İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2026/840 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2026/840
2026/842
27 Nisan 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/840
KARAR NO:2026/842
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:23/03/2026 (Ara Karar)
NUMARASI:2026/199 Esas (Derdest)
TALEP:İhtiyati tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Davalı şirket yönetimi tarafından; ortaklık yapısını ve pay oranlarını etkileyen işlemler tesis edildiğini, şirket yönetimine olan güvenin tamamen ortadan kalktığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının fiilen engellendiğini, azınlık haklarının ihlal edildiğini, genel kurulun toplanamadığını, yönetim kurulu toplantı tutanaklarında evrakta sahtecilikler yapıldığını, muhasebe kayıtlarında hile ve usulsüzlükler yapıldığını ve ... Şirketi ile arasında örtülü kazanç aktarımı olduğunu, muvaazalı makine kira sözleşmesi bulunduğunu, müdürlerin rekabet yasağını ve özen ve sadakat borcunu ihlal ettiğini, davacının payının değerinin bilinçli şekilde düşürülmesi riskini oluşturduğunu, HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir şartların oluştuğunu, mevcut şirket yönetiminin şirketi iflasa sürükleme kasıtları ile davacının ayrılma akçesini azaltmaya yönelik işlem ve tasarruflarda bulunduğunu, şirketin önemli miktarda mal varlığının devredilme, delilleri karartma ve davacı ortağın tamamen dışlanma ihtimali karşısında; Şirketin tarafsız ve güvenilir şekilde yönetilmesi, Şirket malvarlığının korunması, Bilirkişi incelemesine esas mali tabloların sağlıklı şekilde oluşturulmasının ancak kayyım atanması ile mümkün olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise denetim kayyumu atanmasını arz ve talep ettiklerini, davalı şirketin önemli miktarda malvarlığını oluşturan 2 ana taşınmazların satılmasının önüne geçmek ve davacının ayrılma akçesinin korunması maksadıyla bahse konu taşınmazların tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Somut olayda; davacı vekilinin davalı... Şirketi'nin sermaye artırımı, pay devri, şirket malvarlığının azaltılması (taşınmaz, taşınır, makine satışı , nakdi ve gayrinakdi varlıkların kaçırılması veya pay seyrelmesine yol açacak işlemlerin, HMK m. 389 vd. uyarınca ihtiyaten durdurulması, davalı şirketin tapuya kayıtlı tüm gayrımenkulleri ile sicile kayıtlı taşınırlarının tedbir kapsamına alınarak devrinin önlenmesi için ilgili tapu ve sicillere şerh düşürülmesi, davalı şirketin mevcut yönetiminin davacının ayrılma akçesini azaltmaya ve şirket değerini düşürmeye yönelik işlemlerinin önlenmesi amacıyla, TTK ve HMK hükümleri çerçevesinde şirkete yönetim kayyumu atanması, aksi kanaatte ise denetim kayyumu atanması şeklindeki tedbir talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı, dosyanın henüz bilirkişiye gönderilmediği, delillerin de toplanmadığı, ayrıca yargı organları ancak yasanın öngördüğü hallerle sınırlı olarak (organ boşluğu gibi) şirket yönetimine kayyım atayabilecek olup davacının, davalı şirkette organ boşluğu olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge olmaması nedeniyle, ayrıca kayyım için istenecek delillerin toplanmasından sonra talebin değerlendirilebileceği, ihtiyati tedbir talebinin HMK nun 389. vd maddelerindeki koşulların da oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin, HMK 389. Maddesi uyarınca bu aşamada reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyasındaki vakıaların, ticaret sicil kayıtları ve şirket uygulamaları birlikte değerlendirildiğinde; tedbir alınmaması halinde doğacak zararın telafisinin mümkün olmadığını, şirketin fiilen devamlılığının sağlanması ve şirketin malvarlıklarının korunabilmesinin mevcut yönetimle mümkün olmayıp şirkete tedbiren yönetim yahut denetim kayyımı atanması elzemken ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca davalı şirketin önemli miktarda malvarlığını oluşturan 2 ana taşınmazı bulunmakta olup bunlardan birisinin Hadımköy'de diğerinin ise Kıraç'ta bulunduğunu, bu taşınmazların toplam değerinin 50 milyon USD civarında olduğunu, dosya kapsamında davacı müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin karar tesis edilmesi ihtimaline istinaden yargılama süresince işbu taşınmazların satılmasının önüne geçmek ve davacı müvekkilinin ayrılma akçesinin korunması maksadıyla bahse konu taşınmazların tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasının önem arz ettiğini, talep edilen ihtiyati tedbir ve kayyum atanmasının, şirket faaliyetlerini durdurmaya veya ticari işleyişi felce uğratmaya yönelik olmayıp; yalnızca yargılama süresince şirket değerinin korunması ve ayrılma akçesinin etkisiz hale gelmesinin önlenmesi amacını taşıdığını beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve yargılama süresince... Şirketi tarafından gerçekleştirilecek sermaye artırımı, pay devri, şirket malvarlığının azaltılması (taşınmaz, taşınır, makine satışı , nakdi ve gayrinakdi varlıkların kaçırılması (... Şirketi'ne) veya pay seyrelmesine yol açacak işlemlerin, HMK m. 389 vd. uyarınca ihtiyaten durdurulmasına, davalı şirketin tapuya kayıtlı tüm gayrimenkulleri ile sicile kayıtlı taşınırlarının tedbir kapsamına alınarak devrinin önlenmesi için ilgili tapu ve sicillere şerh düşürülmesine, davalı şirketin mevcut yönetiminin davacının ayrılma akçesini azaltmaya ve şirket değerini düşürmeye yönelik işlemlerinin önlenmesi amacıyla, TTK ve HMK hükümleri çerçevesinde şirkete yönetim kayyumu atanmasına sayın mahkemeniz aksi kanaat te ise denetim kayyumu atanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Talep, TTK'nın 531. Maddesi uyarınca anonim şirketin fesih ve tasfiyesi istemli davada şirkete yönetim kayyımı atanması istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbirin koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.İhtiyati tedbir isteyen taraf, şirketin feshi için haklı nedenlerin bulunduğundan bahisle incelemeye konu ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olarak talepte bulunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nda, anonim şirketin feshinin istenmesi halinde şirkete tedbiren kayyım atanmasına veya alınacak tedbirlere ilişkin ilişkin bir düzenleme yoktur. Bu halde, tedbire ilişkin HMK'nın 389 vd. Maddelerinin uygulanması gerekir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4. Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, davalı şirkette organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir.Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK' nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay. 11. H.D'nin 08/03/2018 Tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K. sayılı kararı) Somut olayda davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ... ile ... yönetim kurulu başkan ve başkan vekilliği görevlerini ifa ettikleri tüm bu dönemlerde ve bilhassa 2021 yılı sonrasındaki faaliyetlerinde... Şirketi'nin zararına olacak iş ve işlemler tesis etmişler, şirket ortağı olan davacı müvekkilinin ve diğer şirket ortaklarının ortaklık haklarını, azınlık haklarını kullanmasına engel oldukları ve haksız rekabet yasağına aykırı faaliyetlerde bulundukları ve ortaklıkları bulunduğu dava dışı şirket ... Şirketi ile yapılan işlemlerde/para transferlerinde bir kısım örtülü kazanç aktarımları ve muvazaalı işlemler yaparak davalı şirketin mevcut mallarını, hammaddeleri, mamül malları hileli irsaliye ve fatura düzenlemek suretiyle kayıt dışı şekilde ... Şirketi'ne kaçırarak davalı şirket zarara uğrattıkları gibi sebeplerle ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete yönetim/denetim kayyımı atanması ve şirket malvarlığı hakkında tedbir talep edilmiş olmakla birlikte, davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığından yönetim kayyımı atanmasına ilişkin talep yerinde olmadığı gibi iddianın ileri sürülüş biçimine göre ancak toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucu bir neticeye varılabileceğinden eldeki istem yönünden yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiş olup denetim kayyımı atanması ve şirket malvarlığı hakkındaki ihtiyati tedbir talebinin de şartları oluşmamıştır. Elbetteki yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen durum ve koşullara göre tekrar ihtiyati tedbir talep edilebilir. Ancak dava dosyasının bulunduğu aşama itibariyle talep edilen ihtiyati tedbir koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/04/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.