İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2026/396 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2026/396
2026/655
16 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2026/396 KARAR NO:2026/655 İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:12/02/2026 (Ara Karar) NUMARASI:2022/771 E. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin senette lehdar görünen ... adlı kişiyi tanımadığı gibi senet üzerindeki imzada müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin yaklaşık 47.000.000 TL gibi astronomik bedelli bir senedi tanzim ederek vermiş olduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, olağan hayat akışı içerisinde tek bir senet ile bir kişinin 2.600.000 USD borçlanmasının mümkün olmayacağı gibi böylesi bir senedin de yine bir alacak karşılığı ...'e verilmesi mümkün olmayıp ... ile alacaklı görünen ... adlı kişinin birlikte hareket ederek müvekkilinden haksız tahsilat yapmaya çalıştıklarının ortada olduğunu, dava masraflarının yaklaşık 1.000.000 TL tutacağını bilen alacaklı tarafın müvekkilinin bunu karşılayamayacağını düşündüğünden rahatlıkla bu yola başvurduğunu, takibe konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığı, güvenilirliği adaletin tüm birimlerinde takdir gören ... tarafından 19.01.2023 tarih, ... Rapor Numarası ile tanzim edilen Adli Belge Analizi Uzman Mütalaasında, müvekkiline ait sahte bononun tanzim tarihine yakın belgeler, müvekkilinin ayakta, oturarak, önce sağ el sonra sol el olmak üzere 10 sayfadan oluşan imza ve yazılar bizzat bu büro tarafından alınarak yapılan analiz sonucu bonodaki yazıların ve imzanın müvekkilin eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, buna ilişkin rapor daha önce dosyaya ibraz edildiğini, İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun, 26.12.2023 TARİH, Fizik İhtisas Dairesi, Adli Belge İnceleme Şubesinin...--.../.../... rapor sayılı 4 sayfadan oluşan raporunun 3. sayfasında davaya konu olan bononun altındaki imzanın müvekkili ...'ın el ürünü olmadığına ilişkin rapor tanzim edilmiş ve dosyaya ibraz edildiğini, nitekim, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu... Soruşturma dosyasından yapılan ATK imza incelemesine esas olmak üzere, müvekkiline ait imzasının bulunduğu kamu/özel kurum ve kuruluşlardan gerekli belgeler celp edildiğini, teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini ayrıca müvekkilinin icra dosyasındaki tüm malvarlığına haciz konulduğu da dikkate alınarak 27.06.2024 tarihli ara karardan dönülmesini tekrar ve ısrarla talep etmek gerektiğini,müvekkilinin kesinlikle bu meblağları karşılayabilecek maddi gücü bulunmadığını, müvekkilinin hiç bir şekilde hareket edemez hale geldiğini, müvekkilinin acz içinde bulunduğunu, adli müzaharet kararını kaldırması hem de teminata ilişkin itirazın kabul edilerek % 20 teminat mukabili ihtiyati tedbir kararına hükmetmesi müvekkilinin imkansızlıklar içindeki durumunu katladığını, karşı taraf meblağın yüksek olmasını fırsat bilerek ve icra baskısı ile de müvekkili hareket edemez hale getirerek yasaları kötüniyetli olarak kullanmakta ve haksız bir alacağı tahsil etmeye çalıştığını, müvekkilinin mallarının zaten hacizli durumda olduğunu, yargılama neticesinde haklılığının ortaya çıkması ile telafisi mümkün olmayacak neticeler ortaya çıkacağını belirterek 27.06.2024 tarihli 2. No.lu ara karardan ve 01.08.2024 tarihli ara karardan dönülerek teminatsız ihtiyati ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 10/10/2024 Tarihli Ara Karar İle; "...Davacının ihtiyati tedbir (teminatsız) talebinin KABULÜNE, HMK 209/1. maddesi uyarınca; İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında TAKİBİN DURDURULMASINA" karar verilmiştir.İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili Av. ... UYAP'tan göndermiş olduğu 26/01/2026 tarihli dilekçesinde özetle; davada 10/10/2024 tarihli duruşmanın 5 no'lu ara kararı ile İstanbul BAM 15 HD'nin 2023/1992 Esas ve 2023/1529 Karar sayılı kararı ve ceza dosyasında tanzim ettirilen Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 26/12/2023 tarihli raporu dayanak alınarak, dava konusu icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına karar verildiğini, İstanbul BAM 15 HD'nin 2023/1992 Esas ve 2023/1529 Karar sayılı bozma kararına istinaden İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/460 E. sayılı dosyası kapsamında resmi belgede sahtecilik isnadı ile yapılan yargılamasında huzurdaki davanın davacısının toplanan imzaları ile dava konusu bono altındaki imzanın karşılaştırılması amacıyla dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişi heyetince yapılan incelemeler neticesinde bono altındaki imzanın ... eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, bu aşamada ihtiyati tedbir konulmasına gerekçe olan yaklaşık ispat koşullarının ortadan kalkması nedeniyle 10/10/2024 tarihli duruşmada verilen teminatsız ihtiyati tedbir kararından feragat edilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek davacı hakkında verilen teminatsız ihtiyati tedbir kararından rücu edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 12/02/2026 Tarihli Ara Karar İle;" İhtiyati tedbire yapılan itirazın kabulü ile Mahkemece verilen 10.10.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece 12/02/2026 tarihinde yapılan duruşmada verilen ara karar gereğince, davacı müvekkilinin borçlu sıfatı ile yer aldığı icra takibinin durdurulması yönünde daha önce verilen ihtiyati tedbir kararı kaldırıldığını, Müvekkili hakkında başlatılan icra takibi neticesi, borçlu olmadığı yönünde açılan ve yargılamasına devam edilen işbu dosya kapsamında yer alan 26.12.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporunda, dava konusu senetteki imzanın davacının el ürünü olmasının “kuvvetle muhtemel olmadığı” açıkça tespit edildiğini, “Kuvvetle muhtemel değildir” tespitinin, ihtiyati tedbir hukuku bakımından yaklaşık ispat eşiğini karşılayan güçlü bir bilimsel veri olduğunu, Mahkemenin, yaklaşık ispat standardını fiilen kesin ispat düzeyine yükselttiğini, Dosyada bulunan ATK raporu ile İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/460 esas sayılı dosyasında alınan 20/01/2026 tarihli grafoloji bilirkişi heyeti raporu arasında açık bir çelişki bulunduğunu, tedbir kararının kaldırılması yönünde ara karar kuran Mahkeme'nin, var olan çelişkinin hangi bilimsel ve teknik gerekçeyle grafoloji raporu lehine çözüldüğünü açıklamadığını; ATK raporunun neden yeterli görülmediğini ortaya koymadığını, ATK Fizik İhtisas Dairesi raporunun, metodolojik altyapı ve kurumsal güvenilirlik bakımından bireysel grafoloji raporuna üstün olduğunu, İhtiyati tedbirin kaldırılabilmesi için, tedbir şartlarının ortadan kalktığının ortaya konulması gerektiğini, somut olayda ATK raporu halen dosya kapsamında olduğunu,Grafoloji raporuna neden üstünlük tanındığı denetime elverişli biçimde ortaya konulmadığını, ceza yargılamasındaki delil standardı ile hukuk yargılamasında, özellikle ihtiyati tedbir aşamasında uygulanan delil standardının birbirinden farklı olduğunu, ceza dosyasında alınan bir bilirkişi raporunun, hukuk yargılamasında yaklaşık ispatı tamamen bertaraf edecek şekilde değerlendirilmesinin delil standartlarının birbirine karıştırılması sonucunu doğuracağını, -Dosyada davacı lehine adli yardım kararı verildiğini, HMK m. 334 ve devamı uyarınca adli yardım; tarafın yargılama giderlerini ve teminat yükümlülüklerini karşılayamayacak durumda olduğunun mahkemece tespiti anlamına geleceğini,HMK m. 392 uyarınca ihtiyati tedbirde teminat alınması kural olmakla birlikte, hâkim teminatı tamamen kaldırabilir veya uygun miktarda belirleyebileceğini, Adli yardım kararı mevcutken, dava konusu alacağın %115’i oranında teminat istenmesi fiilen tedbir hakkının kullanılamaz hâle getirilmesi sonucunu doğuracağını, mali durumu yetersiz olduğu tespit edilmiş bir kişiden %115 oranında teminat talep edilmesinin, hakkın özüne dokunacağından, somut olayda dosyada güçlü bir ATK raporu mevcutken ve yaklaşık ispat koşulu sağlanmışken, bu derece yüksek bir teminat oranının tartışılmasının dahi ölçüsüz olduğunu, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/771 esas ve 12/02/2026 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara kararının kaldırılmasına, 10/10/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görülemekte olan dava; borçlu tarafından icra takibi kesinleştikten sonra açılan menfi tespit davası olduğunu, Davacı taraf dava dilekçesinde bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığını bildirmiş ve alacağın esasına ilişkin bir değerlendirme yapmadan yalnızca imza inkarında bulunduğunu, davacı adına kayıtlı ultra lüx rezidanslar ve ultra lüx araçlar bulunmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından adli yardım talebinin kabulüne karar verildiğini, İstanbul 34.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından müşteki/davacı imza örneklerini vermek için defalarca kez duruşmalara davet edilmişse de davacı asilin yurt dışında firar'da olması ve Türkiye'ye girdiği anda tutuklanacak olması nedeniyle imza örneklerini vermeye gelmediğini, İstanbul 34.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini, müvekkilinin İstanbul 34.Ağır Ceza Mahkemesi'nde beraat etmesi karşısında konuyla alakası olmamasına rağmen davacı hakkında verilen adli yardım kararı kaldırıldığını, 07/03/2024 tarihli duruşmada adli yardımın kaldırılmasına karar verildiğini ancak daha sonrasında İstanbul 34.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması yapılan ve beraat ile sonuçlanan davadaki beraat kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verildiğini, İlk derece mahkemesi bu kerre adli yardım kararı veremeyeceğinden dolayı 10/10/2024 tarihinde teminatsız olarak takibi durdurduğunu,Teminatsız ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilen kararın gerekçesi incelendiğinde teminatsız olarak tedbir kararı verilmesine neden olan hususların, ATK raporu, İstanbul BAM 15 HD'nin 2023/1992 Esas ve 2023/1529 Karar sayılı kararı, İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/39 Esas 2024/220 Karar sayılı ilamının BAM tarafından kaldırılması gösterildiğini, 10/10/2024 tarihinden bu tarihe kadar geçen sürede ilk derece mahkemesi tarafından teminatsız ihtiyati tedbir verilmesine gerekçe olan tüm hususlar ortadan kalktığını, ATK'nın kesinlik içermeyen raporuna ek olarak imzanın kesin surette davacıya ait olduğuna ilişkin rapor dosyaya geldiğini, İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinde müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini, dosyadan teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinden rücu edilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığını,davacı asil hakkında Türkiye'de örgüt kurmak ve kara para aklamak suçlamalarından yakalama kararı bulunduğundan Türkiye'den firar ettiğini, menfi tespit davası, icra takibinin kesinleşmesinden sonra açıldığını, kesinleşmiş bir icra takibinin teminatsız şekilde durdurulması, alacaklının takip hakkını ortadan kaldıracak ve borçlunun yalnızca dava açmak suretiyle icra hukukunun sağladığı korumayı bertaraf etmesine yol açacağını, İİK m.72/3 hükmü karşısında teminat gösterilmeksizin icra takibinin durdurulması hukuken mümkün olmadığını, teminatsız şekilde ihtiyati tedbir verilmesi hukuka açıkça aykırı olup, davacı tarafın bu yöndeki talebinin reddi gerektiğini, istinaf başvurusunun reddedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında icra takibine dayanak bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.Davalı tarafından 2.600.000 USD bedelli bonoya dayanılarak davacı aleyhine İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında takip başlatıldığı, bono üzerindeki davacı/keşideci imzasının sahteliği iddiaları kapsamında menfi tespit isteminde bulunmuş ve icra takibinin ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 26.12.2023 tarihli raporunda; takip konusu bono üzerindeki imzanın kuvvetle muhtemel davacı eli ürünü olmadığı yönünde tespitte bulunulmuştur.Davalı tarafından ibraz olunan 07/02/2023 tarihli grafoloji uzman görüşü mütaalasında davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından ibraz edilen 20/01/2023 tarihi 3 kişilik uzman mütaalasında davaya konu bononun kuvvetle muhtemelen davacıya ait olmadığı yönünde görüş tespit edildiği anlaşılmıştır.İstanbul 34.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/39 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama sonucu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 21. CD 2024/2814 Esas 2024/7087 Karar sayılı ilamında katılan olan davacının da imza örneklerinin alınmasına karar verildiği; bu aşamada ceza yargılamasında kaldırma kararı sonrası grafoloji uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 20.01.2026 tarihli bilirkişi raporunda ise senet aslı belgedeki imzanın davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Davacının,davalı ile dava dışı şahsın Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kuruluşları vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları talebiyle İstanbul 34.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/39 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, ceza dava dosyasında tanzim ettirilen 26/12/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda bonodaki imzaların teşhise yeter oranda yansıtmadığının tespit edilmesi üzerine mahkemece davalı ve dava dışı sanıkların beraatlerine karar verildiği ve kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 21.Ceza Mahkemesi'nin 2024/2814 Esas, 2024/7087 K. Sayılı kararı ile beraat kararının kaldırıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamında sahte senede dayalı takip başlatıldığı, Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı, ancak dosyaya sunulu uzman raporları ve ATK raporunun çelişki oluşturduğu, İstanbul BAM 21. CD 2024/2814 Esas 2024/7087 Karar sayılı ilamında katılan olan davacının da imza örneklerinin alınmasına karar verildiği; bu aşamada ceza yargılamasında kaldırma kararı sonrası grafoloji uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 20.01.2026 tarihli son bilirkişi raporunda ise senet aslı belgedeki imzanın davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.İİK'nın 72/3 maddesi gereğince ise icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bununla birlikte İİK'nın 72. maddesinde sahteciliğe ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak HMK'nın 209. maddesinde ''(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.'' şeklinde sahtecilik açısından özel bir düzenleme getirilmiş olup menfaat dengesi gözetilerek, ilerde telafisi güç veya imkansız zararların önüne geçilebilmesi açısından HMK'nın 389. maddesinin; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindeki düzenlemesinin nazara alınması gerekmektedir. Aksi durumda HMK’nın 209. maddesinin takip hukukunda uygulanmaması halinde, borçlu aleyhine taraflar arasında hak ve yarar dengesi bozulacak ve borçlu yasal geçici hukuki korumadan faydalanma hakkından mahrum bırakılmış olacaktır.Somut olayın özelliğine göre, davacının sahtelik iddiasının dosyada mevcut deliller ışığında yaklaşık olarak ispatlanmadığı, ATK raporunun en üst merci olması nedeniyle bu raporun dikkate alınması talep edilmiş ise de, ATK'nın imza incelemelerinde son merci olmadığı, çelişki deliller nedeniyle yaklaşık ispat için değerlendirmeye alınmamasında aykırılık bulunmadığı, verilen kararın İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında değil, HMK'nın 209. Maddesi kapsamında verildiği, HMK'nın 389 ve devamında yer alan 392. maddesinin; '' (1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.'' şeklindeki düzenlemesi ışığında ilk derece mahkemesi kararında belirtilen gerekçeler kapsamında teminatlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesinde aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına itiraz eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/771 E. Sayılı ve 12/02/2026 tarihli Ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/04/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.