SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/1787 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1787

Karar No

2026/653

Karar Tarihi

16 Nisan 2026

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1787 Esas KARAR NO : 2026/653 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 03/10/2024 NUMARASI : 2023/4 E. - 2024/171 K. DAVA : Markadan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti , Men'i ve Ref'i KARŞI DAVA : Markanın Hükümsüzlüğü , Markadan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti ,Men'i ve Ref'i DAVA TARİHİ : 03/01/2023 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "..." markası ile ülkemizde uzun süredir faaliyet gösterdiğini, bu marka ile piyasada ciddi bir üne sahip olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markayı TPMK nezdinde kendi adına tescil de ettirdiğini, davalıların müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalıların ürün paketlerinde müvekkili adına tescilli "..." ibaresini kendilerine ait tescilli markaymış gibi satışlarına konu ettiklerini, davalıların, müvekkili şirketin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili aynı alanda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin tescilli markası ve aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullandıklarını, bu eylemin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davanın kabulü ile davalıların müvekkilinin marka haklarına tecavüzünün tespiti, men'i ve ref'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE KARŞI DAVA; Davalı/karşı davacı ..., ... ...Limited Şirketi ve ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; müvekkili ... ... Limited Şirketi'nin sadece Türkiye'de değil dünyada tanınmışlık düzeyine ulaşmış olan ".... LTD" firmasına ait "... ..." markasının Türkiye'de mukim tek yetkili distribütörü olduğunu, davacı/ karşı davalı taraf uzun yıllardır bu marka ile faaliyet gösterdiğini iddia etse de, davacı/karşı davalı firmanın kuruluş tarihi 14/05/2018 iken, müvekkilinin yetkili distribütör olarak kullandığı "... ..." markasının koruma tarihinin 11/09/2015, tescil tarihinin de 01/06/2016 olduğunu savunarak, bu nedenlerle asıl davanın reddine, karşı davalarının kabulü ile davacıya ait ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davacı/karşı davalının müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, men'ine, ref'ine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamış, ön inceleme duruşmasındaki beyanında, davalı ... .... Şti.'nde geçici olarak davalı ...'ın talebi üzerine internetteki bazı postları hazırladığını, bir iki ay kendilerine çalıştığını, bir iki saat takılıp harçlık alıp gittiğini, kendisinin doğrudan ürün satışı olmadığını, davalı diğer şirketler ile hiçbir bağlantısının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. KARŞI DAVAYA CEVAP: Davacı-karşı davalı karşı davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin .... LTD. isimli şirketin ticari temsilcisi olarak bir dönem dava konusu ''...'' isimli marka ve markaya ait ''kırmızı-beyaz'' logoyu kullanmaya başladığını, bu süreçte markaya ait ürünler ile ülkemizde uzun zaman ticari faaliyetlerde bulunduğunu, markayı ülkemizde tanıttığını ve markaya ayırt edici özellik kazandırarak yıllar içerisinde ''...'' markası ve markaya ait logo ile özdeşleştiğini, ancak sonraki süreçti Çin merkezli .... LTD. isimli şirket yetkililerinin müvekkili şirkete, şirketin ekonomik sorunlar yaşadığını, bu sebeple küçülmeye gitmek ve ülkemiz piyasasından çekilmek istediklerini ifade ederek, şirketler arasındaki temsilcilik anlaşmasını sonlandırmak istediklerini, bunun üzerine müvekkili şirket meydana gelen süreç içerisinde ''...'' isimli marka ile ülkemizde ticaret yaptığını, bu markayı ülkemizde tanıttığını ve markaya yatırımlar yaptığını ifade ederek, markayı kendi adına tescil ettirmek istediğini davalı tarafın distribütörü olduğunu iddia ettiği Çin merkezli .... LTD isimli şirket yetkilisine bildirdiğini ve bu hususta ilgili şirketin iznini aldığını, davalı-karşı davacının Çin merkezli şirketin yetkili temsilcisi olduğuna dair sunduğu sözleşmenin ve iddiasının gerçek olmadığını, Çin merkezli firmanın davadan haberdar olduğu halde davaya katılmamasının da bunu gösterdiğini, müvekkili şirketin hala .... LTD isimli şirket ile iletişim halinde olup sattığı ürünleri bu şirketten temin ettiğini, iş bu hususun dahi müvekkili şirketin marka tescilinden .... LTD isimli şirketin haberi olduğunu ve şirket yetkililerinin bu markanın tesciline rıza gösterdiklerini ispat ettiğini, Tiencheng isimli şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen ürünleri gösteren fatura bilgilerini sunduklarını, ayrıca Tiencheng isimli şirketin çok uzun yıllardır ülkemizde dava konusu markayla bir ticari faaliyetinin bulunmadığını beyan ederek, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 03/10/2024 tarihli 2023/4E. - 2024/171 K. sayılı kararıyla; "...Buna göre, asıl dava yönünden davacının dayanak markasının tescilinin kötü niyetli olduğu, davalı kullanımlarının önceki tarihli olan ... nolu markaya dayalı olduğu, dolayısıyla davalıların davacıların marka haklarına tecavüzü veya haksız rekabetlerinin bulunmadığı anlaşılmakla, asıl davanın reddi gerekmiştir. Karşı dava yönünden ise, davacı-karşı davalı adına tescilli olan ... no.lu “...” markasının SMK 6/1 ve 6/9 maddesi kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Yine, davacı/karşı davalının bu markayı kötü niyetli olarak adına tescil ettirmesi ve ticari alanda kullanması nedeniyle dayandığı markanın hükümsüzlüğüne karar verildiği gibi SMK 155 maddesi de gözetildiğinde önceki tarihli marka karşısında savunma olarak ileri sürülmesi mümkün olmadığından inhisari lisans sahibi olan karşı davacının tecavüz ve haksız rekabet davasını açmakta hukuki yararı ve sıfatı bulunduğu gözetilerek, karşı davanın bu kısım yönünden de kabulü ile Davacı karşı davalının , Davalı karşı davacı ... ...Limited Şirketi'nin lisans sahibi olduğu ... tescil numaralı "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, "..." ibaresini ticari olarak kullanmasının önlenmesine, ... ve tüm internet mecralarında kullanımının durdurulmasına, yine davacı karşı davalıya ait "..." ibaresini taşıyan her türlü tabela, afiş , ambalaj ve kutularına el konularak imhasına, karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; A-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN 1-Davacının davasının REDDİNE, B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN; 1-Davalı karşı davacı ... ...Limited Şirketi'nin karşı davasının kabulüne, 2-Davacı karşı davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, 3- Davacı karşı davalının , Davalı karşı davacı ... ...Limited Şirketi'nin lisans sahibi olduğu ... tescil numaralı "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, "..." ibaresini ticari olarak kullanmasının önlenmesine, ... ve tüm internet mecralarında kullanımının durdurulmasına, yine davacı karşı davalıya ait "..." ibaresini taşıyan her türlü tabela, afiş , ambalaj ve kutularına el konularak imhasına, 4-Karar kesinleştiğinde masrafı davacı karşı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin bir gazete ile ilamına..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı-k.davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; yerel mahkemeden sözlü yargılama için gün verilmesi talep edildiği halde, Mahkemece kendilerime süre verilmeden davanın karara bağlandığını, Davalı-karşı davacı ... ...Limited Şirketi'nin marka hükümsüzlüğü davası açmak için taraf sıfatının bulunmadığını, zira .... Ltd. Şirketinin distribütörlük sözleşmesini feshettiğini, Tüm itirazlarına rağmen davalı-karşı davacının karşı davayı açmakta taraf sıfatının ve hukuki yararının bulunduğuna dair Mahkemenin kabulünün yerinde olmadığını, Mahkemece bu hususların resen dikkate alınarak karşı davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, karşı davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, Taraflarınca ek rapora itiraz dilekçesinde distribütörlük sözleşmesinin sona erdiğine dair beyanlarına rağmen, Mahkemece bu hususun araştırılmadığını, Müvekkilinin markasını tescil ettirmeden önce .... Ltd. Şirketi'nden izin aldığını, bu nedenle markasının hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğini, Müvekkilinin markasına itiraz etmediklerini, yapılan itirazlarını da geri çektiklerini, bu hususun TPMK kayıtlarında mevcut olduğunu, Müvekkilinin markayı tescil ettirdiğini ve kullandığını bilmelerine rağmen itiraz etmediklerine ve rıza gösterdiklerine dair sundukları delillerin dikkate alınmadığını, Ayrıca müvekkilinin davaya konu markayı Türkiye'de ve çevresinde tanınırlığını ve değerini artırdığı halde, markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, Davalı-karşı davacının .... Ltd. Şirketi ile imzaladığı distribütörlük sözleşmesi sona erdiğinden, müvekkili hakkında açılan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkin karşı davanın kabulünün de yerinde olmadığını, Kaldı ki davalı-karşı davacının bu davayı açmakta hukuki yararının ve taraf sıfatının bulunmadığını, Asıl davada davalı tarafın müvekkili adına tescilli markayı izinsiz olarak kullandıkları sabit olduğundan, asıl davanın reddine karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, izah edilen ve resen dikkate alınacak nedenlerle, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 03/10/2024 tarihli, 2023/4 Esas, 2024/171 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosya arasında bulunan Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 07 ve 35. sınıflarda davacı/karşı davalı adına, ... tescil numaralı "... ...+Şekil" markasının 26. sınıfta davalı/karşı davacı ... Limited Şirketi'nin lisans sahibi olduğu dava dışı Çin Halk Cumhuriyeti menşeli .... LTD. adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davalı-karşı davacı tarafça dosyaya sunulan 01/02/2023 tarihli Marka Lisans Sözleşmesi incelendiğinde; lisans verenin .... LTD., lisans alanın ... . Ltd. Şirketi oldukları, lisans verene ait ... tescil numaralı “... ...” markasının Türkiye’de kullanım hakkının lisans alana verildiği, Sözleşmenin 3.9. maddesinde " Bununla birlikte LİSANS ALAN, Türkiye sınırları içerisinde, üçüncü (3.) kişiler tarafından lisans sahibinin tescilli olan markasından doğan haklarına tecavüz edilmesi durumunda,marka sahibinin yasalar uyarınca açabileceği davaları kendi adına açabilir. İş bu sözleşmeyle ilgili ürün, emtia, numune veya çizimlerin herhangi bir piyasada Lisans Alan'ın faaliyetini engelleyecek şekilde taklit edilmesi halinde, Lisans Veren ve/veya Lisans Alan ayrı veya birlikte haksız rekabetin önlenmesi, etkilerin ortadan kaldırılmasına ve düçar olunan konularda doğrudan yasal yollara başvurabileceklerdir." denilerek, davalı-karşı davacıya bu konuda yetki verildiği tespit edilmiştir. Davalı-karşı davacı tarafça dosyaya sunulan ... Emtia Acente Sözleşmeleri incelendiğinde; ...’ın örgü iğneleri ve parçalarının Türkiye’deki satışıyla ilgili acentelik sözleşmesi oldukları, sözleşmelerin, her iki tarafın kanuni temsilcileri tarafından imzalanarak ve sözleşmenin mühürlenmesiyle yürürlüğe gireceği, ilkinin 01/10/2022 tarihinden 30/09/2023 tarihine kadar 1 yıl için geçerli olacağı, ikincisinin ise 01.01.2023 tarihinden 31.12.2025 tarihine kadar 3 yıl geçerli olduğu, Sözleşmelerin, acentenin sözleşme tutarını tamamlamasına bağlı olarak bir sonraki yıl için otomatik olarak yenileneceği, acentenin sözleşme tutarını tamamlayamaması durumunda sözleşmenin feshedileceği, acentenin, doğal afetler gibi geri dönüşü olmayan anti-faktörler nedeniyle sözleşme tutarını tamamlayamaması durumunda, sözleşmenin geçerliliğinin ertelenebileceğini düzenlediği görülmüştür. .... LTD. tarafından Bakırköy 1. FSHHM’nin 2023/4 Esas sayılı dosyasına gönderilen 04/08/2023 tarihli yazı incelendiğinde; " Sayın Mahkemenizde görülmekte olan davaya konu olan ‘’... ...‘’ Türkiye Cumhuriyeti’nde ... tescil numarası ile şirketimiz adına tescilli olup, 11.09.2015 tarihinden beri korunmaktadır. Davanın taraflarından ... eski distribütörümüz olmakla birlikte taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona ermiştir. Türkiye’de ki yetkili tek distribütörümüz .... LTD. ŞTİ.’dir. Yetkili distribütörümüz ile şirketimiz arasında Türkiye Bölgesi için geçerli olan lisans sözleşmemiz bulunmakta olup, .... LTD. ŞTİ.nin bu sözleşme gereği şirketimiz adına davayı takip etme, şirketimizin iş bu marka kapsamındaki her türlü hak ve menfaatlerimizi koruyan hukuk süreçleri başlatma, takip etme ve sonlandırma yetkisi bulunmaktadır. Öte yandan ... isimli firmanın, şirketimize ait markalı ürünlerin orijinal kutusu üzerindeki görsel şekli ( ... ) kullanmak suretiyle marka tescili yaptığı yetkili distribütörümüzün yaptığı bildirim ve mahkemeniz dosyasının incelenmesi ile öğrenilmiş olup bu tescile şirketimizce hiçbir şekilde ve zaman dilimizde muvafakat gösterilmediğini, bu konuda ... firmasının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, nitekim bu iddialarını doğrulayan yazılı bir belge sunmadıklarını önemle ifade etmek isteriz. Halihazırda lisans sahibi ve yetkili distribütörümüz tarafından markanın hükümsüzlüğü mahkemeniz nezdinde dava edilmiş olduğundan, markanın hükümsüzlüğünü takriben her türlü zararımızı tazmin hakkımızı saklı tutmaktayız. Sayın Mahkemenin bilgisine saygılarımızla sunarız." şeklinde olduğu, söz konusu yazının altında ....LTD firma ismi ve Çince yazılı bir kaşe bulunduğu, ancak herhangi bir yetkilinin isminin ve imzasının mevcut olmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince bilgisayar mühendisi ..., marka vekili ... ve tekstil mühendisi ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 24/11/2023 tarihli raporda sonuç olarak; davalı ...’a ait olduğu belirtilen https://www...com/... URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; hesap adının “...” olduğu, hesap açıklamasında ... (...) yazdığını, hesapta ...’ın...-Dış Ticaret Koordinatörü olduğunun belirtildiğini, dava konusu paylaşımların hesapta yer almadığı/ paylaşımların hesaptan kaldırılmış olduğunu, davalı ...’a ait olduğu belirtilen https://www.... URL adresinde yer alan /hesapta yapılan incelemede; hesap adının “abulss” olduğunu, hesap açıklamasında ... yazdığını, hesapta ...’ın ... ve Kendi işimi kuruyorumda ... sattığı ve ....Ltd.Şti. firmasının Genel Müdürü olduğunun belirtildiğini, adresinin İstanbul olduğunu, hesaptan 15.12.2022 tarihinde yapılan paylaşımda; “Uzun zamandır hakkımıda çıkan sahte iğne satıyorlar, insanları kandırıyorlar, faturasız ürün satıyorlar gibi haberlerin olduğunun, bu konuda ilk konunun ... markası olduğunun, TPE nezdinde söz konusu markanın fabrika tarafından 2015 yılında tescil edildiğinin, iğnelerin siyah kutuda satılıyor olmasının sahte olduğu anlamına gelmediğinin, fabrikanın orijinal kutu tenklerinden olduğunun” belirtildiğini, hesaptan 28.12.2022 tarihinde yapılan paylaşımda; o "Ortalıkta dolanan kirli bilgi karmaşasının önüne geçmek adına direkt olarak ... firmasının resmi mail adresinden hem taramıza hem ...’a atılan ... Gurup olarak, ... Türkiye Tek Yetkili Satıcısı olduğumuzun belgesidir" şeklinde açıklamada bulunulduğunu, hesaptan 27.03.2023 tarihinde yapılan paylaşımda; "Malum Şahıs ve firmanın yalan, iftira ve akıl almaz ithamlarına son vermek adına güncel olarak, baştan beri söylediğimiz neyse sonucu da öyle oldu.. ... Türkiye Distribütörü unvanımızın yanına bir de firmanın bize layık gördüğü, ... Türkiye isim Kullanım hakkını da, Fabrika ile Pekin Konsolosluğunun kaşe ve imzası ile almış bulunmaktayız.." şeklinde açıklamanın yapıldığını, davacıya ait olduğu belirtilen https://www...com/... URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; hesapta ... Ltd.Şti. firma adının yer aldığını, hesabın 15.11.2018 tarihinde oluşturulduğunu, ... ibaresinin hesapta 08.05.2019 tarihi itibariyle yer aldığı tespit edildiğini, ...’e ait olduğu belirtilen https://www...com/okan.oner URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; hesapta ... isminin yer aldığı ve hesabın Aralık 2017 tarihinde oluşturulduğunu, hesapta ... ibaresinin 15.12.2020 tarihi itibariyle yer aldığı tespit edildiğini, asıl davada, davacı-karşı davalının dava dışı .... LTD ile imzaladığı distribütörlük sözleşmesi sona ermesine rağmen dava dışı şirketin iznini almaksızın ve hukuken de haklı bir gerekçesi olmaksızın dava konusu markayı kendi adına tescil ettirmede iyiniyetli olmadığını, "..." markasının davalı-karşı davacı şirket tarafından mevcut distribütörlük sözleşmesine göre kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını, karşı davada, ... no.lu "... ..." markasının dava dışı .... LTD. adına tescilli ve sektöründe bilinen bir marka olduğu, davacı-karşı davalının sonradan kendi adına tescil ettirdiği ve halihazırda tescilli olan ... no.lu "..." markasını SMK m. 155 uyarınca savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceğini, davacı-karşı davalının "iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri" vs. emtialarda "..." ibaresini markasal etki yaratacak şekilde kullanmasının marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceğini, karşı davada, ... no.lu "... ..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olan dava dışı .... LTD.’nin hali hazırda distribütörü olan davalı/karşı davacı .... Ltd. Şti.’nin hükümsüzlük davası açmada hukuki menfaatinin olduğu ve ... no.lu "... ..." markasının sektörel bilinirliği olduğu dikkate alınarak davacı-karşı davalı adına tescilli olan ... no.lu "..." markasının tescilli olduğu tüm sınıflarda hükümsüzlüğü şartlarının olduğunu bildirmiştir. İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 30/06/2024 tarihli ek raporda sonuç olarak; "..." markasının gerek ülkemizde gerekse yurt dışında Çin menşeeli firmanın iğne markası olarak bilindiğini, yurt dışı internet satış sitelerinde de çin menşeeli iğne markasının "... ..." olarak değil, "..." olarak satışa sunulduğunun görüldüğünü, söz konusu satışlarda markanın ürünleri üzerinde "..." şeklinde marka görselinin yer aldığının görüldüğünü, davacı-karşı davalının satışını yapmış olduğu "..." marka iğneleri ile "... ..." markası ve .... Ltd. organik bağ ilişkisinin, davacı-karşı davalı tarafından müşteri kitlesince, dava konusu ... başvuru numaralı marka "..." tescilinin başvuru tarihi olan 29.04.2022 tarihinden önce bilindiğinin anlaşıldığını, davacının ... ve Instagram sayfalarında "..." ile ilgili yaptığı paylaşımların 08.05.2019 – 29.03.2023 tarihleri arasında olduğu, 2023 yılları öncesi için ...'de "... Türkiye" şeklinde yaptıkları araştırmada sadece davacı- karşı davalının ... sayfasından bir iki paylaşımın ... sayfasına yansıdığı, davacı-karşı davalının dışında herhangi bir firma tarafından tanıtımına rastlanmadığı, davacı-karşı davalının ... ve Instagram paylaşımlarındaki görsellerden,17.10.2022 tarihine kadar yayınlanan görsellerde ürünler üzerinde "... (kırmızı renk üzerine beyaz renkte büyük harflerle yazılmış şekilde)" şeklinde marka kullanımı varken, 17.10.2022 tarihinden sonra yayınlanan görsellerde ürünler üzerinde "... (lacivert renk üzerine beyan renkte büyük harflerle yazılmış şekilde)" şeklinde marka kullanımının olduğunun görüldüğünü, dava konusu markanın Türkiye’de, sadece davacı-karşı davalı tarafından tanınmışlığının gerçekleştiğine dair takdirin mahkemeye ait olduğunu, davacı-karşı davalı tarafından 2019-2022 yılları arasında markanın tanıtımını ve muhtemelen satışını yapmış olmasının ( (satış rakamları dosya kapsamında bilinememektedir), davacı-karşı davalıya kendisine ait olmayan markanın tescil yetkisini verip vermediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğunu, davacı-karşı davalı tarafından dosya kapsamına sunulan ... yazışmaları ve fotoğraf görselleri göz önüne alındığında, İğnelerin üretici firması .... Ltd ‘nin , davacı-karşı davalının "..." markasının TPMK nezdindeki tescilinden haberdar olduğu ve onay verdiği anlamına gelip- gelmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğunu, taraflarınca .... Ltd firmasınca ürünleri üzerinde "..." şeklinde aktif olarak kullanıldığı tespitleri göz önüne alındığında, .... Ltd. firmasınca, markanın Türkiye’de davacı-karşı davalı tarafından marka tescili alması için tescil öncesi alınmış herhangi bir yazılı onaya dosya kapsamında rastlanmadığını, asıl davada, davacı-karşı davalının dava dışı .... LTD. ile imzaladığı distribütörlük sözleşmesi sona ermesine rağmen dava dışı şirketin iznini almaksızın ve hukuken de haklı bir gerekçesi olmaksızın dava konusu markayı kendi adına tescil ettirmede iyiniyetli olmadığını, "..." markasının davalı-karşı davacı şirket tarafından mevcut distribütörlük sözleşmesine göre kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını, karşı davada, ... no.lu "... ..." markasının dava dışı .... LTD. adına tescilli ve sektöründe bilinen bir marka olduğunu, davacı-karşı davalının sonradan kendi adına tescil ettirdiği ve halihazırda tescilli olan ... no.lu "..." markasını SMK m. 155 uyarınca savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceğini, davacı-karşı davalının "iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri" vs. emtialarda "..." ibaresini markasal etki yaratacak şekilde kullanmasının marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceğini, karşı davada, ... no.lu "... ..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olan dava dışı .... LTD.’nin hali hazırda distribütörü olan davalı/karşı davacı .... Ltd. Şti.’nin hükümsüzlük davası açmada hukuki menfaatinin olduğu ve ... no.lu "... ..." markasının sektörel bilinirliği olduğu dikkate alınarak, davacı-karşı davalı adına tescilli olan ... no.lu "..." markasının tescilli olduğu tüm sınıflarda hükümsüzlüğü şartlarının olduğu bildirilmiştir. G E R E K Ç E : Asıl dava; davalılar ve davacı-karşı davalının marka kullanımlarının davacı-karşı davalının markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men'i ve ref'i, karşı dava ise, davacı-karşı davalının ... tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü ile davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti, men'i ve ref'ine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı-karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Her ne kadar davacı-karşı davalı vekili son duruşmada sözlü yargılama için süre verilmesi taleplerinin değerlendirilmediğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, Mahkemece tahkikatın bittiği bildirilmeden önce süre talep ettikleri, mahkemenin yeni delil bildirilmesi için süre verilmesi talebini reddettiği, tahkikatın bittiğini tefhim ettiği, bundan sonra HMK’nın 186/1. maddesi uyarınca duruşmanın ertelenmesi talebinde bulunmadıkları anlaşılmakla, Mahkemece aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçilmesinde ve davanın karara bağlanmasında usule aykırılık yoktur. Her ne kadar davacı-karşı davalı vekili, davalı-karşı davacının markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası ile marka hükümsüzlüğü davası açmakta hukuki yararının ve taraf sıfatının bulunmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, davalı-karşı davacıya lisans sözleşmesi ile lisans verene ait markaya tecavüz halinde dava açma yetkisi verildiği, SMK’nın 25/2. maddesi uyarınca marka hükümsüzlüğü davasını menfaati olan herkesin açabileceğinin düzenlendiği anlaşılmakla, davalı-karşı davacının lisans sahibi olduğu ve Türkiye’de satışını gerçekleştirdiği ürünlerin markasına tecavüz edilmesi ve benzer markanın kötüniyetle tescil edilmesi halinde zarar görebileceğinden, markaya tecavüzün önlenmesi ve hükümsüzlük davası açmakta hukuki yararının ve taraf sıfatının mevcut olduğunun kabulü yerindedir. Her ne kadar davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin markasını daha önce lisans sözleşmesi yaptığı dava dışı şirketin bilgisi ve izni dahilinde kullandığını ve tescil ettirdiğini, davalı-karşı davacının lisans sözleşmesinin sona erdiğini savunmuşsa da, bu savunmalarını ispat edemediği, marka sahibi yabancı şirketin davacı-karşı davalının marka tescil başvurusuna, başvuru aşamasında itiraz etmemesinin markanın tesciline izin verdiği anlamına gelmediği, dava dışı .... LTD. şirketi ile distribütörlük sözleşmesi sona erdikten sonra, bu şirket adına tescilli ... tescil numaralı "... ...+Şekil" markası ile iltibasa neden olacak derecede benzeri olan ... tescil numaralı "...+Şekil" markasını, önceki markanın tescili kapsamında kalan bazı emtianın mağazacılık hizmetleri için kötüniyetli olarak kendi adına tescil ettirdiği ve yine tescil kapsamında olan iğne ürünü üzerinde bu markayı kullandığının alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamı ile tespit edildiği anlaşılmakla, Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup, davacı-karşı davalını tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar markaların Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında korunması nedeniyle, TTK’nın haksız rekabete ilişkin hükümleriyle kümülatif olarak korunması söz konusu olamayacaksa da, Mahkemece markaya tecavüzün aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğuna dair kabulüne karşı davacı-karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmadığından, bu hususa değinilmekle yetinilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Karşı dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı-karşı davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 16/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.