SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2023/1610 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1610

Karar No

2026/585

Karar Tarihi

9 Nisan 2026

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1610
KARAR NO" : 2026/585

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24.05.2023 NUMARASI : 2019/116 E. - 2023/36 K. BİELEŞEN İSTANBUL 1.FSHHM'NİN 2020/286 E.SAYILI DOSYASINDA; DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Men'i ve Tazminat KARAR TARİHİ : 09.04.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.04.2026 İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24.05.2023 tarih 2019/116 E. - 2023/36 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, müvekkiline ait "...." Markasının davalı tarafından hukuka aykırı bir şekilde kullanılması nedeniyle müvekkil şirketinin ticaret unvanı ve marka haklarına tecavüz niteliğinde ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin men'ini ve davalının kullandığı ".... " isimli web sitesinin ve müvekkil adına tescilli "...." markasının haksız kullanımının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, davalı tarafından, Balıkesir ...’de bulunan “....” isimli işletmeye, üzerinde ....” etiketi basılı bulunan bir hücreli fan makinası satması nedeniyle davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, men'ine, markaya tecavüz ve haksız rekabet halleri nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL maddi tazminatın müvekkiline ödenmesini, 20.000 TL manevi tazminatın müvekkiline ödenmesini, 100 TL yoksun kalınan kazancın müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirketten bedeli mukabilinde ürünler satın almakta ve müşterilerinin talep ettikleri iklimlendirme sistemleri içerisinde davacıdan satın almış olduğu ürünleri de kullanabildiğini, davaya konu internet sitesinin müvekkilinin domain hakkını yıllar önce, henüz davacı ile aralarında ticari ilişkiye dayalı sorunsuz bir ilişkinin mevcut olduğu dönemlerde satın aldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı adına tescilli marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, haksız rekabet ve tecavüzün men'ine, diğer yandan taleple bağlı kalınarak davacı yararına birleşen dosya kapsamında 100 TL maddi tazminatın davalı tarafça ödenmesine, yine marka haklarının ihlali ve tecavüz nedeniyle dosya kapsamı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet ve nesafet kuralları gözetilerek 10.000 TL manevi tazminatın davalı tarafça davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle asıl davanın kabulüne, birleşen dava yönünden; maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili, birleşen dosyada davacının ilk dava konusu olan "...kendilerine ait .... markasını ve .... adlı web sitesini hukuka aykırı şekilde kullanması..." iddialarına ilişkin olarak bilirkişi ... . tarafından düzenlenen raporda; "...davacının iddia ettiği şekilde bir kullanımın söz konusu olmadığı, makinelerde etiket değişikliği yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği,... Üzerinde .... yazılı etiketlerle marka hakkı tecavüzünün söz konusu olamayacağı kanaatine varıldığı..." belirtildiği, bu rapora karşı davacı tarafından sunulan 21.05.2021 tarihli itirazlar ve ek bilirkişi raporu talebinin mahkemece 14.07.2021 tarihli 6 nolu celsenin 1 nolu ara kararı ile reddedildiği ve bu dava konusuna ilişkin olarak yeni veya ek rapor alınmadığını, ancak gerekçeli kararda her nedense ".... . . tarafından düzenlenen Bilirkişi Raporuna mahkememizce itibar edilmemiştir" denildiğini, bu hususun bile başlı başına kararın kaldırılması sebebi olduğunu, yargılamaya konu taleplerin birbirinden tamamen farklı iki ayrı tecavüz iddiasına ilişkin olduğu, bu iddiaların zaman, mekan ve içeriklerinin birbirinden farklı olduğu, mahkemece gerekçeli kararda zikredilen iki ayrı bilirkişi raporunun bu iki farklı iddiaya dair ayrı ayrı raporlar olduğunun anlaşılamadığını, bilirkişi .... tarafından düzenlenen rapora hangi gerekçelerle itibar edilmediği ve bilirkişi raporu itibar edilebilir değil ise neden ek ya da yeni rapor alınmadığının gerekçelendirilmediğini, 6769 sayılı SMK'da düzenlenen özel yetki kurallarından 156/3 madde hükümlerine göre; "...sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir." hükmü nedeniyle İzmir Mahkemelerinin yetkisizliğine mahkemece karar verilmesi gerekirken itirazlarının reddine karar verilmesinin hukuksuz olduğunu, birleşen İstanbul 1 Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/286 E nolu dosyanın dava dilekçesi henüz taraflarına tebliğ edilmemiş iken ve henüz ikinci davaya cevapları sunulmamışken dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesinin usule aykırı olduğunu belirtmiştir. GEREKÇE :Asıl dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti önlenmesi, birleşen dava ise, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Asıl davada davacı vekili;davacının kendilerine ait .... markasını ve .... adlı web sitesini hukuka aykırı şekilde kullandığını belirterek, haksız rekabet ve tecavüzün tespiti ve men'ine karar verilmesini; birleşen davada ise davalının ....’de bulunan “....” isimli işletmeye üzerinde “....” etiketi basılı bulunan bir hücreli fan makinası sattığını belirterek, tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, men'ine, maddi ve manevi tazminata, yoksun kalınan kazancın tespiti ve kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Görüldüğü üzere, davacının asıl ve birleşen davalardaki yargılamaya konu taleplerin birbirinden farklı, ayrı tecavüz iddialarına ilişkin olduğu, bu iddiaların zaman, mekan ve içeriklerinin birbirinden farklı olduğu, mahkemece asıl ve birleşen davalara konu her iki eylem yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması suretiyle bilirkişilerden rapor alınması gerekirken, sanki davacının asıl ve birleşen davaya konu eylemlerinin aynı fiillere ilişkinmiş gibi değerlendirilerek, birleşen davada davacının markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talepleri yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olmasında isabet bulunmadığı, bu şekilde birleşen davada davacının tüm taleplerinin mahkemece karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, mahkemece davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüzün yanı sıra haksız rekabet de oluşturduğu benimsenerek tescilli marka kümülatif olarak korunması cihetine gidilmişse de bilindiği üzere kümülatif koruma, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını aynı anda taşıması halinde o mevzuatların tamamı ile korunabilmesidir. Yani bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını taşıması halinde hak sahibinin her bir yasal düzenlemeye birlikte dayanarak koruma talebinde bulunması ve mahkemelerce de eş zamanlı olarak her bir mevzuat hükümleri ile hak sahibinin tatmin edilmesidir (Cahit, Suluk/(Rauf, Karasu/Temel, Nal, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara 2022, s. 20-21; Savaş, Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s.9). Diğer bir ifade ile somut davada olduğu gibi markanın izinsiz kullanılmasının hem marka hakkına tecavüz davası, hem haksız rekabet davasına konu edilmesi ve mahkemece de her iki müessese kapsamında taleplerin kabul görmesi kümülatif koruma olarak tanımlanmaktadır. Tescilli haklar bakımından ise ilke olarak sadece ilgili özel düzenleme uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte özel düzenlemede haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunması halinde yine haksız rekabete dair düzenlemelerin de devreye gireceği tartışmasızdır. Bu kapsamda, kanun koyucunun haksız rekabete ilişkin olarak eski TTK'dan ayrılması ile kümülatif koruma yönünden yukarıda belirtilen özel hükümlerin getirilmesi tescilli marka ve tasarım ile tescilsiz tasarımın tıpkı faydalı model ve patent hakkı gibi sadece 6769 sayılı Kanun kapsamında korunmasını yeterli bulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle artık, 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan 6769 sayılı SMK hükümleri uygulanabilecek olup 6102 sayılı TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacaktır. Diğer bir ifade ile bu kapsamda kümülatif koruma uygulanmayacaktır (bkz. NOMER/HELVACI/KAYA, s. 356 vd.; ARKAN, SABİH, Ticari İşletme Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, 30. Bası, Ankara 2024, s.363). Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı marka hakkına tecavüzün, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i taleplerinde bulunmuş, davalı ise kullanımlarının yasal olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı TPE nezdinde tescilli olup 6769 sayılı Kanun ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Yine kabule göre, davacı asıl ve birleşen dava dilekçesinde markaya tecavüzün önlenmesi yanında haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i taleplerinde de bulunmakla, birleşen davada ileri sürülen tespit, men ile maddi ve manevi tazminat talebini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, bu duruma objektif dava birleşmesi denilmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir. Talep sonucunun açık olmaması durumunda mahkeme, talep sonucunu 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıklattırmalıdır. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi hâkim açısından bir yetki olduğu kadar zorunlu olarak yapılması gereken bir görev olarak yorumlanmalıdır. Somut olayda markaya tecavüzün yanı sıra haksız rekabet yönünden talepte bulunulduğu görülmekle birlikte haksız rekabetin ayrı bir talep olup olmadığı belli değildir. Dolayısı ile mahkemece markaya tecavüz ile haksız rekabetin ayrı ayrı talebe konu edilip edilmediği yönünde açıklama istenilmesi gerekmektedir. Ayrı bir talep olduğunun belirtilmesi halinde haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemlerine ilişkin tespit ve men talebine ilişkin ayrı maktu harç, tazminat talepleri yönünden ise ayrı nispi harca tabi olması sebebiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında adı geçen yasanın 30. ve 32. maddelerine göre harcın tamamlatılması yoluna gidilesi için önel verilip sonucuna göre işlem yapılmalı ve harcın tamamlattırılmasından sonra haksız rekabete ilişkin de her bir talep bakımından ayrı ayrı karar verilmesi gerekir. Ancak haksız rekabetin ayrı bir talep olarak ileri sürülmediğinin belirtilmesi halinde ise mahkemece iddianın ileri sürülüş şekline göre davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkının 6769 sayılı Kanun ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlendiğinin kabulü ile davacının bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan patent koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmadığı değerlendirmesi yapılarak somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'ine dair talepler yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11. HD'nin 13.01.2025 tarih ve 2024/1738 E.2025/58 K.14.03.2022 tarih ve 2019/5189 E. -2022/1852 K. 22.04.2021 tarih ve ve 2021/89 E. 2021/3054 K. ) Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24.05.2023 tarih 2019/116 E. - 2023/36 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 09.04.2026 oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.