İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi 2025/665 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
bam
2025/665
2026/519
15 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/665 KARAR NO : 2026/519 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/02/2025 NUMARASI : 2017/447 Esas, 2025/83 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 11/06/2015 tarihinde hastane inşaatına dair tüm alüminyum işiyle ilgili yapım sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmenin eki niteliğindeki özel teknik şartname ve idari şartname içeriğinde dış cephe kaplama işlemi ile ilgili kullanılan alüminyum kompozit panel malzemelerinin A2 sınıfı olacağının karar altına alındığını, tarafların yapının tamamlanmasından hemen sonra bir araya gelerek 23/02/2017 tarihinde belirtilen işlerde kullanılan alüminyum kompozit panel malzemesinden bir numune alınarak akredite test firması laboratuvarında teslim edilerek, gerçekleştirilen test sonucunda ise işbu malzemelerin A2 sınıfı olmadığının tespit edildiğini, bunun üzerine davalıya noter ihtarnamesi keşide ederek ayıplı ifa edilen dış cephe kaplama işlemi ile ilgili kullanılan alüminyum kompozit panel malzemelerin A2 sınıfı malzeme ile değiştirilmesini talep ettiklerini, davalı tarafça bu ayıp giderilmediği gibi müvekkili şirket aleyhine noter vasıtasıyla işlerin ayıplı olmadığını iddia ederek taleplerimizi kabul etmediklerini bildirdiklerini, müvekkilleri tarafından yasal süre içinde ayıp ihbarında bulunulmasına rağmen davalı yanca bu ayıbın giderilmediğini, müvekkillerinin davalıya bakiye ücret ödeme borcu olduğunu, TBK m.113 uyarınca müvekkiller için davalının ayıplı ifasının giderimini üçüncü bir kişiye bırakmak üzere nama ifaya izin verilmesine, müvekkillerinin davalı yana karşı olan bakiye ücret ödeme borcunun, davalının ayıplı ifasının ortadan kaldırılmasına yönelik yapacağı masraflara ilişkin TBK m.113/II'ye dayalı avans alacağı ile takas edilmesi ile kalan şimdilik ek dava ve ıslah hakları saklı kalmak üzere 50.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 11/06/2016 tarihli taşeronluk sözleşmesi gereğince sözleşmeye konu işi bitirerek davacı karşı davalıya teslim ettiğini, sözleşmeye konu geçici ve kesin kabullerin yapıldığını, buna karşın davacı karşı davalının 563.711 USD müvekkil şirketin hak ediş alacağını ödemediğini, davacının bir dönem haksız ve hukuka aykırı bir şekilde keyfi cezai şartlar belirleyerek hak edişlerini kestiğini, müvekkili şirketin zorda kaldığı için bu hak edişlere imza atmak durumunda kaldığını, söz konusu hakedişler incelendiğinde kesintiler ile müvekkil şirketin alacağının 563.711 USD civarında olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmenin eki niteliğindeki şartnameye uygun olarak A2 malzemelerin dava dışı ... AŞ'den satın aldığını, öncelikle davanın bu şirketi ihbarını talep ettiklerini ayrıca davanın ...'ye ihbarını da talep ettiklerini, davacı tarafın 11/07/2016-15/08/2016 tarihleri arasında ... AŞ laboratuvarında malzemenin yanmazlık sınıfı tespit amacıyla ... standardı çerçevesinde testler yaptırdığını ve sonucu B sınıfı olduğunun belirlendiğini, bu testte ürünün tamamı değil ... panel yerine sadece ... mineral dolgu bileşeni testi yapıldığını, oysa test edilmesi gereken ... Panel'in bütünü olduğunu, bu testin eksik ve hatalı olduğunu, davacının bu testin sonucunu müvekkil şirkete proje bitim tarihi olan 01/10/2016 tarihine kadar bildirmeyerek beklettiğini, kabul manasına gelmemekle beraber şayet kullanılan ürünler A2 değilse bu tarihe kadar bekleyerek davacı karşı davalının zararın artmasına neden olduğunu, bunun üzerine müvekkili şirketin durumun tespiti için 26/01/2017-27/01/2017 tarihleri arasında yine ... AŞ laboratuvarında malzemenin yanmazlık sınıfı tespit amacıyla ... standardı çerçevesinde testler yapıldığını ve sonucun A2 sınıfı olarak tespit edildiğini, bu testte ise ... Panel'in bütünü test edildiğini, iki test arasında birbirine zıt sonuçlar bulunduğunu, belirttikleri üzere müvekkili şirket sözleşmeye konu ürünü A2 satın aldığını, bu durumun sipariş, fatura ve irsaliye ile sabit olduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 23.maddesi c fıkrasına göre malin ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, açıkça belli değilse alacı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, davacının testleri 15/08/2016 tarihinde yaptırmış olmasına rağmen bu durumu müvekkiline 07/03/2017 tarihinde bildirdiğini, oysa o tarihte işin büyük kısmının yapılmadığını, bu durumda satın alınan tüm malzemeler iyi incelettirilerek hatta kullanılmadan geri iade edilebilir olduğunu, fakat davacı karşı davalının bu durumu engellediğini, iş bu sebeple çıkacak zarardan sorumlu olduğunu, ayrıca kabul manasına gelmemekle beraber ayıp ihbarı zamanında yapılmadığı için de davanın reddi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karşı davanın her türlü dava ve talep ile ıslah hakları saklı kalmak üzere şimdilik 30.000 USD alacağın avans faiziyle birlikte müvekkiline verilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. 24.02.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile, 470.718,24 USD'nin tahsilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılamada; Kastamonu Devlet Hastanesi olduğu belirtilerek talep edilen ve üretici ... tarafından satılan A2 yangın dayanım sınıfı dışındaki panellerin toplamını 963,75 m2 olduğu, bu panellerin hastanenin hangi bloklarında ve o bloklarda hangi katlarda ve her katta kaç adet bulunduğunun tespiti kompozit panellerle yüzey kaplama işinin tamamlanmış olması ve dosyada işin yapılması aşamasında peyderpey yapılan panel sevkiyatlarının kontrollerine dair belgelerin olmaması sebebiyle mümkün olmadığı, bu şekilde bir tespit mümkün olmadığı için tüm panellerin sökülüp heprsine test yapılmadan B sınıfı panellerin tespiti sökülmesi ve yerlerine yeniden A2 panellerin imalatı işinin mümkün olmayacağı gibi ... nin tüm dış cephenin yeniden yapılmasına ilişkin dosyaya yansımış bir muvafakat ve talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, Dosya içeriğinde bulunan fatura ve irsaliyeler, davalı karşı davacının ürünün üreticisi olmaması, ürünün temin edildiği ihbar olunanın seçilmesinde davalı karşı davacının kusurunun bulunmadığı, bilirkişi tespitleri ve işin yapım sürecinde 15.08.2016 tarihli test sonucuna göre numuneler üzerinde A2 sınıfı olduğu yazılı olan numunenin B sınıfı olduğu belirlenmesine karşın davalı karşı davacının, sözleşmenin 12. Maddesi uyarınca denetim görevi gereklerini yerine getirmeyerek B sınıfı malzeme ile işin yapılmasına sessiz kalması ve ancak işin tamamlanmasından sonra test yaparak kullanılan malzemeye itirazda bulunmasında ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle, 179.896,97 USD den % 30 oranında indirim yapılarak 432.047,50 USD yönünden karşı davanın kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar-karşı davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 25.02.2017 tarihli hak ediş raporunda hatalı-hileli-ayıplı malzeme açıklaması ile 5.196.795,06 TL'lik kompozit kesintisine rağmen, çekincesiz şekilde hak ediş raporunun imzalandığı, bu sebeple lacak talep edilemeyeceği, A2 türü malzeme ile B türü malzeme kullanımı arasındaki fark hesaplanırken, B türü fiyatının piyasa rayicine uygun olduğu ancak, A2 türü için Bakanlık birim fiyatına piyasa rayicine aykırı bedel belirlendiği, bu kapsamda ayrık görüşe neden itibar edilmediğinin mahkece açıklanmadığı, denetim görevinin yerine getirilmediği yönündeki kararın hatalı olduğu, malzeme ile ilgili 15.08.2016 - 27.01.2017 - 23.002.2017 tarihli 3 ayrı testten de davalının haberdar olduğu, yani durumun bildirildiği, işin geçici kabulünün 07.10.2016 tarihinde yapılıp ilk testin 15.08.2016 tarihinde yapıldığı, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, ilk testin yapıldığı tarih itibariyle işin % 95 oranında tamamlandığı, yüklenicinin ağır kusuru sebebiyle sorumluluktan kurtulamayacağı, sözleşmenin 12., 5/2.ve sözleşmenin eki niteliğindeki ...'nin 43.maddesi uyarınca 12 aylık teminat süresi itibariyle, garanti süresi içinde 07.03.2017 tarihinde ayıp bildiriminde bulunulduğu, yeterli numune incelenmeksizin, işin ne kadarlık kısmında ayıp olduğu tespit edilmeksizin sonuca gidildiği gerekçeleriyle karşı davada verilen kararın kaldırılmasını, asıl dava kapsamında; B türü ürünlerin sökülüp yerine A2 türü ürünler konulmasının mümkün olduğu, bu işin asıl iş sahibi ... yararına da olacağı, asıl iş sahibinin onayına gerek olmadığı gerekçeleriyle asıl davada verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; nefaset kesinti oranının yüksek olduğu gerekçesiyle, karşı davanın 488.125,83 USD yönünden tamamen kabulüne karar karar verilmesini talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-karşı davalı iş sahibi, davalı-karşı davacı ise yüklenicidir. Davacı-karşı davalı iş sahibi, dış cephe kaplama işinde kullanılacak malzeme türünün A2 olarak kararlaştırılmış olmasına rağmen, bu türde olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, işbu ayıbın davalı yüklenici tarafından giderilmemiş olması sebebiyle, yüklenici alacağından karşılanmak suretiyle ayıbın giderilmesine yönelik nama ifa talep ettiği, Davalı-karşı davacı yüklenici ise, sözleşmeye konu işin teslim edildiği, işin geçici ve kesin kabullerinin yapıldığı, ihtilafa konu işte ihbar olunan firmadan satın alınan A2 tür malzemenin kullanıldığı, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddini, karşı davada bakiye hak ediş alacağının tahsilini talep ettiği, Mahkemece, işin ne kadarlık kısmında A2 türü yerine B türü malzeme kullanıldığı tespitinin mümkün olmadığı, ihbar olunan asıl iş sahibi ...'nin de nama ifa kapsamında işin yapılmasına muvafakati olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, 15.08.2016 tarihli test raporuna göre B sınıfı ürün kullanılmasına iş sahibinin sessiz kalarak denetim görevi gereklerine aykırı davrandığı sabit görülerek, işin sözleşmeye uygun hali ile ayıplı hali arasındaki fark bedeli üzerinden hesaplanan %30 oranında nefaset kesinti bedeli iş bedelinden mahsup edilerek karşı davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edildiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan 11.06.2015 tarihli sözleşmede, davacı iş sahibinin yapımını üstlendiği hastane projesinde tüm alüminyum işinin yüklenici tarafından yapılacağı, sözleşmenin birim fiyatlı olmak üzere 3.074.000 USD+KDV götürü bedelli olduğu, 5.maddesinde iş sahibinin idare ile yaptığı ana sözleşme süresi kadar yüklenicinin kanuni sorumluluğu olduğu, 12.1 maddesine göre asıl iş sahibi idarenin taraf olduğu tüm sözleşme ve şartnamelerin işbu sözleşmenin eki mahiyetinde olduğu, 12.2 maddesinde tüm işlerin her gün iş sahibi elemanlarınca kontrolünün yapılacağı, imalatın denetim altında yapılmış olmasının yüklenici yükümlülük ve sorumluluğunu kaldırmayacağı, 12.3 maddesinde iş sahibi ve idarenin yazılı onayı alınmış malzemelerin kullanılacağı, sözleşme ve şartnameye uymayan malzeme kullanımından yüklenicinin sorumlu olacağı, onayı alınmış malzemelere ilişkin irsaliyenin iş sahibine verileceği, 12.5 maddesinde eksik ve kusurlu imalat işin idareye teslimi sonrasında ortaya çıksa dahi garanti süresi içinde eksikliğin giderileceği, garanti süresi içinde hata, kusur ve arızanın giderilmemesi halinde iş sahibinin yüklenici hesabına ayıbı gidereceği, 26.maddesinde geçici kabulün idarece yapılacak geçici kabul olacağı ve geçici kabulden 1 yıl sonra kesin kabulün yine idarece yapılacağı kararlaştırılmıştır. İhbar olunan asıl iş sahibi ... ile davacı iş sahipleri arasında düzenlenen şartnamenin 12.sayfasında yer alan gerekli şartlar başlıklı bölümünde, panellerin A2 sınıf veya üzerinde dayanıklılığa sahip olacağı belirtilmiştir. ... cevap yazısında hastane işinin tamamlanıp, 29.08.2016 tarihinde geçici kabulün, 18.10.2017 tarihinde kesin kabulün idarece onaylandığı bildirilmiştir. Taraflarca imza altına alınan tutanak başlıklı belgeye göre, 23.02.2017 tarihinde 15 adet panel malzemesinin sökülerek teste tabi tutulduğu ve 4 adetinin A2 türünde olmadığı tespit edilmiştir. Davacı iş sahibince davalı yükleniciye keşide edilen 07.03.2017 tarihli ihtarnamede, kullanılan malzemelerin A2 olarak değiştirilmesinin ihtar edildiği, 16.03.2017 tarihli karşı ihtarnamede ise, ürünlerin A2 türünde ihbar olunan şirketten satın alındığı ve süresinde yapılmış bir ihbar bulunmadığı bildirilmiştir. İhtilaf konusu malzemeleri yükleniciye tedarik eden ihbar olunan şirketin yükleniciye keşide ettiği 31.03.2017 tarihli ihtarnamesinde, A2 türü malzeme haricinde satışı yapılan B türü ürünlerin de sipariş üzerine satıldığı ve faturada niteliklerinin belirli olduğu bildirilmiştir. İlk heyet tarafından düzenlenen 07.11.2019 tarihli kök ve 11.02.2020 tarihli ek raporda, birbirini doğrular mahiyetteki taraf defterleri itibariyle davalı yüklenicinin 1.490.651,90 TL alacaklı olduğu, fatura tarihi itibariyle karşılığının 470.718,24 USD olduğu, ihtilafa konu malzemeleri tedarik eden ihbar olunan şirket tarafından faturalar kapsamında A2 türünde olmayıp satışı yapılan toplam 963,75 m2 panel üzerinden % 30 oranında nefaset kesintisi yapılması gerektiği görüşü bildirilmiştir. Son heyet tarafından düzenlenen 29.11.2023 tarihli kök raporda özetle, A2 türü malzemenin yangın anında B türü malzemeye oranla daha az miktarda ısıyı ortama verdiği, aradaki bu farktan kaynaklı olarak sözleşmede kararlaştırılan birim fiyat üzerinden belirlenen (963,73m2x78,50USD=) 75.654,375 USD üzerinden % 30 oranında (22.696,31 USD) nefaset kesintisi yapılması gerektiği, taraf defterleri itibariyle davalı yüklenicinin 1.490.651,90 TL alacaklı olduğu, alacağın dayanağı olan 9, 10 ve 11 numaralı hak ediş tarihleri itibariyle karşılığının 488.125,83 USD olduğu, davacı iş sahibinin nefaset kesintisi olarak 22.696,31 USD talep edebileceği görüşü bildirilmiştir. 07.10.2024 tarihli ek raporda ise, mahkeme ara kararı uyarınca, tüm malzemenin A2 türü olarak ve B türü olarak uygulanması halleri arasındaki bedel farkının tespit edildiği, kök rapordaki görüşün sürdürüldüğü ancak, alternatifli bedel tespiti noktasında ve B türü ürün miktarının faturalara göre tespit edilen miktar dikkate alınmaksızın tüm alan üzerinden değerlendirilmesi gerektiği yönünde ayrık görüş bildirildiği görülmüştür. Ayıplı eser, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Özetlenecek olursa; eser sözleşmesinde iş sahibi, ayıbın varlığını, miktarını, niteliğini (açık ayıp/gizli ayıp), derecesini (kabul edilemeyecek derecede olup, olmadığı) ve bedelini, itiraz halinde ise süresinde ayıp ihbarının yapıldığını tanık dahil her türlü delille ispat etmekle yükümlüdür. Taraflar arasında imzalanan 11.06.2015 tarihli sözleşmede, davacı iş sahibi ile asıl iş sahibi ... arasında imzalanan sözleşmeler ve şartnamelerin işbu sözleşmenin eki olduğunun kabul edilmiş olmasına göre; asıl iş sahibi ile imzalanan şartnamede panellerin A2 sınıf veya üzerinde dayanıklılığa sahip olacağı belirtilmiş olup, davalı tarafından tamamlanıp teslimi yapılan ihtilaf konusu işte bir kısım panellerin bu türde olmadığı, B türü malzeme kullanıldığı, bilirkişi raporundaki A2 türündeki malzemenin B türü malzemeden daha nitelikli olduğu görüşünün bildirildiği dikkate alındığında, ihtilafa konu işin ayıplı teslim edildiği sabittir. Ancak, davalı yüklenici tarafından, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı itirazı ileri sürülmüş olmasına rağmen, mahkemece bu konuda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece; bilirkişi aracılığıyla ayıbın niteliği tespit edilerek, süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, yukarıda içeriği açıklanan taraflar arasındaki sözleşme hükümleri itibariyle ayıp ihbar yükümlülüğünden muafiyet olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Ayıp ihbarından muafiyet bulunmadığı ve süresinde ayıp ihbarı yapılmadığının tespiti halinde, bu sonuca göre değerlendirme yapılması gerekir. Ayıp ihbarının süresinde yapıldığının veya sözleşme hükümleri uyarınca muafiyet bulunduğunun tespiti kapsamında yapılmış sayıldığının mahkemece kabulü halinde ise; iş sahibinin ne talep edebileceği, bakiye hak ediş alacağının ne olduğu, indirim veya kesinti gerekip gerekmediği konularının tartışılması gerekmektedir. Her ne kadar davacı iş sahibi asıl dava ile nama ifa talep etmişse de, mahkeme kararında da belirtildiği üzere, işin mevcut haliyle asıl iş sahibince kabul edilmiş (haklarını saklı tuttuğunu bildirerek) olması, kesin kabulün yapıldığı tarihten itibaren geçen süre, işin hastane olması ve kullanılır halde olması, ayıbın kullanıma engel nitelikte olmaması, sağlık ve güvenlik açısından risk oluşturduğuna dair herhangi bir iddia bulunmaması, nama ifa kapsamında yapılacak işin niteliği itibariyle hastanenin mevcut kullanımına engel olacak nitelikte olmaması, ayıbın gideriminin aşırı masraf gerektirmesi hususları bir bütün olarak dikkate alındığında, davacı iş sahibince ayıba dayalı olarak seçimlik haklardan ayıbın giderilmesine yönelik nama ifa talebinin somut olay kapsamında yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Ancak, yüklenici tarafından karşı davada bakiye iş bedeli talep edildiği ve iş bedeli tamamen ödenmediği sabit olmakla; 'çoğun içinde az da vardır' ilkesi uyarınca, somut olayda hakkaniyet gereği nefaset karşılığı bedelde indirim talep edilebileceği sabit görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşme götürü bedellidir. Götürü bedelli eser sözleşmelerinde yüklenicinin talep edebileceği iş bedeli veya bakiye iş bedeli alacağının belirlenmesi için öncelikle eksik ve ayıplı hususlar da dikkate alınarak fiziken gerçekleşen imalatın tüm işe oranı belirlenip bu oran iş bedeline uygulandıktan sonra bulunacak miktardan kabul edilen veya ispatlanmış ödemeler mahsup edilerek saptanması gerekir. Bu sebeple, yüklenici alacağının fiziki oran yöntemi uygulanmak suretiyle karşı davacı yüklenicinin talep edebileceği alacağın tespiti gerekmektedir. Karşı davada bakiye iş bedelinin bu şekilde belirlenmemiş olması hatalıdır. Ancak; eldeki davada, yukarıda içeriği açıklanan ilk heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, birbirini doğrular mahiyetteki taraf defter kayıtları itibariyle, yüklenicinin iş sahibinden 1.490.651,90 TL alacaklı tespit edilmiş, fatura tarihleri itibariyle bu alacak miktarı 470.718,24 USD olarak belirlenmiş, TL olarak tespit edilen alacak miktarına yönelik taraflarca itiraz ileri sürülmemiş ve karşı dava kapsamında yüklenici tarafından bakiye iş bedeli kapsamında alacak 470.718,24 USD olarak ıslah edilmiştir. HMK'nın 26.maddesinde taleple bağlılık ilkesi işlenmiştir. Buna göre hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin tarafların talepleri ile bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır. Her ne kadar az yukarıda götürü bedelli sözleşmelerde bakiye iş bedeli tespitinin ne şekilde yapılacağı anlatılmış ise de, bakiye iş bedelinin 1.490.651,90 TL olarak tespit edilmiş olmasına yönelik itiraz ileri sürülmemiş olması ve işbu bedel üzerinden yapılan hesaplamaya göre davanın ıslah edilmiş olması dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekirken, talep aşar mahiyette (bakiye iş bedelinin 488.125,83 USD olduğu değerlendirilerek) değerlendirme yapılmış olması yanlış olmuştur. Yine, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ayrık görüş bildirilmiş olmasına rağmen, oluşturulan bu çelişki giderilmeksizin karar verilmesi de hatalı olmuştur. Açıklanan, kabul edilen ve sabit görülen hususlar kapsamında, mahkemece yapılması gereken iş (ayıp ihbarının süresinde yapıldığının veya muafiyet bulunduğunun kabulü halinde); davacı iş sahibinin asıl davada talep edebileceği nefaset bedelinin tespiti, karşı davada ise davacı yüklenicinin talep edebileceği bakiye iş bedelinin tespiti, karşı davada tespit edilen iş bedelinden mükerrer tahsilat olmaması için nefaset indirimi yapılmaksızın hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır. Nefaset bedelinin tespitinde ise; ihtilafa konu ayıplı ürünlere ilişkin faturalara göre 963,75 m2'lik alanda A2 türü ürün kullanılmadığı tespitine rağmen, 23.02.2017 tarihinde teste tabi tutulan 15 adet üründen 4 adedinin A2 türünde olmadığının tespit edildiği ve ayrık bilirkişi görüşünün de bundan kaynaklandığı dikkate alınarak, bu çelişkilerin giderilmesi yanında, ayıbın niteliği, işin teslim edilip kullanılıyor olması, ürünler arasındaki nitelik farkı, işin boyutu ve sair tüm teknik durumlar yanında hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, ayıbın tüm işteki nefaset oranının ve bedelinin bilirkişiler aracılığı ile belirlenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin sair istinaf talepleri incelenmeksizin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/02/2025 tarih, 2017/447 Esas, 2025/83 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.