İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2024/374 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/374
2026/687
16 Nisan 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2024/374
KARAR NO:2026/687
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:06/12/2023
NUMARASI:2022/1062 E. - 2023/856 K.
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça, 15/05/2018 düzenlenme tarihli, 14/09/2018 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bono alacağının tahsili için usulsüz ve haksız olarak İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü ... numaralı dosyasında takip başlattığını, takibe konu bonoda ciro silsilesinin kopuk olduğunu, Aleyhe olan hususları kabul mahiyetinde olmamakla birlikte takibe konu senet lehtar ... adına düzenlendiğini, Ancak buna rağmen takibe konu senette ilk ciro lehdar tarafından yapılmadığını, Davalı ... senedin arkasına ilk ciroyu atarak senedi usulsüz olarak icraya koyduklarını, İş bu vesileyle senetteki ciro zincirinin koptuğu ve davalının yetkili hamil olmadığı izahtan vareste olduğunu, davalı takipte yetkili hamil olmadığını, takibe konu bono kambiyo vasfını yitirdiğini, davacı müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, müvekkili ...'ya ödememe protestosu gönderilmediğini, Takibe konu borcu kabul mahiyetinde olmamakla birlikte, takibin yetkisiz yerde açıldığını, yetkili icra dairelerinin 'İstanbul(Çağlayan) Adliyesi İcra Dairesidir' İş bu sebeple kesin yetki kuralına istinaden takibin yetkili icra dairesine gönderilmesi gerektiğini, haklı davalarının kabulüyle davacı müvekkillerinin, davalıya borçlu olmadığının tespitine, İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü' nün ... numaralı dosyasındaki takibin iptaline, Davacı müvekkili ...' ya ait olan ... plakalı aracın icradan satışı için İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü' nün ... numaralı dosyasından Kocaeli İcra Dairesi ...numaralı dosyasına yazılan talimatla satışı sonrasında cebren tahsil edilen 214.000,00 TL' nin, müvekkile ait aracın yakalama tarihi olan 01/07/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdadına, İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü' nün ...sayılı icra takip dosyasının ivedilikle teminatsız durdurulmasına, kabul görmemesi halinde mahkeme tarafından belirlenen teminat bedelinin yatırılması ile takibin durdurulmasına, mahkemece takibin durdurulmasına karar verilmesi öncesinde dava tarihinden sonra uygulanmış hacizlerin tüm hacizlerin kaldırılmasına, satış işlemlerin durdurulmasına, davalının kötü niyetli olması sebebiyle %40' dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... senet lehdarı olan oğlu ...'in yurtdışında bulunması nedeniyle ve gecikmesinde sakınca olduğundan istemi üzerine arkasını imzalamak suretiyle senedi icraya koyduğunu, müvekkilince yapılan ve yapılacak işlemlere icazeti içeren lehdar tarafından verilmiş vekaletname mevcut olduğunu, davacı ...'nun İstanbul Anadolu 21. İcra Hukuk mahkemesi 2020/208 esas ve 2020/203 karar ile icraya yaptıkları itiraz ve şikayetin süre yönünden reddedildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2021/113 esas ve 2021/1727 karar ile istinaf incelemesinden geçmiş ve yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/8732 esas ve 2022/2649 karar ile onaylandığını, davacı ...'nun icra takibine ilişkin herhangi bir itirazı olmadığını, davacı ... icra takibi sürecinde herhangi bir ödeme de yapmadığı için istirdat talebinde bulunamayacağını, müvekkili ...'in semtten arkadaşı olan davacı ... , abisi ...'nun yaptığını söylediği inşaattan bir daire satışı nedeniyle taraflara aracılık yaptığını, müvekkili ve oğlu ... ... ve ...'ya itimat ile 22.2.2014 tarihinde 257 gr altın vermek (o günkü kura karşılık gelen 22.000.-TL sayılarak) ve aylık 1.000.-TL. Ödeme ile inşaat bitene kadar ödeme tamamlanmak üzere 110.00.- TL. İle bir daire alımı için anlaştığını, müvekkili ... ve ... ile diğer bir şahit ... bu anlaşmaya şahit olduğunu, ... daireyi alan, ... daireyi satan olarak belgeyi imzaladığını, ödemelerin ...'ya elden yapıldığını, Bu ödemelerin bir kısmı burada yazılı olmasına rağmen bazende kağıt yanlarında olmadığı için bazı ödemeler yazılamadığını İskan alacağız diye ayrıca iskan parası olarak 2.000.-TL daha alındığını, daireyi teslim edemeyeceklerini bilmelerine rağmen müvekkilinin oğlundan para almaya devam edildiğini, Ancak daha sonra inşaat işinin ... ile ilgisinin olmadığı, eşinin üzerine açılan şirket adına inşaat yapıldığı, şirketin borçları nedeniyle gayrimenkul üzerinde haciz ve ipotek olduğunu müvekkilinin Arkadaşı olan ... ve abisi ..., 15.5.2018 tarihinde müvekkilinin oğlundan alınan altın ve paraların o günkü karşılığı olarak 300.000.-TL'lik seneti imzalayarak verdiğini ve kısa sürede senet bedelini ödeyeceklerini belirttiklerini ... da bu işteki sorumluluğu nedeniyle senede kefil olarak imza attığını, takipte olan senedin bir teminat senedi olmadığını, Teminat senedi olduğuna dair herhangi bir sözleşme veya senet üzerinde ibare bulunmadığını belirterek ... yönünden bir ödeme yapmamış olması nedeniyle ... yönünden senet borcunun tamamen ödendiğine ilişkin bir delil sunmaması nedeniyle davacı tarafların dava ve taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Davacılar, İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile aleyhlerine başlatılan icra takibine konu 15.05.2018 tanzim tarihli, 14.09.2018 vade tarihli 300.000 TL bedelli bono da senet lehtarının ... olduğu, ilk cironun senet lehtarı tarafından yapılması gerekirken davalı ... tarafından yapıldığını ve icraya konulduğunu ayrıca senedin teminat senedi olarak verildiğini yapılan takibin kötü niyetli yapıldığını ve davalıya borçlu olmadıklarını ileri sürmüştür. Somut olayda icra takibine konu senet incelendiğinde; davalının oğlu ... senetten dolayı alacaklı olup, söz konusu bu senetten dolayı alacaklarını tahsil için davalı babasını yetkilendirebilir. Ancak dosyaya sunulan vekaletname icra takibinden çok sonra olup, icra takibi başlangıcında mevcut değildir. Bu yüzden vekaletname takibi geçerli kılmaz. Geriye senedin icra takibine konulduğu andaki geçerliliğini incelemek kalmış olup, senedin lehtarı dava dışı ...'dir. Onun cirosu ile ciro silsilesi başlaması gerekirken icra takibi tarihinde yetkili olmayan davalı cirosu ile takibe konması hatalı olmuştur. İcra takibinde davalının takipçi sıfatı yoktur. Takip ehliyeti bu nedenle yoktur. Davacılarda dava dışı ...'e değil davalıya karşı borçlu olmadıklarının tespitini istemesi doğrudur. Dava dışı ...'e karşı borç dava konusu olmadığı için senedin teminat mı gerçek senet mi olduğu bu dava için önem arz etmemektedir. Davacıların davalıya karşı borçlu olmadıklarını istemesinde haklı olup, kefil tarafından ödenen paranın da iadesi gerektiğinden, davacıların davalıya borçlu olmadığı yönünden karar vermek gerekmiş ve icra dairesine ödenen miktar nazara alınarak o miktar kadar paranın davacı kefile iadesine karar verilmiş ve davacının kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığından dolayı reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;yerel mahkemenin müvekkilinin cirosunu geçersiz sayıp davacıların borçlu olmadığına karar vermesinin yanlış olduğunu, senet lehdarı olan ...'in o sırada yurt dışında bulunması ve işin acil olması sebebiyle babası olan müvekkiline senedin arkasını imzalattırıp icraya koydurduğunu, lehdarın bu duruma hiçbir itirazının olmadığını, sonradan müvekkiline senedi tahsil etmesi için resmi vekaletname bile gönderdiğini, davacıların senetteki imza veya rakam gibi esaslı unsurlara hiçbir itirazı bulunmadığını, ilk cironun lehdar tarafından yapılmamasının tek başına senedi iptal ettirmeyeceğini, davacı ...’nun daha önce icra mahkemesine yaptığı itirazların süre yönünden reddedilip Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, diğer davacı ...’nun ise icra takibine hiç itiraz etmediği gibi bir ödeme de yapmadığı için geri alma talebinde bulunamayacağını, mahkemenin müvekkilinin takip ehliyeti olmadığından borçsuzluk kararı vermesinin usule aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; takibe konu olan bononun üzerindeki ciro zincirinin kopuk olduğunu, kanuna göre ilk imzanın mutlaka lehtar ... tarafından atılması gerekirken senedin arkasına ilk ciroyu davalı ...'in atarak senedi usulsüzce icraya koyduğunu, Yargıtay kararlarının da ciro silsilesi bozuk olan kişinin yetkili hamil sayılamayacağını açıkça söylediğini, zaten bu senedin aslında bir inşaat işi ve daire satışı için tapu devri yapılana kadar teminat olarak verildiğini, müvekkili ...’ya baskıyla imzalattırılan bu senedin kayıtsız şartsız borç vaadi içermediği için kambiyo vasfını yitirdiğini, müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını ve aksini davalının ispatlaması gerektiğini belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, İİK 72 madde gereğince açılan icra takibinden sonra ikame edilmiş menfi tespit davasıdır. İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Takibe dayanak bononun keşide tarihinin 15/05/2018, vade tarihinin 14/09/2018 tarihi, keşidecinin ..., kefilin ..., lehtarın ... olduğu, bononun arkasında lehtar yerine davalı ...'in cirosunun bulunduğu, takibin davalı tarafından başlatıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda, Davalı tarafından icra takibine konu bononun lehtarının kendi oğlu olduğunu yurt dışında olması sebebi ile kendisine verdiği vekaletnameye istinaden senedin arkasına kendi adına ciro yapmak sureti ile icra takibi başlattığını ileri sürmüş ise de, takibe konu bonoda lehtar tarafından usulüne uygun yapılmış bir ciro bulunmadığı, ciro silsilesinin kopuk olduğu, bu nedenle davalının ciro silsilesi kopuk bono nedeni ile bir hakka sahip olmadığı, yetkili hamil olmadığı, davalılardan çek bedelini talep etme hakkı bulunmadığı ve iyiniyetli hamil olduğu savunmasına bir değer vermenin mümkün olmadığı, anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2023 tarih ve 2022/1062 E., 2023/856 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 14.618,34 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.654,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.963,76 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.16/04/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.