SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2024/3320 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/3320

Karar No

2026/801

Karar Tarihi

7 Nisan 2026

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/3320
KARAR NO : 2026/801

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2022/1044 Esas 2024/834 Karar KARAR TARİHİ : 26/09/2024 DAVA : Trafik Kazası/Bedensel Yaralanma/Maddi-Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 07/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/04/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1(b-1/son) cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketince 1021051707336 nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olan; ... plaka nolu aracın ruhsat sahibi ve sürücüsü olan ...; 07/03/2022 tarihinde ... Plaka Nolu motosiklet ile kendi yolunda ilerleyen müvekkilinin önüne kontrolsüzce, direksiyon kırarak, müvekkilinin cismani zarara uğradığını, kazanın oluşumuna asli kusuru ile neden olduğunu, trafik kazası tutanağına göre, Salihli öğretmenevine giriş yapmak için kontrolsüzce direksiyon kıran sürücü ...'ün asli kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin ise tali kusurlu bulunduğunu. müvekkilinin tedavi süresince geçici süre ile çalışamadığını, bakıcıya ihtiyaç duyduğunu, davalı sigorta şirketine yaptıkları, sigorta şirketince başvurumuzun olumsuz sonuçlandığını, İzmir Arabuluculuk bürosunun 2022/7344 Büro Dosya Numaralı, 2022/135584 Arabuluculuk numaralı dosyası ile arabulucunun atandığını ve anlaşmaya varılamadığını, müvekkilinin sürekli iş görmezlik oranının, geçici iş görmezlik süresinin, bakıcıya ihtiyacı olup olmadığının; ne kadar süre ihtiyacının olduğunun ve tedavi iyileştirme giderlerinin ayrı, ayrı tespitine, her bir alacak kalemi için fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL bakiye güç ve efor kaybına dayalı maddi tazminat, 100,00 TL bakiye geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakiye tedavi ve iyileştirme gideri ile 100,00 bakıcı giderinin haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 07/03/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davacı müvekkili için 100.000,00 TL manevi tazminatın, 2 numaralı davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, poliçe limiti aşılırsa aşılan tutarın 2 nolu davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. 25/05/2024 tarihli bilirkişi raporunun hazırlandığını, poliçe limitinin kaza tarihi itibariyle 500.000,00 TL olup 372.608,30 TL karşılığında davalı sigorta şirketi yönünden 500.000,00 TL 'lik limitten feragat edildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava değerinin dava tarihinden sonra ödenen 372.638,30 TL asıl alacak bedelinin mahsubu sonrası bakiye iş göremezlik zararının 371.859,76 TL olduğunu, poliçeyi aşan kısmının yani ... yönünden sorumluluk olduğu kısmın 244.468,06 TL olduğundan sürekli iş göremezlik zararının 100,00 TL den 244.468,06 TL'na, geçici iş göremezlik tazminat alacağının 100,00 TL den 34.425,00 TL'na, 100,00 TL bakıcı giderinden kaynaklı tazminat alacağının 10.008,00 TL'na, tedavi ve iyileştirme gideri bakımından 100,00 TL'nı toplam 11.439,80 TL'na ıslah ettiklerini, toplam 400,00 TL'nı 299.940,86 daha arttırarak 300.340,80 TL'na ıslah ettiklerini beyan ederek avans ve haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. 29/06/2024 tarihinde 1.024,44 TL ıslah harcı yatırılmıştır. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava haksız fiilden doğan zarara ilişkin tazminat talebini ilişkin olduğunu, davanın hasarın meydana geldiği yerde haksız fiilden zarar gören davacının yerleşim yerinde veya müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu İstanbul Mahkemelerinden birisinde açılmasının gerektiğini, yetki yönünden davanın reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinde bahsi geçen 07/03/2022 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın, müvekkili şirkete 02/01/2022-02/01/52023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolları Motorlu ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davanın kusur yokluğu nedeniyle reddine, aksi kanaatte iseniz kusur tespitinin yapılmasına, geçici iş görmezlik tazminatı, geçici bakıcı ve tedavi giderleri talebinin ZMMS poliçesi teminatı kapsamında olmaması nedeniyle reddine, tazminat sorumluluğunun doğması durumunda hesaplamaların hazine müsteşarlığına kayıtlı uzman bilirkişilerce ,TRH 2010 mortalite tablosu ve %1.8 teknik faiz esas alınarak yapılmasına, müterafik kusur indirimi yapılmasına, taraflar aleyhine faiz hükmedilmemesine ve yargılama ücreti ve vekalet ücretine hüküm kurulmamasını talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin sevk idaresindeki ... plakalı araç ile davacı ....'nın sevk idaresinde .... plakalı motosiklet 07/03/2022 tarihinde kazaya karıştığını, kazanın meydana gelmesinde aslı ve tam kusurlu olan davacı ....'nın olduğunu, davalı müvekkiline izafe edilecek hiç bir kusurun bulunmadığını, davalı müvekkilince trafik kurallarına uygun bir şekilde dönüş yapılarak otopark giriş kapısından içeri girmek üzereyken davacı tarafından yüksek hızda kullanılan motosiklet ile davalı müvekkilinin aracın sağ arka tarafına vurulması neticesinde dava konusu kazanın meydana geldiğini, tüm hususların yanında davacı ...'in gerekli güvenlik tedbirlerini almadan ve kontrolsüzce yola çıkartılarak trafiği tehlikeye düşürmüş ve kazanın meydana gelmesine sebep olmuş ve kaza esnasında kask, dizlik vb. koruyucu ekipmanlarını kullanmadığı için zararın artmasına neden olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olan davacının kendi olduğunu, öncelikle ikame edilen iş bu davanın, dava dışı.... A.Ş.'ye ihbar edilmesine, sonrasında ise yapılacak yargılama ile haklılığımız anlaşılacağından, haksız, hukuka aykırı, yasal mesnetten yoksun ve fahiş olan davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. DELİLLER : Kaza tespit tutanağı, ceza dosyası, adli rapor, ATK kusur raporları, maluliyet raporu, aktüerya raporu, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan 10/07/2023 tarihli Adli Tıp Sağlık Kurulu raporunda davacının 07/03/2022 tarihli trafik kazası raporuna bağlı olarak oluşan engellilik oranının "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik" dikkate alınarak sağ bacaktaki arıza nedeniyle engel oranının %8, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay, iyileşme süresi içerisinde 1 ay bakıcıya ihtiyaç duyacağı şeklinde rapor sunulduğu, raporun kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun olarak hazırlandığını, İstanbul ATK Trafik ihtisas Dairesinin 04/07/2024 davalı sürücü ....'in % 100, davacı sürücü ....'in kusursuz olduğunun mütalaa edildiği, kaza tespit tutanağı ile çelişmekte ise de, olay anına ilişkin video görüntüsü incelenerek hazırlandığından hükme esas alındığı, Aktüerya bilirkişinden alınan 27/05/2024 tarihli raporun sonuç kısmına göre davacının geçici iş göremezlik tazminat alacağının 34.425,00 TL sürekli maluliyet tazminat alacağının 744.468,06 TL olup, sigorta şirketi tarafından davadan sonra ödenen 372.608,30 TL mahsubu ile bakiye zararın 371.859,76 TL, bakıcı giderinin 10.008,00 TL SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinin 46, belgesiz 2.617,80 TL, ileriye dönük muhtemel tedavi giderinin 5.500,00 TL, FTR uygulamasından kaynaklı tedavi giderinin 3.276,00 TL olacak şekilde rapor sunulduğunu, raporda bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu ile hesaplamalarda prograsif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirin her yıl için %10 arttırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle, celp edilen SGK dökümünde yer alan ücret baz alınarak ara kararı karşılar niteliğinde hesaplama yapıldığından hükme esas alındığını, davacının ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 300.340,86 TL'na arttırdığını, Dava devam ederken davacı ile davalılardan sigorta şirketi arasında maddi tazminat talepleri yönünden sulh olunduğu, sulh'a ilişkin dilekçede maddi tazminatlar yönünden davalılardan sigorta şirketi bakımında poliçenin limiti dahilinde feragat ettiğinin beyan edildiği, talep edilen tüm maddi tazminat taleplerinin poliçe limiti dahilinde zarar veren sürücünün kusur oranında ödemekle yükümlü olduğu, her bir kalem bakımından poliçe limitinin 500.000,00'er TL olduğunun görüldüğü, 07/03/2022 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın sürücüsünün tam kusurlu bulunduğu, kusurlu eylem sonucu davalıların zararı gidermekle yükümlüğü olduğu, dava devam ederken davacı ile davalılardan sigorta şirket arasında sulh sözleşmesinin imzalandığı ve davacı vekil tarafından sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri dahilinde maddi tazminat kalemlerinden feragat edildiği, iş bu feragatin aslen yapılan ödeme sonucu olduğu görüldüğünden poliçe limitleri dahilinde reddedilen maddi tazminat kalemlerinin konusuz kaldığı, Aktüerya bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamada davacının geçici işgöremezlik ile tedavi ve bakıcı gideri tazminat alacağının 55.864,80 TL, kalıcı işgöremezlik tazminat alacağının ise 744.468,06 TL olarak belirlendiği, davalı sigorta şirketinin davacının kalıcı işgöremezlik tazminatı dışındaki taleplerini de güvence altına aldığı buna karşılık davacı vekili tarafından mahkememize sunulan feragat dilekçesinde poliçe limitleri dahilinde feragat edildiğinin açıkça yazılı olduğu görüldüğünden kalıcı işgöremezlik tazminatı dışındaki maddi tazminatlar yönünden müşterek borçlulardan biri hakkında yapılan feragat beyanı diğer borçluyuda etkileyeceğinden iş bu zarar kalemleri yönünden davanın reddine, Hesaplanan kalıcı işgöremezlik tazminatı yönünden ise; hesaplanan bedelden davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limitinin mahsubu sonucu sürücü/davalı ...' ün sorumluluğu devam edeceğinden mahsup işlemi yapılarak 244.468,06 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, kabul edilen bedele sürücü/davalı ... kaza tarihinde temerrüte düşeceğinden kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilme karar verilmesi gerektiği, Yargıtay kararları gereğince müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerektiği, 2918 Sayılı KTK'nın 78. Maddesi ile atıf yapılan yönetmeliğe göre, koruyucu ekipman / tertibat takılmasının zorunlu olduğu hallerde meydana gelen yaralanma ve ölüm ile illiyet bağı kurulması durumunda hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeni ile yerleşik uygulama doğrultusunda birden fazla müterafik kusur indirimi sebebinin varlığı olsa da % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi cihetine gidilmesi gerektiği, ancak Yönetmeliği'nin 150/1-a bendi gereğince motosiklet yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, dizlik takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir zorunluluk öngörülmediği, eldeki davada, kaza tespit tutanağı içeriğinden motosiklet sürücüsü davacının kask takıp takmadığının tespit edilemediği belirtilmiş olup mevcut yaralanmanın baş bölgesinde bulunmadığı görüldüğünden ayrıca indirim yapılmasına gerek görülmediği, Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerektiği gerekçeleri ile Davacının sigorta şirketine karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, Davacının davalı ...'e karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 244.468,06 TL kalıcı işgöremezlik tazminatının davalı ...' den kaza tarihi olan 07/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının davalı ....'e karşı açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 60.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 07/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ismi belirtilen davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı vekili müvekkilinin başından yaralanmadığında kask takılı olup olmasının müterafik kusur yönünden etkisi bulunmadığını, müterafik kusur indiriminin içtihatlara ve uygulamaya aykırı olduğunu, bu yönden kararın kaldırılması gerektiğini, aynı şekilde takdiri indirim nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, ileri sürerek kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi için ilgili mahkemeye gönderilmesini, gönderme kararı verilmediği takdirde istinaf talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Meydana gelen kazada müvekkiline izafe edilecek kusur bulunmadığını, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesini talep ettiklerini ancak kabul görmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, Dava konusu olayda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, zira davacının kaza anına ilişkin CD ve dosya kapsamında sabit olduğu üzere koruyucu ekipman veya tertibatların (kask ve dizlik) kullanılmadığını, zararın artmasına kendisinin neden olduğunu, Davacının maluliyet zararının PMF 1931 yaşam tablosuna göre hesaplanması gerektiğini, bu tabloya göre davacının bakiye yaşam süresinin 35,90 olduğunu, ancak dosyada 42,5 yıla göre yapıldığını, bu hesaplamanın hatalı olduğunu, Davacının %8 oranında engellilik durumu esasa alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, ceza dosyasına alınan adli raporda davacının duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine neden olmadığının açıkça tespit edildiğini, hükme esas alınan Ege Üniversitesi Raporu ile ceza mahkemesince Hükme esas alınan 16/05/2023 tarihli adli rapor arasındaki çelişkinin giderilmediği, haklı itirazlarının gerekçesiz reddedildiğini, Davacının kazancının asgari ücretin 1,17 katı olarak kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, somut belgelere göre kazancın tespit edilmesi gerektiğini, Davacıya iş gücü kaybı nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığı, aylık bağlanıp bağlanmadığının SGK 'dan sorulması taleplerinin göz önünde bulundurulmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, Hüküm altına alınan manevi tazminatın fahiş olduğunu, İleri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmadığından davacı tarafın buna yönelik istinaf itirazının yersiz olduğunu ileri sürerek davacı tarafın istinaf itirazının reddine karar verilmesini istemiştir. G E R E K Ç E Taraflar arasındaki uyuşmazlık trafik kazası nedeniyle bedensel yaralanmaya dayalı geçici, sürekli iş göremezlik kazanç kaybı, tedavi ve bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. İDM'nce yukarıda özetlenen gerekçe ile sigorta şirketine açılan maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine,, diğer davalıya karşı açılan maddi tazminat ve manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı sigorta şirketi dışında diğer taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. 6098 Sayılı TBK'nın 54.maddesinde bedensel zararlar arasında tedavi giderleri kazanç kaybı çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar gösterilmiştir. 55/1.fıkraya göre bedensel zararlar bu kanun hükümlerine ve sorumlu hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. (I)Kusur- Maddi Olgu: Kural olarak, 6098 Sayılı TBK. 74 maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay HGK'nun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından HAGB kararı (5271 Sayılı CMK'nun 231. maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, ceza miktarı yönünden verildiği anda kesin olan kararlar maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığından kesin bir hüküm oluşturmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Salihli 5. ASCM'nin 2022/459E. -2023/856 K. Sayılı 15/12/2023 tarihli kararının incelenmesinde; davalı sanık ...'in , davacı katılan ....'ya yönelik kemik kırığı oluşturacak şekilde taksirle yaralama eyleminden dolayı asli ve tek kusurlu olduğu gerekçesi ile sonuç olarak 3.360,00 TL adli APC ile cezalandırılmasına ancak HAGB'na karar verildiği anlaşılmaktadır. Anılan karara karşı itiraz yoluna başvurulmadığından 01/03/2024 tarihinde kesinleştiği saptanmıştır. 07/03/2023 tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde: Kazanın oluşumunda ... plakalı otomobil sürücüsü ....'in manevraları düzenleyen genel şartlara uymama kuralını ihlal ettiğinden ASLİ, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'nın ise aracın hızının hava ve trafik durumunun belirtildiği şartlara uymama kusurunu ihlal ettiğinden TALİ kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ceza mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin 23/09/2022 tarih 11166 sayılı raporunda özetle: Davalı sanık sürücü ...'ün ASLİ, buna karşılık müşteki davacı ....'nın KUSURSUZ olduğu mütalaa edilmiştir. İDM'nce yapılan yargılama sırasında, alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin 05/06/2023 tarih 7798 Sayılı kusura ilişkin raporunda özetle: 07/03/2022 günü saat 19:00 sıralarında davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... Caddesi istikametinden... Caddesi yönüne seyir halinde iken kaza mahalline geldiğinde yolun sol tarafındaki otoparka giriş yapmak niyetiyle sola manevra yaparak karşı yön bölümüne geçtiği sırada aracının sağ yan kısmı ile karşı yönden seyirle gelen davacı idaresindeki ... plakalı motorsikletin ön kısımları ile çarpışması neticesinde dava konusu trafik kazası meydana geldiği, olayın bu şekilde gerçekleştiğini kabulü ile kaza tespit tutanağına, kaza anını gösteren CD içerisindeki video görüntüleri, taraf sürücülerinin beyanları ATK'nın ceza mahkemesindeki dosyasına sunulan 23/09/2022 tarihli raporu da incelenmek suretiyle; Davalı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki otomobil ile iki yönlü yol kesiminde seyir ile olay mahalline gelip yolun sol tarafındaki otopark alanına giriş yapmak istediğinde karşı yön bölümünden seyir ile gelen motorsikleti dikkate alıp bu motosiklete ilk geçiş hakkını tanıdıktan sonra uygun bir zamanda sola dönüş manevrasını gerçekleştirmesi gerekirken bu hususlara yeterince riayet etmediğinden %100 oranında kusurlu, buna karşılık davacı sürücünün istikamet alanını kapatan otomobile çarpmak durumunda kaldığı olayda KUSURSUZ olduğu mütalaa edilmiştir. Kaza tespit tutanağı, KTK ve ilgili yönetmelik gereğince kazan yerindeki fiziki bulugulararı neler olduğu, kazanın nasıl gerçekleştiği ile hangi trafik kuralının ihlal edildiğinin tespiti niteliğinde olması gerektiğinden diğer bir anlatım ile kimin kusurlu olduğunun belirtilmesi halinde bile 6100 Sayılı HNK2nun 266.maddesi gereğince bilirkişi raporu özelliği taşımamaktadır. Özetle, olay anında tutulan kaza tespit tutanağı ve İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 23/09/2022 tarihli raporu dışında özellikle kaza anını gösteren ekli CD içerisindeki video görüntüleri incelenmek suretiyle rapor düzenlendiğinden olay tarihi olan 07/03/2022 tarihi üzerinden uzuncada bir zaman geçmiş olması, kaza tespit tutanağının keşiften beklenen faydayı karşılar nitelikte bulunması,usul ekonomisi de gözetilerek dosya üzerinden düzenlenen önceki kusura ilişkin rapor ile uyumlu olan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin 05/06/2023 tarih 7798 Sayılı kusura ilişkin raporunun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı .... vekilinin aksine yönelen yönelen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. (II) Kask-Dizlik/Müterafik Kusur: Davacı vekili istinaf dilekçesinde müvekkilinin başından yaralandığını, bu nedenle kask takılı olup olmamasının müterafik kusur yönünden etkisinin bulunmadığını, müterafik kusur indiriminin içtihatlara ve uygulamaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Buna karşılık, davalı vekili davacının kaza anında kask ve dizlik gibi koruyucu tertibat takmadığının sabit olduğu gerekçesi ile müterafik kusur indirimi yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İDM'nin gerekçeli kararı incelendiğinde, kaza tespit tutanağı içeriğinde davacının kask takıp takmadığının tespit edilemediğinin belirtildiğini ve mevcut yaralanmanın baş bölgesinde bulunmadığının görüldüğünü ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendinde dizlik takılması gerektiğine ilişkin bir sorumluluk öngörülmediği gerekçeleri ile müterafik kusur indirimi yapılmasına gerek görülmediği ifade edilmiştir. Özetle, İDM'nce müterafik kusur indirimi yapılmadığı halde davacı vekilinin müterafik kusur indirimi yapıldığına yönelik istinaf başvurusu doğru görülmemiştir. Kaza tespit tutanağı incelendiğinde, İDM'nin gerekçesinde yer verildiği gibi kaza tespit tutanağı içeriğinde davacının kask takıp takmadığının tespit edilemediğinin belirtilmiştir. Ancak davacı motorsiklet sürücüsünün Manisa ATK Şube Müdürlüğünün 13/12/2022 tarih 2241 sayılı asıl ve 16/05/2023 tarih 1044 sayılı raporlarında davacının sağ ayağı ve diz kısmından yaralandığı rapor edilmiştir. Hükme esas alınan Ege Üniv. Tıp. Fak.'ne ait 16/06/2023 tarih 1356 sayılı maluliyet raporunda davacının sağ diz, bacak, baldır ve alt ekstremetre arızalarının meydana geldiği belirtilerek maluliyet tayin edildiği diğer bir anlatımla davacının başından yaralanmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 4.HD'nin 2022/5575 E - 2022/10706 K sayılı 20/09/2022 tarihli kararında "koruyucu ekipman olarak dizlik, Karayolları Trafik Yönetmeliğinde düzenlenmediğinden müterafik kusur indirimi yapılmaması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir" denmiştir. Özetle, davacının baş bölgesinden yaralanmasının bulunmadığı, dizlik takmasına ilişkin zorunlulukta olmadığı anlaşıldığından, gerek kask gerekse dizlik bakımından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik davalı .... vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (III) Bakiye Ömür:Davalı vekili istinaf dilekçesinde davacının bakiye ömrünün PMF 1931 tablosuna göre 35,90 yıl olduğunu, bu yönden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu ileri sürmüştür. İDM'nce hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi Dr. ....'in 25/05/2024 tarihli raporunda tazminat hesabında TRH 2010 tablosu ile %10 arttırım ve iskonto uygulanmak suretiyle düzenlenen progresif rant sisteminin esas alınarak davacının olay tarihinde 32 yaşında olup bakiye ömrünün 42,5 yıl olduğunun kabulü ile hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; önceden destek zararının hesaplanmasında desteğin ve hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF cetvellerine göre" saptanmaktaydı. Ancak, daha sonradan Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmış Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Bu kabul zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı olması nedeniyle, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması ilkesine de uygundur. (Yargıtay 17.HD'nin 2019/5206 E-2020/9974 K Sayılı 22/12/2020 Tarihli kararı) Yargıtay 17. HD'nin yukarıda sözü edilen kararına göre; tazminat hesaplamasında ZMMS genel şartları ve ekindeki cetveller bakımından Anayasa mahkemesinin17/07/2020 tarih 2019/40 - 2020/40 K sayılı kararı ile KTK'nın 90.maddesinde yer alan " Bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. " bölümündeki "bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin iptaline karar verildiğinden tazminatı hesabında genel şartlar ekindeki cetvellerde yer alan %1.8 teknik faiz uygulanmasının mümkün olmadığından faiz uygulanmadan tazminat hesabı yapılması gerektiğine işaret edilmiştir. Açıklanan bu nedenle davalı vekilinin tazminat hesabında PMF 1931 yaşam tablosunun uygulanması gerektiğine yönelen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (IV) Maluliyet : Yargıtay uygulamasına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri ve Adli Tıp Kurumu gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik veya ÇÖZGER hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Davacı Manisa Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 13/12/2022 tarih 2241 sayılı adli rapora göre; 07/03/2022 tarihinde trafik kazası sonucu yaralandığı belirtilen davacının sağ dizde tibia kemiğinde meydana gelen kırık nedeniyle yaralanmanın BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (4).derecede etkileyeceği mütalaa edilmiştir. Aynı kurumdan alınan 16/05/2023 tarih 1044 sayılı raporda hastada olay sonucu sağ bacak tibia kemiğindeki kırık sonucu gelişen sekelin, duyularından veya organlarından birinin (sağ alt extremite) işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine neden olmadığı mütalaa edilmiştir. Yargılamadan önce alındığı anlaşılan 9 Eylül Üniversitesi Tıp. Fak. Araştırma Uyg. Hastanesi Adli Tıp ABD Kuruluna ait 21/11/2022 tarih 4542 sayılı raporunda özetle; Olay tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının engel oranının %11, iyileşme süresinin 180 gün (6 ay), iyileşme süresi içerisinde 30 gün başkasının bakımına muhtaç olduğu mütalaa edilmiştir. Yargılama sırasında alınan Ege Üniv. Tıp. Fak. Adli Sağlık Kuruluna ait 16/06/2023 tarih 1356 sayılı raporunda davacıya ait özel hastane ve Celal Bayar Üniversite hastanesinin Epikriz raporları ile 9 Eylül Üniversitesine ait 21/11/2022 tarihli kurul raporu ve anamnez ve yapılan muayenesi sonucunda olay tarihinde yürürlükte bulunan olay tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri ve Balthazard formülü uygulanmak suretiyle davacının sağ bacaktaki arızaları nedeniyle kişinin engel oranının %8, iyileşme süresinin 6 ay ve iyileşme süresinde 1 ay süre ile bakıcı giderine ihtiyaç duyacağı mütalaa edilmiştir. Manisa Adli Tıp Şube Müdürlüğünün tek Adli Tıp Uzmanı tarafından düzenlenen Adli Raporlar maluliyetin belirlenmesine ilişkin bir rapor niteliğinde değildir. Hukuk değil ceza yargılamasına esas olarak düzenlenmiş olduğu gibi bu raporların esas alındığı Salihli 1.ASCM'nin 2022/459 E- 2023/856 K sayılı 15/12/2023 tarihli kararı HAGB niteliğinde olduğundan İDM'ni bağlayıcı olmadığı, adli raporlar ile İDM'nin hükme esas aldığı maluliyet raporlarının işlevleri,içerikleri doğurduğu sonuçlar farklı olduğundan raporlar arasında çelişki bulunduğu söylenemez. Sonuç olarak; Dokuz Eylül Ünv. Ait 21/11/2022 tarih 4542 sayılı kurul raporu davadan önce başvuru üzerine düzenlenmiş bir rapor olduğundan hükme esas alınamayacağı gibi bu rapor Ege Ünv. Tıp. Fak. Sağlık Kurulu tarafından da irdelenmek ve davacının muayene edilmesi suretiyle olay tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri gereğince düzenlendiği anlaşıldığından davacının maluliyetinin %8 olarak belirlenmiş olması ve bu raporun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. (V)Kazanç Unsuru: Davalı vekili davacının kazancının somut deliller ile tespit edilmesi gerektiğini, davacının gelirinin asgari ücretin 1.17 katı olduğunun kabulünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Aktüerya bilirkişisinin 25/05/2024 tarihli raporunda davacının 14/02/2023 tarihli tahkikat evrakına göre ... isimli işyerini işlettiği, aylık 7.000,00 TL civarı gelirinin olduğunun belirlendiği, Manisa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 13/01/2023 tarihli yazısında davacının Bağkur Sigortalısı olduğu, SGK hizmet dökümüne göre davacının 2022 yılı için aylık 5.737,50 TL pirim ödemesi yattığının belirlendiği ve başkaca bir gelir belgesi sunulmadığından davacının mevcut asgari ücretin 1.17 katı geliri bulunduğu gerekçesi ile davacının sürekli maluliyet zararı hesaplanmıştır. Yargıtayca kabul gören uygulamaya göre sürekli maluliyet zararının hesabı için zarar görenin yönetsel ve bedensel (fikri ve bedeni) çalışmasının karşılığı elde ettiği net kazancının bulunması esastır. Somut olayda; davacıya ait Manisa Sosyal Güvenlik Merkezinden gönderilen 13/01/2023 tarihli cevabi yazısına ekli hizmet dökümünde prime esas kazancının bilirkişi raporunda gösterildiği gibi resmi belgeli dayalı olarak aylık 5.737,50 TL olarak bildirilip prim ödemesi yapıldığı, zabıta araştırmasına göre işyeri .... isimli işyerini işletmesinden dolayı aylık kazancının bu belgede gösterilenden daha fazla 7.000,00 TL olduğunun bildirilmesi karşısında resmi belgeye dayalı olarak davacının aylık asgari ücretinin 1/17 katı üzerinden kazancının bulunduğunun kabulü ile maluliyet zararının hesaplanmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. (VI) SGK Ödemesi: Davalı vekili SGK'dan ödeme yapılıp yapılmadığı, aylık bağlanıp bağlanmadığının sorulmasının istenildiğini, ancak bu taleplerinin göz önünde bulundurulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu ileri sürülmüştür. Manisa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 29/03/2023 tarihli cevabi yazısında 07/03/2022 tarihinde meydana geldiği belirtilen kaza nedeniyle kurumdan yapılan geçici iş göremezlik ödenmesi ile bağlanan maaş ve gelir kaydına rastlanılmadığı açıkça bildirilmiştir. Kaldı ki, aktüerya bilirkişisi raporunun 2. sayfasında bu yazıya değinilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin aksine yönelen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. (VII) Manevi Tazminat : 6098 Sayılı TBK'nun 56. maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Özetle, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı,davacının olay tarihindeki yaşı, davanın kaza tespit tutanağı esas alınarak davacının tali, davalının asli kusurlu olduğu iddiası ile açılmış olması davalı sürücünün asli ve tam kusurlu bulunması, davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği, geçici iş göremezlik süresi ile maluliyet oranı, davalı sigorta tarafından yapılan ödeme, ceza mahkemesinin kararı, yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı somut olaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin manevi tazminata yönelen istinaf başvurusunun yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve taraf vekillerinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-İlk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve taraf vekillerinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından peşin yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 732,00 TL'den mahsubuyla, bakiye 304,40 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... tarafından peşin yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 5.199,55 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 20.798,21 TL'den mahsubuyla hazineye gelir kaydına, eksik kalan 15.598,66 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların yaptıkları istinaf giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 07/04//2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a Maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.