İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2026/147 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2026/147
2026/645
15 Nisan 2026
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/147
KARAR NO : 2026/645
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/09/2025 NUMARASI : 2025/840 E. 2025/782 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15.04.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15.04.2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.09.2025 gün ve 2025/840 E. 2025/782 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, Davalı tarafça hem Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası hem İhtiyarı Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı, maliki ...A.Ş. olan, dava dışı... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile... ili, ... ilçesinde, ... istikametinden ... istikametine seyir halinde iken müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı araca çarptığını, müvekkilinin direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refuje çıktığını ve levhalara çarparak durabildiğini, müvekkilinin maliki olduğu araçta yüksek maddi hasar meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafça İMM sigortası yapılan ... ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracında meydana gelen zararın tazmini için karşı yanca ekspertiz raporu aldırıldığını, hem ZMM hem de İMM poliçeleri kapsamında ödemeler yapıldığını, yapılan ödemeler ile ZMM limitleri tamamlanmış ise de müvekkiline ait aracın pert kabul edildiğini, ödemelerin gerçek zararının tamamını gidermediğini, müvekkiline ait aracın marka, model bilgileri gibi teknik özellikleri düşünüldüğünde rayicinin çok düşük belirlendiğini, hasar miktarı göz önünde alındığında sovtaj bedelinin ise yüksek hesaplandığını, araç malikinin de bu zarardan sürücü ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu, davalının zararın 120.000,00-TL’sinden sonra artan kısmından limiti kadar İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortacısı olduğu için sorumluluğunun bulunduğunu, her ne kadar davalı şirketçe mutabakat alınmış ise de söz konusu mutabakatların geçersiz olduğunu, mutabakatname/ibranamenin Yargıtay içtihatları çerçevesinde yalnızca makbuz niteliğinde olduğunu, sigorta şirketince güçlük içinde bulunan müvekkilin durumundan yararlanarak ilgili mutabakatnamenin imzalanmasının ödeme şartı olarak öne sürülmesinin, imzalanmadığı takdirde ödeme yapılmayacağı ve bu suret ile müvekkili zor durumda bırakılması sonucu imzalanan bu belgenin hiçbir hukuki geçerliliği bulunmadığını beyan etmekle, davalı sigorta şirketinin teminat limitinin bilinmemesi ve orijinal parça bedelleri, gerçek rayiç bedeli ve sovtaj bedeli üzerinden hasar bedeli zararının yeniden tespiti gerektiğinden şimdilik belirsiz alacak davası olarak açılan davanın kabulü ile şimdilik 100,00-TL bakiye hasar bedeli zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davadan evvel zorunlu arabuluculuk yolu tüketilmediği için davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu, somut olayda zorunlu arabuluculuk başvuru şartının aranmadığı kaldı ki esasen davadan evvel 6325 sayılı yasa kapsamında bu prosedürün yerine getirildiği ancak mahkemece bu hususta adı geçen yasanın 18/a-2 maddesi gereği gerekli olmasına rağmen tebligat çıkarılmadan karar verildiğinden sunulamadığı bu yönden de kararın yerinde olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı zararın İMMS sıfatıyla davalıdan tazmin istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. GEREKÇE :Dava, trafik kazasından kaynaklı araç hasarının İMMS sıfatıyla davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçeyle arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır. Öncelikle şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; her ne kadar davalı yanca 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesi gereği zorunlu arabuluculuk tutanağının dosyaya ibrazı için kendilerine ihtaratlı tebligat yapılmasının gerektiği bu yönde ihtarat yapılmadan yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiş ise de eldeki verilere göre somut olayda sözü edilen 18/A-2 maddesinin son cümlesine göre değerlendirme yapılması gerektiğinden yani dava dilekçesinin hiçbir yerinde zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı yönünde bir husustan bahsedilmediği gibi deliller arasında da belirtilmediğinden eldeki veriler ile (istinaf başvurusu aşamasında sunulmasının yasanın son cümlesinin uygulanmasını engellemeyeceği değerlyendirilmesiyle) mahkemece son cümle uyarınca değerlendirme yapılması kaçınılmaz olduğundan bu yönden mahkeme kararında usule aykırı bir yön görülmemiştir. Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu, davalı nezdinde hasar dosyasının açılmış olduğu ve dava dışı ZMMS poliçesi kapsamında limitin tüketilmiş olduğu yönünde beyan karşısında (bu yönde dayanılan delillerin toplanması yönünde mahkemeden talepte bulunulduğu da gözetildiğinde) bu yönde toplanacak delillere göre davadan önce KTK 97 maddesi kapsamında başvuruda bulunduğunun anlaşılması halinde ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurması gerekmemesine karşın aksi yönde kabul ile bu hususun bu aşamadaki deliller kapsamında dava şartı olarak kabul edilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca davacı, dava dilekçesinde açıkça ZMMS limitinin tükendiği gibi İMMS kapsamında ödeme yapıldığı ve ancak ödemenin yetersizliğinden iş bu davanın açıldığı yönünde beyanda bulunulmuş olmakla davalı sorumluluğu kapsamında bir ödeme yapımmış ise ayrıca arabuluculuk başvurusunun aranmasına da gerek kalmayacaktır. Bu durumda, mahkemece 6325 sayılı yasanın 18/A-18 maddesinin uygulama alanının bulunup bulunmayacağı yönünde bildirilen deliller toplanmadan eldeki veriler ile iş bu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/09/2025 tarih, 2025/840 E. 2025/782 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15.04.2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.