuttuğu, VUK 177/1 bendinin 1 ve 3 numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitin yarısını, 2 numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. Fethiye Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıya verilen cevapta, davalının ticaret sicil kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir. Bu durumda gelen resmi yazı cevapları esas alındığında; davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, uyuşmazlık konusunun TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari dava olmadığı, nispi nitelikteki ticari davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiği, bir tarafın ticari işletmesi ile ilgili havale, vedia gibi dava türünün de olayda mevcut olmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20.04.2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.