İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2026/479 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
bam
2026/479
2026/533
15 Nisan 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/479
KARAR NO:2026/533
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/93
KARAR NO:2026/103
DAVA TARİHİ:02/02/2026
KARAR TARİHİ:05/02/2026
DAVA:Kayıt Kabul
KARAR TARİHİ:15/04/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava konusu icra takip borçlusu ... Şirketi arasında genel kredi ve teminat sözleşmesi akdedildiğini ve işbu sözleşme kapsamında borçluya krediler kullandırıldığını, kullandırılan kredilere teminat teşkil etmesi bakımından ... plakalı araç üzerinde müvekkil banka lehine rehin şerhi işlendiğini, borçlu tarafından işbu kredi ödemelerinin vadesi geldiği halde ödemesi yapılmamış olduğundan yasal takibe geçilerek borçlu hakkında Büyükçekmece İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyasından taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlanıldığını, müflis borçlunun iflas kararından önce anılan icra takibine borca itiraz ettiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/717 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali açılan davada dosyanın halen derdest olduğunu, itirazın iptali davası devam ederken müflis şirket hakkında iflas kararı verildiğini, müvekkili bankanın da İİK hükümleri gereğince, iflas tarihi itibarıyla alacağını usulüne uygun şekilde iflas masasına bildirdiğini, borçlunun borca itiraz etmiş olması ve yargılama gerektirdiği gerekçesiyle başvurularının tamamen reddedildiğini, ret kararının hukuka aykırı olduğunu, işbu kayıt kabul davası ile itirazın iptali davasının aynı kredi ve borç ilişkisine, aynı maddi vakıalara, aynı delillere, aynı bilirkişi incelemesine dayandığını her iki davanın ayrı dosyalarda görülmesi, mükerrer yargılama, çelişkili karar ve usul ekonomisine aykırılık sonucunu doğuracağından HMK'nın 166. maddesi uyarınca, işbu davanın Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/717 E. sayılı itirazın iptali davası ile birleştirilmesini talep ettiklerini belirterek müvekkilinin müflise ait ... plakalı araç üzerindeki rehin hakkına dayalı olarak, iflas tarihi itibarıyla 4.329.643,94 TL tutarındaki alacağının rehinli (rüçhanlı) alacak olarak sıra cetveline dahil edilerek alacağımızın kayıt altına alınmasını talep etmiştir.
CEVAP:Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Dava Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) istemine ilişkindir.İflasın derdest davalara etkisi İcra ve İflas Kanunu'nun 194’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre:“Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.”Bu ilkeler ve yasal düzenlemelerin bir arada değerlendirilmesinden ortaya çıkan sonuç şudur: Derdest bir alacak (veya itirazın iptali) davası bulunan alacaklı davalının iflası üzerine (alacağını masaya yazdırmak zorunda olmaksızın) davasına devam edebilir ve dilerse alacağının masaya kaydı için de başvurabilir. Davacının masaya başvurması başlı başına davayı konusuz bırakmaz; bu ancak alacağın nizasız olarak masaya kaydıyla mümkündür.Davacı davasına devam etmek istiyorsa mahkeme yargılamayı ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar ertelemelidir. Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun 224’üncü maddesinde birinci alacaklılar toplanmasının görevleri arasında “muallak davalar” hakkında acele karar verilmesi de sayılmıştır. Esasen derdest davaların ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar duracağına dair yasal düzenleme ile (İİK.m.194/I) masa tarafından neticelendirilmesine lüzum görülmeyen iddiaların ve bu arada müflisin davacısı olduğu derdest davaların takibinin, ikinci alacaklılar toplanmasında hakkı isteyen alacaklıya devrolunmasına dair düzenleme (İİK.m.245) birlikte değerlendirildiğinde, anılan davaların olduğu gibi devam edeceğinin yani sıra cetveline itiraza dönüşmeyeceği hususunun yasa koyucu tarafından da benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu düzenlemenin maksadı şudur: İkinci alacaklılar toplanması derdest davanın haklı olduğunu ve daha fazla gidere sebebiyet verilmemesi için bunun cetvele kabulüne karar verebilir. Beklemenin amacı da bu iradenin ne şekilde oluştuğunun görülmesidir. Alacaklı eğer alacağını masaya yazdırmak için iflas idaresine başvurmuşsa iflas idaresi bu alacak hakkında red kararı vermeyip, bunu masaya “nizalı alacak” olarak kaydetmelidir zira ortada zaten derdest bir dava bulunmaktadır ve müflisin yerine iflas idaresince takip edilecek bu dava sonucunda verilecek karar doğrudan masaya etki edecektir. Davanın kabulü halinde niza kaydı silinecek ve bu tutar masaya kabul edilmiş olacak, davanın reddi halinde ise alacak tamamıyla sıra cetvelinden çıkartılacaktır. Bu çerçevede varılan sonuç iflas tarihinde derdest bulunan ve konusu masayı ilgilendiren bir mal ya da hak olan davaların aynen (=tür değiştirmeksizin) devam edeceğidir.Bu noktada derdest davanın sıra cetveline itiraz davasına dönüşeceği ve dönüşmeyeceği olasılıkları çerçevesinde yapılacak yargılama ve davanın sonunda verilecek hükmün niteliği ile bunun masaya ne şekilde kaydedileceği üzerinde de durulmalıdır.Konusu para alacağı olan derdest davaların sıra cetveline itiraz davasına dönüşeceği kabul edildiğinde ortaya çıkan ilk sorun mahkemenin görevi noktasında olacaktır. Sıra cetveline itiraz davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi iken dava diğer mahkemelerde görülürken davalının iflası halinde söz gelimi sulh hukuk ya da tüketici mahkemesi görevsizlik kararı veremeyecektir.Ortada derdest bir alacak davası varken borçlu iflas ettiğinde alacaklı masaya başvurmuş ve iflas idaresi alacağı nizalı yazmak yerine reddetmişse bu noktada alacaklı yeni bir sıra cetveline itiraz davası açmak durumunda değildir. Zira iflas idaresi yeni bir hasım olmayıp, iflas masasının yasal temsilcisi olması sıfatıyla davacının karşısında konumlanmıştır. Geniş haklar bahşeden bir alacak davası varken, aynı hukuki sebebe ve aynı konuya dayalı açılacak ve aslında daha az hak bahşeden sıra cetveline itiraz davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23.Hukuk Dairesi, 22/03/2023 tarih, 2023/604 Esas, 2023/546 Karar; Yargıtay 23.Hukuk Dairesi, 07/03/2019 tarih, 2016/3076 Esas, 2019/918 Karar) Davacı tarafın, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/717 Esas sayılı devam eden dava dosyası mevcut iken aynı alacağın bu kez de sıra cetveline itiraz davasına konu edilemeyeceği, davacı tarafın bu talepleri yönünden hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçesiyle açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; itirazın iptali davası ile kayıt kabul davasının farklı hukuki sonuçlar doğurduğundan mahkemenin hukuki yarar değerlendirmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin rehinli alacaklı olup takibinin iflasla düşmediğini ve davanın kayıt kabul davasına dönüşmediğini, mahkemenin kabul ettiği gibi derdest bulunan itirazın iptali davasının alacağın iflas masasına kaydı sonucunu doğurmadığından alacağın iflas masasına kaydı bakımından ayrıca dava açılmasında hukuki yarar bulunduğunu, mahkeme kararının müvekkilinin rehinli takip hakkını fiilen ortadan kaldırdığını, hem itirazın iptali hem de kayıt kabul şeklinde ayrı kararlar alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü istemine ilişkindir.Davacının davalı ... Şirketi'ye karşı açtığı Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/717 E. sayılı dosyasındaki takibin rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davasının yargılaması devam ederken davalı şirketin iflasına karar verildiği, bunun üzerinde davacının iş bu kayıt kabul davasının açtığı sabittir.İstinafa konu uyuşmazlık,rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davasının yargılaması devam ederken davalı şirketin iflasına karar verilmesi halinde itirazın iptali davası derdest iken açılan kayıt kabul davasında hukuki yarar bulunup bulunmadığında ilişkindir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun Borçlunun Malları Hakkında İflasın Neticeleri bölümünde bulunan takibin durması ve düşmesi başlıklı 193. maddesi:" İflasın açılması, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur.İflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer.İflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbiri yapılamaz.(Ek: 9/11/1988-3494/39 md.) Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplere iflastan sonra da takip alacaklıları tarafından iflas masasına karşı devam edilir ve satış bedeli 151 inci maddeye göre rehinli alacaklılara paylaştırılır. Artan kısım iflas masasına intikal eder. Şu kadar ki, takip alacaklısı, iflastan önce başlamış olduğu rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipten vazgeçerek, rehnin 185 inci maddeye göre satılmasını isteyebilir." Hukuk davalarının tatili başlıklı 194. maddesi:" Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz.Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez." 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun İpoteğin Paraya Çevrilmesi bölümünde bulunan Paylaştırma başlıklı 151. maddesi:" Rehin bedelinden masrafların çıkarılmasında ve artanın alacaklılar arasında paylaştırılmasında 138 inci madde hükmü tatbik olunur.Satış tutarı alacaklıların alacağını ödemeğe yetmezse icra memuru 206 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre alacaklıların her birine ait sıra ve payları tayin eder.141, 142 ve 144 üncü maddelerin hükümleri burada da caridir." şeklindedir.Somut uyuşmazlıkta, davacının davalı ... Şirketi'ye karşı açtığı Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/717 E. sayılı dosyasındaki takibin rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davasının yargılaması sırasında davalı şirketin iflası nedeniyle itirazın iptaline konu takibin düşmeyeceği İİK'nın 193/4. maddesindeki açık hüküm nedeniyle belli olup, düşmeyen takip kapsamında itirazın iptali davasının kayıt kabul davasına da dönüşmeyeceği sabittir. İİK'nın 194/1. maddesi hükmü uyarınca da itirazın iptali davasının tatil edilmeyip yargılaması devam edecek olup davacının sonradan aynı alacağı ilişkin iş bu kayıt kabul davasını açması ve talep sonucunun farklı olması nedeniyle derdestlik teşkil etmese de, itirazın iptali davası neticesinde kısmen veya tamamen kabul hükmü verilmesi gerektiği kanaatine varılması halinde İİK'nın 193/4. maddesi yollamasıyla satış bedeli yönünden 151. maddeye göre rehinli alacaklılara paylaştırma yapılarak hüküm infaz edilir. Bu nedenle de aynı rehinli alacak yönünden hem itirazın iptali hem de kayıt kabul hükmü içeren iki farklı mahkeme ilamına yönelik davacı talebinde iş bu kayıt kabul davası yönünden hukuki yarar bulunmadığından bu yöndeki mahkeme kararı isabetlidir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf başvurma harcı ve 732,00 TL istinaf karar harcının ayrı ayrı Hazine'ye gelir kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/04/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.