SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2026/686 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2026/686

Karar No

2026/735

Karar Tarihi

16 Nisan 2026

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/686
KARAR NO:2026/735
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/02/2026
NUMARASI:2026/91 D.İş - 2026/223 Karar
DAVA:İhtiyati Tedbir (Finans)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026
Taraflar arasında görülen talep neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati Tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile ... arasında kayın akrabalık ilişkisi bulunmakta olduğunu, Aynı zamanda müvekkili ile ... güven ve dostluğa dayalı yakın bir ilişki mevcut olduğunu, ..., 2023 yılı Şubat ayında Hatay’da meydana gelen deprem sonrasında bölgenin yeniden imarına katkı sağlamak ve yatırım amacıyla gayrimenkul edinme iradesini ortaya koyduğunu, bu kapsamda Hatay ilinde taşınmaz satın alınması ve üzerine yapı inşası için müvekkiline 06.08.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı noterlik marifetiyle temsil yetkisi verdiğini, müvekkilinin söz konusu taşınmazların edinilmesi ve gerekli hukuki işlemlerin yürütülmesi hususunda yetkilendirildiği vekâletname uyarınca, Hatay İli, Antakya İlçesi, ..., ... Caddesi’nde kain, 285 ada, 5 parsel numaralı taşınmaz, gönderilen satış bedeli karşılığında, Müvekkili tarafından ...’dan, ... adına satın alındığını, akabinde, taşınmaz üzerinde yapı inşasına başlanabilmesi amacıyla ... tarafından Müvekkili banka hesabına ek ödemeler gönderildiğini, Ne var ki, 2024 yılı Ağustos ayı içerisinde, söz konusu ödemelerin yatırıldığı Müvekkilinin ... Bankası ... Şubesi’ne ait ... ve ... numaralı hesaplarına, karşı taraf kuruluşun talebi üzerine müvekkiline ait mevduat hesabına herhangi bir mahkeme kararı, ihtiyati tedbir kararı veya yetkili idari merciler tarafından tesis edilmiş bir işlem bulunmaksızın, hukuki dayanağı açıklanmayan şekilde bloke işlemi uygulandığını, Ancak, bloke işleminin tesis edilmesinden bugüne kadar müvekkili aleyhine herhangi bir dava açılmadığı gibi, yasal takip yahut icra takibi de başlatılmadığını, Bu itibarla, yalnızca şüpheye dayalı olarak uygulanan bloke, makul sürenin çok üzerinde devam ettirildiğini, bahse konu bloke işlemine istinaden, 13.12.2024 tarihinde müvekkili adına vekil sıfatıyla ... Bankası Genel Müdürlüğü’ne yazılı müracaatta bulunulmuş ve söz konusu blokenin hangi gerekçeye dayandığının açıklanması ile buna ilişkin bilgi ve belgelerin taraflarına iletilmesi talep edildiğini, cevaben, ... Bankası Genel Müdürlüğü’nün 16.12.2024 tarihli ve ... sayılı yazısı ile, “Müşteri hakkında 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 19/A maddesi uyarınca işlem tesis edildiğini, İnceleme sonuçlanıncaya kadar herhangi bir işleme izin verilmesi uygun bulunmamaktadır” şeklinde taraflarına 19.12.2024 tarihinde kargo yoluyla tebliğ edildiğini, müvekkilinin banka hareketlerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle, ... tarafından yürütülen incelemenin makul süre içerisinde tamamlanarak blokenin kaldırılması beklentisi doğduğunu, Ne var ki, üzerinden iki ay geçmiş olmasına rağmen bloke kaldırılmamış, bunun üzerine bu defa Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’na hitaben 24.02.2025 tarihinde yazılı bir başvuru yapıldığını, Anılan dilekçede, Kurul nezdinde sürdürülen incelemenin ivedilikle sonuçlandırılarak müvekkili adına kayıtlı hesap üzerindeki blokenin kaldırılması talep edildiğini, Söz konusu dilekçelerinde PTT aracılığıyla “...” takip numarası ile Kurula gönderildiğini, Mali Suçları Araştırma Kurulu’na yapılan başvurularının üzerine, 27.02.2024 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından E-35344515-663.04.[2024-5374]-6367 sayılı cevabi yazı taraflarına iletildiğini, Söz konusu yazıda özetle; Kurul’un Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı idari bir yapı olduğu, görev ve yetkilerinin 1 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 231. maddesinde düzenlendiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca malvarlığı değerlerine el koyma yetkisinin adli mercilere ait olduğu, bu hususun ayrıca 5549 sayılı Kanun’un 17. maddesinde de belirtildiği ifade edilmiştir. Ayrıca, aynı Kanun’un 22. maddesi gereği Başkanlık nezdinde yürütülen iş ve işlemlere dair herhangi bir açıklama yapılmasının yasaklandığı bildirildiğini, Bu gelişme üzerine, Müvekkili ... tarafından ... Bankası ...Şubesi Müdürlüğü’ne hitaben bir dilekçe verildiğini, müvekkili adına kayıtlı ... ve ... numaralı hesaplara ... incelemesi neticesinde konulan blokenin kaldırıldığı kanaatinde olunduğu belirtilmiş; ancak banka yetkililerince şifahen verilen yanıtta hesaplara ayrıca “...” uygulandığı bilgisi paylaşıldığını, Yapılan başvurulara rağmen herhangi bir sonuç alınamayınca, 30.04.2025 tarihinde müvekkil adına vekil sıfatıyla yeniden ... Bankası Genel Müdürlüğü’ne müracaat edildiğini, Bu başvuruda özetle; muhtemelen ilgili kredi kartı kuruluşunun talebi üzerine müvekkilinin mevduat hesabına “... blokesi” konulduğu, bloke uygulanmasından bu yana müvekkili aleyhine herhangi bir dava açılmadığı veya hukuki takip başlatılmadığı, yalnızca şüpheye dayalı olarak konulan bu tedbirin makul süreyi çoktan aştığı belirtildiğini, Ayrıca, müvekkili ... Bankası nezdindeki hesabı üzerindeki blokenin derhal kaldırılması, müvekkilinin tasarruf hakkını serbestçe kullanabilmesinin sağlanması talep edilmiş; aksi halde Bankacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca sorumlu banka yetkilileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağı ve uğranılacak maddi ve manevi zararların tazmini için tüm yasal yollara başvurulacağı ihtaren bildirildiğini, 30.04.2025 tarihli başvurularına rağmen ... Bankası tarafından yalnızca müvekkili ...’a 22.05.2025 tarihinde kısa mesaj yoluyla “Bildiriminiz ile ilgili inceleme süreci devam etmektedir, sonuçlandığında tarafınıza bilgi verilecektir” şeklinde dönüş yapıldığını; ancak aradan yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen söz konusu bloke halen kaldırılmamış ve müvekkilinin mülkiyet ve tasarruf hakkına yönelik hukuka aykırı müdahale devam ettiğini, Yalnızca şüpheye dayalı olarak tesis edilen ve makul süreyi çoktan aşan bu kısıtlamanın, müvekkilinin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ağır ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkilinin telafisi güç ve imkansız zararlara uğramaması için ihtiyati tedbir kararının verilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkili ...’ın ... Bankası nezdindeki hesaplarına hukuki hiçbir gerekçe ve yargı kararı bulunmaksızın konulan bloke işlemi, müvekkilinin mülkiyet ve tasarruf hakkını ağır biçimde ihlal ettiğiği, Bu keyfî uygulama neticesinde müvekkilinin; gerek sosyal ve aile hayatında gerekse ticari ve mesleki faaliyetlerinde ciddi mağduriyetler yaşamış, ekonomik düzeni bozulmuş ve iş hayatı sekteye uğradığını, 6100 sayılı HMK’nın 389 ve devamı maddeleri, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi, Anayasa’nın 35. maddesi ve AİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca; müvekkilinin mülkiyet hakkının korunması ve telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla, karşı taraf ... Şirketi uhdesinde bulunan müvekkili ...'a ait ... ve ... numaralı mevduat hesaplarına takip süreci sonuçlanıncaya kadar müvekkilinin tasarruf hakkının korunması için mevduat hesabında bulunan paranın üçüncü kişiler tarafından çekilmesinin teminatsız olarak ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "..Kaldırma kararından sonra dosya tekrar mahkememize gelerek 2026/91 D.İş sırasına kaydedilmiştir.Mahkememiz heyetince yapılan incelemede; dosya kapsamı, taraf beyanları ve sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; talep edilen ihtiyati tedbirin, uyuşmazlığın esasına ilişkin olduğu, talebin kabulü halinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın fiilen çözüme kavuşturulacağı, bu yönüyle ihtiyati tedbir yoluyla esas hakkında karar verilmesi sonucunu doğuracağı, dolayısıyla talebin yargılamayı gerektirdiği kanaatine varılmıştır. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, talepte bulunanın hakkını yaklaşık ispat etmesi gerektiği, ancak dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgelerin, talep edilen ihtiyati tedbirin şartlarının oluştuğunu yaklaşık ispat düzeyinde ortaya koymaya yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Bu itibarla, ihtiyati tedbir talebinin, yargılamayı gerektirmesi ve yaklaşık ispat koşulunun gerekleşmemesi nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Bankası A.Ş. nezdinde bulunan mevduat hesaplarına, herhangi bir mahkeme kararı yahut yetkili idari merci talimatı bulunmaksızın davalı banka tarafından tek taraflı olarak bloke konulması nedeniyle mağdur edildiğini söz konusu kısıtlamanın, ilk aşamada 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 19/A maddesi kapsamında...’a yapılan bildirim gerekçesiyle uygulandığını ; akabinde ... tarafından verilen işlem erteleme kararlarının süresi içerisinde kaldırılmış olmasına rağmen, banka tarafından bu kez “...” (sahtecilik) blokesi adı altında müvekkilin mevduatına erişimi fiilen engellenmeye devam edildiğini, müvekkilinin hukuki dayanaktan yoksun bu uygulamanın kaldırılması amacıyla gerek davalı bankaya gerekse ... nezdinde yazılı başvurularda bulunduğunu ancak yapılan başvurulardan herhangi bir sonuç elde edilemediğini, hâlihazırda müvekkilin mevduatına erişimi fiilen mümkün olmayıp, mülkiyet hakkının korunması ve telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talebiyle İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurulduğunu, ... Bankası'nın 08.10.2025 tarihli müzekkereye cevap yazısında yer alan açıklamalara dayanarak yerel mahkemenin "ertelenmeme kararından sonra hesap sahibinin dilediği işlemi yapması mümkündür" şeklinde fiili durumla bağdaşmayan bir tespitte bulunduğunu, oysa bankanın, müzekkere cevabında hukuki bir bloke olmadığını söylerken, uygulamada "... blokesi" adı altında sistemsel bir engel koyarak paranın çıkışına izin vermediğini, bu nedenle müvekkil ... hesabındaki bloke nedeniyle herhangi bir işlem yapamadığını ve herhangi bir sebep açıkça belirtilmeksizin uzun bir süre boyunca hesabın bloke edilmesi sebebiyle müvekkilinin fazlaca zarara uğradığını ve uğramaya devam etmekte olduğunu, bloke edilen hesap nedeniyle müvekkilinin mülkiyet hakkı davalı banka tarafından aydınlatma yükümlülüğü uygulanmaksızın ve gerekçesiyle birlikte bir sebep belirtmeksizin uzun bir süre ihlal edildiğini, müvekkilin hesabındaki parayı çekemediği, internet bankacılığına erişiminin kısıtlandığı ve banka şubelerinden herhangi bir işlem yapamadan döndüğü hususlarının sabit olduğunu, müvekkilin hesapları üzerinde fiilen bir bloke bulunup bulunmadığı hususu bizzat bankaya yeniden müzekkere yazılmak suretiyle ayrıca araştırılmadığını ve bu yönde herhangi bir somut tespit yapılmadığını ,Mahkemenin bu yönde bir araştırma yapmaksızın, salt davalı bankanın sunduğu tek bir belgeye dayanarak hüküm tesis etmesi, yargılamanın adil ve hakkaniyete uygun şekilde yürütülmesi ilkesine aykırılık teşkil etmekte olup, eksik inceleme ile karar verildiğini açıkça gösterdiğini, Bankanın yazısındaki "... sistemi takas sistemindeki bir hata nedeniyle bazı banka kart hamillerinin sistemi manipüle ederek bankamızı zarara uğrattıkları tespit edilmiştir." kısmında zararın nasıl ortaya çıktığı, hangi arızalardan kaynaklandığı, sistemin nasıl manipüle edildiğine hiçbir şekilde değinilmediğini, bankanın somut bir delile dayanmaksızın, uğradıkları zararı dahi ispat etmeksizin direkt olarak müşterisinin hesabında bulunan parayı tahsil yoluna gitmesinin kabul edilebilir bir tutum olmadığını, kaldı ki banka uğradığı zararı ispat etmiş olsa dahi bu zararın kimin hareketi neticesinde ortaya çıktığının ve bu hareketin zarara olan illiyetinin açıklanması gerektiğini, bu noktada bankanın müvekkilin bağının olmadığı "..." veya "..." gibi iddialarının, müvekkilin hesabındaki parayı re'sen çekme hakkı vermesinin hukuken kabul edilebilir olmadığını, bankanın eğer bir zarara uğradığını iddia ediyorsa, bunun için dava açması veya ihtiyati haciz talep etmesi gerektiğini, ancak bankanın ne bir dava açmış ne de bir icra takibi başlattığını, buna rağmen müvekkilin hesabını fiilen dondurduğunu, bankanın yargı organı gibi hareket ederek müvekkilinin mülkiyet hakkını "..." şüphesiyle askıya aldığını, mahkemenin bankanın bu sınırlarını aşan eylemine karşı müvekkili koruması gerekmekteyken, bankanın soyut beyanlarını hükme esas almış ve adeta bankanın keyfi eylemlerini meşrulaştırdığını, davalı bankanın bu tarz bir işlemi henüz müvekkili nezdinde gerçekleştirmediği ortada olmakla birlikte hukuksuz işlemin gerçekleştirildiği ...'nın hesabından kendi hesabına para gönderilmiş olması sebebiyle müvekkilinin benzer bir işlemin kendi hesabında da gerçekleştirileceği tehlikesinin açıkça görüldüğünü, bu sebeplerle müvekkilinin hesabındaki paranın banka tarafından çekileceği endişesi içerisinde olmakta haklı olup ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiğini, ... tarafından uygulanan idari sürelerin dolmasına rağmen bankanın keyfi '...' gerekçesiyle blokeyi devam ettirmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, 5549 Sayılı Kanun m.19/A kapsamındaki 7 iş günlük azami sürenin adeta süresiz biçimde aşıldığını,bu madde kapsamında öngörülen "işlem erteleme" yetkisinin, mülkiyet hakkına yönelik istisnai ve geçici bir idari müdahale niteliğinde olduğunu, somut olayda, müvekkilinin hesapları üzerindeki kısıtlama 2024 yılı Ağustos ayında başladığını, ... tarafından verilen son "ertelenmeme" kararının ise 28.02.2025 tarihinde tesis edildiğini, bu tarihten itibaren, davalı bankanın müvekkilinin mevduatını bloke altında tutmaya devam etmesi için hiçbir yasal idari dayanağı kalmadığını, bankanın adli bir karar olmaksızın mevduat üzerinde süresiz tasarruf engeli koyması açıkça hukuk düzenine aykırı olduğunu, davalı bankanın müvekkilin hesaplarına yönelik hiçbir adli karar sunamadığı gibi ... müzekkeresinde açıkça "ertelenmeme" kararı verildiği belirtilmesine rağmen, yerel mahkemeye sunduğu cevaplarda "hesapların serbest olduğu" yönünde gerçek dışı bir beyanda bulunduğunu, bankanın bu tutumunun, bir yandan mahkemeyi yanıltırken diğer yandan müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal etmeye devam etmesi bakımından dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, müvekkilinin hesabı üzerinde hiçbir savcılık blokesi bulunmamasına rağmen, banka tüm mevduatın kullanımının engellendiğini, bu durumun davalı bankanın hukuk düzenini ve hukuki güvenlik ilkesini bertaraf ederek tek taraflı tasarrufta bulunduğunu göstermekte olup, söz konusu uygulamanın hukuken korunması ve kabulünün mümkün olmadığını, davalı bankanın 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu m.61 uyarınca mevduatı geri alma hakkının sınırlandırma hakkı ve yetkisi olmadığını, anayasal mülkiyet hakkına yönelik hukuki dayanaktan yoksun müdahalenin durdurulmasının zorunlu olduğunu, bankanın benzer durumdaki hesaplardan mahkeme kararı olmaksızın re'sen tahsilat yapması müvekkilin hesabı bakımından somut tehlike arz ettiğini, banka tarafından iddia edilen zararın somutlaştırılamadığını ve illiyet bağı kurulamadığını, davalı bankanın, kendi tuttuğu kayıtları “aksi ispat edilemez kesin delil” olarak dayatmak suretiyle hukuka aykırı işlemlerini meşrulaştırma girişiminin, dürüstlük kuralı ve hukuk devleti ilkesi karşısında geçersiz olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat koşulu ve telafisi güç zarar riskinin somut olayda gerçekleştiğini, müvekkilin halihazırda banka uhdesinde bulunan mevduatının her an hukuka aykırı şekilde re’sen tahsil edilme tehlikesi altında olması karşısında, teminat şartı aranmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin Anayasal hakkı olan mülkiyet hakkının, bankanın ticari kaygıları veya sistemsel hataları nedeniyle feda edilemeyeceğini, bankanın "zarar gördüm" iddiasının, yargı kararı olmaksızın müvekkilinin parasına el koyma yetkisi vermeyeceğini, bu nedenle, bankanın müvekkilin hesabından herhangi bir şekilde para çekmesinin, mahsup yapmasının veya parayı üçüncü şahıslara transfer etmesinin önlenmesi amacıyla, davanın esası hakkında karar verilinceye kadar ivedilikle "teminatsız ihtiyati tedbir" kararı verilmesi gerektiğini beyanla istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.02.2026 tarihli, 2026/91 D.İş Esas ve 2026/223 Karar sayılı ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararının, usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına, müvekkili ...’ın mülkiyet hakkının korunması ve telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla, uyuşmazlığın esası hakkında karar verilinceye kadar; ... Bankası nezdindeki ... ve ... numaralı mevduat hesaplarında bulunan paranın banka tarafından re'sen çekilmesinin, mahsup edilmesinin veya üçüncü kişilere ödenmesinin önlenmesi yönünde teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Talep, değişik iş dosyası üzerinden mevduat hesabında bulunan paranın üçüncü kişiler tarafından çekilmesinin teminatsız olarak ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." Aynı Kanun'un 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda; ihtiyati tedbir talep eden tarafça, ... tarafından Hatay ilinde taşınmaz satın alınması ve üzerine yapı inşası için kendisine 06.08.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı noterlik marifetiyle temsil yetkisi verildiği, ... adına satın alınan taşınmaz üzerinde yapı inşasına başlanabilmesi amacıyla ... tarafından banka hesabına ek ödemeler gönderildiği, 2024 yılı Ağustos ayı içerisinde, söz konusu ödemelerin yatırıldığı banka nezdindeki hesaplarına ... tarafından verilen işlem erteleme kararları doğrultusunda bloke işlemi uygulandığı, 30.04.2025 tarihinde bankaya yapılan müracaat sonucunda da mevduat hesabına “...” konulduğunun öğrenildiği belirtilerek mevduat hesabında bulunan paranın üçüncü kişiler tarafından çekilmesinin tedbiren önlenmesi talep edilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, ihtiyati tedbir talep edenin mevduat hesabına yönelik olarak bankaca konulan blokenin sözleşmeye dayalı olup olmadığı ve bankacılık mevzuatına uygun olup olmadığı, esasa ilişkin açılacak davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacak olup, talep eden tarafça sunulan delillere göre mevduat hesabında bulunan paranın üçüncü kişiler tarafından çekilmesinin tedbiren önlenmesi bakımından HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulunun mevcut olmadığı gözetildiğinde mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.