SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi 2026/661 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2026/661

Karar No

2026/802

Karar Tarihi

17 Nisan 2026

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/661 KARAR NO:2026/802 KARAR TARİHİ:17/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:04/11/2025 NUMARASI:2024/569 Esas, 2025/869 Karar DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacının süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okunup gereği düşünüldü: GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının kardeş olduğunu, davalının babası ... ve annesi ...'ya karşı kambiyo senedinden kaynaklı işbu takip başlatıldığını, tarafların anne babası vefatının üzerine davalı alacaklı mirasçılardan alacağını tahsil etmek üzere takibe devam ettiğini, davalı- alacaklının mirasın reddi veya hükmen reddi davası açmadığını, dosyada asıl borçluların mirasçısı sıfatında olduğunu, dava dilekçesi ekinde veraset ilamlarının sunulduğunu, dosyada mevcut herkes mirasçı olup müteselsilen borçlu sıfatına sahip olduğunu yalnız davalının da borçluların mirasçısı olduğundan kendi payı oranında alacaklı sıfatı ile borçlu sıfatının birleştiğini, müvekkilinin de tarafın payı oranında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep ettiklerini, işbu dava açılırken takipte kesinleşen miktarın 1/4 oranı esas alınarak davanın açıldığını, gelinen aşamada biz davalının bu alacağının ferisi olan faiz, masraf ve diğer kalemlerin külli olarak hesaplanarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, bu kapsamında dosyanın tüm alacağının 1/4 oranı üzerinden hesaplama yapılmasını, müvekkilinin ve müteselsil diğer borçluların da bu pay oranından borçtan sorumlu olmadıklarının tespitini, menfi tespit talepli olarak arabuluculuk sürecinde de taraflar olarak görüştüklerini ancak anlaşma sağlanmadığını, müvekkilinin halihazırda kusuru olmaksızın ciddi bir borç altında bırakıldığını, gelinen aşamada davacının da kendi miras payı oranından alacaktan feragat etmediğinden işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, tüm bu nedenler ve Mahkemece resen dikkate alınacak tüm nedenlerle; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulünü, davalı - alacaklının miras payı oranına denk gelen kısmın hesaplanmasını, müvekkilinun bu pay oranına denk gelen ana para, faiz masraf ve harç ve devamı olan tüm ferilerden kaynaklı borçlu olmadığının tespitini, adli yardım talebinin kabulünü, davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre, dava zaman aşımı ve hukuki yarar yokluğundan usulden ve esastan reddini, davanın kötü niyetle açılmış olduğu dosya kapsamından sabit olduğundan davacı borçlunun alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince, "davacının somut davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından 6100 sayılı HMK 114/1-h ve 115/2 maddesinin ilk cümlesi gereğince davanın usulden reddine" dair hüküm tesis edilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuki yarar yönünden hatalı olduğunu, icra dosyasındaki uygulamanın fiilen ve hukuken güvence sağlamadığını, Borçlar Kanunu m.135 gereği borcun kendiliğinden sona erdiğini, mahkemenin bu hususu kabul etmekle birlikte, bunun tespitine gerek olmadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, oysa maddi hukukta sona ermiş bir borcun yargısal olarak tespitinin, davacının hukuki güvenliği açısından zorunlu olduğunu, asıl hedeflerinin hukuki yarar, güncel borç miktarını netleştirmek olduğunu, fakat somut olayda müvekkili hakkında kesinleşmiş icra takibi bulunduğunu, icra dosyasında hesaplama ihtilafı yaşandığını, borcun ferileri yönünden belirsizlikğin mevcut olduğunu, davalı tarafça icra takibi sürdürüldüğünü, bu durumda davacının mahkeme ilamı ile hukuki durumunu kesinleştirme ihtiyacının açık olduğunu, mahkemenin, hukuki yararı dar yorumlayarak hatalı sonuca ulaştığını, müvekkilinin halihazırda ciddi ekonomik sıkıntı içerisinde olup, davalının kendisine karşı yürüttüğü birçok dosyadan kaynaklı da yüklü bir borç altında olduğunu, emekli maaşı dışında hiçbir aktif geliri bulunmadığını, bu mağduriyetten kaynaklı olarak yargılama harç ve masraflarını ödeyecek durumu olmadığını, yargıya erişim hakkının ortadan kaldırılmaması adına adli yardımdan yararlandırılmasını talep ettiğini, tüm bu nedenlerle; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 04.11.2025 tarih, 2024/569 E. – 2025/869 K. sayılı kararının yeniden gözden geçirilmesini, yeniden gözden geçirmenin mümkün olmaması halinde kararın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, adli yardım talebinin kabulune , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, İİK'nın 72 maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.Davalı tarafından, tarafların ortak murisleri ... ve ... aleyhine Kartal 6. İcra Dairesi'nin... (İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ....) sayılı icra dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği, tarafların ortak murisleri borçluların vefat etmesi üzerine, takibe mirasçılar yönünden devam edildiği, davalı alacaklının da mirasçılardan olması nedeniyle borcun 1/4 yönünden alacaklı-borçlu sıfatının birleştiği, davacı borçlunun da bu miktar yönünden borçlu olmadığının tespitini talep ettiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davanın, hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince; "Davacı taraf, murisin vefatı ile davalının borçlu ve alacaklı sıfatının birleştiğini ve davacının borcun 1/4 ü üzerinde borçlu sıfatınıbulunmadığını iddia etmiştir. Davalı taraf ise, davacının hukuki yararının bulunmadığını, icra takibinin hali hazırda borcun 3/4 ü üzerinden devam ettiğini, borcun tamamı ile ilgili davacıdan talepleri olmadığını, bu durumu icra dosyasına talep dilekçesi ile bildirdiklerini savunmuştur. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 135 inci maddesinin 1 inci fıkrasının ilk cümlesi;"Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer." şeklindedir. Somut davada davalı taraf alacaklı konumundayken, borçlu olan miras bırakanının vefatı üzerine murisin borçlarına halef olmuş ve alacaklı ve borçlu sıfatı aynı kişide birleştiğinden mirasçılar arasındaki iç ilişkide borcun 1/4'lük kısmı sona ermiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 135 inci maddesinin 1 inci fıkrasının ilk cümlesi gereğince taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde, alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesi sebebiyle borcun 1/4 oranında sona erdiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı taraf, davalının 1/4 oranında kısmi feragat yapmadığını, icra dairesinin bu konuda işlem yapmadığını beyan etmiştir. Davalı taraf, borcun 1/4 oranında sona erdiği hususunda icra dairesine talepte bulunduklarını, kendilerinin kusuru olmadığını savunmuştur. İcra dosyası içerisinde bulunan ve 01.08.2024 tarihinde (mahkememiz somut dava tarihinden önce) kaydedilen dosya hesabı talebi dilekçesinde davacı borçlu vekilince, "Müdürlüğünüzden .... Miras payı oranında borcun muaf tutulduğuna dair dosya GÜNCEL kapak hesabının çıkarılarak uyaba eklenmesini talep ederiz. Ayrıca müdürlüğünüzün daha önce bu konuda alacaklı vekilinin de talebi üzerinde vermiş olduğu bir karar tensip tutanağını ekte sunarız. Talebin kabulune rağmen halihazırda yapılan kapak hesaplarında alacaklının payı muaf tutulmamaktadır. İşbu nedenlerle talebimiz gibi işlem yapılarak güncel bedelin uyaba işlenmesi talep olunur.beyanında bulunulmuştur. Dilekçe ekinde sunulan icra dairesi karar tensip tutanağı incelendiğinde, alacaklı davalı vekilince;"Dosya borçluları olan ... ile... vefat etmiştir. Muris borçlulara ait Veraset İlamları EK.1 ve EK.2 olarak aşağıda sunulmuştur. Geriye mirasçıları olarak çocukları ;- ... (TC NO: ...), Adres : ... Mahallesi, ... Cad. ... Kartal, İstanbul, - ... (TC NO: ...), Adres : ...Kartal, İstanbul,- ... (TC NO: ...), Adres : ... Kartal, İstanbul, - ... ( TC NO: ...) kalmıştır. Mirasçılardan ... işbu icra dosyasının alacaklısı olduğundan ...ya düşen miras payına denk gelen meblağın muaf tutularak, geriye kalan mirasçılara güncel kapak hesabı yapılarak, yukarıda belirttiğimiz adreslerine ödeme emri gönderilmesi" talep edilmiştir.Talep üzerine icra dairesince, "Dosyanın incelenmesinde; Takibin örnek 10 Kambiyo senetlerine mahsus takip olup, borçlular yönünden takibin kesinleştiği, ekte sunulan veraset ilamlarına göre dosya borçlularının vefat ettiği, mirasçılardan birisinin alacaklının olduğu anlaşılmakla, Alacaklının veraset ilamında belirtilen oran yönünden takibin durdurulmasına,Diğer mirasçılar yönünden takibin devamı ile alacaklı vekilinin talebi üzerine mirasçılara dosya hesabı yapılarak muhtıra çıkarılmasına," şeklinde karar verilmiştir.Gerek alacaklı (davalı) vekilinin icra dosyasına sunduğu talep dilekçesi, gerekse icra dairesince düzenlenen karar tensip tutanağı dikkate alındığında, alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleştiği konusunda alacaklı (davalı) tarafın itirazı bulunmadığı, icra dairesinin talep doğrultusunda karar verdiği, bu sebeple mahkeme kararına ihtiyaç bulunmadığı, icra dairesinin hali hazırda mahkeme kararından beklenen menfaati sağlayacak şekilde karar verdiği, icra dairesi kararının uygulanmasında aksaklık bulunmasının somut davanın açılmasına hukuki yarar sağlamayacağı anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle, davacının somut davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından 6100 sayılı HMK 114/1-h ve 115/2 maddesinin ilk cümlesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. " şeklinde verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının, icra dosyasında talep karara bağlanmasına rağmen ayrıca bir menfi tespit kararı verilmesinde zorunluluk bulunduğundan bahisle ileri sürdüğü istinaf talebi yerinde olmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.Bu itibarla; davacının istinaf talebinin dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan inceleme neticesinde; özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre istinaf talebinin HMK/353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 16/04/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.