İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2026/402 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2026/402
2026/657
16 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2026/402 KARAR NO:2026/657 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:02/02/2026 NUMARASI:2026/26 E. - 2026/90 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ve yetkilisi hakkında İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/949 esas sayılı dosyası ile konkordato davası açıldığını ve 16.10.2025 tarihinde 3 aylık geçici mühlet kararı verildiğini, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/949 esas sayılı dosyasına davalı tarafından 100.000.000,00 TL alacak bildirimi yapıldığını, müvekkili şirket ve yetkilisinin davalıya böyle bir borcunun bulunmadığını, davalının haksız ve kötü niyete alacak bildirimi yapıldığını, davalı ... müvekkil şirket yetkilisi ... ile yapılan görüşmeleri neticesinde ... A.Ş. Firmasına ortak olmak istediğini beyan ettiğini ve müvekkili ile şifahi görüşmeler gerçekleştiğini, bu görüşmeler akabinde davalı ile müvekkil aralarında harici olarak anlaştıklarını, anlaşmanın akabinde davalı tarafından şirkete ödemeler yapılmaya başlandığını, davalı tarafından müvekkil şirkete bir kısım ödemelerin yapılması sonrasında davalının müvekkili ile iletişime geçerek, yapılan ödemeler nedeni ile kendisinin maddi sıkıntıya düştüğünü ve kendi alacaklılarına ödeme yapması gerektiğini belirtmiş, bu nedenle müvekkilinden bu ödemeler için yardım istediğini, müvekkilin de aradaki harici ortaklık anlaşması ve güven ilişkisine dayanarak, davalının alacaklılarına karşı zor durumda kalmaması için bir adet çek vermeyi kabul ettiğini, bunun üzerine şirket yetkilisi ... bir adet ... A.Ş. Adına yetkilisi ... tarafından imzalı, diğer kısımları boş olan ... Bankası ... seri numaralı çek yaprağını verdiğini, ayrıca çek üzerinde ...'ın avalinin bulunduğunu, Fakat çekin diğer kısımlarının tamamının boş olarak teslim edilmiştir. olayların devamında müvekkili şirketin ticari hayatında yaşadığı sorunlar nedeni ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/949 esas sayılı dosya ile 13.10.2025 tarihinde Konkordato ilan edildiğini, bu sebeple de taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinden vazgeçildiğini, Konkordato ilanı akabinde tarafların yeniden görüştüklerini, protokol ve taksitlendirme yaparak kısmi ödemelerin tarafına iadesi için yeniden görüşme talep ettiğini ve ayrıca davalı ile olan harici ortaklık ilişkisinin de sonuca ulaşmaması nedeni ile, güvene dayalı olarak verilen boş çek yaprağının tarafına iadesini talep ettiğini, fakat davalıdan geri dönüş alamadıklarını, bunun üzerine ... A.Ş. Adına yetkilisi ... tarafından imzalı, diğer kısımları boş olan ... Bankasına ait ... seri numaralı çek davalı tarafından 100.000.000,00 TL bedel yazılarak doldurulduğunu , ardından bahsi geçen konkordato dosyasına alacak bildirimi yapıldığını, ayrıca İstanbul Anadolu 8. İcra Ceza Mahkemesinin 2026/9 Esas sayılı dosya ile de karşılıksız çek şikayeti yapıldığını,Müvekkilinin davalının zor durumda kalmaması için aralarındaki güven ilişkisine dayanarak teslim ettiği boş çek yaprağı davalı yanca hukuka aykırı olarak doldurulduğunu, müvekkilinin ve yetkilisi olduğu şirketin davalıya 100.000.000,00 TL borcu bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığının tespitine, haksız ve kötüniyetli davalı aleyhine %20 ’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zorunlu dava şartı arabuluculuk başvuru yerine getirilmediğinden davanın dava şartı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Mahkemenin 12/01/2026 tarihli ara kararı ile davacılar vekiline arabulucuk tutanağının aslının ibraz edilmesi hususunda tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde tutanak aslının ibraz edilmesine, belirtilen kesin süre içerisinde tutanak aslının ibraz edilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğundan usulden red edileceğinin ihtarını içerir ara kararın tebliğ edildiği,Davacılar vekiline mahkemenin 12/01/2026 tarihli ara kararı belirlenen kesin süre içerisinde usulüne uygun arabuluculuk tutanağı sunmak üzere süre verilmesine karar verildiği, davacılar vekili tarafından belirlenen kesin süre içerisinde arabuluculuk tutanağı aslını sunulmadığı, bu hali ile dava tarihinden önce sonuçlanmış arabuluculuk tutanağı bulunmadığı ve eldeki davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu anlaşılmakla, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -kararı sadece vekalet ücreti bakımından istinaf ettiklerini, Davacı tarafça, dava dilekçesinde dava değeri 3.000.000,00 TL olarak belirtildiğini, harca esas değer üzerinden hesaplama yapılarak tarafları lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, İstinaf Başvurularının Kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." denildiğini, kanunda açıkça görüldüğü üzere davalarda ön şartın yerine getirilmemiş olması durumlarında Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları yani maktu vekalet ücretlerini geçmemek üzere avukatlık ücretine hükmolunacağını, İlgili kanun, Yargıtay Kararları ve Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda davanın konusunun para veya para ile değerlendirilmesinin mümkün olması halinde, dava şartlarından birinin bulunmaması (noksan olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğinde vekalet ücreti nispi tarifeye göre takdir edileceği ancak bu nispi vekalet ücretinin maktu vekalet ücretinden fazla olamayacağından istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davalı vekilinin lehlerine nisbi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmediğine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7.maddesinde; “Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret” başlığını taşımakta; maddenin 2.fıkrasında ise “davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur” düzenlemesi bulunmaktadır.Konusu para veya para ile değerlendirilmesi mümkün bulunan davanın dava şartlarından birinin bulunmaması (noksan olması) nedeniyle usulden reddine ilişkin kararda, vekalet ücreti nispi tarifeye göre takdir edilir; ancak, bu nispi vekalet ücretinin miktarı, maktu vekalet ücretini geçemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 12.2.2014 tarih, 2013/385 E., 2014/100 K. sayılı kararı) Somut olayda, dava şartı yokluğundan reddedilen işbu davada, davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olup karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.' nin 7/2 maddesindeki düzenleme uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücretini geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmüş ve davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2026 tarih ve 2026/26 E., 2026/90 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.