İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2026/7 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2026/7
2026/895
16 Nisan 2026
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/7
KARAR NO : 2026/895
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2024/283 Esas - 2025/644 Karar KARAR TARİHİ : 03/07/2025 DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 16/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/04/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü TARAFLARIN İDDİA, SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın sürücüsü, davalı ...'in maliki olduğu ve olay tarihinde davalı Sigorta şirketine ZMM ile sigortalı olan ... plakalı aracın müvekkilinin kullandığı ... plakalı motosiklete çarpması ile meydana gelen kazada müvekkili ile birlikte yolcu olarak bulunan kızının yaralandığını, müvekkilinin olayın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığını, belirsiz alacak olarak şimdilik, müvekkili ... için sürekli iş gücü kaybından dolayı 500,00 TL, geçici iş göremezlik kaybından dolayı 250,00-TL ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve bakıcı gideri bakımından 250,00-TL olmak üzere toplam 1000,00.-TL maddi tazminatın davalı ... A.Ş'den teminat limitleri dahilinde dava tarihinden itibaren ,diğer davalılardan ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, müvekkilinin kızı ... için ise olayda kendi de yaralanmış ise de, babasının yaralanmasından ve çalışamamasından dolayı 5.000,00 TL manevi tazminatın , davacı ...'un kendi yaralanması için 50.000 TL manevi tazminatın diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 28/09/2018 tarihli dilekçesi ile talep arttırımında bulunmuş, 06/05/2025 tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunmuş, harçlarını yatırmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının zararını ispat etmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ile ... davaya cevap dilekçesi vermemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle;12/11/2015 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın sigorta şirketi ve işleteni, davalı sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağından, davalı sürücünün %80 oranında kusurlu olduğu, kusurlu eylem sonucu Davacı ....' in maluliyetinin %7, iyileşme süresinin 6 ay olduğu sabit olmakla zararın tespiti amacı ile aldırılan aktüerya bilirkişi raporundaki hesaplamalar kaldırma ilamında belirtildiği şekilde yapıldığından hükme esas alınarak Davacı ....' in maddi tazminat davasının bedel arttırım ile ıslah dilekçesi de nazara alınarak zamanaşımı def'i ileri sürmeyen sigorta şirketi yönünden davanın kabulüne, davalı asiller ıslah ile arttırılan bedeller yönünden süresi içerisinde zamanaşımı def'i ileri sürdüklerinden 64.549,43 TL yönünden (kaldırma ilamı öncesi sunulan bedel arttırım dilekçesi arttırılan miktarlar için zamanaşımı süresi dolmadığından) davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşecek ise de, önceki hükümde bu yönde bir istinaf başvurusu bulunmadığından dava tarihten, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilme karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 5.310,00 TL geçici işgöremezlik, 59.340,28 TL kalıcı işgöremezlik, 6.675,52 TL tedavi ve bakıcı gideri olmak üzere toplam 71.325,80-TL'nin davalı ... ve ...' dan kaza tarihi olan 21/11/2015, sigorta şirketinden ise (poliçe limiti (tedavi-290.000,00 TL ve 290.000,00 TL sakatlık) ile sınırlı olmak üzere) dava tarihi olan 25/03/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...' e verilmesine, davacı...' in davalılar ... ve ... yönünden talep ettiği fazlaya ilişkin istemin (64.549,43 TL) zamanaşımı nedeniyle reddine, zamanaşımı def'i ileri sürmeyen sigorta şirket yönünden ise davacının bakiye 64.549,43 TL kalıcı işgöremezlik tazminatının sigorta şirketinden (poliçe limiti (tedavi-290.000,00 TL ve 290.000,00 TL sakatlık) ile sınırlı olmak üzere) dava tarihi olan 25/03/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...' e verilmesine, davacı ...'in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL ' nin davalı ... ve ...' dan kaza tarihi olan 21/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...' e verilmesine, davacı ...'in manevi tazminat davasının kabulü ile, 5.000,00 TL ' nin davalı ... ve ...' dan kaza tarihi olan 21/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı...'' e verilmesine karar verilmiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .. ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece hükme esas alınan kusurun bilirkişi heyeti raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tazminatın tamamından poliçe limitleri dahilinde olduğu gözetilerek sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, sigorta şirketinin tazminat tutarının tamamını karşılaması gerektiğini beyanla kararının kaldırılmasına, davanıın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar ... ve ... yönünden maddi tazminata yönelik değer arttırım dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabulü ile arttırılan değerin zamanaşımına uğradığı kabulünün isabetsiz olduğunu, davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminat bedeli düşük olduğunu beyanla kararın müvekkil lehine kaldırılmasına karar verilerek, davanın kabulüne mümkün olmadığı takdirde yargılamanın devamı için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Taraflar istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Taraflar arasındaki uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle bedensel yaralanmaya dayalı maddi ve manevi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ile davalı ... ve ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. İDM'nin 2016/405 e. 2021/282 k. Sayılı 23/03/2021 tarihli kararı ile; "1-Maddi tazminat talepleri bakımından davanın KISMEN KABULÜ ile, 25.657,25 TL sürekli işgöremezlik, 5.310,00 TL geçici maluliyet ve 6.675,52 TL olan SGK dışı tedavi ve ulaşım gideri bedeli toplamı 37.642,77 TL 'nin davalılardan ... (...)'dan dava tarihinden itibaren, diğer davalılardan ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacı ....'e verilmesine, 2-Davacı ...'in manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacı ...'e verilmesine, 3-Davacı ...'in manevi tazminat talebinin REDDİNE," ilişken verilen karara karşı tüm tarafların istinaf başvurusunda bulunması üzerine İzmir BAM 11 HD'nin 2021/1303 E. 2024/550 K. Sayılı 14/03/2024 tarihli ilamı ile özetle kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, yargılama sırasında reşit olan davacı küçüğün temsilinin veya asaleten katılımının sağlanması, müterafik kusurun tartışılması, davacı ... yönünden TBK madde 56/2 şartlarının bulunduğunun gözetilmesi hususlarındaki eksiklikler nedeniyle kaldırma kararı verildiği, İDM'ce kaldırma sonrası İTÜ Heyetinden alınan 07/08/2024 tarihli raporda kaza tespit tutanağı, olaya ilişkin alınan tüm raporlar da incelenerek varılan sonuca göre davalı sürücünün %80, davacı ...'un %20 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, raporun çelişkinin giderilmesi noktasında yeterli ve hükme esas almaya elverişli olduğu anlaşıldığından, İDM'ce bu rapor doğrultusunda karar verilmesinde dosya kapsamına ve hukuka aykırılık görülmediğinden davalı .... ve ... vekilinin kusura değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı ....'un kaza anında kaskının takılı olup olmadığı hususunda kaza tespit tutanağında ve dosya kapsamında kesin veri bulunmamakla beraber, yaralanmanın kafa bölgesinde olmamasına göre müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, İDM'nin bu husustaki inceleme ve gerekçesinin yeterli olduğu anlaşıldığından davalı ... ve ... vekilinin müterafik kusura değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bilindiği üzere; trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını, 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince sürücüden, 2918 Sayılı Kanununun 85 inci maddesi uyarınca işletenden ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısından zararını isteyebilir. Araç işleteni de, sigorta şirketi de zarar görene karşı sürücü ile birlikte müteselsilen sorumludur. Keza, 6098 Sayılı TBK'nun 61. maddesi uyarınca; birden çok kişi birlikte bir zarara neden oldukları veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacaktır. Aynı Yasanın teselsül hükümlerini düzenleyen 163. maddesi uyarınca ise; alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Buna göre, İDM'ce davalı sürücü ve işletenin ( zamanaşımından reddedilmeyen kısım için) sigorta şirketi ile birlikte müteselsilen sorumluluklarına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalılar ....ve ... vekilinin sigorta şirketinin sorumlu olduğu, kendileri yönünden davanın reddi gerektiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacılar vekili 25/03/2016 tarihinde belirsiz alacak davası olarak açtığı dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminat talep etmiş, İDM'ce alınan aktüerya kök ve ek raporlardan sonra alacaklarının belirli hale geldiğinden bahisle maddi tazminat talebini ek 28/09/2018 tarihli ek raporda %20-%80 kusur olasılığına istinaden belirlenen toplamda 73.550,99 TL'ye arttırmıştır. Kaldırma kararı sonrası yeniden aktüerya hesap raporu alınmış, davacılar vekili bu defa 06/05/2025 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplamda %20 -%80 kusur durumuna göre hesaplanan 138.100,42 TL'na ıslah etmiştir. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca, davasını HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kezde ıslah edebilir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2015/14980 Esas,2018/8201 Sayılı Kararı, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 2017/8546 Esas, 2018/16333 Sayılı,2017/8353 Esas,2018/13810 Sayılı Kararları gibi..") Eldeki davada kaldırma kararı sonrası % 80 kusur oranına göre yapılan hesaplamadaki farkın kalıcı işgöremezlik zararı hesabı hesap tarihinden kaynaklanmasına ve kaldırma öncesi davacı tarafça %80 kusur durumuna göre talep arttırım yapılmış olmasına göre alacak talep arttırım tarihinde belirli hale geldiğinden kaldırma sonrası 06/05/2025 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı tarafça bildirilen Yargıtay HGK'nun 2022/10-795 E. 2023/641 K. Sayılı 21/06/2023 tarihli ilamının somut olaya uygun olmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Islah dilekçesi 04/06/2025 tarihinde davalılar ... ve ... vekiline tebliğ edilmiş, bu davalılar vekili 18/06/2025 tarihli dilekçesi ile ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunmuştur. Haksız eylemlerden doğan davalarda uygulanacak zamanaşımı süresi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenmiş olup; bu madde içeriğinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık subjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir. Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunmuşsa bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Ancak, ceza zamanaşımı süresinin daha kısa olması durumunda, TBK 72. maddesinde gösterilen 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanmasına engel oluşturmaz. Bunun yanında, 2918 Sayılı KTK'nun 109/1.fıkrasına göre; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. 2.fkra gereğince; dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Anılan bu yasal düzenleme işletenin sorumluluğuna ilişkin zamanaşımı süresi bakımından da uygulanması gereken bir kuraldır. Ceza zamanaşımı süresi hem 2 yıllık zaman aşımı, hem de 10 yıllık zaman aşımı süresi yönünden uygulanır. Örneğin, cezayı gerektiren fiil için zamanaşımı süresi 15 yıl ise , zarar gören en geç bu süre içinde tazminat yükümlüsünü ve zararı öğrendiği takdirde tazminat davasını açmak zorundadır. Ceza süresi 5 yıl ise 2 yıllık süre , bu 5 yıl ile sınırlıdır. Ancak, 10 yıllık uzun süreye bu 5 yıllık ceza süresi uygulanmaz. Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.(Hukuk Genel Kurulu'nun 06.11.2002 gün ve 2002/4-882 E. 2002/874 K. sayılı kararı) Eldeki davada, ıslah tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi tamamlanmamış ise de TCK madde 66/1-e bendi uyarınca ceza dava zamanaşımı süresi 8 yıl olup, bu süre 2 yıllık nispi zamanaşımı süresinden uzun 10 yıllık zamanaşımı süresinden az olduğundan ceza dava zamanaşımı süresi 2 yıllık süreye uygulanacaktır. Buna göre, ıslah tarihi olan 06/05/2025 itibariyle olay tarihinden (12/11/2015) itibaren işleyen 8 yıllık ceza dava zamanaşımı süresi dolduğu gibi, davacı zararının mahiyetini ve esaslı unsurlarını yargılama sırasında alınan ATK maluliyet raporunun tebliği ile öğrendiğine göre; bu tarihten itibaren işleyen TBK madde 72/1 hükmündeki 2 yıllık sürenin de dolmuş olması nedeniyle davalı ... ve ... vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı defi nazara alınarak bu davalıllar yönünden ıslaha konu miktarın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olduğundan davacı vekilinin zamanaşımına değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 56. maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacı ...'un yaralanmasının niteliği, maluliyet oranı, tıbbi iyileşme süresi, davacı ...'in yakınlık derecesi, kusur durumu, olay tarihi, yukarıda açıklanan ilkeler, paranın alım gücü , davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde; İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının somut olaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekili ile davalı ...ve ... vekilinin manevi tazminat miktarlarına yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davacılar vekilinin ve ...-... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin ve ....-... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar tarafından peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 732,00-TL'den mahsubuyla, bakiye 116,60-TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı .... tarafından peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 2.747,35 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 6.580,01 TL'den mahsubuyla, bakiye 3.832,66 TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4- Davalı ... tarafından peşin yatırılan 1.683,10-TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 2.748,00 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 6.580,01-TL'den mahsubuyla, bakiye 3.832,01 TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ....-... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 16/04/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a Maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.