İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2025/2435 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2025/2435
2026/1143
15 Mayıs 2026
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2435 KARAR NO : 2026/1131 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/96 Esas - 2025/462 Karar KARAR TARİHİ : 08/07/2025 DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 15/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş.'ne ait, davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Karaman'dan Konya yönüne hareket halinde iken, Mersin’den İzmir istikametine aynı yönde seyreden davacıların içinde bulunduğu ... Suriye plakalı araca arkadan çarptığını, davacıların ağır yaralandığını, aylarca hastanede yattıklarını, Çumra Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/691 E., 2016/220 K. sayılı kamu davasında davalı sürücünün tam kusurlu, müvekkilinin ise kusursuz olduğuna karar verildiğini, davacı ...'ın hastaneden taburcu olduktan sonra 9 ay boyunca hiç yerinden kalkmadığını, kendisine eşinin baktığını, tedavisinin halen devam ettiğini, cisimleri çift gördüğünü, dengesini sağlayamadığını, yürürken eşinin koluna girerek dengesini sağladığını, kalıcı iş gücü kaybı bulunduğunu, öğretmen olan müvekkilinin çalışamadığı dönemlerdeki zararlarının davalılar tarafından karşılanması gerektiğini, manevi yönden de çok zor günler geçirdiğini, davacı ...'in ise kaza sonucu kalçasının alçıya alındığını, 2 ay alçıda kaldığını, kullandığı ilaçlardan dolayı mide kanaması geçirdiğini, 19 gün daha hastanede yattığını, yazılım mühendisi olduğunu, master bursu sebebiyle Estonya’ya gidişinin geciktiğini, sol bacağında güçsüzlük olduğunu, ayağının sürekli ağrıdığını, kendisinin halen Estonya'da fizik tedavisi gördüğünü ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı ... için 500,00-TL kazanç kabı ve 1.000,00-TL kalıcı iş gücü kaybı toplamı 1.500,00-TL maddi tazminat ile 50.000,00-TL manevi tazminatın, davacı ... için 250,00-TL kazanç kaybı ve 1.000,00-TL kalıcı iş gücü kaybı toplamı 1.250,00-TL maddi tazminat ile 25.000,00-TL manevi tazminatın, 25.07.2014 kaza tarihinden itibaren TCMB'nın kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranıyla birlikte, davalı sigorta şirketi sadece maddi tazminattan poliçe limiti ile sorumlu tutulmak kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 10.12.2020 tarihli dilekçesi ile 13.04.2021 tarihli celsede; davalı sigorta şirketinin ödeme yapması nedeniyle, maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini, davaya manevi tazminat istemleri yönünden devam ettiklerini belirtmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; KTK.’nun 110. md. uyarınca davanın sigorta sözleşmesini yapan acentenin ve davalıların ikametgah mahkemesi olan Konya ya da, kazanın meydana geldiği Çumra mahkemelerinde açılabileceğini ileri sürerek mahkemenin yetkisine itirazda bulunmuş, davalı ... San. ve Tic. Ltd Şti’ne ait, diğer dravalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, tarafların yol boyuncu birbirlerini sollayarak devam ettiğini, davacının müvekkilini solladıktan sonra ani bir şekilde aracının hızını azaltması sonucu müvekkilinin aracının duramayarak ön kısmı ile davalının aracına çarpması neticesi kazanın meydana geldiğini, ceza dosyasında müvekkilinin trafik düzenine aykırı olarak ve kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı açısından genel ve somut bir tehlike olabilecek şekilde kullandığı yönünde herhangi bir delil mevcut olmaması nedeniyle beraat ettiğini, sadece davacıların yaralanması nedeniyle adli para cezasına hükmedildiğini, taraflarınca bu kararın temyiz edildiğini, kusura ilişkin ve davacıların maluliyet oranları yönünden Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması, davacıların kaza anında emniyet kemerlerini takmamış olmalarının değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi davalı sigorta şirketine 09.01.2017 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 23.01.2017 tarihli cevap süresinin uzatılması talebinde bulunmuş, tanınan ek süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı sigorta şirketi 26/11/2020 tarihli dilekçe ile; ekte sunulan ibraname ve sulh anlaşması gereği, davacı taraf ile sulh olduklarını, sözü geçen sulh anlaşması gereği davacının, ekte yer alan beyanları ile davadan ve fazlaya ilişkin haklarından feragat etmiş bulunduğunu, davacı taraf ile karşılıklı şekilde avukatlık vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin de bulunmadığını belirterek, sulh anlaşması nedeniyle, davanın maddi tazminat bakımından feragat nedeniyle reddine; taraflarca bu hususta anlaşılmış olunduğundan vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Cumra Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/691 E.s. Dosyası, sicil kaydı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, Adli Tıp Kurumunu raporları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen 23/11/2021 tarih kararın Dairemizin 31/01/2025 tarih ve 2022/698 Esas, 2025/174 Karar sayılı kararı ile kaldırılması sonucu verilen son kararda özetle; ilk olarak verilen ve kaldırılan karardaki aynı gerekçelerle davacıların maddi tazminat istemli davasından feragat ettiği de gözetilerek, trafik kazasındaki yaralanmaya bağlı maluliyetleri de değerlendirildiğinde TBK.'nun 56. md. hükmü gereğince, uygun illiyet bağı ile, hukuka aykırılık bağı koşullarının ve manevi tazminat isteme koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla, davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, davacılar tarafından davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; ... yönünden 45.000,00-TL, davacı ... yönünden 20.000,00-TL Manevi Tazminatın 25.07.2014 kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar ... ve ... Ltd Şti vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen ilk karara yönelik aynı istinaf nedenlerini ileri sürmüş ve taraflarınca tanık deliline dayanmasına rağmen isim ve adreslerini bildirmeleri için süre verilmediğini, tanıkları dinlenmeden karar verildiğinden hukuki dinlenme hakkının ihlal edildiğini, müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın ... Anonim Şirketi'ne 27/01/2014 - 2015 tarih süresinde 001-0210-... poliçe numarası ile sigortalandığından 07/09/2018 tarihinde UYAP üzerinden ihbar talep edip dilekçe sunduklarını, ancak ihbar dilekçelerinin sigorta şirketine tebliğe çıkartılmadığını, bu nedenle davalı müvekkillerin zararı söz konusu olup yerel mahkemece dosyanın yeterince incelenmediğini, her şeyden önce müvekkillerin davacılar lehine manevi tazminattan sorumlu tutulmamalarının kabul edilemeyeceğini, kazanın gerçekleşmesinde müvekkilinin herhangi bir kusur bulunmadığını, çıkan maddi tazminat miktarına göre manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yerel mahkeme dosyasında aldırılan gerek kusur gerekse de hesap raporlarının denetime elverişli olmaması, hesap hataları içermesi nedeniyle hükme esas alınamaması gerektiğini, kusur raporu tanzim edilirken cevap dilekçelerinde bahsedilen hususların nazara alınmamasının tek taraflı bir yargılama yapıldığını gösterdiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacılar vekili istinaf başvurusuna cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir. İlk derece Mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda yukarıda özetlenen gerekçelerle, usulü eksiklikler giderilmek suretiyle ; davacıların maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizce HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Bilindiği üzere; sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı dava açabilir. İşleten, sürücü ve sigorta şirketi zarar görene karşı TBK'nun 61. maddesi uyarınca farklı sorumluluk nedenleriyle ama müteselsilen sorumludurlar. Ayrıca, 6098 Sayılı TBK'nun 56/1. maddesine göre; Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. 6098 Sayılı TBK'nun 61. maddesi gereğince birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları taktirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Davalılar zarar görene karşı TBK'nun 61. maddesi gereğince müteselsilen sorumlu olup; davacı 6098 Sayılı TBK'nun 163. maddesi gereğince müteselsil sorumlulardan biri yada hepsine veya birkaçına başvurmakta serbesttir. Somut olayda; trafik kazası tespit tutanağında; 25/07/2014 tarihinde saat 17:00 sıralarında sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Karaman İ. Çumra istikametinden Konya İline seyir halinde iken, aracının ön kısmı ile hemen önünde seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... Suriye plakalı, yabancı plakalı araca arkadan çarpması neticesi kaza meydana gelmiş olup, kazada ... plakalı aracın ön can, ön motor ve kaput kısmı, ön tampon kısmı ile ... Suriye plakalı, aracın arka tampon, bagaj kısmı, sol arka yan kapı ve araç üt kısmı komple hasar gördüğü, kaza sonucunda ... plakalı araç sürücüsü ...'un 2918 Sayılı K.T.K'nun 84. maddesinde yer alan, diğer kusurlardan 56/1-c ( önlerinde giden araçları güveli ve yeterli bir mesafeden izlememek, yakın takip) kusurları ihlal ettiği belirtilmiştir. Davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmalarına rağmen ilk derece mahkemesince tanıklarının isim ve adreslerini bildirmeleri için kendilerine süre verilmediğini, tanıkları dinlenmeden karar verildiğinden hukuki dinlenme hakkının ihlal edildiğini, müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın ... Anonim Şirketi'ne 27/01/2014 - 2015 tarih süresinde ... poliçe numarası ile sigortalandığından 07/09/2018 tarihinde UYAP üzerinden ihbar talep edip dilekçe sunduklarını, ancak ihbar dilekçelerinin sigorta şirketine tebliğe çıkartılmadığını, bu nedenle davalı müvekkillerin zararı söz konusu olup yerel mahkemece dosyanın yeterince incelenmediğini ileri sürdüğünden öncelikle usule ilişkin bu itirazları incelenmiştir. Dava 6100 Sayılı HMK'nun yürürlükte olduğu 23/12/2016 tarihinde açılmış ve 6100 sayılı HKM.'nun 105. maddesinde düzenlenen eda davası niteliğinde olup, 6100 Sayılı HMK'nın 118 vd. maddeleri gereğince yazılı yargılama usulüne tabidir. 6100 Sayılı HMK'da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenleme yapılmıştır. Bunlar; 1) Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (HMK 118, 126-136 md), 2) Ön inceleme (HMK 137-142 md), 3) Tahkikat (HMK 143-293 md), 4) Sözlü Yargılama (HMK 184-186 md) ve 5) Hükümdür ( HMK 294 md). Dava açılıp, dilekçelerin (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri) karşılıklı verilmesinden sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirilir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir (HMK 139 md). Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder (HMK 140/1 md). Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder; bu teşvik özellikle yasak savma ya da kanuni gerekliliğin yerine getirilmesi amacıyla değil, sonuca odaklanmak suretiyle gerçekten tarafların uyuşmazlığı bitirmeleri yönünde teşvik edecek şekilde yapılarak bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder (HMK 140/2 md). Bu yönde bir kanaat edinmediği takdirde; ön incelemeye devam ederek ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür (HMK 140/3 md). Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (HMK 140/5 md). Özellikle dikkat edilmesi gereken nokta; ön inceleme duruşması tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği hususudur (HMK 137/2 md). Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def'ileri inceleyerek karara bağlar (HMK 142/1 md). Mahkemece ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra tahkikat işlemine gerek olmaması halinde nihai bir karar verebilir (HMK 138-142 md). İşin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilecekse, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra taraflar tahkikat için duruşmaya davet edilir. Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir ( HMK 147 md). Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir (HMK 186 md). Eldeki davada, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra 31/10/2017 tarihinde ön inceleme duruşması yapılmasına karar verilmiş ve ön inceleme duruşma gün ve saati davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, ancak bu davalılar vekili ön inceleme duruşmasına mazeret bildirdiğinden, mahkemece mazezeti kabul edilerek ön inceleme duruşmasının bir defaya mahsus ertelenmesine ve ön inceleme duruşmasının 06/02/2018 tarihinde yapılmasına karar verilmiş, bu davalılar vekiline duruşma tutanağı eklenerek ön inceleme duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin usulune uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen 06/02/2018 tarihindeki ön inceleme duruşmasına da mazeret dilekçesi sunması üzerine, ilk derece mahkemesince 06/02/2018 tarihli 2. Celsede ön inceleme aşaması tamamlanmakla tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilmiştir. Davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin ön inceleme duruşması dahil 11. celseye kadar olan tüm duruşmalara mazeret dilekçesi sunduğu ve ön inceleme duruşmasının bu davalılar vekilinin yokluğunda yapılıp tamamlandığı, bu davalılar vekilinin 11. celsedeki tahkikat duruşmasına ve 13. celsedeki son tahkikat duruşmasına katıldığı, ancak ne hazır bulunduğu celselerde, ne de ön inceleme duruşmasından tahkikatın tamamlandığı son duruşmaya kadar tanık bildirmek istediklerine dair herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi, tanık listesi de sunmadığı anlaşılmakla, istinaf aşamasında tanıklarının isim ve adreslerini bildirmeleri için ilk derece mahkemesince kendilerine süre verilmediğinden bahisle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğine yönelen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yine, davaya konu kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsü ve işleteni olan davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilince UYAP üzerinden dosyaya sunulan 07/09/2018 tarihli dilekçe ile; müvekkili ...San ve Tic Ltd Şti'ne ait ... plakalı aracın ...A.Ş.'nin 27.01.2014 başlangıç-27.01.2015 bitiş tarihli ... numaralı poliçesi ile sigortalanmış olduğunu öğrendiklerini belirterek, müvekkilinin ileride hak kaybına uğramaması için davanın ... A.Ş.’ye ihbar edilmesine karar verilmesini istediği ve ilk derece mahkemesince bu ihbar talebinin değerlendirilmediği ve ihbar dilekçesinin ... A.Ş.’ye tebliğe çıkartılmadığı anlaşılmış ise de; davacıların maddi tazminat taleplerinin davalı sigorta şirketince karşılanması nedeniyle feragat edildiğinden reddine karar verildiği, manevi tazminat talepleri yönünden ise ihbar dilekçesi ekinde sunulduğu belirtilen ... A.Ş.'ye ait sigorta poliçesi dosyaya sunulmadığından ve istinaf dilekçesi ekinde de belirtilen bu sigorta poliçesi sunulmadığından, söz konusu sigorta poliçesinin manevi zararları kapsayıp kapsamadığının bilinemediği, kaldi ki bu sigorta şirketine davanın ihbarının dava dışında da davalılar tarafından yapılabileceği anlaşılmakla; davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin bu yöne değinen istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Kural olarak, 6098 Sayılı TBK'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından HAGB kararı (5271 Sayılı CMK'nun 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, ceza miktarı yönünden verildiği anda kesin olan kararlar da maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığından hukuk hakimi bakımından bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Çumra Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02/03/2016 tarih ve 2015/691 Esas, 2016/220 Karar sayılı kararı ile; suç tarihi olan 25/07/2014 tarihinde katılan ...'un Karaman ilinden Konya iline doğru gitmekte iken Mersin ilinden İzmir iline gitmekte olan müşteki sanık ... isimli Suriye uyruklu şahsın arabası ile müşteki şüpheli ...'u sollayıp önüne geçtiği, bir süre önlü arkalı gittikten sonra müşteki şüpheli ...'in aniden yavaşlaması sonucu mağdur sanık ...'un ...'e arkadan çarptığı, çarpmanın neticesinde müşteki sanık ve katılanın meydana gelen trafik kazası sonucunda katılanların doktor raporunda belirtildiği gibi kemik kırığı oluşacak BTM ile giderilemeyecek nitelikte yaralandıkları, mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna göre katılan ...'in olayın meydana gelmesinde asli kusurlu ...'in ise kusursuz olduğunun belirtildiği, katılan sanık ...'in bu surette üzerine atılı katılanlar ... ve ...'e yönelik taksirle yaralama suçunu işlediği sabit olduğundan neticeden 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği, mağdur sanık ... hakkında TCK 89/1.made uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmışsa da, sanığın üzerine atılı suçun takibinin şikayete bağlı olması, katılan sanık ...'in hazırlık aşamasında kimseden şikayetçi olmadığını beyan ettiğinden şikayet yokluğu nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine, her ne kadar sanık ... ve ... hakkında ayrıca TCK 179/2. maddesi uyarınca da cezalandırılmaları için kamu davası açılmışsa da, TCK 179/2 maddede yer alan suçun oluşabilmesi için; bir trafik kazasının oluşması gerekli ve yeterli olmayıp, failin eylem ve davranışları ile trafik güvenliğini genel olarak tehlikeye sokması, kişilerin mal, can emniyeti açısında genel ve somut bir tehlike meydana getirmesi gerektiğinden bu suçun somut tehlike suçu olup, TCK 179/2 nin gerekçesinde de açıklandığı üzere; failin salt bir trafik kuralını ihlal etmesinin suçun oluşumu için yeterli olmadığı, sanık ...'in olayda kusursuz olması, ...'in de aracını trafik düzenine aykırı olarak ve ayrıca kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde kullandığı yönünde herhangi bir delil olmaması nedeniyle üzerilerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince hasar ve kusur uzmanı bilirkişiden alınan 25/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda, davalı Sürücü ..., sevk ve idaresindeki aracı ile gündüz vakti görüş mesafesinin açık olduğu güzergahında seyir halinde iken, yüksek hızla seyretmesi ve öndeki araçla arsında güvenli mesafe bırakmaması nedeniyle, öndeki araç hızını azalttığında, fren yapma davranışında bulunup aracını durduramadığından 2918 Sayılı KTK'nun 51. ve 56/1-c maddelerini ihlal ederek kazanın meydana gelmesinde etken olduğu, davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... Suriye plakalı aracını trafik kurallarına ve nizamlarına uygun bir şekilde ve uygun şerit üzerinde sevk ve idare ederken, arkasından gelerek aracının arka kısmına çarpan diğer sürücüye karşı zararlı sonucu öngörmesi ve önlemek adına tedbir alması mümkün olmadığı kabul edilerek, davacı sürücünün kazanın oluşumunda etken kusuru bulunmadığı belirtilmiştir. Ceza mahkemesince, kesin olarak verilen karar hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte değilse de, hukuk hakimi ceza dosyasındaki delilleri serbestçe değerlendirebilecektir. Bu kapsamda, ceza dosyasındaki tüm deliller, kusur yönünden birbirini doğrulayan ceza yargılaması sırasında ve eldeki davada yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarına göre; 25/07/2014 tarihinde saat 17:00 sıralarında davalı Sürücü ...'un sevk ve idaresindeki diğer davalı şirkete ait ... plakalı araç ile gündüz vakti görüş mesafesinin açık olduğu güzergahında seyir halinde iken, yüksek hızla seyretmesi ve öndeki araçla arsında güvenli mesafe bırakmaması nedeniyle, öndeki araç hızını azalttığında, fren yapma davranışında bulunup aracını durduramadığından 2918 Sayılı KTK'nun 51. ve 56/1-c maddelerini ihlal ederek kazanın meydana gelmesinde etken olduğu, davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... Suriye plakalı aracını trafik kurallarına ve nizamlarına uygun bir şekilde ve uygun şerit üzerinde sevk ve idare ederken, arkasından gelerek aracının arka kısmına çarpan diğer sürücüye karşı zararlı sonucu öngörmesi ve önlemek adına tedbir alması mümkün olmadığından davacı sürücünün kazanın oluşumunda etken olmadığı, kusur yönünden alınan her iki raporun kazanın oluş şekline ve dosya kasamına uygun olduğu, davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalıların kusura ve belirlenme yöntemine değinen tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davacı ...'nin Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan 25/07/2014 tarihli rapor, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalından alınan 10/06/2019 tarihli rapor ile İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 23/09/2019 tarihli raporuna göre de; 25/07/2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması nedeniyle, 11.10.2008 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: E cetveline göre % 41.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (işgöremezlik) süresinin 25/07/2014 tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği; diğer davacı ...'in ise, Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan 11/08/2014 tarihli rapor ile İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 29/07/2020 tarihli raporuna göre de; 15/07/2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek Grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak; E cetveline göre; %11.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 15/07/2014 tarihinden itibaren 6 (Altı) aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Bu durumda; ilk derece mahkemesince kusur ve davacıların yaralanmasına ilişkin bu raporların hükme esas alınmasında ve davacıların kazadaki yaralanmaları nedeniyle oluşan manevi zararlarından araç işleteni ve sürücüsü olan davalıların sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, ... plakalı aracın sürücüsü ve işleteni olan davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin bu yönlere değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Manevi tazminat miktarları yönünden yapılan incelemede; 6098 Sayılı TBK'nun 56. maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Eldeki davada; kazanın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, kaza nedeniyle davacılarda meydana gelen yaralanmaların niteliği ve ağırlığı, iyileşme süreleri ve maluliyet oranları, ceza mahkemesi kararı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, hak ve nesafet kaideleri, istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı, yukarıda açıklanan ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının fazla olmadığı anlaşıldığından, davalılar davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin bu yönlere değinen istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar tarihi itibari ile alınması gereken 4.440,15 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 768,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.671,67 TL harcın bu davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar ... ve ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 15/05/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a Maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.