İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2024/379 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/379
2026/663
16 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/379 Esas KARAR NO:2026/663 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:14/06/2023 NUMARASI:2022/99 E. - 2023/438 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı .... Şti. ile 08.01.2022 tarihinde kumaş alım satımına ilişkin anlaşma yaptıklarını, bu ilişki ve anlaşma çerçevesinde davalı şirketin müvekkiline anlaşma konusu kumaşları teslim etmeyi, karşılığında müvekkilinin ise kumaş bedeli olan 200.000,00 TL ödeme yapmayı üstlendiğini, anlaşmanın, müvekkili şirketin anlaşma tarihinde ön ödeme yapması, kumaşların ise anlaşmanın ertesi günü müvekkili şirkete teslim edilmesi, bu teslimden sonra kalan miktarın müvekkili şirketçe davalı şirkete ödenmesi yönünde olduğunu, müvekkili şirketin bu anlaşmaya istinaden ön ödeme olarak muhatabı ... Bankası A.Ş. ... şube kodlu ... Şubesi olan, 20.02.2022 keşide tarihli ve 100.000,00 TL bedelli, ... seri numaralı çeki davalı .... Şti. Namına düzenleyerek işbu çeki anlaşma yaptıkları gün yani 08.01.2022 tarihinde davalı şirket yetkilisi ... isimli şahsa teslim edildiğini, müvekkili şirketin davalı ile anlaşma konusu olan kumaşların ön ödeme bedelini yukarıda bilgileri yazılı 100.000,00 TL bedelli çek aracılığıyla davalı şirkete ödemesine rağmen davalının bugüne kadar anlaşma gereği teslim etmesi gereken kumaşları müvekkiline teslim etmediğini, müvekkili şirketi günlerce oyaladığını ve üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, hatta davalı şirket yetkililerinin müvekkili şirketin yetkilisi ile iletişimi kestiğini, telefona cevap vermediklerini, müvekkili ile davalı arasındaki bu anlaşmaya konu kumaşların tesliminin 09.01.2022 tarihi olarak belirlenmesine ve davalı şirket tarafından çek ile ön ödeme alınmasına rağmen malların müvekkili şirkete halen daha teslim edilmediğini, müvekkili şirkete ve davalı şirkete ait cari hesap kayıtlarının, fatura giriş çıkış kayıtlarının ve ticari defter kayıtlarının bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi halinde de net bir şekilde ortaya çıkacağını, zira müvekkili şirkete anlaşma konusu kumaşlar teslim edilmediği için henüz bu anlaşma gereği fatura kesme işleminin dahi gerçekleşmediğini, malların müvekkili şirkete teslim edilmediği gibi, ticari anlaşma gereği ön ödeme olarak verilen 100.000,00 TL bedelli çekin müvekkiline iade edilmediğini, müvekkilinin davalıya ticari anlaşmaları gereği ön ödeme olarak verdiği 100.000,00 TL bedelli çekin ödeme günü 20.02.2022 tarihi olup, çekin ödeme günü yaklaştığını, ödeme günü yaklaşmış olan bu çekin ödeme günü geldiğinde davalı veya ciro ettiği cirantaların çeki tahsili için bankaya ibraz etmesi ihtimalinin çok yüksek olduğunu, müvekkilinin olmayan bir borcu ödemek zorunda kalması ve mağdur olması anlamına geleceğini, Müvekkilinin davalı tarafından kendisine teslim edilmesi gerekirken teslim edilmeyen kumaşlar ile ilgili başkaları ile anlaşmalar yaptığını, ancak davalı şirketin anlaşma zamanında anlaşma konusu kumaşları teslim etmemesinden dolayı müvekkili şirketin anlaşma yaptığı başkaca kişilere karşı mağduriyet yaşadığını ve ticari hayatının bu sebeple olumsuz etkilendiğini ve müvekkilinin yıllık planlarını da sekteye uğrattığını, bir çekte herhangi bir nedenle temel alacak bulunmuyorsa o çekin bedelsiz bir kambiyo senedi olduğunu, temel alacak olan para alacağının, ifa, takas, ibra, satılan malın hasarlı veya ayıplı çıkması nedeniyle iade edilmesi, keza satılan malın teslim edilmemiş olması gibi değişik nedenlerle karşılıksız yani bedelsiz kalmış olabileceğini, böyle bir durumda senet bedelinin tahsil edilmesiyle borçlar hukuku anlamında bir sebepsiz zenginleşme durumunun oraya çıkacağını, davalının bedelsiz çeki tahsil etmesi durumunda müvekkilinin mevcut olmayan bir borç için ödeme yapma zorunluluğu söz konusu olacağını, yani aktif mal varlığında azalma meydana gelirken davalı şirketin ise sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olacağını, Yargıtay'ın bir çok kararında da karşı edimin hiç yada gereği gibi ifa edilmemiş olmasının, senedi bedelsiz kılacağına dair değerlendirmeler yapıldığını beyanla;müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini ve yukarıda seri numarası verilen çek ile ilgili müvekkilinin telafisi imkansız zararlarına mani olunması adına teminatsız veya teminatlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ihtiyati tedbir kararı verilirken çekin ödeme günün yakın olmasının göz önüne alınması ile çekin icraya konulmaması konusunda, ayrıca muhatap banka tarafından çek bedelinin lehtara ödenmesini önleme hususlarında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılmasına rağmen davaya süresi içerisinde cevap verilmemiş olduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... davanın taraflar arasındaki kumaş alım satımına ilişkin olarak davacı tarafından ön ödeme olarak verildiği iddia edilen 20/02/2022 tarihli 100.000,00 TL bedelli, ... nolu çek yönünden, çek ile ön ödeme yapılmasına rağmen davalı tarafça mallar teslim edilmediğinden bahisle açılan menfi tespit talebine ilişkin olduğu, davaya konu çekin kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, illetten mücerret olduğu, talil şartlarının bulunmadığı dikkate alındığında işbu çeke dayanarak açılan davada ispat yükünün davacı tarafta olduğunun kabulü gerektiği, Mahkemenin 05/10/2022 tarihli celsesinin 6 nolu ara kararı gereğince tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için 04/11/2022 günü saat:14.00'e inceleme günü verildiği, inceleme gün ve saatinin duruşmada hazır bulunan davacı vekili ...'ün yüzüne karşı tefhim olunduğu, davacı vekilinin 14/10/2022 tarihli talep dilekçesi ile müvekkilinin dava konu defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesini talep ettiği, inceleme gün ve saatinde davacı vekilinin yerinde inceleme talebi olduğu, davalının ise usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen incelemeye mazeretsiz olarak katılmadığı ve dosyayı bilirkişinin 04/11/2022 tarihinde teslim aldığı, aradan yaklaşık 3 ay kadar bir süre geçtikten sonra bilirkişi tarafından davacının ticari kayıtlarının incelenmesi ile ilgili hiçbir muhatap bulunamadığından bilirkişi tarafından dava konusu borca ilişkin tespit ve değerlendirme yapılamadığına dair 08/02/2023 tarihinde de raporunu sunmuş olduğu, Ülkemizde meydana gelen deprem felaketinin ise 06/02/2023 tarihinde gerçekleştiği, bu haliyle bilirkişinin dosyayı teslim aldığı tarihten bu yana 3 aylık bir zaman geçtiği, bu süre zarfında davacı tarafında muhatap bulamadığı ve inceleme yapılamadan 08/02/2023 tarihinde raporunu sunduğu, davacının beyanlarının olayların akışına uygun olmadığı anlaşılmıştır.Somut olayda; ispat yükü davacı tarafta olup davacı taraf çekin miktarı da dikkate alındığında iddiasını HMK'nın 200. Maddesinde açıklandığı şekilde yazılı belgeyle ispat edememiştir. Buna göre; somut olayda çekin avans çeki olduğu ispatlanamamış, yasal karine gereği çek bedelinin mal karşılığı yerine getirilmediğinin davacı tarafından avans olarak alındığı yönündeki iddianın da çekin ödeme aracı olduğu karinesi aksi ispatlanamadığı davacı tarafından verilen kesin süreye rağmen yemin deliline de başvurmadığı ve davacının davasının subüta ermediği anlaşılmış olup, davanın reddine" dair karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davalı şirketin Tebligat Kanunu amir hükümlerine göre zorunlu tebligat yapılması gereken Limited Şirket olduğunu, aktif elektronik tebligat adresi olmasına rağmen ( dava dilekçemizde davalı limited şirketin elektronik tebligat adresinin ...-...-... şeklinde olduğu belirtilmiş, dava dilekçemiz ekinde sunulan davalı şirkete ait mersis ekran görüntüsünde de davalı şirketin elektronik tebligat adresi olduğu açıkça görülmektedir. ) usul ve yasaya aykırı şekilde fiziken yapıldığını, elektronik yolla tebligat yapılmadığını, Yargıtay'ın da kararında yapılan fiziki tebligatın yok hükmünde olduğunu açıkça belirtildiğini -Dava dilekçelerinin deliler kısmının 2. numaralı delilinde; hem davalı şirketin ticari defter kayıtlarına, cari hesap kayıtlarına, fatura giriş çıkış kayıtlarına, hem de müvekkil şirketin ticari defter kayıtlarına, cari hesap kayıtlarına, fatura giriş çıkış kayıtlarına delil olarak dayanılmasına rağmen yerel mahkemece davalı şirket ... ŞTİ' nin ticari defter kayıtları, cari hesap kayıtları, fatura giriş çıkış kayıtları ile ilgili gerekli tüm inceleme ve araştırmalar yapılmadan, ilgili kurumlara müzekkere yazılıp davalı şirketin belgeleri dosyaya celp edilmeden eksik, inceleme hatalı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçeler ile yani gerekçesiz olarak usule, yasaya, hukuka, adil yargılanma hakkına, gerekçeli karar hakkına, hukuki dinlenilme hakkına, hukuk güvenliği ilkesine, yerleşik Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Aihm kararlarına aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini,Davalıya zorunlu olan usulüne uygun tebligat yapılmamasına rağmen , usulsüz şekilde yapılan fiziki tebligata tebligata rağmen davaya cevap vermemiş ve ticari defter ve belgelerini de sunmamış olduğunu, davalı şirket dava dilekçe ekinde sunmuş oldukları MERSİS kayıtlarının yer aldığı ekran görüntüsünden de anlaşılacağı üzere; 3.500.000,00 TL. gibi yüksek meblağlı sermayeye sahip bir şirket olup; gelişen teknoloji ile birlikte bu tür şirketlerin de gelir idaresi başkalığı nezdindeki e-defter uygulamasına geçmiş oldukları dikkate alındığında; yerel mahkemece yapılan yargılama esnasında davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını, cari hesap kayıtlarının, fatura giriş çıkış kayıtlarını sunmaması dikkate alınarak gelir idaresi başkanlığına müzekkere yazılarak davalı şirketin e -defter kayıtlarının dosyaya celp edilmesi sağlanmadığını,Davalı şirketin gelir idaresi başkanlığı nezdindeki e-defter kayıtlarının müzekkere yazılarak dosyaya celp edilmesi ile dava dilekçemizde yer alan iddialarımızın tespitinin yapılmasının mümkün olduğu göz önüne alındığında bu işlem yapılmadan ve delillerin toplanması için gerekli işlemler yapılmadan eksik inceleme hatalı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçeler ile hukuka aykırı red kararı verildiğini, -Dava dilekçesinin delil kısmında davalı şirketin faturalarına delil olarak dayanılmasına rağmen yerel mahkemece davalı şirketin bağlı bulunduğu KÜÇÜKKÖY VERGİ DAİRE'sine müzekkere yazılarak davalı şirkete ait BA-BS formları celp edilmediğini, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının hangi noterlikte tasdikinin yapıldığına dair Türkiye noterler birliğine müzekkere yazılarak ve akabinde buradan gelecek cevaba göre ilgili noterliğe müzekkere yazılarak davalının ticari defter ve kayıtlarının örneğinin noterlikte bulunup bulunmadığı araştırılmadığını, dosyaya gerekli bilgi ve belgeler celp edilmediğini,Mahkemece davalı şirketin ticaret siciline kayıtlı olduğu yerden ticari defterlerin getirtilmesi konusunda masrafı taraflarından alınmak suretiyle yazı yazılabileceği ve gerekli bilgi ve belgeler toplanıp davalı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılabilmesi mümkün iken yerel mahkemece bu hususta da davalı şirketin bağlı bulunduğu İstanbul ticaret sicil müdürlüğü' ne müzekkere yazılmadığını, -dosyanın 05.10.2022 tarihli celsenin 6 nolu ara kararı ile bilirkişiye teslimine karar verildiğini, bu ara karardan sonra dosya 1 ay sonra 09.11.2022 tarihinde bilirkişilere teslim edildiğini, bilirkişiler dosyayı aldıktan 2 ay sonra 06.01.2023 tarihinde 90 gün ek süre talebinde bulunduğunu, akabinde 08.02.2023 tarihinde raporu dosyaya sunduklarını, rapor dosyaya sunulmadan 2 gün evvel 6 şubat depremi meydana geldiğini, bilirkişilerce her ne kadar raporda; " Davacı şirketin ticari defterlerinin yerinde incelenmesi adına davacı şirketin İTO’da yer alan iletişim bilgilerinden şirket sahibine ulaşılmaya çalışılmış, şirketin muhasebecisi olduğu belirtilen kişi ile yapılan Whatsapp görüşmelerinde 07.01.2023 tarihinden 21.01.2023 tarihine kadar herhangi bir yanıt alınamamış olup, 21.01.2023 tarihinde “... firmasının hiçbir kaydı bizde yoktur. Kayıtlar eski muhasebesindedir.” Şeklinde yanıt verilmiştir. Davacının ticari kayıtlarının incelenmesi ile ilgili hiçbir muhatap bulunamamış olup, takdiri sayın Mahkeme'nindir ve Ayrıca tarafımca, dosyaya davacı vekili tarafından sunulan dilekçede yer alan şirket adresine gidilmiş olup, şirketin belirtilen adreste mevcut olmadığı görülmüştür. Dolayısıyla davacı şirketin ticari defterleri incelenememiştir." şeklinde açıklamalar yazılmış ise de bilirkişiler tarafından dosya teslim alındığı 09.11.2022 tarihinden rapor hazırlanıp geri teslim edildiği tarihe kadar geçen 3 aylık sürede ne müvekkiline ne de davacı vekili olarak taraflarına raporda yapıldığı iddia edilen "davacı şirketin İTO’da yer alan iletişim bilgilerinden şirket sahibine ulaşılmaya çalışılmış, şirketin muhasebecisi olduğu belirtilen kişi ile yapılan Whatsapp görüşmelerinde 07.01.2023 tarihinden 21.01.2023 tarihine kadar herhangi bir yanıt alınamamış olup, 21.01.2023 tarihinde “... firmasının hiçbir kaydı bizde yoktur. Kayıtlar eski muhasebesindedir." şeklindeki hususlarla ilgili ulaşılmadığını, vekil olarak taraflarına bilgi verilip yardım istenmediğini, bilgi verilmemiş, defter ve belgelere ve müvekkiline ulaşılmasının sağlanması için herhangi bir iletişim kurulmadığını, akabinde bu hali ile eksik bir şekilde defter ve belgelerin incelenemediğine dair tespit raporu düzenlendiğini, dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi, bilirkişiler tarafından ek süre talep edilmesi ve bu süreçte davacı vekili olarak tarafları ile defter ve belgeler ile ilgili ulaşılmıyorsa iletişim kurulmaması, akabinde raporun bu eksiklikler ile hazırlanıp dosyanın geri teslimi sürecinde geçen 3 aylık süre dosyanın ara karardan bir ay sonra bilirkişilere teslim edilmesi ve bilirkişilerin de ek süre talep etmesinden kaynaklandığını, 6 şubat depremi nedeniyle müvekkilinin vefat eden yakınları bulunduğundan bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunulamadığını, Mahkemece de mazeretlerinin reddine karar verildiğini, 3 aylık ek sürenin bilirkişi kaynaklı olduğunu, 08.02.2023 tarihli bilirkişi raporu; bir bilirkişi raporu da olmayıp sadece defter ve belgelerin bazı sebepler gösterilerek incelenemediğine dair bir tespit tutanağı olduğundan hükme esas alınamayacağını, Mahkeme kararının Gerekçe sayılması mümkün olmayan eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler nedeni ile yasal olmayan gerekçelerle verilmiş olup açıkça gerekçesiz ve denetime elverişsiz olduğunu, görünürde gerekçe varmış gibi yapılan açıklamalar yasal olmayan gerekçeler olduğundan karar bu hali ile usule yasaya, hukuka, adil yargılanma hakkına, hukuki dinlenilme hakkına, Anayasa ve AİHM kararlarına aykırı olup kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki kumaş alım satımına ilişkin olarak davacı tarafından ön ödeme olarak verildiği ileri sürülen,20/02/2022 tarihli 100.000,00 TL bedelli, ... seri nolu çek yönünden menfi tespit talebine ilişkindir. ... Bankası A.Ş..'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği, ... Bankasının 28/02/2022 havale tarihli yazısı ile ... no.lu çekin ... BANKASI tarafından 21/02/2022 tarihinde takas merkezine ibraz edildiği, karşılıksız işlemi gördüğü, takas işlemi elektronik ortamda yapıldığından çekin fiziken ibraz edilmediği, bu nedenle çeki tahsil için başvuran gerçek ve tüzel kişinin kim olduğunun ve çekin ibrazında alınan fotokopisinin/aslının ilgili bankadan talep edilmesi gerektiği bildirildiği görülmüştür.Mahkemenin 05/10/2022 tarihli celsesinin 6 nolu ara kararı gereğince dosya üzerinde 2 kişilik bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 08/02/2023 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak olarak; tarafların ticari defterlerinin incelenememesi sebebiyle dava konusu borca ilişkin tespit ve değerlendirme yapılamadığına ilişkin rapor düzenlendiği, davacı şirket yetkilisinin katıldığı 29/03/2023 tarihli duruşmada, eniştesi ve yeğenini Gaziantep'te meydana gelen 6 Şubat depreminde kaybettiklerini, bu nedenle defterleri inceletemediklerini beyan ettiği, tekrar süre verilmesini istediği, mahkemenin duruşmada talebin celse arasında değerlendirilmesine karar verdiği, celse arasında da 31/03/2023 tarihli ara karar ile talebin reddine karar verildiği görülmüştür.Tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Kanun ve Yönetmeliğin amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi (tebligatın bilgilendirme fonksiyonu) ve bu hususların belgeye (tebligatın belgelendirme fonksiyonu) bağlanmasıdır.Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve dolayısıyla belgelendirilmiş sayılmaz. Nitekim, Kanunun ve Yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı yerleşik yargısal içtihatlarda da açıkça vurgulanmıştır. Bir hukuki işlemin tebligat olarak nitelendirilebilmesi için iki unsura ihtiyaç vardır. Bu unsurlar kanunda öngörüldüğü şekilde yazılı bildirim ve belgelendirmedir. Bu iki unsurun veya birinin mevcut olmaması halinde tebligatın “usulsüzlüğü” değil “yokluğu” söz konusu olur. Bu iki unsur mevcut olmakla beraber Tebligat Kanunu’na uygun değil ise usulsüz tebliğ var demektir (Muşul, Timuçin: Tebligat Hukuku, Ankara 2018, s. 85, HGK'nın 21.12.2021 tarih, 2018/12-255 E. - 2021/1724 K.)7201 Sayılı Tebligat Kanununun 7/a maddesinde "Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.1.10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar.2.5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahallî idareler.3.Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları.4.Kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri. 5.Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklar.6.Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları. 7.Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri.8.Noterler. 9.Baro levhasına yazılı avukatlar.10.Sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişiler.11.İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim. Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.Bu Kanun uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemleri, ... Şirketi tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürütülür. ... Şirketi, sistemin güvenliğini ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri alır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.Anılan yasal düzenleme uyarınca UETS adresi bulunan gerçek ve tüzel kişilere elektronik tebligat adreslerine tebligat yapılması zorunlu olup bu adrese elektronik yolla tebliğ yapılması yerine adi posta yoluyla tebliğ yapılması usul ve yasaya aykırı olup bu şekilde yapılacak tebligatın da yok hükmünde olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda TK'nun 32. maddesinin uygulanma olanağı da bulunmadığından öğrenme tarihinin de bir önemi bulunmamaktadır (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2024/4130 Esas-2024/6891 Karar, 2024/857 Esas-2024/5782 Karar, 2025/5695 Esas-2025/8172 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir). Uyuşmazlık konusu olayda davalının fiziki tebligat yapılan tarihte geçerli ve faal UETS adresi bulunmasına rağmen buraya tebligat yapılmadan fiziki yolla yapılan tebligat uyarınca dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğinin yapıldığı, davalının geçerli ve faal UETS adresi bulunup bu adrese usulünce tebliğ yapılmadığı, bu nedenle taraflara verilen sürelerin bağlayıcı olmadığı anlaşılmakla, davalıya usulüne uygun tebligat yapıldıktan sonra taraf delillerinin toplanması, davaya konu çek örneğinin dosyada bulunmadığı göz önüne alınarak ... BANKASI'na müzekkere yazılarak ispat yükünün tespiti açısından çekin son görüntüsünün istenmesi, BA BS formlarının istenmesi, davacının defter sunulamaması yönünden mazeretinin kabul edilebilir olduğu dikkate alınarak yeniden ticari defter ve kayıtları sunması için süre verildikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan bu durum karşısında davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nun 353/(1)-a-4-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2023 tarih, 2022/99 E. 2023/438 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.