İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2024/379 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2024/379
2026/953
27 Nisan 2026
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/379
KARAR NO : 2026/953
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2016/277 Esas 2022/580 Karar KARAR TARİHİ : 10/06/2022 DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle) KARAR TARİHİ : 27/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/04/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı küçük ....'e velayeten velisi .... vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı .... plakalı aracın 01/10/2015 tarihinde asli ve tam kusurlu, tek taraflı olarak park halindeki .... plakalı araca çarpması sonucunda aynı araçta bulunan müvekkili ....’ın ağır şekilde yaralandığını, müvekkili ....’in 25/05/2000 doğumlu olması nedeniyle davanın temsile yetkili velisi.... adına velayeten açıldığını, davalı sigorta şirketinin eldeki davada sadece daimi sakatlık tazminatı yönünden poliçe limiti ile sorumlu olması kaydıyla yasal hasım olarak gösterildiğini, kaza anındaki araç sürücüsünün davalı .... olduğunu ve reşit olmadığını, davalı ....’un ise kazaya sebep olan .... plakalı aracı hakimiyetinde bulunduran kişi olduğunu ve aynı zamanda velisi olduğu ...’un eyleminden sorumlu olması nedeniyle yasal hasım olduğunu, davalı ....’un şahsına husumet yönelttikleri bir davalı olmadığını, velayeten temsil amacıyla davaya dahil edildiğini, davalı ....A.Ş.’nin ise kazaya sebebiyet veren .... plakalı aracın sahibi olduğunu, kusursuz sorumluluk ilkesi gereği hasım gösterildiğini, kazanın oluşunda müvekkiline yüklenecek bir kusur olmadığını, müvekkilinin araçta yolcu olduğunu, asli ve tam kusurun kaza tarihinde geçerli ehliyeti olmayan davalı..... ve ehliyetsiz bir küçüğe araç teslim eden, aracı hakimiyetinde bulunduran .... olduğunu, ....’un ceza dosyasında verdiği 24/12/2015 tarihli ifadede kaza yaptığı araçtan söz ederken “babama ait olan aracı aldım” şeklinde beyanda bulunduğunu, bu beyana duruşmada olan velisi/ babasının itiraz etmediğini, davalının kaza sonrasında dahi oğluna araç teslim etmeye devam ettiğini, müvekkilinin bu kaza nedeniyle daimi olarak sakat kaldığını, tedavisinin devam ettiğini, sağ kolunu kullanamaz durumda olduğunu, kolunun Devlet Hastanesindeki müdahalenin yetersiz kalması nedeniyle kesilmesine karar verildiğini, müvekkilinin ve annesinin yalnız yaşadıklarını, gelirlerinin iaşelerine ve müvekkili ....’in eğitim masraflarına ancak yettiğini, davalı tarafın ceza davası düşürüldükten sonra müvekkilini arayıp sormadığını, herhangi bir maddi ve manevi yardımda bulunmadıklarını, müvekkilinin bu kaza nedeniyle çok fazla yıprandığını, yakınlarının yardımıyla geçindiğini, aylardır hastanalerde yatıp kalkan ve müvekkili ile ilgilenmek zorunda olan annesinin de çalışamadığını, başkaca gelirlerinin bulunmadığını, dava masraflarını karşılayacak durumlarının dahi olmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, küçük ... . için şimdilik 20.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının tüm davalılardan haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 60.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç diğer davalılardan 01/10/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 28/01/2020 tarihli değer artırım dilekçesi ile; ıslaha ve tüm fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL olarak istedikleri maddi tazminat/sürekli iş göremezlik tazminatını 318.516,40 TL olarak belirli hale getirdiklerini belirterek, 318.516,40 TL’nin haksız fiil tarihi olan 01/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi hariç diğer tüm davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, 60.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 01/10/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalılar Küçük....'a velayeten velisi .... ve .... ile .... vekili cevap dilekçesinde özetle; 2918 Sayılı KTK’da trafik kazası sebebiyle kimlere karşı dava açılabileceğinin tek tek sayıldığını, bunların şoför, işleten ve araç sahibi olduklarını, müvekkillerinden ....’un böyle bir sıfatının bulunmadığını, sadece küçük ....’ın babası konumunda olduğunu, ... .’a husumet yöneltilemeyeceğini, dava şartının bulunmadığını, küçük... ile velisi ... arasında menfaat çatışması bulunduğunu, vasi/kayyım tayin edilip yapılacak iş ve işlemlerin vesayet makamı ve denetim makamının iznine tabi tutulması gerektiğini, zira; ....’in tek başına davayı yürütme ehliyetinin bulunmadığını, davayı ya boşandığı eşi ile birlikte açması ya da küçüğe kayyım atanması gerektiğini, bu yöndeki eksikliğin giderilmesini istediklerini, asli kusur hallerinin 2918 sayılı KTK’nın 84. maddesinde tek tek sayıldığını, ehliyetsiz araç kullanmanın bunlar arasında yer almadığını, kazanın oluşuna sebebiyet veren asıl kişinin o an aracın ön koltuğunda oturan .... olduğunu, kazanın meydana geldiği gün müvekkili ...’ın saat geç olduğu için dışarı çıkmak istememesine rağmen aralarında duygusal bir bağ olan ....’ın ısrarcı bir şekilde telefonda mesaj göndermesi sonrasında gece saat 11’e doğru dışarı çıktığını, yanlarında .... ve ....olduğu halde gezerlerken ....’ın şımarık hareketler yaptığını, arkada bulunan diğer arkadaşı ile el şakası yaptığını, müvekkili ...’ın onu uyarmasına rağmen buna devam ettiğini, aynı şakaları ....’a da yaptığını ve tartıştıklarını, ardından hareket halindeki aracın direksiyonuna sarılması sonucunda müvekkilinin direksiyon hakimiyetini kaybettiğini ve park halindeki araca çarpmak zorunda kaldığını, aracın müvekkili ....’da bulunmasının onu işleten konumuna sokmadığını, zira; aracın çalıştığı şirkete ait bir araç olduğunu, müvekkili ...’nın işleten ya da malik sıfatının bulunmadığını, davacı tarafın tedaviye ilişkin yapılanları eksik ve taraflı olarak anlattığını, hastaneden izinsiz ayrılarak zararın artmasına sebebiyet verdiğini, zararlandırıcı eylemin sadece trafik kazası olmayıp yanlış tedaviden de kaynaklandığını, bu nedenle tazminat hesaplamasında bu hususun da dikkate alınması gerektiğini, karşı tarafın şikayetten vazgeçmesinden sonra bile yol ve hastane masraflarının müvekkilleri tarafından ödendiğini, dava dışı diğer kızın yani ...’nın ailesine bile maddi yardımda bulunulduğunu, istenen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, müvekkilinin yaptığı ödemelerin şu ana kadar 90.000,00 TL’yi geçtiğini, bu ödemelerin ve müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini belirterek, davanın ... yönünden öncelikle husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan, diğer müvekkilleri yönünden ise esastan reddine, küçük....’a vasi/ kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin kazaya konu aracın sahibi olup, işleteni olduğunu, müvekkilinin bu aracı dava dışı ....A.Ş.'ye 08/08/2014 tarihli Araç Kiralama Sözleşmesi ile 36 ay süre ile uzun süreli olarak kiraya verdiğinden aracın işleten sıfatının bu şirkette olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, sözleşmenin 3.2 ve 11.6 maddeleri gereğince de müvekkilinin hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağını ve tazminat isteklerine muhatap olamayacağını, kaza tarihinde de aracın ilgili şirketin zilyetliğinde bulunduğunu, davacının istemlerinin dayanaksız, ispatsız ve fahiş nitelikte olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;..... plakalı aracın 21/08/2015 başlangıç-21/08/2016 bitiş tarihli ZMMS poliçesinin müvekkili tarafından düzenlendiğini, kaza tarihi itibariyle maluliyet halinde poliçe limitinin azami 290.000,00 TL olduğunu, aracın davalı .... A.Ş. adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, öncelikle kusur durumunun ve sonrasında zarar miktarının belirlenmesi gerektiğini, maddi tazminat hesabı yapılırken olayda hatır taşımacılığı bulunduğu hususunun dikkate alınarak indirim yapılması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini, istenebilecek faizin dava tarihinden itibaren ve yasal faiz olabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Poliçe, İzmir 2. Çocuk Mahkemesi'nin 2015/968 Esas sayılı dosyası, ATK raporu, hasar dosyası, bilirkişi incelemesi, iş göremezlik raporları, ceza dosyası, Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen cevap, Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen cevap, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; sigortalı .... plakalı kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan araç sürücüsü davalı ....'un kaza tarihinde yönetimindeki davalı şirkete ait olan bu araçla % 100 oranında kusuru ile sebebiyet verdiği kaza sonucunda davacının % 43 oranında sürekli iş göremezliği oluşacak şekilde yaralandığı, davalı sigorta şirketinin davacıya davadan açıldıktan sonra 290.000,00 TL ödeme yaptığı, yapılan hesaplamaya göre davacının hak ettiği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının 2021 verileri ile TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi ile yapılan hesaplama ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenerek mahsup edilmesi sonrasında davacının kazancı asgari ücret kabul edildiğinde 545.052,36 TL olduğu, davacı vekilinin değer artırım dilekçesi ile 318.516,40 TL istediği, davalı ....'ın haksız fiili ile davaya konu kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle oluşan bu zarardan sorumlu olduğu; reşit olmayan kişinin eğitimi ve yetiştirilmesi kural olarak aileye ait olup, TMK'nın 369. maddesi gereğince ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı ve akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeceğini ispat etmedikçe sorumlu olduğu ve davalı sürücü ....'un kaza tarihinde 18 yaşından küçük olması sebebiyle babası olan ....'un anılan düzenleme çerçevesinde zarardan dolayı sorumluluğunun bulunduğu, davacının yaşı nedeniyle geçici iş göremezliğe dayalı alacak isteyemeyeceği anlaşıldığından, davacı vekilinin davalı .... ve .... hakkındaki haklı görülen maddi tazminat davasının tam kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin gerçek kişi davalılar hakkında açtığı manevi tazminat davasına gelince; dava konusu kazanın oluş şekli, etkenleri ve özellikleri, kazadaki kusur durumu, kazanın gerçekleştiği tarih, aldırılan raporuna göre davacının iş göremezlik süresi ve oranı, bu süreçte çektiği sıkıntılar, yaşı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alındığında davacı yararına 60.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun düşeceği kanaatine varıldığından, davacı vekilinin davalılar .... ve .... hakkındaki manevi tazminat davasının bu miktar üzerinden tam kabulüne karar vermek gerekmiş; davacının, davalı .... A.Ş. hakkında açtığı maddi tazminat davasının ödeme nedeniyle konusu kalmadığından, bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının, davalı . .... A.Ş. hakkında açtığı maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının, davalılar .... ve ..... hakkında açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile; 318.516,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 01/10/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve .....’tan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, davacının, davalılar .... ve .... hakkında açtığı manevi tazminat davasının kabulü ile; 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01/10/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ....ve .....’tan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın sehven görevsiz mahkemede açılmış olup Aile Mahkemesinin Görevli olduğunu, davanın ev başkanının sorumluluğuna dayandırılarak 01/10/2015 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğunu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2017/1107 E. 2017/1354 K. sayılı ilamında: "Davacılar, yaşı küçük çocuklarına karşı, davalı babanın olay tarihinde ergin olmayan çocuğunun gerçekleştirdiği haksız eylemden dolayı 4721 Sayılı TMK'nun 369. maddesi (743 Sayılı MK 320.madde) gereğince (aile reisi) ev başkanı olarak sorumlu ve zararları tazminle yükümlü olduğunu ileri sürmüştür. 4787 sayılı Aile Mahkemesinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasa'nın 4/1. maddesi gereğince, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'nun İkinci Kitabı'ndan doğan dava ve işlere aile mahkemesinde bakılır. Somut olayda Medeni Kanun'nun İkinci Kitabı içerisinde yer alan 369. maddenin uygulanması gerektiğinden eldeki davaya aile mahkemesinde bakılması gerekir.” (Yargıtay 4. HD 15/03/2010 Tarih ve 6213-2801 Sayılı Kararı)" şeklindeki içtihadı göz önünde bulundurulduğunda davalı .... ile ...'un ev başkanı sıfatıyla kazaya sebebiyet veren davalı ...'un annesi ve babası olarak davada yer almaları nedeniyle davanın görevli mahkeme olan Aile Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğini, davacı müvekkilinin bakiye zararı ve diğer yasal sorumlular için ikame edilen davada İzmir 14. Asliye Hukuk Mah. 2023/396 E. - 2023/454 K. sayılı dosyasında Aile mahkemesinin görevli olduğu yönünde karar tesis edildiğini, karar gerekçesinde zikredilen yüksek mahkeme kararlarından görüleceği üzere görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğunu, görevin kamu düzenine ilişkin olup her zaman dikkate alınabilir ve ileri sürülebilir olduğunu, .... A.Ş. yönüyle davanın reddi kararının hatalı olduğunu, uzun süreli araç kiralama ilişkisi ispatlanamamış olup, işbu davalı yönüyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin ve vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki kira ilişkisinin taraflarınca bilinmesinin mümkün olmadığını, işbu sebeple bu davalı yönüyle aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, yüksek mahkeme uygulamasının da bu yönde olup davacı aleyhine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiğini, pasif husumetten maddi ve manevi tazminat davasının reddinde her alacak kalemi için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, İzmir Aile Mahkemesinin görevli olması nedeniyle Mahkemenin görevsizliğine ve yasal sonuçlarına karar verilmesi, bunun kabul görmemesi halinde diğer hususlara dair istinaf başvurularının kabulüne ve yasal sonuçlara karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı taraf istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, yaralanmalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat ile manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda gösterilen gerekçelerle davacının, davalı ...A.Ş. hakkında açtığı maddi tazminat davasının ödeme nedeniyle konusu kalmadığından bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ..... A.Ş. hakkında açtığı maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalılar ... ve ... hakkında açtığı maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizce HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. 56/2. fıkrası gereğince ölüm halinde ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Kural olarak, 6098 Sayılı TBK'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay HGK'nun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar). Somut olayda, trafik kazası tespit tutanağında 01.10.2015 günü saat 23:00 sıralarında sürücü ...'un yönetimindeki ..... plaka sayılı otomobil ile .... Caddesini takiben ... merkez istikametine seyir halindeyken.... Sokak Kavşağı’na geldiği esnada aracının sağ ön kısımları ile ... sokak kavşağında park halinde bulunan... plaka sayılı aracın sol arka köşe kısımlarına çarpması neticesinde maddi hasarlı ve davacı .... ve dava dışı ...'ın yaralanması ile sonuçlanan trafik kazası meydana geldiği, bu kazanın oluşumunda sürücü ...'un 2918 sayılı KTK'nun 52/1A maddesini ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmiştir. Olayla ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 06/11/2015 tarih ve 2015/93876 soruşturma sayılı iddianamesi ile, suç tarihi olan 01/10/2015 tarihinde suça sürüklenen çocuk ...'un babasına ait .... plakalı aracı babasından izinsiz olarak aldığı, yanında arkadaşı olan .... olduğu halde kız arkadaşları olan mağdurlar .... ve ...'ı araca alarak dolaşmaya başladıkları, ....'in ön sağ koltukta, ...nın arka sol koltukta oturduğu, ...'un aracı aşırı süratli olarak kullandığı, mağdurların ikaz etmesine rağmen hızını düşürmediği, ... Caddesi üzerinde seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek ....'e ait park halinde bulunan bir araca çarpması sonucu....ve ....'in yaralandıkları,...'nın yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile düzelebilir şekilde olduğu, ....'ın ise Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ikinci ortopedi servisinde tedavisinin devam ettiği, mağdurların olay nedeniyle davacı ve şikayetçi olduğu, olay sonrası düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına göre, ...'un asli ve tam kusurlu olduğunun belirtildiği, suça sürüklenen çocuğun dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanarak mağdurların yaralanmalarına sebebiyet verdiği iddiası ile taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan İzmir 2. Çocuk Mahkemesinin 2015/968 Esas sayılı dosyasında açılan kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince kusur yönünden, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinden alınan 25/04/2019 tarihli raporda; yaşı gereği sürücü belgesiz sürücü ...'un yönetimindeki .... plakalı otomobil ile seyri sırasında yola gereken biçimde dikkatini vermediği, aracının hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı, kavşak yaklaşımında hızını azaltmadığı, olay yerine geldiğinde meslek ve sanatta acemi olmasının da etkisiyle sevk ve idare hatası göstererek yolun sağ tarafında park halinde olan otobüsün sol arka kısmına çarptığı olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle asli ve %100 kusurlu olduğu, yolun sağında park halinde olan otobüs sürücüsünün, bu oluş şartlarında herhangi bir kural ihlali görülmediğinden sonuçta atfı kabil kusurunun bulunmadığı mütalaa edilmiştir. Maluliyet yönünden İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 14/09/2020 tarihli raporda; 25/05/2000 doğumlu davacı ......'ın tüm vücut engellilik oranının % 43.0 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği bildirilmiştir. Davaya konu kazaya karışan .... plakalı aracın .... A.Ş.'e ait olduğu ve bu aracın 08/08/2014 tarihli kira sözleşmesi ile davaya feri müdahil olarak katılan .... A.Ş.'ye sözleşmede yazılı diğer üç araçla birlikte 36 ay süreyle kiraya verildiği, kiralanan araçları kullanacak şirket personellerinden 4 kişinin isminin sözleşmenin eki belgede yazılı olduğu ve bunlardan birinin davalı ... olduğu, Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 17/01/2022 tarihli yazı cevabından, mükellef .... A.Ş.’nin 08/2014 dönemi damga vergisi beyanında kira sözleşmesinin ve .... A.Ş.’ye ait 154.715,76 TL beyan edilip ödendiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Davalı ... A.Ş. tarafından davaya konu kazaya karışan .... plakalı aracı kiralayan .... A.Ş.'ye dava ihbar edilmiş ve .... A.Ş. vekili 12/02/2018 tarihli dilekçe ile davaya fer'i müdahil olarak katılmak istemiş, ilk derece mahkemesince fer'i müdahale talebi hakkında bir karar verilmemiş ise de, feri müdahale talebinde bulunan şirket vekilinin aşamalardaki mazeret talepleri kabul edilmekle, fer'i müdahale talebinin kabul edildiği değerlendirilmiş ve Uyap sistemine fer'i müdahil olarak eklenmesi gerekmiştir. Davacı .... 25/05/2000 doğumlu olup, yargılama sırasında 18 yaşını tamamladığından kendisinden alınan vekaletname dosyaya sunulmuştur. Davacı vekili 26/01/2022 tarihli dilekçesiyle; sigorta şirketi tarafından yapılan 290.000,00 TL tutarındaki ödemenin dava açıldıktan sonra gerçekleştirildiği belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince hesap uzmanı bilirkişiden alınan 13/01/2020 tarihli kök rapor ile 16/03/2021 tarihli, 03/06/2021 tarihli ve 24/01/2022 tarihli ek raporlar alınmış ve somut olaya uygun hüküm kurmaya elverişli bulunan 03/06/2021 tarihli ek rapor doğrultusunda davacı vekilinin bedel artırım dilekçesindeki talebi de gözetilerek, davalı ..... A.Ş. vekilince sunulan 08/08/2014 tarihli kira sözleşmesi ile .... plakalı aracın 29/08/2014 ile 28/08/2017 tarihleri arasında 36 ay süre ile davalı şirket tarafından dava dışı .... A.Ş.'ye kiraya verildiği, böylece davalı şirketin araç üzerindeki fiili hakimiyetinin sona erdiği anlaşıldığından, işleten sıfatından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı .... A.Ş.'nin de poliçe teminat limiti olan 290.000,00 TL'yi davacıya ödemesi nedeniyle bu davalı yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalılar ... ve ... hakkında açılan maddi ve manevi tazminat davası yönünden ise; sigortalı.... plakalı kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan araç sürücüsü davalı ...'un kaza tarihinde yönetimindeki davalı şirkete ait olan bu araçla % 100 oranında kusuru ile sebebiyet verdiği kaza sonucunda davacının % 43 oranında sürekli iş göremezliği oluşacak şekilde yaralandığı, davalı sigorta şirketinin davacıya davadan açıldıktan sonra 290.000,00 TL ödeme yaptığı, yapılan hesaplamaya göre davacının hak ettiği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının 2021 verileri ile TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi ile yapılan hesaplama ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenerek mahsup edilmesi sonrasında davacının kazancı asgari ücret kabul edildiğinde 545.052,36 TL olduğu, davacının değer artırım dilekçesi ile 318.516,40 TL istediği, davalı ...'ın haksız fiili ile davaya konu kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle oluşan bu zarardan sorumlu olduğu; reşit olmayan kişinin eğitimi ve yetiştirilmesi kural olarak aileye ait olup, TMK'nın 369. maddesi gereğince ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı ve akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeceğini ispat etmedikçe sorumlu olduğu ve davalı sürücü ...'un kaza tarihinde 18 yaşından küçük olması sebebiyle babası olan ...'un anılan düzenleme çerçevesinde zarardan dolayı sorumluluğunun bulunduğu, davacının yaşı nedeniyle geçici iş göremezliğe dayalı alacak isteyemeyeceği anlaşıldığından, davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan maddi ve tazminat davasının tam kabulü ile; 318.516,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01/10/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı vekili istinaf dilekçesinde, davanın sehven görevsiz mahkemede açılmış olup Aile Mahkemesinin görevli olduğunu, davanın ev başkanının sorumluluğuna dayandırılarak 01/10/2015 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğunu, davalı .... ile ...'un ev başkanı sıfatıyla kazaya sebebiyet veren davalı ...'un annesi ve babası olarak davada yer almaları nedeniyle davanın görevli mahkeme olan Aile Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğini, davacı müvekkilinin bakiye zararı ve diğer yasal sorumlular için ikame edilen davada İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/396 Esas, 2023/454 Karar sayılı dosyasında Aile mahkemesinin görevli olduğuna karar verildiğini, karar gerekçesinde zikredilen yüksek mahkeme kararlarına göre görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğunu ileri sürmüş ise de; olay sırasında davalı ...'un kullandığı .... plakalı aracın trafik sigortasını yapan .... A.Ş.'nin de davalı olarak yer alması nedeniyle davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılıp görülmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin göreve yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun tanımlar başlıklı 3. maddesinde Araç sahibi: "Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi" olarak, işleten ise "Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. 85/1.fıkrasına göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. 85/son fıkra gereğince; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. 2918 Sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Husumet (sıfat), dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (akıl sağlığı veya başka bir nedenle hukuki işlem ehliyetinden yoksun olmama, reşit olma, tüzel kişiliğin bulunması...gibi) ilgili olduğu halde, husumet (sıfat) dava konusu sübjektif hakkı isteyebilme hak ve yetkisinine ilişkindir. Husumet (sıfat) usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Husumet (sıfat) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece re’sen dikkate alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir. (Yargıtay HGK’nun 2010/4-4 E.- 4 K. Sayılı 03/02/2010 Tarihli kararı). 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesi "Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." hükmünü düzenlemiştir. Açıklanan bu yasal düzenlemelere göre, somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu kazaya karışan .... A.Ş.'e ait ... plakalı aracın dosya da mevcut 08/08/2014 tarihli kira sözleşmesi ile davaya feri müdahil olarak katılan ....A.Ş.'ye 36 ay süreyle kiraya verildiği ve Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 17/01/2022 tarihli yazı cevabı ile; mükellef .... A.Ş.’nin 08/2014 dönemi damga vergisi beyanında kira sözleşmesinin ve .... A.Ş.’ye ait 154.715,76 TL beyan edilip ödendiğinin bildirilmiş olmakla, kazaya karışan .... plakalı aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralandığının ispatlandığı ve davalı ..... A.Ş.'nin .... plakalı araç yönünden kaza tarihi itibariyle işleten sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince; davalı ....A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak, davacı tarafından dava açılırken davaya konu kazaya karışan .... plakalı aracın davalı ... . A.Ş. tarafından davaya feri müdahil olarak katılan .... A.Ş.'ye 36 ay gibi uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraya verildiğinin bilinmesinin beklenemeyeceği, bu nedenle davacı tarafından davalı ....A.Ş.'nin davada husumet yöneltilmesinin HMK'nun 124/4. maddesine göre kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davalı ... . . A.Ş. aleyhine açılan pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi nedeniyle davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin davalı .... A.Ş. lehine hükmedilen vekalet ücretleri dışındaki diğer tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1 inci maddesi uyarınca esastan reddine; davacı vekilinin davalı ... A.Ş. lehine hükmedilen vekalet ücretlerine yönelik istinaf nedenleri yerinde olduğundan bu yöne değinen istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle; ilk derece mahkemesi kararının yukarıda açıklandığı gibi davalı .... A.Ş. lehine hükmedilen vekalet ücretleri yönünden düzeltilerek karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin davalı ... A.Ş. lehine hükmedilen vekalet ücretleri dışındaki diğer tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin davalı .... A.Ş. lehine hükmedilen vekalet ücretlerine yönelik istinaf nedenleri yerinde olduğundan bu yöne değinen istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince KABULÜNE, 3-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/277 Esas 2022/580 Karar sayılı 10/06/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; a)Davacının, davalı .... A.Ş. hakkında açtığı maddi tazminat davasının ödeme nedeniyle konusu kalmadığından, bu davalı yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, b)Davacının, davalı ....A.Ş. hakkında açtığı maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, c)Davacının, davalılar ... ve ... hakkında açtığı maddi tazminat davasının KABULÜ ile; 318.516,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 01/10/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’tan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, ç)Davacının, davalılar ... ve ... hakkında açtığı manevi tazminat davasının KABULÜ ile; 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01/10/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’tan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, d)Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.757,86 TL harçtan peşin olarak alınan 68,31 TL harcın ve sonradan tamamlanan 1.020,00 TL harcın düşülmesi ile kalan 20.669,55 TL harcın davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, e)Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.098,60 TL harçtan peşin olarak alınan 204,93 TL harcın düşülmesi ile kalan 3.893,67 TL harcın davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, f)Davacının yatırmış olduğu 29,20 TL'si başvurma harcı, 273,24 TL'si peşin harç ve 1.020,00 TL'si tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.322,44 TL'nin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, g)Davacı tarafça verilen 17/12/2019 tarihli dilekçe ile davalı ....A.Ş. arasında düzenlenen protokol kapsamında 10/12/2019 tarihine kadar sarf edilen yargılama giderlerinin konusuz kaldığı bildirildiğinden, 10/12/2019 tarihinden sonra davacı tarafın yapmış olduğu 246,10 TL'si posta- tebligat gideri, 600,00 TL'si bilirkişi ücreti, 1.564,50 TL'si adli tıp rapor ücreti ve 189,88 TL'si Ege Üniversitesi Rapor Ücreti olmak üzere toplam 2.600,48 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, h)Davalı .... A.Ş.'nin yapmış olduğu posta ve tebligat gideri olan 100,00 TL'lik yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ..... A.Ş.'ye verilmesine, ı)Maddi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.746,15 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, i)Manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 8.600,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, j)Davalı .... A.Ş. aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddi nedeniyle davalı ..... A.Ş. lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, k)Davalı ....A.Ş. yönünden 10/12/2019 tarihli sulh protokolü ile vekalet ücreti konusunda da anlaşmaya varıldığından davalı .... A.Ş. lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından peşin yatırılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yapılan 1.415,38 TL istinaf yargılama giderinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 27/04/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.