SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2025/1134 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2025/1134

Karar No

2026/550

Karar Tarihi

6 Nisan 2026

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1134
KARAR NO : 2026/550

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/09/2024 NUMARASI : 2024/534 Esas - 2024/694 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 06/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/04/2026 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/09/2024 tarih 2024/534 Esas 2024/694 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili, davacıların dava dışı .... A.Ş.'nin hissedarı olduğunu, davalıların şirketin yönetim kurul başkan, başkan yardımcısı ve üyesi olup çoğunluk hisseye sahip bulunduğunu, davalılar tarafından davacılara şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmediğini, şirketin zarara uğradığını bildirdiklerini, oysa ki şirketin yüksek miktarda banka kredisi alması nedeniyle kâr etmemesinin mümkün olmadığını, davalı ... ile davalı ...'ın oğlunun kurduğu iki ayrı şirket vasıtasıyla rekabet yasağını ihlal ettiklerini, talepleri üzerine mahkemece atanan özel denetçinin denetimi sonucu alınan 30.11.2016 tarihli raporda davalıların şirketi 49.457.848,45 TL zarara uğrattıklarının belirlendiğini belirterek; 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 ile dava tarihine kadar olan dönemleri kapsar şekilde oluşan zararların tespitiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00-TL 'nın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar ... ve ... vekili, özel denetçi raporuna istinaden dava açıldığını, özel denetçi raporunun kesin olarak değerlendirilemeyeceğini, özel denetçinin sektörü bilmediğini, toptan ve perakende ortalama kar hadlerini bilmeden ticari teamüle aykırı düşük kar nitelendirmesi yaptığını, raporunun dikkate alınmaması gerektiğini, bankadan alınan kredi için fabrika arazisinin ipotek edildiği gibi ortakların şahsi kefaleti ve 4.000.000,00-TL'lik müşteri çekinin de teminat olarak verildiğini, davalıların yapmış oldukları satışlar neticesinde .... A.Ş 'yi zarara uğratmadıklarını savunarak davanın reddinine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacıların dayandığı özel denetçi raporunda belirtilen miktar üzerinden harç ödenmesi gerektiğini, 2012-2013 yıllarında olağan genel kurul toplantısında davacıların şirketi ibra etmediklerini belirtmesine rağmen talebin 2010-2017 arasındaki tüm dönemi kapsadığını, ibra etmedikleri dönemler yönünden 6 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalının 03.11.2014 tarihinde şirket yönetiminden ve hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ancak bu tarihe kadar kadar meydana gelen zarardan sorumlu olabileceğini, talep sonucunun açık olmadığını, müvekkilinin taşınmazını satarak.... Şti. adında 22.04.2013 tarihinde yeni bir şirket kurduğunu, bu şirketin.... A.Ş 'den ve diğer tedarikçilerden de mal aldığını, davalının dava konusu şirketi zarara uğratmadığını savunarak davanın reddinine karar verilmesi talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacının davasını kısmi dava olarak açıldığı ve kısmi davada 5.000,00-TL'lik talepte bulunduğu ve daha sonra 08.03.2021 harç tarihli dilekçesiyle talebini ıslah ederek toplam 2.250.000,00-TL'ye yükselttiği, zararın 1.000.000,00 TL'sini davalılardan ...’dan 1.000.000,00 TL'sini ...’dan ve 250.000,00 TL'sini ...’dan talep ettiği,... A.Ş.'ye ait olağan genel kurul toplantısının yapıldığı 03.11.2014 tarihinde şirketin yöneticilerin ibra edilmemesini müteakip davacılar tarafından özel denetçi tayin edilmesi istemiyle açılan davada 30.12.2015 tarihli kararla özel denetçi tayin edildiği, özel denetçi tarafından yapılan incelemede 30.11.2016 tarihli raporla şirketin ne miktar zarar ettiğinin tespit edildiği, bu tarihten sonra davacıların eldeki davayı 25.04.2017 tarihinde açtığı, davacıların zararı öğrendiği tarihin ibra edilmeme kararının verildiği 03.11.2014 olduğu, davalılardan ...’ın 03.11.2014 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, daha önceki dönemlerde yönetim kurulu üyesi olarak çalıştığı, 25.04.2017 tarihinden önceki 5 yıl süreyle zamanaşımının işlemediği ancak bu tarihten önceki dönemi kapsayan zararlardan zamanaşımı işlediği, bu tarihi tespit ederek oluşan zarar miktarının toplam 6.178.915,72-TL olduğu, her birinin müteselsil sorumluluğu devam etmek kaydıyla davalılardan ... için 1.105.487,92-TL, ...’ın zararın tümü olan 6.178.915,70- TL ve ...’ın da 2.536.713,90-TL den sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 13.06.2024 tarihli 2021/1923 E. 2024/1217 K. Sayılı ilamı ile; tefhim edilen kısa kararda dava konusu .... A.Ş.’nin uğradığı zarar miktarı olarak bilirkişilerce belirlenen 6.178.915,72 TL zarardan davacıların talepleriyle bağlı kalınarak toplam 2.250.000,00 TL zararın davalılardan (Bu zararın 1.000.000,00 TL’sinden davalı ..., 1.000.000.00 TL‘sinden ..., 250.000,00 TL’sinden de ... sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş olmasına rağmen tavzih şerhi ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının "... A.Ş.'ye ödenmesine" şeklinde düzeltilerek, kararın bu şekilde tebliğe çıkarıldığı, ilk derece mahkemesince kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu; kararda yeterli gerekçeye yer verilmediği, davalılardan yalnızca ... tarafından süresinde zamanaşımı definde bulunulduğu, TTK'nın Madde 560. maddesi gereğince sorumluk davasının davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl, dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise tazminat davasına da bu zamanaşımı süresinin uygulanacağının düzenlendiği, davalı ...’ın 03.11.2014 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, bu tarihten sonraki eylemlerden sorumluluğunun bulunmadığı, eldeki davaya konu talep yönünden zamanaşımının zarar ve failin İzmir 4 ATM nin 2014/1476 E. sayılı dava dosyası kapsamında düzenlenen 30.11.2016 tarihli özel denetçi raporuyla belirlendiğinden zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı, 25.04.2017 tarihine kısmi dava şeklinde açıldığı kabul edilen davanın 03.03.2021 tarihinde ıslah edildiği; davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ve dava tarihi itibariyle henüz TTK'nın 560. maddesinde öngörülen iki ve beş yıllık zamanaşımı süresi dolmamış ise de saklı tutulan alacak miktarı yönünden zamanaşımının işlemeye devam edeceği, gerek cevap gerekse ıslah dilekçesine karşı davalı ... tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, zamanaşımının başlayacağı tarih (30.11.2016) ile ıslah tarihi (03.03.2021) dikate alındığında iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan ıslah ile artırılan tazminat talebinin ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığının gözetilmesi gerektiği sonucuna varılarak HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalıların istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı kapsamında davalıların sorumluluğu yönünde yapılan incelemede, davalı ...’ın cevap dilekçesinde zamanaşımı ve hak düşürücü süre defi ve itirazında bulunduğu, diğer davalıların ise cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmadığı; sadece davalı ... yönünden 03.11.2014 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden ayrılması ve bu tarihteki eylemlerden sorumlu olmaması nedeniyle 25.04.2017 tarihli açılan davada 25.04.2017 tarihinden 26.04.2012 tarihine kadar 5 yıllık sürede doğan zararda sorumlu olduğu, böylece 26.04.2012 tarihinden yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı 03.11.2014 tarihine kadar oluşan zarardan sorumlu olacağı; ıslah ile artrılan miktardan sorumlu olmadığı, bu davalı yönünden dava dilekçesinde yer alan 5.000,00 TL’lik tazminatın bu davacıya düşen kısmı (davacı vekilinin ıslah dilekçesinde belirlemiş olduğu rakamlar üzerinden oranlandığında 1.000/2.250=%44 yani 5.000 x 0,44=) 2.200 TL kısım yönünden davanın kabul edilmesi gerektiği; davacının talebi yöneticilerin müteselsilen sorumlu olduğundan bu kısım yönünden davacının talebinin kabul edildiği, kaldırma kararında diğer davalılar yönünden kaldırma kararı bulunmadığından davanın aynı miktar üzerinden kabul edildiği, belirlenen zarar miktarının toplam 6.178.915,72 TL olduğu tespit edildiğinden ve sorumluluk miktarı da TTK m. 557 ye göre ayrıştırılarak her birinin müteselsil sorumluluğu devam etmek kaydıyla davalılardan ... için 2.200,00 TL, ...’ın zararın tümü olan 6.178.915,72 TL ve ...’ın da 2.536.713,90 TL'den sorumlu olduğu, kusur durumlarına göre TTK m. 553 ve m. 555 e göre şirket zararının yöneticilere bölüştürülmesiyle talep ile bağlı kalınarak zarar miktarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu ....A.Ş.’nin uğradığı zarar miktarı olan ve bilirkişilerce belirlenen ve tespit edilen 6.178.915,72 TL zarardan davacıların talepleriyle bağlı kalınarak toplam 1.252.200,00 TL zararın davalılardan (Bu zararın 1.000.000,00 TL’sinden davalı ..., 2.200,00 TL‘sinden davalı ..., 250.000,00 TL’sinden de davalı ... sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsili ile ....A.Ş.'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, zamanaşımı ile ilgili olarak verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak müvekkilinin sorumlu tutulduğu 2200,00 TL yönünden verilen kararın hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin 03.11.2014 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığını, sürekli şube işlemleri ile meşgul olan müvekkilinin, bu tarihten sonra şirket merkezinde çalışmadığını, kontrolünde olmayan merkez işlemleri nedeniyle sorumlu tutulamayacağını, davacının müvekkili aleyhine olan iddialarını dava dışı ... şirketi ile ...A.Ş. arasındaki ticari ilişkiye dayandırdığını, müvekkilinin rekabet yasağına aykırı davrandığını, iki şirket arasındaki ticari ilişki nedeniyle... A.Ş.'nin zarara uğradığını iddia ettiğini, müvekkili aleyhine başkaca bir zarar iddiası bulunmadığını, .... şirketi ile ... A.Ş.'nin faaliyet konularının birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin ... şirketi için ....A.Ş.'den çivi tedarik ettiği gibi başka firmalardan da alım yaptığını,.... A.Ş.'den alınan ürünlerin fiyatlarının piyasa rayiçlerine uygun olduğunu, hatta diğer firmalardan bir kısmının fiyatlarının ...A.Ş.'den daha düşük olduğunu, ...şirketinin cirosunda çivi satışının çok düşük bir oran teşkil ettiğini, daha önce alınan raporun kendi içinde çelişkili olduğunu, önce "Yönetim kurulu üyeleri, birlikte verdikleri zarardan dolayı farklılaştırılmış teselsül ilkesi uyarınca sorumlu olurlar ve hiçbir yönetim kurulu üyesi sebep olduğu zarardan daha fazlasını tazmin etmek zorunda kalmaz." denildiğini, fakat üyelerin kusur durumlarına yönelik hiçbir inceleme yapılmadığını, hepsinin eşit kusurlu olduğundan bahisle hesaplama yapıldığını, şirket kayıtları incelenmeden düzenlenen kök rapora dayalı olarak ek rapor düzenlendiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacıların özel denetim raporu ile 49.383.479,67 TL olarak tespit edilen alacaklarının varlığını iddia ettiklerini, gerek 6102 sayılı TTK ve gerekse 213 sayılı Vergi Usul Kanunu çerçevesinde yasal delil kabul edilmeyen “stok kartlarına" dayalı bilirkişi raporları ile tespit edilen kayıt dışı hasılatın varlığı ve bu kayıt dışı hasılatı yine kayıt dışı olarak ve sahte belgeler kullanarak müvekkilinin kişisel servetine aktardığı yönündeki iddiaların tamamı yasalara aykırı ve fiili gerçeklerden uzak varsayımlara dayandığını, bilirkişilerin stok kartları olarak nitelendirdikleri belgelerin ilgili yıllarda satın alınan, imale verilen hammaddeler ile yarı mamuller ve mamullerin ve yardımcı malzemelerin ve satılan mamul malların eş zamanlı olarak takip edilmesine olanak vermeyen kartlardan oluştuğunu, bu durumun bilirkişi raporlarının tamamında ikrar edildiğini, şirketin ilişkili şirketlerle (.... ve ... Şirketi) yaptığı ticari faaliyetlerinin miktar ve tutar itibariyle düşük olduğunu, var olan satış faturalarının içeriğinin emsali işletmelere yapılan satışlar karşılığında düzenlenen fatura içerikleriyle karşılaştırılarak incelenmiş olması halinde de müvekkilinin şirketin kasten ve hile ile zararına sebebiyet verecek muamelelerde bulunmadığının anlaşılacağını, 2010-2011-2012-2013-2014 yıllarına ilişkin şirket genel kurul kararları ile içlerinde müvekkilinin de bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin tamamının ibra edildiklerini, davalılardan ...’ın ilgili yıllarda kesintisiz olarak şirketin finasman ve mali işler sorumluluğunu yürüttüğünü, davaya konu olan dönemlerde şirketin gayrisafi karlılık oranının makul ve piyasa şartlarına uygun gerçekleştiğini, şirketin ticari karlılığının nakit darboğazı sebebiyle banka ve/veya finans kuruluşlarından temin edilen kısa ve/veya uzun vadeli krediler sebebiyle ödenen finansman giderlerizyle faaliyet giderlerinin (genel yönetim giderleri) yüksekliğinden kaynaklandığını, şirketin yıllar itibariyle gayrisafi karlılık oranının sektörde faaliyet icra eden emsali işletmelerin verilerine göre makul ve beklenenin üzerinde olduğunu, şirketin net karındaki düşüklüğün, Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Tek Düzen Hesap Planı Yönetmeliklerine göre Satışların Maliyeti içerisinde yer almayan Genel Yönetim Giderleri (Faaliyet Giderleri) ile Finansman Giderlerinin yüksekliğinden kaynaklanmakta olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, anonim şirket yönetim kurulunun sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesine göre anonim şirketlerde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Aynı Yasanın 555. maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. 560. maddesine göre sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarında, davacıların ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş.'nin, yönetim kurulu başkanı davalı ...'ın oğlu ....'a ait .... firmasına 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında toplam 594.817,93 TL'lik fatura düzenlendiği, 125.304.397,29 TL'lık toplam net satışları içinde faturaların payının binde 47 olduğu; yine dava dışı.... A.Ş.'nin 03.11.2014 tarihine kadar şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'ın kurduğu dava dışı ....Şti.'ne 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarındaki toplam 4.384.509,76 TL'lik fatura düzenlendiği, 140.003.600,70 TL'lik toplam net satışları içinde faturaların payının yüzde 3,13 olduğu, dava dışı....A.Ş. ile .. ....Şti.'nin ticari ilişkilerinin .... A.Ş.'nin iş hacminde önemli bir oran tutmamakla birlikte şirket yönetim kurulu üyeleri ile ilişkili ....Şti. ile.... isimli firmaların ... .. A.Ş. ile yapmış oldukları ticari ilişkide .... firması yönünden 68.061,27 TL,... ....Şti. yönünden 6.307,51 TL zarara uğratıldığı; dava dışı ... A.Ş.'nin 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yılları ambar kayıtları (stok kartları) ile muhasebe defter kayıtlarındaki stok bakiyeleri arasında toplam 12.058.593,13 TL fark bulunduğu, bu tutarın yıllara dağıtımı yapıldığında davalıların sorumlu oldukları tutarın toplam 6.178.915,72 TL olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalının sorumluluğu ile şirketin zararının dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, davanın yönetici pay sahipleri tarafından şirket tüzel kişiliği adına açılmasına, davacıların şirketi temsil yetkisinin bulunmamasına, Dairemizin kaldırma ilamına uygun biçimde ıslah dilekçesine karşı davalı ... tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, ıslahla artırılan kısım bakımından bu davalı yönünden iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğunun kabulünün yerinde olmasına, dava tarihinden önce davalıların temerrüte düşürülmemesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalıların istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60 TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 17.077,50 TL'den peşin alınan 4.269,38 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 12.808,12 TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... ve ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/04/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.