İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2024/365 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/365
2026/610
9 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/365 Esas KARAR NO:2026/610 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:21/11/2023 NUMARASI:2021/142 E. - 2023/280 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının %100 yerli sermaye ile kurulmuş bir AR-GE firması olarak teknoloji yatırımları yapan davacı şirketin gelişmiş teknolojiler ile kamu ve özel sektör için yazılım ürünleri üzerinde çalıştığını, yazılım ve bilgi teknolojileri alanında çok uzun yıllar hizmet vermekte, ulusal ve uluslararası bir çok başarılı firma ile çalıştığını, davalı yan tarafından Türk Patent Kurumu nezdinde 6769 sayılı SMK 9.maddesi uyarınca "..." ibare ile 9, 38, 42. mal ve hizmet sınıfı bakımından tescil ettirdiği markayı kanunen kullanma yükümlülüğünü yerine getirmediğinden dava konusu markanın iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı firma tarafından davaya konu marka 12.12.2012 tarihinde tescil ettirilmiş olup 5 yılı aşkın süredir 9, 38, 42. Mal ve hizmet sınıflarında faaliyet göstermek için tescil ettirdiği markayı kullanmamakta ve bu sınıflarda anılan marka ile herhangi bir faaliyet göstermediğini, davalının dava konusu markanın kullanımını ve tescilini engellemek için eylemde bulunduğunu, markayı kullanma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı şirketin aynı zamanda ticari unvanı olan markasını uzun yıllardır da şirketin kurulduğu tarihten bu yana aralıksız ve fasılasız olarak kullanmakla da markada gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, davalı yanın dava konusu markayı kullanmamasına rağmen TMPK nezdinde kötü niyetli olarak tescil ettirmiş olması nedeniyle, davacı şirketin 03.07.2014 tarihli marka başvurusu reddedildiğini, akabinde müvekkili şirket ... tescil numarası ile markasını TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, davalı yanın markayı kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemesine rağmen, uzun yıllardır ticaret unvanını aynı zamanda marka olarak kullanan ve marka üzerinde kazanılmış hakkı bulunan müvekkili şirkete karşı haksız ve kötü niyetli olarak davacı şirket markasının hükümsüzlüğünü talep ettiğini belirterek; davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı bulunan ... sayılı “...” ibareli markanın 9, 38, 42. Mal ve hizmet sınıfları bakımından kullanılmamaları sebebiyle 6769 sayılı SMK 9. hükmü gereğince iptali ile sicilden terkinine, dava konusu edilen markaların 3.kişilere devrinin engellenmesi amacı ile, dava sonuna kadar dava konusu marka üzerinde devir yasağının konulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili davaya cevaplarında özetle; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkili ...’in “...” markasını 09, 38 ve 42. mal ve hizmet sınıfları bakımından kendi adına tescil edilmesi için 31.05.2011 tarihinde ... sayılı başvurusunun kabul edilerek “...” markasının davalı adına 09, 38 ve 42. mal ve hizmet sınıfları bakımından 12.12.2012 tarihinde tescil edildiğini,, "...." ibareli alan adını da kendi adına 13 Haziran 2012 tarihinde tescil ettirdiğini, "..." markasının tescilden önce de markadan adını alan bir ticaret şirketi kurmak suretiyle davaya konu markayı baskın hissedarı olduğu şirketin isminde ve bu şirketin faaliyetlerinde kullanmaya başladığını, ve aktif olarak faaliyetlerine devam ettiğini, davalının 10.06.2016 tarihinde şirketin diğer ortak üzerindeki kalan paylarını da devralarak ...LTD.’nin tek ortağı haline geldiğini, "..." markasının yenilendiğini, davacının iptal davasını açmakta kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin 2014 yılındaki benzer marka tescil başvurusunun müvekkilinin itirazı üzerine reddedildiğini, davacının daha sonra yeni başvuruda muhtemel bir ret kararıyla karşılaşmamak için, aynı markaya ilişkin olarak bu sefer doğrudan 09 numaralı mal gurubu bakımından tescil başvurusu yapmak yerine 35. Sınıf bakımından tescil başvurusu yaptığını,35. Sınıfta belirtilen hizmet türlerinin sonuna 09. Sınıfta belirtilen mal ve ürünlerin tamamını doğrudan doğruya eksiksiz olarak eklediğini, "..." markasının iptali yönünde karar verilmesinin mülkiyet hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının mutlak ihlali anlamına geldiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, davalı adına tescilli ... numaralı markanın tescilli olduğu 42. Sınıfta yer alan "..." dışında kalan tüm sınıf hizmet ve emtialar bakımından iptaline, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/142 Esas, 2023/280 Karar sayılı ve 21.11.2023 tarihli kararı ile davalı adına tescilli ... numaralı markanın 42. sınıftaki "..." dışındaki tüm emtialar bakımından iptaline karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, markanın temel işlevinin ayırt edicilik olduğunu ve bunun ancak ciddi kullanım ile mümkün olabileceğini, bilirkişi raporunda 42. sınıf için tespit edilen bir kısım faturanın markanın ciddi ve sürekli kullanıldığını göstermediğini, mahkemenin kullanım iddiasına yönelik yeterli araştırma yapmadan ve rapordaki tespitleri somutlaştırmadan doğrudan hüküm kurduğunu, davalının markayı yalnızca tekel kurmak ve üçüncü kişilerin tescil süreçlerini engellemek amacıyla sembolik olarak kullandığını, dosyada yer alan kısıtlı sayıdaki faturanın da dava dışı üçüncü şahıslara ait olduğu hususunun göz ardı edildiğini, beş yıldan fazla süredir markasını tescilli olduğu şekliyle ciddi biçimde kullanmayan davalının korunacak hukuki bir menfaatinin bulunmadığını, bu sebeple eksik incelemeye dayanan yerel mahkeme kararının 42. sınıftaki "..." yönünden de iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafça açılan markanın kullanmama nedeniyle iptali davasında yerel mahkemenin verdiği kısmi iptal kararına karşı sunulan istinaf dilekçesinde; Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen ve davacı markasının hükümsüzlüğü ile sonuçlanan dosyanın Yargıtay aşamasının bekletici mesele yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı ve davacının defi hakkını süresinde kullanmadığı, bilirkişi raporuna karşı sunulan somut delillerin ve faturaların mahkemece dikkate alınmadığı, müvekkili markasının ticaret unvanında kullanılması, yenilenmesi ve korunması için davalar açılmasının markasal kullanımın dolaylı kanıtı olarak kabul edilmesi gerektiği, 09. sınıf kapsamındaki cihaz satışları ile 38. ve 42. sınıf kapsamındaki internet ve mühendislik hizmetlerine ilişkin dosyaya sunulan çok sayıdaki faturanın ciddi kullanımı ispatladığı, ticari defterlerin incelenmesi talebinin reddedilmesinin hatalı olduğu ve markanın iptal edilmesinin mülkiyet hakkı ile hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiği belirtilerek yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi davalının davaya konu markayı, kanunun aradığı nitelikte ciddi bir kullanım olmadığından, kötü niyetli marka tescilinin 42. Sınıfta yer alan bilgisayar hizmetleri de dahil olmak üzere külliyen iptaline karar verilmesi gerektiğini, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/142 Esas sayılı dosyasından verilen 2023/280 Karar sayılı ve 21.11.2023 tarihli kararına karşı daha önce yapmış olduğum istinaf başvurusunun kabulüne, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/142 Esas sayılı dosyasından verilen 2023/280 Karar sayılı ve 21.11.2023 tarihli kararına karşı tarafça yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, davalının istinaf başvurusunun reddine, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, ... numaralı “...” ibareli markanın, kullanılmaması sebebiyle iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili; davacının bilgi teknolojileri alanında uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, “...” ibaresini ticari unvanında ve marka olarak sürekli kullandığını, davalının ... “...” markasını tescilli olmasına rağmen 5 yılı aşkın süredir ... sınıflarında kullanmadığını, davacının 03.07.2014 tarihli ... sayılı başvurusunun davalının markası gerekçe gösterilerek reddedildiğini, sonrasında davacının ... tescil numarasıyla markasını tescil ettirdiğini, davalının markayı kullanmamasına rağmen davacı aleyhine kötü niyetli biçimde hükümsüzlük talep ettiğini ileri sürerek ... “...” markasının ... sınıfları bakımından kullanılmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; iptal davasının SMK’da öngörülen 5 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını davalının şirkette baskın ortak iken 10.06.2016’da pay devriyle tek ortak olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının ... “...” başvurusunun davalının itirazı üzerine “karıştırılma ihtimali” gerekçesiyle reddedildiğini, davacının daha sonra 09 sınıfı doğrudan yazmayıp 35. Sınıfta mal listesi eklemek suretiyle tescil yolu denediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.11.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalıya ait .../ alan adlı web sitesinde “... .... Şti.” unvanı ve logo kullanıldığı, sanallaştırma, server kurulumu, ...,software/hardware gibi hizmetlerin tanıtıldığı, alan adının 13.06.2011’de kaydedildiği ve ... bilgilerinin görülemediği, davacıya ait ...sitesinde ise davacı unvanı ve logo ile yazılım/bilgi teknolojileri hizmetlerinin sunulduğu, alan adının 25.10.2013’te kaydedildiği, ... “...” markasının 42. sınıfta “...” alt hizmet grubu bakımından kullanıldığı, ancak diğer sınıflarda kullanıma dair dosyada delil bulunmadığı, dava dışı ... Şti. ticaret sicil kayıtlarına göre 31.05.2012 tarihinde kurulduğu, faaliyet konusunun bilgisayar alım-satımı, ithalat-ihracat, montaj-tamir-bakım-onarım vb. olduğu, 06.06.2016 tarihli tescille hisse devri yapıldığı ve ...’in şirketin tek sahibi olduğu, şirket tarafından dosyaya sunulan fatura örneklerinde “... + şekil / ... Şti.” unvan ve görsellerinin yer aldığı, 2012- 2022 aralığında yıllara göre dosyaya sunulan fatura adetlerinin listelendiği bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince , davalının kullanımının 42. sınıfta bilgisayar hizmetleri ile sınırlı kaldığını, 09 ve 38. sınıflarda ve 42. sınıftaki bilgisayar hizmetleri dışında kalan alt hizmet kullanımın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine; ... numaralı markanın 42. sınıfta “...” dışındaki hizmet ve emtialar bakımından iptaline, karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusu yapmıştır. 6769 sayılı SMK 9/1 maddesindeki yasal düzenleme gereğince markanın ciddi şekilde kullanıldığının, kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kabulü için tescilli olduğu tüm sınıf ve alt sınıflarda kullanılmış olması gereklidir. Zira markanın benzer olsa bile kullanılmadığı mal ve hizmetler yönünden kullanım şartı gerçekleşmiş olmaz. Sadece fiilen kullanıldığı alanla sınırlı olarak kullanım yükümlülüğünün yerine geldiği kabul edilir. Ayrıca yasal düzenlemede getirilen "ciddi kullanımın" her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve özellikle tescilli olduğu alanda pazar payı yaratma, arttırma, koruma ve sürdürmek için yeterli şekilde ticari faaliyet yürütüp yürütmediği dikkate alınmalıdır. Markanın ciddi biçimde kullanıldığına ilişkin ispat yükü SMK’nın 9. maddesi uyarınca markayı kullandığını iddia eden marka sahibine aittir. 5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı kapsar. Dosya kapsamına göre , iptali talep olunan 31.05.2011 başvuru ve 12.12.2012 tescil tarihli ... “...”markasının ... sınıflarında davalı adına tescilli olduğu , markanın tescilinin üzerinden 5 yıl geçmiş olduğundan davanın süresinde olduğu, davalı marka sahibinin dava dışı ... Şirketi'nin sahibi olduğu, bu şirketin faaliyet konusunun bilgisayar alım-satımı ve teknik işleri olduğu, davacının aynı sektörde faaliyet yürüttüğü, davacının marka başvurusunun davalının önceki tarihli tescili nedeniyle reddedildiği dikkate alındığında davacının SMK m.26/2 anlamında ilgili kişi olduğu, davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşılmıştır.Bilirkişi raporunda ; davalıya ait ... uzantılı sitede “... .... Şti.” unvanı ve logo ile sanallaştırma, server kurulumu, ..., ... gibi hizmetlerin tanıtıldığı, davacıya ait ....com sitesinde yazılım/bilgi teknolojileri ürün ve hizmetlerinin sunulduğu, 09.sınıfta tescilli olduğu emtialar yönünden ; davalının bunlardan bilgisayar yazılımları ve donanımları ile makine ve cihazlarda kullanılan elektronik elemanların satışını yapmakla birlikte kendi markasına ait ürünleri değil, ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ... vs. markalarına ait ürünleri satmakta olduğu, bu kullanımın 35. Sınıfa giren “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetleri” kapsamında bir kullanımı olduğu ve 9. Sınıf ürün markası olarak bir kullanımı içermediği, davalının faturalarında uyarı ve alarm cihazları, yangın söndürme taşıtları vs. malları bakımından ise ciddi sayılacak düzeyde bir kullanımın olmadığı, 30.11.2022 tarihli 72.570 TL’lik yangın alarm sisteminin bulunduğu tek fatura bulunduğu dolayısıyla ciddi markasal kullanım gerçekleşmediği gibi söz konusu faturada markasal kullanım değil ticaret unvanı kullanımı bulunduğu, bunun haricinde 09. Sınıfta tescilli geniş emtia listesi bakımından markanın kullanımı bulunmadığı, 38. Sınıfta ,Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri. yönünden davalının bu hizmet sınıfına giren bir hizmet sunmadığı,Davalının 10.11.2020 tarihli 5.111,30 TL bedelli bir tek faturasında ... ve ... internet alt yapı kurulum hizmeti verildiği, ancak bunun 38. Sınıftaki internet servisi sağlama hizmeti kapsamına giren bir hizmet olmadığı , dolayısıyla davalının bu sınıfta da kullanımı bulunmadığı, davalının faaliyetlerinin 42. sınıfta “...” kapsamında olduğu ,davalının bu sınıfta ... markasını ciddi biçimde kullanıldığı ancak 42.sınıfın bilgisayar hizmetleri dışındaki (Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri. Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri.) hizmetlerde kullanıma dair delil bulunmadığı , davalıya ait şirkete ait sunulan bir kısım faturalarda “... + şekil / ... … Şti.” ibarelerinin yer aldığı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan davalı marka sahibi şirket tarafından düzenlenen fatura örneklerine göre davalının kullanımının 42. sınıfta “bilgisayar hizmetleri” kapsamında olduğu görüşü bildirilmiş ise de; bu kullanımın pazar payı yaratma veya mevcut pazar payını koruyacak düzeyde ciddi kullanım olup olmadığı noktasında raporun denetime elverişli olmadığı, zira söz konusu faturalara yansıyan kullanımın cirosu yıllık toplam ciro içindeki payının hesaplanması ile 5 yıllık dönemde SMK 9 maddesi anlamında "ciddi kullanımın" bulunup bulunmadığının tespiti bakımından ek rapor alınması gerektiği anlaşılmıştır.Bu nedenlerle , davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılması belirtilen eksikliğin giderilmesi bakımından dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/11/2023 tarih, 2021/142 E. 2023/280 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 6-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.