İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2026/299 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2026/299
2026/540
14 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/299 Esas KARAR NO : 2026/540 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 20/11/2025 NUMARASI : 2025/630 Esas, 2025/975 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sahibi olduğu ... plakalı aracını muayene ettirebilmek için Türkiye genelinde araç muayene yapma yetkisi bulunan davalı şirketin İstanbul ili, Şile ilçesinde bulunan tesisinden 11.02.2025 saat 15:00 için randevu aldığını, müvekkilinin aracını, sağlam ve çalışır bir şekilde davalı işletmenin çalışanlarına teslim ettiğini, müvekkilinin aracı kontrole alındığında araç muayene görevlilerinin motora aşırı derecede baskı yapmaları sonucu motorun kullanılamaz hale geldiğini, müvekkiline aracının muayeneden geçemediğinin bildirildiğini, müvekkilinin aracına görevlilerin zarar verdiğini, müvekkilinin, bu sebeple araca verilen zarardan dolayı aracını uzunca bir süre kullanamadığını, müvekkilinin aracı "ticari" nitelikte olduğunu ve müvekkilinin tacir olduğundan görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu belirterek davanın kabulünü talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacı tarafın adına kayıtlı ... plakalı aracın, araç muayene istasyonunda yapılan muayenesi esnasında doğan zararın tahsili istemli olduğun bu nedenle tüketici mahkemesinin görevli olduğunu, davacının iddia ettiği alacak türleri ticari bir ilişkiden de kaynaklanmadığını, motor sistem arızası nedeniyle müvekkilinin sorumlu olması için gerekli kusur ve illiyet bağının mevcut olmadığını, dava konusu aracın en son 13.02.2024 tarihinde periyodik araç muayenesine tabi tutulduğunu akabinde 11.02.2025 tarihinde yalnızca egzoz emisyon ölçümü yapıldığını, bunun dışında araç üzerinde iddia edildiği şekilde olağan dışı bir işlemde bulunulmadığını, son aşamada aracın motor bölümünden duman çıktığının gözlemlendiği, bu durumun muayene prosedüründen kaynaklanmayan, tamamen aracın kendi teknik ve mekanik durumuna ilişkin bir arıza olduğunu, muayene işlemi devam ederken aracın çalışmaz hale gelmesi üzerine ilgili mevzuat gereği muayene işlemi iptal edildiğini, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Ticari davaların mutlak ve nisbi davalar olarak ikiye ayrıldığını, somut olayda görevli mahkemenin belirlenebilmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamanın gerekli olduğunu, taraflar arasında ihtilafın davacının aracının muayenesi sırasında verilen ayıplı hizmet nedeniyle aracın arızalanmasından dolayı oluşan zararın tahsili istemine ilişkin olduğunu, bu haliyle davanın TTK'nun 4.maddesinde sayılan sözleşmelere ilişkin olmadığından uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığını, Kocaeli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin 13/11/2025 tarihli cevabi yazısında; davacı ...'nin esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı olduğunun bildirildiğini, davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığını, bu haliyle davacının tacir kabul edilemeyeceğini, bu nedenle uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Dava dilekçelerinin ekinde bulunan ruhsat bilgilerinden görüleceği üzere müvekkiline ait ... plakalı aracın kullanım amacının yük nakli- ticari olduğunu, bilanço esasına göre defter tutma zorunluluğunun, genellikle belirli büyüklüğe veya ciro seviyesine ulaşmış işletmeler için geçerli olduğunu, özelilike sermeyesi yüksek veya yıllık geliri belli bir seviyenin üzerinde bulunan anonim ve limited şirketlerini kapsadığını, gerçek kişilerin de tacir olabileceğini, bazı gerçek kişilerin tacir olmasa bile TTK m.12 göre tacirlerin sahip olduğu haklara sahip ya da tacirlerin tabi olduğu yükümlülüklere tabi olduğunu, müvekkilinin söz konusu aracını ticari işlerinde yük nakli yapma amacıyla kullandığını, vergi dairesinden gelen yazı cevabında yalnızca tacirlere özgü bilanço esasına göre defter tutmadan bahsedildiğine göre müvekkilinin tacir olduğunu, davanın nisbi ticari dava olduğunu, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde, mahkemece verilmiş olan görevsizlik kararının isabetli olduğunu ancak uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde değil tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiğini, uyuşmazlığın davacı adına kayıtlı aracın araç muayene istasyonunda yapılan muayenesi esnasında doğan zararın tahsili istemli olup tüketici uyuşmazlığından kaynaklı dava türü olduğunu, davacının tacir sıfatına haiz olmadığını, görev hususunun tarafların bilanço esasına göre defter tutup tutmadıklarına göre değil, uyuşmazlığa konu hukuki ilişkinin niteliğine göre belirleneceğini, somut uyuşmazlığın araç sahibine bedel karşılığında sunulan araç muayene hizmetinden kaynaklanmakta olduğunu, bu hizmetin kamu hizmeti niteliği taşısa dahi özel hukuk hükümlerine göre ve ücret karşılığında sunulduğunu bu nedenle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacı, aracını davalı şirkete muayene ettirdiği, muayene esnasında yapılan hizmetin ayıplı olması nedeniyle uğradığı zararın tazminine ilişkin işbu davayı açmıştır. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Somut olayda davacı ... plakalı aracı muayene ettirmek amacıyla davalı şirket ile anlaşmış, hizmetin ayıplı olduğu iddiası ile zararının tazminine ilişkin yargı yoluna başvurmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c bendi gereği; '' c) Mahkemenin görevli olması'' dava şartlarından olup Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Yine HMK'nın 115. maddesinin 2. fıkrası gereğince de, Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. HMK'nın 2. maddesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup, bu hükme göre "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir." Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında istisna öngörülerek "Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." ifadesine yer verilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu davalara ilişkin düzenleme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiştir. TTK' nın 4/1-(a)-(f) de sayılan davalar mutlak ticari dava niteliğindedir. Bunların mutlak ticari dava niteliği, tarafların sıfatına, uyuşmazlığın konusuna, ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticari uyuşmazlık sayılmalarından kaynaklanmaktadır. TTK 4/1-f bendinin kapsamı mülga TTK daki hükme göre genişletilmiştir. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere bugün gelinen noktada finans sektöründe yalnızca bankalar ve ödünç para verme işiyle iştigal eden kuruluşlar yer almamaktadır. Bu nedenle hükme "diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara" ibaresi eklenmiştir. Finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri, 6361 sayılı kanundan doğan davalar mutlak ticari dava kapsamındadırlar. Bankacılık Kanunu ve bankalar hakkındaki sair özel kanunlardan doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari davalardır. Ayrıca Bankacılık Kanunun 142/1’de, bankalar ve TMSF ve bankaların İflas idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına ticaret mahkemesinde bakılacağı hüküm altına alınmıştır. Mutlak ticari davalar, TTK 4/1-(a) -(f) ‘de sayılan hallerle sınırlı değildir. TTK 5/A maddesinde de, diğer kanunlarda belirtilen ticari davalara da açıkça yer verilmiştir. Bazı kanunlarda özel hükümlerle söz konusu kanunlardan doğan tüm uyuşmazlıklar ya da muayyen bazı hususlar ticari uyuşmazlık olarak kabul edilmiştir. Örneğin İflas davasında, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesi yetkilidir (İİK 154). Aynı şekilde TİRK 22’de (Ticari İşletme Rehni Kanunu) bu kanunun uygulanmasından çıkan uyuşmazlıklarda ticaret sicilinin bulunduğu mahallin ticaret mahkemesinin görevli olduğu açıkça belirtilmiştir. Buna karşın diğer bazı yasalarda ayrıca ticaret mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmeksizin davanın ticari dava olduğu ifade edilmiştir. Örneğin Kooperatif Kanunun 99 hükmü uyarınca kanundan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Nisbi ticari davalarda ise, her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması icap eder. Ticari dava sayılma konusundaki bu prensip, yani iki tarafın da tacir olması ve ihtilafın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olma kuralı sadece sözleşme ilişkisinden doğan davalara özgü değildir. Haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda da iki tarafın tacir ve uyuşmazlığın her iki tarafın işletmesi ile ilgili olması kaydı ile ticari dava sayılır. Hemen belirtmek gerekir ki, TTK da düzenlenen haksız fiil temelli bazı hususlardan (haksız rekabet, çatma...) doğan uyuşmazlıklar kanun gereği mutlak ticari dava niteliğindedir.(Prof.Dr.Hüseyin Ülgen, Prof.Dr.Mehmet Helvacı, Prof.Dr.Abuzer Kendigelen, Prof.Dr.Arslan Kaya, Doç.Dr.N.Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 2015, sayfa 116 vd.) Davacı kendisinin tacir olduğunu, ... plakalı aracını ticari işlerinde kullandığını ve davalı taraftan almış olduğu hizmetin ticari iş içerisinde kaldığından bahisle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmiştir. 14/11/2025 tarihli Kocaeli/ Uluçınar Vergi Dairesi Müdürlüğü cevabi yazısında, ...'nin 07/10/1996 tarihinden itibaren ...- kara yolu ile şehirler arası yük taşımacılığı (gıda, sıvı, kuru yük vb.) (gaz ve petrol ürünleri hariç) faaliyet kodu gerçek usulde mükellef bulunduğu ve bilanço esasına göre defter tuttuğu belirtilmesi karşısında, davacının tacir olduğu tespit edilmiş, ayrıca dairemizce yapılan sorgulama neticesinde ... plakalı aracın cinsinin çekici olduğu ve kullanım şeklinin ticari olduğu, bu nitelikte birden fazla aracının mevcut olduğu belirlenmiş olup somut olayda her iki tarafın tacir olması ve yapılan işin de ticari nitelikte olmasından dolayı görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle mahkemenin, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/630 Esas, 2025/975 Karar sayılı ve 20/11/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.3 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/04/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.