İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2023/1943 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2023/1943
2026/621
13 Nisan 2026
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1943
KARAR NO : 2026/621
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2022 NUMARASI : 2018/629 Esas - 2022/343 Karar DAVANIN KONUSU : Maddi Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 13/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/04/2026 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/04/2022 tarih 2018/629 Esas 2022/343 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların babası ....'in 28/02/2018 tarihinde ....'ın sevk ve idaresindeki ...'in maliki ve işleteni olduğu ...Şirketi tarafından KTK ZMM sigortası yapılan ... plakalı aracın çarpması sonucunda vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında müteveffanın asli kusurlu sürücünün tali kusurlu olduğunu tespitine yer verilmişse de, İzmir 28.ASCM'nin 2018/334 esas sayılı davasında sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun ortaya çıkacağını, babaları ...'in vefatı nedeniyle davacıların desteğinden yoksun kaldıklarını, müteveffanın bağkur emeklisi olup emekli maaşı aldığını, Balçova Belediyesi türk sanat korosunda koro şefi olarak çalıştığını, ayrıca bir restoran'da fasıl ekibi içerisinde haftada 3-4 gün sahne aldığını, müteveffanın ek gelir araması nedeninin davacılara maddi destekte bulunmak olduğunu, ani ve beklenmedik ölüm karşısında davacıların telafisi imkansız zarara uğradıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir davacı için 500-TL destekten yoksun kalma tazminatının 28/02/2018 tarihinden itibaren avans faiziyle ve sigorta şirketinin poliçe kapsamıyla sınırlı olmak üzere davalılardan müteselsilen tahsiline ayrıca her bir davacı için 150.000-TL manevi tazminatın 28/02/2018 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı sigorta şirketi yönünden poliçe kapsamı ve limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müteselsilen tahsiline, davalılar hakkında HMK 329/1 maddesi uyarınca idari para cezasına ve HMK 329/2 maddesi uyarınca müvekkili ile davacıların arasındaki anlaşılan vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ...plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 21/11/2017 - 01/02/2018 tarihleri arasında ZMMS ile sigortalandığını, sorumluluklarının poliçedeki teminat limiti ile sigortalı araca atfedilecek kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, davacı çocukların destek yaşını geçtiklerinden davanın reddi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin ZMM poliçe teminatı dışında olduğunu savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, mahkememizin görevine itiraz ettiğini, dava konusu kazada müteveffa ...'in asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun olmadığını, müvekkilinin aracı ....'a onun yakını olan....'ye hastaneye götürmek üzere ödünç olarak verdiğini, ...'ın müvekkilinin haberi olmaksızın aracı ...'ye verdiğini, ...'nin de kaza nedeniyle ismini öğrendiği diğer davalı ...'ı yanına alarak hastaneye gittiğini, ...'nin muayene için hastaneye girdiği sırada ...'ın aracı kullandığını ve dava konusu kazanın meydana geldiğini, ...'ın ceza davasında aracı habersiz aldığını ikrar ettiğini, müteveffanın kazanın meydana geldiği yerin yakınındaki yaya geçidini kullanmadığını kusurlu olduğunu, talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin yüksek olduğunu, davanın ... ve ...'ye ihbar edilmesini savunmuştur. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu kazanın 28.02.2018 tarihinde ... idaresindeki .... plaka sayılı aracın... Caddesini takiben ...istikametine seyrettiği sırada karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya ...'e çarpmasıyla kazanın meydana geldiği, ...'in kaza sonucu vefat ettiği, nüfus aile kayıt tablosunun incelenmesinden; ...'in 02.03.1956 doğumlu olduğu, davacı ....'in 11.03.1983 doğumlu, davacı ...'in 28.08.1981 doğumlu, davacı ...'in 23.05.1985 doğumlu olduğu kaza tarihi itibariyle davacıların 33-36 yaş aralığında olduğu ve evli oldukları, .... plakalı otomobilin kaza tarihi itibariyle ... adına kayıtlı olduğu, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/334 Esas sayılı davasında kusur konusunda bilirkişi ....'dan alınan raporda; ...'in asli kusurlu ...'ın tali kusurlu olduğunun ortaya konulduğu, ATK'dan alınan raporda; ...'ın asli kusurlu ...'in tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, yargılama sonunda ATK raporu dikkate alınarak taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan ...'ın 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, mahkemece kusur konusunda ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18.05.2021 tarihli raporda; kazanın meydana gelmesinden ...'ın %75 oranında, ...'in %25 oranında kusurlu olduğu tespitine yer verildiği, söz konusu rapor ceza yargılamasında hükme esas alınan kusur raporuna benzer tespitler ve sonuç içerdiğinden ve dosya kapsamına uygun bulunmakla bu rapor hükme esas alındığı, bilirkişi .... 04.02.2022 tarihli raporunda; davacıların yaşları evli olmaları çalışmalarına engel teşkil edecek fiziksel ya da zihinsel engellerinin bulunmaması nedeniyle 62 yaşında vefat eden babalarının ölümünden kaynaklı olarak DYK zararlarından söz edilemeyeceği görüşünü bildirildiği ve bu görüşün mevzuata uygun bulunduğu, mahkeme değerlendirmesinde kazanın meydana gelmesinde ...'ın %75 oranında yaya ...'in %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, davacılar babalarının ölümü nedeniyle onun desteğinden yoksun kaldıklarını ileri sürerek destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş iseler de, davacıların 30 yaş üzerinde evli oldukları, çalışmalarına engel teşkil edecek fiziksel ya da zihinsel rahatsızlıklarının olmadığı, dolayısıyla babaları ...'den destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyecekleri kanaatiyle maddi tazminat istemlerinin reddine karar verildiği, manevi tazminat istemlerinin ise kusur dağılımı, davalı ...'ın kaza sırasında alkollü olması ve tarafların ekonomik durumları dikkate alınarak her bir davacı yönünden 40.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının yetersiz olduğunu, davacıların babalarının ölümü nedeniyle büyük manevi çöküş içerisinde olmaları nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunduklarını, ilk derece mahkemesince eksik inceleme yapılarak maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebi yönünden ise yalnızca 40.000,00-TL'nin kabulüne karar verildiğini, günümüz koşullarında manevi tazminat miktarının oldukça yetersi olduğunu, davalı sürücü ...'ın kusur oranına göre hükmedilen manevi tazminat miktarının yeterli olmadığını, davacıların müteveffanın vefatı nedeniyle baba sevgisinden ve desteğinde yoksun kaldıklarını, davacıların yaşadıkları elem ve ıstıraba göre manevi tazminat miktarının çok düşük kaldığını, miktar itibariyle telafi edici olmadığını, ilk derece mahkemesinin olayın özellikleri ve eylemin ağırlığını dikkate almaksızın TBK'nın 56.maddesi hükmüne aykırı olarak karar verdiğini, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna karşı sunulan itirazların değerlendirilmediğini, yetişkin ve evli çocukların da destek tazminatı talep edebileceğini, salt yaş ve evlilik nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilemeyeceğini, müteveffa ...'in emekli maaşı, koro şefi ve fasıl ekibi içerisinde sahne almak suretiyle elde ettiği gelirleri bulunduğunu, bunların dosyada mevcut olmasıyla davacıların destek zararlarının oluştuğunun belirlendiğini, destek kavramının hukuki bir ilişkiyi değil eylemli bir durumu gösterdiğini, evli ve yetişkin, iş sahibi bir evladın daha geniş olanakları olan anne ve babasından maddi destek görebileceğini, Yargıtay'ın bazı örneklerde yetişkin çocukların destek zararının oluştuğuna dair kabullerinin bulunduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının hatalı olarak verildiğini, gerçekleşen trafik kazasında davalının hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalının diğer davalı ...'ı tanımadığını, davalının maliki olduğu aracı ...'a hastaneye gitmesi için ödünç verdiğini, aracın ... tarafından davalının rızası olmaksızın ...ye verdiğini ve ...'nin muayene olduğu sırada aracın ... tarafından kullanıldığı sırada kazanın gerçekleştiğini, KTK 107.maddesi uyarınca davalı araç malikinin rızası dışında aracın ... tarafından kullanılması nedeniyle davalının sorumlu tutulamayacağını, ...'ın ceza yargılaması sırasında aracı davalıdan habersiz kullandığını ikrar ettiğini, dava konusu kazada asli kusurlu tarafın müteveffa ...'in olduğunu, kaza tespit tutanağında müteveffanın asli kusurlu bulunduğunu, ceza yargılaması sırasında yapılan keşif sonucu alınan 02.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda müteveffanın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazanın gerçekleşmesinde sürücü yönünden mücbir sebep halinin mevcut olduğunu, müteveffanın aniden yola atlamasının sürücü yönünden mücbir sebep teşkil ettiğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş nitelikte olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Dahili davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararda ...'ın yargılama sırasında vefatı sonrasında davalının davaya mirasçı olarak dahil edilmesinin hatalı olduğunu, davalının 10.07.2017 tarihinde İsviçre Agermanlands Tingsratt Adliyesi'nde davalı ...'dan boşandığını, ölüm tarihi 01.06.2021 tarihinde davalının mirasçılık ilişkisinin bulunmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından davalının boşanma durumu dikkate alınmaksızın mirasçı olarak değerlendirilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte mirasçılık sıfatının kaybedileceğini, davalının boşanma kararını 2017 yılında kesinleştiğini, davalının nüfustaki kayıt hataları sebebiyle davalı ....'ın mirasçısı olarak değerlendirilip aleyhinde karar verildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazası sonucu vefat eden destek nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17.Hukuk Dairesi'nin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden her hangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsü, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 53 maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. - 411 K. sayılı ilamı). Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin ve (Kapatılan)17.Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte yukarıda belirtilen yaşlara kadar çocukların gelir getirici sigortalı bir işte çalışmaya başlamaları halinde işe başlama tarihine kadar destek zararı hesaplaması yapılabilecektir.(Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 14.10.2019 tarih 2016/17837 Esas 2019/9351 Karar saylı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davacıların 18 üzerinde oldukları ve müteveffadan destek görmelerini gerektirir somut bir olgu bulunmadığından maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine karar verilmesi yerinde olup, davacılar vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmektedir. Taraf vekillerinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları kazanın oluş şekli, kusur dağılımı, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuştur. Bu nedenle manevi tazminata ilişkin olarak tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dahili davalı ...'ün istinaf itirazlarının incelenmesinde; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50. maddesinde “Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.“ hükmü düzenlenmiş olup, bu hükme göre yabancı bir ülke mahkemesi tarafından verilen kararın geçerli olabilmesi için usulüne uygun Türk Mahkemelerince tenfiz edilmiş olması gerekli ve zorunlu bulunmaktadır. Bir başka deyişle Türk Mahkemeleri tarafından usulünce tenfiz edilmeyen ilam niteliğinde sayılması mümkün bulunmamaktadır. Davalı tarafça davalı ... ile müteveffa ...'ın 10.07.2017 tarihinde İsviçre Agermanlands Tingsratt Adliyesi'nde boşandıkları ve kararın kesinleştiği ileri sürülmüş ise de davalı müteveffa ...'ın vefat tarihi itibariyle Türk Mahkemeleri tarafından yabancı mahkeme kararının usulünce tenfiz edildiğine dair bir delil sunulmadığı, mahkemece hükme esas alınan mirasçılık belgesinin iptali istemiyle dava açıldığına dair dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı, bu haliyle yabancı mahkeme kararının nüfus kayıtlarına işlenmediği anlaşıldığından müteveffa hakkında düzenlenen mirasçılık belgesinin karar tarihi itibariyle geçerli olduğunun kabulü gerektiğinden aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; Yukarı belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur ve bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, müteveffanın ölümü nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararlarının oluşmadığına yönelik kabulün yerinde olmasına, manevi tazminat miktarlarının kaza tarihi, kusur dağılımı, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarıyla somut olayın özelliklerine göre makul düzeyde bulunmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçeler ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekili, davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 8.197,20 TL'den peşin alınan 2.050,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.147,20 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 8.197,20 TL'den peşin alınan 3.100,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.097,20 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 13/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.