İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2026/245 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2026/245
2026/656
16 Nisan 2026
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/245
KARAR NO : 2026/656
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.06.2025 NUMARASI : 2024/286 Esas 2025/563 Karar DAVANIN KONUSU : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) KARAR TARİHİ : 16.04.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17.04.2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı Manisa Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.06.2025 tarih ve 2024/286 Esas 2025/563 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, "Müvekkilim davalı bankadan ticari taksitli kredi kullanmıştır. Müvekkilim borcunun bir kısmını ödeyememiş ve davalı banka Manisa 2. İcra Dairesi'nin 2020/1235 E. Sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile 95.592,81 TL Asıl alacak ile Yıllık % 45 Temerrüt faizi ile takip başlatmıştır. Dava Tarihi itibari ile müvekkilimin taşınmazı satılmış olduğu halde halen borçlu bulunmaktaır. Müvekkilimin kullanmış olduğu Ticari Kredide ödeme planında görüleceği üzere Temerrüt faizi konusunda anlaşma yapılmamış olduğundan kredi ödeme planında Akdi faizin % 50 fazlası Temerrüt faizi uygulanacağı Ek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Antalya Bölge Adliye Mahkeme kararında da açıkça belirtildiği gibi '' Ticari Kredilerde her kredi yönünden kredi ödeme planı ve kredi sözleşmesindeki Akdi ve Temerrüt Faizleri yazılı ise bu miktar üzerinden Temerrüt faizi konusunda anlaşma yapılmamış ise müşterinin kullanmış olduğu kredi akdi faiz oranın % 50 fazlası baz alınarak Temerrüt faizi uygulanması gerekeceği '' açıktır. Müvekkilime ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte işlemiş faizleride anaparaya ekleyerek takip başlatılmış kredi ödeme planına aykırı temerrüt faizi talep edilmiş ayrıca ipotek resmi senedinde uygulanacak Temerrüt faiz oranı % 35 olarak sözleşme yapılmış olduğu halde takip talebinde % 45 Temerrüt faizi talep edildiği ortadadır. Müvekkilim adına Manisa 2. İcra Dairesi'nin 2020/1235 E. Sayılı İpoteğin Parya Çevrilmesi yolu ile yapılan takipte ödeme planında ki kredinin akdi faiz oranının % 50 fazlası temerrüt faizi uygulanmamış , ipotek senette de uygulanacak temerrüt faiz oranı % 35 olduğu halde % 45 sabit faiz uygulanmış ve müvekkilimin taşınmazı satılmıştır. Müvekkilime usulune uygun muacceliyet ihtarnamesi yapılmamış ve müvekkilime tebliğ edilmemiştir. Asıl alacağa , işlemiş faizleride ekleyerek takip başlatılmış olup asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden, icra dosyasından dava Tarihi itibari ile dosya kapak hesabı alınarak Yargıtay Kararları dikkate alınarak konusunda uzman bir Bilirkişi incelenmesi ile dava Tarihi itibari ile müvekkilimin borçlu olmadığı miktarın tespitini talep ederim.Bu nedenlerden dolayı konusunda uzman bir Bilirkişiden rapor alınarak Manisa 2. İcra Dairesi'nin 2020/1235 E. Sayılı dosyasına ilişkin dava Tarihi itibari ile asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden Fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde talepte bulunmuştur. CEVAP : Davalı vekili, "Dava dilekçesindeki haksız, gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun tüm iddiaları kabul etmiyoruz ve haksız ve kötüniyetli olarak açılan işbu davanın reddini talep ediyoruz. Müvekkil banka ile davacı .... arasında akdedilen kredi sözleşmeleri gereği krediler kullandırılmıştır. Kredi sözleşmelerinin borçlu tarafından muaccel olan borçları ödenmeyince müvekkil banka tarafından alacağını tahsil amacıyla, davacı hakkında Manisa 2. İcra Müdürlüğü 2020/1235 E. (Yeni Esas : Manisa İcra Müdürlüğü 2023/47236) Sayılı dosya ile kanuni takip başlatılmıştır. Davacı, takip konusu borca ilişkin kredi sözleşmesini serbest iradesi ile imzalayarak sözleşme hükümlerini açıkça kabul etmiştir. Sözleşme hükümlerine göre davalı, kredi sözleşmesi ile ödeme planının tüm şart ve hükümleri okuyup anladığını, ilgili sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerini bilerek belgeleri imzaladığını beyan etmiştir. Sözleşme hükümleri ve banka belgeleri üzerinde yapılacak inceleme ile bu durum ortaya çıkacaktır. Davacı yan dava dilekçesinde davacıya açılan icra takibinde haksız ve fahiş faiz miktarı uygulandığı iddiası tamamen gerçeklikten uzaktır. Müvekkil ile davacı arasında imzalanan sözleşme neyi gerektiriyorsa müvekkil banka o yönde hareket etmiştir. Dosyada yapılacak ayrıntılı inceleme neticesinde bu husus gün yüzüne çıkacaktır. Davacının müvekkil bankaya borcu bulunduğu sabittir. Bu husus gerek davacının beyanlarından gerek ekte sunacağımız belgeler dolayısıyla gerekse mahkemenizce yapılacak yargılama neticesinde anlaşılacaktır. Borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmış olup davacı tarafımıza ulaşmış dosyayı kapatmak istediğini beyan etmiş ve indirim talep etmiştir. Bunun üzere 20.03.2020 tarihinde 125.750,00 TL ödeme yapılarak dosya haricen kapatılmıştır. Ancak borçlularca icra dosyasına tahsil harçları ödenmediğinden, dosya icra dairesinde infaz konumunda görünmemektedir. Davacının gerçeğe aykırı beyanlarından bir diğeri ise davacı asile ihtarname gönderilmemiş olması hususudur ancak bu doğru değildir. Ekte sunduğumuz üzere davacıya ihtarname gönderilmiş tebliğ edilmiştir. Göndermiş olduğumuz ihtarname ayrıntılı şekilde incelendiğinde işleyecek faiz oranının %45 olduğu da belirtilmiştir. Davalıya, imzaladığı sözleşmelere ait faiz ve temerrüt halinde uygulanacak hükümler bildirilmiştir. Müvekkil banka nezdinde yapılacak inceleme ile görüleceği üzere davalının müvekkil bankaya borcu bulunmaktadır. Ve yapılan işlemlerde herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili tarafından ileri sürülen menfi tespit nedenlerinin tümü gerçekten uzak, asılsız ve hukuka aykırı beyanlardan ibaret olup; kabul edilebilir bir yanı yoktur. Davacının kabul ettiği üzere davacı bankaya borçlusudur. Banka nezdinde bulunan ödeme planları, ilgili sözleşmeler ile müvekkil bankadan krediler kullanmıştır. Söz konusu davanın müvekkilin alacağının tahsilini sürüncemede bırakmak amacıyla açıldığı ortadadır. Bu nedenle davacı tarafından açılan haksız ve kötü niyetli işbu davanın reddi gerekmektedir. Müvekkil bankaya karşı açılan işbu dava haksız ve dayanıksız olmakla, davacının kötüniyet tazminatının ve davanın reddini talep ederiz. Bu nedenlerle; öncelikle hukuka aykırı ve kötü niyetli açılan işbu davanın Reddine, davacının aleyhine %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, kötü niyet tazminatına ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini Sayın mahkemenizden talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda belirlenen banka alacağı miktarına göre somut olayda borç ödenmesine rağmen eldeki dava borcun ödenmesinden sonra menfi tespit istemiyle açılmış, sonradan istirdat davası olarak ıslah da edilmediği, borcun ödenmesi dava tarihinden sonra olmadığından davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüşmesi ve davaya istirdat davası olarak devam edilmesi mümkün olmadığı, borcun ödenmesinden sonra menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından ve hukuki yarar dava şartı olduğundan davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece dava şartı noksanlığından dava usulden reddedilmiş ise de değerlendirmenin hatalı olduğu gibi eksik bırakılan hesaplamaya konu alacakların dahil edilmeden raporlar alınmasının da eksiklik oluşturduğu, davacı yanca yapılan ıslahın hiç değerlendirilmediği, davanın istirdata dönüşüp dönüşmediğinin incelenmediği gibi bu hususta davacıya süre verilmeden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu, icra dosyasının halen derdest konumunda olup alacaklının halen tahsil bildirimde bulunmaması nedeniyle takip devam ettiğinden açılan davada hukuki yarar olduğu, dosya borcunun icra dosya borçlusu tarafından ödenmesiyle İİK 72/2'nin uygulanması gerektiği hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, takip konusu borca dair yapılan ödemeler kapsamında borcun sona erdiğinin tespitine yönelik menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, davalı banka şubesi ile davacı arasında 07/01/2016 tarihli 300.000,00 TL bedelli Genel Kredi sözleşmesi kapsamında kurulan ilişkinin devamında davalı bankaca borcun tahsiline yönelik Manise 2. İcra Müdürlüğünün 2020/235 esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe yönelik takip talebindeki kadar borcun olmadığı (talep konusu alacağı oluşturan faizin hatalı hesaplandığı gibi muacceliyet durumunun da oluşmadığı gibi nedenlerle) gibi takipten sonra ve fakat davadan önce yapılan ödeme ile borcun sona ermesine rağmen takibin devam ettirildiği belirtilerek ileri sürülen iddiaların ve yapılan ödemenin bilirkişi marifetiyle incelenerek borçlu olunmadığı iddiası kapsamında ileri sürülen iş bu menfi tespit talebi yönünden mahkemece bankacı bilirkişiden alınan 19/09/2024 tarihli kök ve 09/02/2025 tarihli ek raporlar kapsamında tespit edilen borcun yapılan ödemeler ile son bulması nedeniyle bakiye borcun kalmamış olduğu, davanın istirdat davasına dönüşme şartlarının mevcut olmadığından ödenen borç ile ilgili menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmaması nedeniyle dava şartı noksanlığından dolayı davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı yan borcu yönünden yapılan ödemeler takip tarihi sonrası olmakla birlikte eksik ve hatalı değerlendirmeye neden olacak şekilde dosya kapsamına kazandırılan kök ve ek raporlarda takip tarihi itibariyle borç hesabı yapılmakla yetinilmesi (ödeme tarihi itibariyle BK 100 kapsamında tespiti gerekirken) doğru olmadığı gibi yani dava tarihi itibariyle borçlu olup olmadığı tespitine yönelik inceleme hatalı olduğundan yukarıdaki gerekçeyle açılı davada hukuki yararın olmadığı değerlendirmesi de olmayacaktır. Bununla birlikte iş bu hatalı gerekçe ışığında dava konusu takip dosyası iş bu davanın açılmasından sonra 29/05/2025 tarihi itibariyle takipsizlik ile kapatıldığından dava tarihi itibariyle davacının borçlu olup olmadığı belli olmadığından, bilirkişi marifetiyle borç tespiti zımmında açılan iş bu menfi tespit davasında davacı yanın hukuki yararı bulunduğundan ez cümle ile usulüne şekilde alınacak rapor kapsamında dava tarihi itibariyle borcun olmadığının anlaşılması halinde hukuki yarar kapsamında bir değerlendirme yapılabilme imkanı mevcut olacak iken aşama itibariyle eksik inceleme neticesi kazandırılan rapor karşısında aynı yönde yapılan değerlendirme yerinde görülmemiş bu kapsamda davacı yanın istinaf isteminin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Kabule göre, Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu açıklamalar muvacehesinde somut olaya dönüldüğünde, her ne kadar ilk derece mahkemesince ek rapor alınması yerinde ise de dosya tarafları yönünden oluşan münasebet kapsamında davacı yanın davalıya olan borcuna yönelik takipten sonra 518,51 TL ve 125.750,00 TL olmak üzere toplam 126.268,51 TL ödemeler yapılmakla birlikte söz konusu ödemelerin dava tarihinden önce olduğunun da anlaşılmasına göre yapılan ödemeler karşısında borcun sone erip ermediğinin BK 100 maddesi kapsamında (yapılan ödemelerin ödeme tarihlerine göre öncelikle faiz, masraf ve vekalet ücreti ve ferilerden düşülmesi yönündeki yöntem göz önüne alınarak) değerlendirilmesi gerektiğinden bilirkişi tarafından takip tarihi itibariyle borcun varlığının tespiti ile yetinmesi doğru olmadığı gibi bu yönde yapılan hesaplamaya dair davalı yanca ileri sürülen ciddi nitelikteki itirazların da karşılanmadığı, bu hususta mahkemece önceki rapor sunan bilirkişiden 698 sayılı BK'nın 100 maddesi kapsamında yapılan ödemelerin faiz, masraf ve vekalet ücreti ve ferilerden düşülmesi yönündeki yöntem göz önüne alınarak davacı borcunun sona erip ermediği dolayısıyla dava tarihi itibariyle davacının halen borçlu olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tespitine yönelik açık, anlaşılır, denetime elverişli ikinci bir ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken yapılan inceleme ve araştırma yerinde ve yeterli görülmemiş, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ve diğer istinaf sebepleri şu aşamada değerlendirilmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli, 2024/286 Esas ve 2025/563 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.