İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/1751 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/1751
2026/636
16 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1751 Esas KARAR NO: 2026/636 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 31/05/2024 NUMARASI : 2018/973 E. - 2024/466 K. DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 24/10/2018 KARAR TARİHİ: 31/05/2024 BİRLEŞEN İSTANBUL 9.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/737 ESAS 2021/784 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA: Menfi Tespit DAVA TARİHİ: 25/11/2021 KARAR TARİHİ: 16/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin eski sahibi olan ...'in 15/01/2018 düzenleme tarihli, 16/02/2018 vade tarihli 100.000,00 Euro bedelli bonoyu kendi eli ile tanzim edip ...'a verdiğini, müvekkili şirketi borçlu göstermek içinde şirkete ait kaşeyi bono üzerine bastığını, ancak senet üzerindeki düzenleme tarihi ve vade tarihinin gerçeği yansıtmadığını, geçmiş tarihli bono düzenlendiğini, bono üzerindeki kaşenin ise şirkete ait olmayıp yine aynı amaca binaen sahte olarak düzenlenerek vurulduğunu, ilgili senetle alakalı herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, şirketin eski sahipleri tarafından müvekkili şirkete kurulmuş bir ticari tezgah olduğunu, müvekkilini borçlu göstermeye çalışan kişilerin bu işi adeta bir meslek haline getirdiklerini, senet alacaklısının daha önce bire bir aynı olay nedeniyle nitelikle dolandırıcılık isnadı üzerine yargılandığını ve ceza aldığını, müvekkili aleyhine açılan kambiyo senedine dayalı takibe itiraz edildiğini, ilgili takip ihtiyati hacizli başlatıldığında müvekkilinin haberi olduğunu, takip alacaklısı tarafından müvekkili şirketin mallarının haczedildiğini belirterek, müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitini, İstanbul 11.İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı takip dosyası ile takibe konulan senedin iptaline, icra takibinin devamı halinde müvekkili şirketin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan dava konusu senedin teminatsız veya mahkemenin uygun göreceği bir teminat mukabilinde iş bu dosya kapsamında verilen kararın kesinleşmesine kadar takibin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, teminat ile takibin durdurulması halinde bütün hacizlerin kaldırılmasına, davalının %20 oranında tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, senedin şirketin eski sahibi olan ... tarafından tanzim edilerek müvekkiline verildiğini, fakat senedin geçmiş tarihli düzenlendiğini, senetteki tanzim tarihinde bulunan tahrifatta 01 tarihinin şirketin ilan tarihi olan 11.01’den önceye denk geldiği hatırlandığından 01’in üzerinin karalandığını, işbu durumun senedin geçmiş tarihli düzenlendiğini ve senedin sahteliğini ortaya koyduğunu, davacının, aynı takibe ve aynı senede ilişkin İstanbul 16.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/556 E. Sayılı dosyasında imzaya ve borca itiraz konulu davasını ikame ettiğini, şirket yetkilisinin senedin keşide tarihinde ... olmadığını, ... olduğunu, ...’ın imzası ile de senetteki imzanın aynı olmadığını iddia ederek imzaya itiraz ettiğini, ancak mahkemede görülen işbu davada ...’in şirketin eski yetkilisi olduğunu kabul ettiğini, senedi düzenleyenin de ... olduğunu kabul ettiğini, fakat senedin geçmiş tarihli düzenlendiğini iddia ettiğini, davacının 30.000,00 TL değerinde sermaye toplamı olan bir şirketin 100.000,00 Euro gibi bir borç altına giremeyeceğini, fakat 23.10.2018 tarihinde şirket nezdinde yapılan hacizde vekili söz alarak "haczedilen menkullerin ihtiyati haciz miktarının fazlasıyla üstündedir" diyerek bu beyanlarını tutanağının 2. sayfasına geçirdiğini, haciz mahallinde hazır olan bilirkişi tarafından sadece haczedilen malların tamamının 1.700.000,00 TL olduğuna ilişkin kıymet takdiri yapıldığını, davacının sürekli olarak, müvekkilinin ekonomik gücünün yeterli olmadığını iddia ederek ve malvarlığını sorgulayarak mahkemeler nezdinde senedin sahteliğine dair bir intiba yaratmaya çalıştığını, davacı şirketin kayıtlarında dava konusu senetle alakalı bir kayıt olmadığını, davacının her ne kadar taraflar arasında herhangi bir ilişkinin doğmadığını iddia etmiş olsa da, dava konusu bononun soyut borç ilişkisini ve kayıtsız ve koşulsuz borç ikrarını gösterdiğini savunarak, bu nedenlerle davanın reddine, müvekkili aleyhine talep edilen asıl alacağın %20’si oranında tazminat taleplerinin reddine, alacağa haksız ve mesnetsiz iddialar ile geç ulaşılması sonucu oluşacak zararlar için davacının en az %20 oranında tazminata mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin karşı tarafa ikmaline karar verilmesini talep ettiği görüldü. BİRLEŞEN İSTANBUL 9.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/737 ESAS 2021/784 KARAR SAYILI DOSYASINDA DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 11.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla kambiyo takiplerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, ihtiyati haciz kararı alındığını ve esas icra takibiyle icra takip işlemlerine başlandığını, söz konusu dosyadan müvekkili aleyhine düzenlenen ödeme emrinin 22.11.2021 tarihinde taraflarına tebliğ olduğunu, takibe konu kambiyo senedinin 15.01.2018 tanzim tarihli, 16.02.2018 vadeli, 100.000,00-EURO bedelli, borçlu ... ve diğer borçlu müvekkilinin eski sahibi olduğu ... .... Ltd. Şti. olduğunu, dava dışı senet borçlusu müvekkilinin eski yetkilisi ve sahibi olduğu ... .... Ltd. Şti.'nin söz konusu senede karşılık borçlanması için müvekkili tarafından imza atılmadığını, müvekkilinin aynı zamanda kuzeni olan davalı ...'dan 100.000,00-EURO borç aldığını, davalı ...'un müvekkilinden senet vermesini istediğini, müvekkilinin 3 yaşından bu yana Almanya'da yaşadığı için senet kavramının dahi ne olduğunu bilmediğini, davalının kendisinin önüne senet koyması ve davalının talimatları doğrultusunda senedi doldurduğunu, imzaladığını ve verdiğini, müvekkilinin söz konusu senedi kendi şahsi borcu için vermiş olduğunu, senedi verirken senedin verildiği tarihte yetkilisi ve sahibi olduğu dava dışı ... .... Ltd. Şti.'nin kaşesini basmadığını, dava dışı ... .... Ltd. Şti.'nin kuruluş tarihinin 03/01/2018 olduğunu, şirketin Ticaret Gazetesindeki ilan tarihinin 11/01/2018 olduğunu, söz konusu senet ile ilgili müvekkili tarafından davalıya ödeme yapıldığını, ancak davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine devam edildiğini, müvekkili tarafından 27.04.2019 tarihinde 36.000-EURO, 07.05.2019 tarihinde 69.000-EURO ve 04.06.2019 tarihinde de 62.000-EURO olmak üzere davalıya toplam 167.000-EURO para gönderildiğini belirterek, İİK.nın 72/3. maddesi hükmü gereği İstanbul 11.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ilgili olarak icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile müvekkilinin İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın bonodaki iki imzanın da kendisine ait olduğunu ve ayrıca bonoyu para borcu karşılığında verildiğini ikrar ettiğini, bononun davalının özgür iradesi ile verildiğini, bononun gerçek bir borç ilişkisi sebebi ile verildiğini, bono üzerindeki imzaların davacıya ve davacı şirkete ait olduğunu, bononun davacının iradesine uygun biçimde düzenlenmiş olduğu hususlarının davacının ikrarları sebebi ile tartışmalı olmaktan çıktığını, İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine konulan 15.01.2018 düzenleme ve 16.02.2018 vade tarihli bononun, hem davacının ismini, hem de davacının yetkilisi olduğu ... ... Ltd. Şti.’nin ticari unvanını içerdiğini, davacının dosyaya sunduğu ödeme belgelerinin, dava konusu bono sebebi ile asıl ve birleşen davacıların borcunun kapandığını ispat edecek nitelikte olmadığını, MÖHUK ve HMK hükümleri uyarınca yabancı dildeki belgelerin mahkemeler önünde delil olarak kabulü için, apostil şerhli noter onaylı Türkçe çevirilerinin dosyaya ibraz edilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan dekont ve çevirilerin, hükme esas alınabilecek mahiyette hukuki deliller olmadığını, bu nedenlerle davacının borcu ikrar edip ödeme iddiasını ispat edememiş oluşuna göre, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın reddine, %20’ den az olmayacak tutarda tazminatın davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görüldü. MAHKEME KARARI:İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 31/05/2024 tarihli 2018/973 E. - 2024/466K. sayılı kararıyla; "...Netice olarak; mahkememiz dosyasında yer alan iddialar, mahkememizce yerinde görülmeyen davalı savunma mahiyetindeki cevapları, dinlenilen tanık beyanları ve mahkumiyet ile kesinleşen ceza dosyası içeriği ve gerekçeli karar içeriği bir bütün halinde değerlendirildiğinde, asıl dosya yönünden davacı şirketin davalıya ticari defterlerinde kayıtlı bir borcunun olmadığı, senedin düzenlendiği tarihte şirket adına basılan kaşenin gerçekten şirketin kefil olarak gösterilmesi için ... tarafından basıldığına dair bir ispatın yapılamadığı, bu yönde birleşen davacı ...'in şirketi borçlandırmak için kaşe basmadığına ve senette şirketin kefil olarak borçlandırılmadığına yönelik te beyanları olduğu, tanıkların ...'un gelir durumuna ilişkin beyanları gözetildiğinde dava konusu olan senette yer alan şirket kaşesinin sonradan basıldığı, asıl dosya davacısı olan şirketin bu senet dolayısıyla herhangi bir borcunun olmadığı kanaatine varılarak asıl dosya yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Kesinleşen ceza dosyası içeriği ve mahkememizde oluşan kanaate göre davacı şirketin borçlu olmadığının anlaşılması karşısında, sonradan basılan kaşe ile borçlu hale getirilen davacı şirket hakkında yapılan işlemlerin davalı ... tarafından kötüniyetli olarak yapıldığı anlaşılmakla % 20 oranında kötüniyet tazminatına hükmolunmuştur. Birleşen dosyada ise davacı senedi keşide eden ... olup, senedi keşide ettiğini ikrar ettiği gibi davalıya 27.04.2019 tarihinde 36.000-EURO, 07.05.2019 tarihinde 69.000-EURO ve 04.06.2019 tarihinde de 62.000-EURO olmak üzere toplam 167.000-EURO para gönderildiğini beyan ederek dosyaya buna dair belgeler sunmuş olmakla, yine dosya bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davalı taraf cevap dilekçesinde bu ödeme belgelerini kabul etmediğini beyan etmiş ise de birleşen dosya davacısının senette yer alan miktardan fazla olacak şekilde davalıya para gönderdiği ve birleşen dosya davacısının senetten dolayı davalıya borcunun olmadığı yönünden vicdani kanaat oluşmuş ve birleşen dosya yönünden de davacının davalıya borçlu olmadığına dair karar verilmiştir. Birleşen dosya yönünden kötüniyet tazminatın talep olunmuş ise de, birleşen dosya yönünden koşulların oluşmadığı gerekçesi ile bu talep reddedilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-Asıl dosya yönünden A-Davanın kabulü ile; Davacının davalıya, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına konu senet dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline, B-Davacı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile % 20 oranındaki 137.260 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Birleşen dosya yönünden A-Davanın kabulü ile; Davacının davalıya, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına konu senet dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine, B-Davacı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Asıl ve birleşen davada davalı ... vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçelerindeki beyanlarını tekrarla, ilk derece mahkemesinin kararında tanık beyanlarının esas alındığını, tüm davacı tanıklarının ezberletilmiş şekilde müvekkilinin mali durumunun 100.000,00 Euro borç para verebilecek kadara iyi olmadığını beyan ettiklerini, tanık beyanlarının kendi içlerinde çelişkili olduğunu, ...'in işçisi olmadığını gayri ihtiyari beyan ettiklerini, İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/323 Esas sayılı davasında dinlenen tanık beyanlarının da bu dava için oldukça önemli olduğunu, Bu tanık beyanlarının müvekkilinin sıradan bir işçi olmadığını, şirket ortağı olduğunu gösterdiğini, Müvekkilinin davacılardan alacaklı olduğunu, davalı ...'in müvekkilinin kendisine 100.000,00 Euro para verdiğini açıkça ikrar ettiğini, resmiyette şirket kurucusu olan, yerel mahkemeye göre tacir olan davacının senet düzenlemeyi bilmediği iddiasının saçmalık olduğunu, tamamen kendisini borçtan kurtarmaya yönelik bu beyanının hükme esas alınmasının hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığını, Her iki davacının da müvekkili ile aralarında bir borç ilişkisi olduğunu bildiklerini, buna ilişkin Whatsapp mesajlarını dosyaya sunduklarını, İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesince sanıkların suçu işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığından beraatlerine karar verildiğini, bu kararın da gerçek borç ilişkisini ortaya koyduğunu, Yerel mahkemece davacı ...'in müvekkiline toplam 167.000,00 Euro para gönderdiği gerekçesiyle birleşen davayı kabul etmişse de, davacının müvekkiline 100.000,00 Euro borçlu olduğunu, fazladan gönderilen 67.000,00 Euronun hangi amaçla gönderildiğinin ... ve mahkeme tarafından açıklanmadığını, İşin gerçeğinde; müvekkili de şirketin ortağı olduğu için ...'in alacaklılarına ilişkin hesap hareketlerinin müvekkilinin hesabı üzerinden gerçekleştirildiğini, ...'in müvekkilinin hesabına gönderdiği paranın 1.000.000,00 Euronun üzerinde olduğunu, daha sonra müvekkilinin bu durumun ...'in vergi kaçırması amacıyla gerçekleştiğini anladığını, Müvekkilinin hesabına gelen paralar dikkate alındığında, müvekkilinin şirket ortağı olduğunun da anlaşıldığını, Her ne kadar yerel mahkemece müvekkilinin ekonomik durumunun 100.000,00 Euro borç verecek kadar iyi olmadığını kabul ederek karar vermişse de, bu gerekçenin yerinde olmadığını, müvekkilinin üzerine kayıtlı pek çok malvarlığının bulunduğunu, bu parayı verebilecek düzeyde olduğunu, ...'in de bu durumu ikrar ettiğini, İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma öncesi 2020/323 Esas sayılı kararında da bu durumun belirtildiğini, Tanıkların asıl davada davacı şirketin hiç kimseye borcu olmadığını belirtmişlerse de, tanık ...'ın beyanında elektrik işleri yapan ... Elektrik'e 48.000,00 TL borcun şirket devredildikten sonra ödenebildiğini beyan ettiğini, bu borca ilişkin de şirketin tutması zorunlu olan ticari defterlerinde bir kayıt bulunmadığını, şirketin defterlerinde görünmeyen bir alacağın da müvekkilinin alacağı olduğunu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda davacı şirketin defterlerinde müvekkilinin alacağına ilişkin bir kayda rastlanmadığına dair tespitin somut olayda bir anlamı olmadığını belirterek, açıklanan ve resen nazara alınacak sebeplerden ötürü, istinaf başvurusunun esastan kabulüne, hem asıl, hem de birleşen dava yönünden verilen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/05/2024 tarihli, 2018/973 Esasi, 2024/466 Karar sayılı kararın kaldırılmasına, dosyanın tekrar alt derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili Av. ... dosyaya sunduğu 23/12/2024 tarihli dilekçesi ile, asıl davada davacı ... ile anlaşmaya varmaları nedeniyle asıl davayla ilgili istinaf talebinden feragat ettiğini beyan etmiş, dosyada mevcut Manavgat 2. Noterliğinin 23/01/2024 tarihli, ... Yevmiye numaralı vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. DELİLLER: İstanbul 11.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçluların ... ve ... oldukları, 100.000,00 Euro asıl alacak olmak üzere toplam 109.408,90 Euro ve 585,20 TL ihtiyati haciz masrafı alacağı için 12/10/2018 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığı, takip dayanağının 15/01/2018 tanzim, 16/02/2018 vade tarihli, 100.000,00 Euro bedelli senet olarak gösterildiği tespit edilmiştir. Takibe konu bono örneği incelendiğinde; borçlusu ..., aval veren ..., lehtarı ...'un olduğu 15/01/2018 tanzim, 16/02/2018 vade tarihli, 100.000,00 Euro bedelli bono olduğu, bedelinin nakden ahzolunduğunun yazıldığı, bononun altında davacı şirketin kaşesinin ve iki imzanın bulunduğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkirişi heyet raporunda özetle;"...Davacı ile Davalı arasında incelenen 03.01.2018- 28.02.2018 tarih aralığındaki Kanuni Defterlerinde "TİCARİ İLİŞKİ"nin varlığını ispatlar bilgiye rastlanılmamıştır. Davaya konu edilen 15.01.2018 düzenleme tarihli, 16.02.2018 vade tarihli 100.000 Euro bedelli Senede ait Davacı ... .... Ltd. Şti. Firmasınca paylaşılan 03.01.2018- 28.02.2018 tarih aralığındaki KANUNİ DEFTERLERİNDE Dava konusu Senet'e ait KAYIT YER ALMAMAKTADIR..." şeklinde görüş bildirdiği görüldü. Mahkemece asıl ve birleşen davacı vekillerine 18/04/2022 tarihli duruşmada davalıya yemin teklif etme hakları hatırlatılmış, ancak kesin süre içinde yemin metnini sunmadıkları ve davalıya yemin teklifinde bulunmadıkları anlaşılmıştır. İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/187 Esas, 2023/26 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; şikayetçilerin ... ve ..., sanıkların ... ve ... oldukları, yapılan yargılama sonucunda "... ... Limited Şirketinin sanık ...'den Katılan ... ... 'a satışının 29/06/2018 tarihinde Beyoğlu 10. Noterliğinin temlik devir sözleşmesi ile gerçekleştiği şirketin defterlerinin 29/08/2018 tarihinde incelendiğinde herhangi bir borcunun olmadığı konusunda anlaşmaya varıldığı hisse devrinden sonra şirket defterlerinde varlığı bilinmeyen borçlusu ... kefili şirketin gösterildiği 15/01/2018 düzenleme 16/02/2018 vade tarihli 100.000 Euro bedelli senedin İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icraya konulduğu bu dosyadan Gebze 4. İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyasında katılanın şirketinin sahip olduğu iş yerinde haciz işlemi yapıldığı malların muhafazasının şartlarının uygun olmaması nedeniyle yapılamadığı İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/556 esas sayılı dosyasında açılan imzaya itiraz ve borca itiraz davası kapsamında 13/11/2018 ara karar uyarınca takibin %120 teminat yoluyla durdurulmasına karar verildiği bu karar kapsamında ... Bankasına ait 13/11/2018 tarihli ... seri numaralı teminat mektubunun icra dosyasına sunulduğu ve bunun üzerine takibinin durdurulmasına karar verildiği devamında İstanbul 12. ATM'nin 2018/973 esas sayılı dosyasında ihtiyadi tedbir kapsamında %15 teminat yatırılması ön görüldüğü teminat karşılığı dosyada bulunan paranın alacaklıya ödenmemesine karar verildiği 28/02/2020 tarihinde İcra Müdürlüğünce alınan karar üzerine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesine takibin ödemenin önüne geçmemek üzere durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında dinlenen şirket çalışanı olan ..., ..., ... çalıştıkları dönemde ve devir aşamasında şirketin sanık ...'in akrabası olan ...'a borcu olduğuna dair herhangi bir şey duymadıklarını beyan etmiş olmakla hatta ...'ı işçi olarak ... tarafından şirkete alındığını sigortalı çalıştığını beyan etmişlerdir. Bu durum da dikkate alınarak işçi olarak sanık ...'ın diğer sanığın yanında çalışması da dikkate alındığından bu kadar yüklü miktarda bir parayı ...'e vermiş olması hayatın olağan akışına uymadığı kanaate varılmıştır. Mahkememiz huzurunda bozma ilamı doğrultusunda senet ve kaşe üzerinde imzalar sanık ...'a gösterilmiş olup imzalar sanık tarafından kabul edilmiştir ayrıca Almanca belgeler taraflara gösterilmiş olup taraflar belgeleri doğrulamışlar ancak bu senede konu borçla herhangi bir ilgisinin olmadığını beyan etmişlerdir. Dosyada alınan tanık beyanlarından ve sanık ...'ın 3.000 TL şeklindeki gelir beyanından, ...'ın sanık ...'a 100.000 Euro borç verebilecek şekilde maddi imkana sahip olmadığı değerlendirilmekle birlikte senetteki şirkete ait kaşenin kim tarafından, hangi sebeple basıldığı hususunda çelişkili beyanlarda bulunmaları, şirketin borçlarıyla bu senedin irtibatının ispat edilemediği, yine senedin varlığına ve şirketin ...'a borçlu olduğuna ilişkin şirketin defter ve kayıtlarında herhangi bir bilgi ve bulguya rastlanmadığı, senedin düzenleniş şekli, düzenlenme yeri ve tarihi konusunda sanıkların farklı beyanlarda bulundukları, kaşenin sorumluluğunun şirketin sahibi olan sanık ...'da olduğu, ... şirketin senet düzenlenme tarihinde sanık ...'la ticari ilişki sonucu düzenlendiğinin ispat edilemediği, şirketin katılana devri esnasında böyle bir borcun olduğunun ispat edilemediği anlaşılmakla, şirketin devri esnasında varlığı bilinmeyen ve şirketin ticari hayatıyla ilgisi olduğu tespit edilemeyen senedin icraya konuluş tarihi de dikkate alınarak, şirketin devrinden sonra kefil olarak gösterilerek düzenlendiği, senedin İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında takibe konu edildiği, yukarıda anlatıldığı şekilde icra, ihtiyati haciz işlemlerinin yapıldığı, menfi tespit davası açıldığı ve banka teminat mektubuyla ihtiyati tedbir kararının alındığı görülmekle sanıkların fikir ve eylem birlikteliği içerisinde şirketin devrinden sonra şirketin ticareti ile ilgisi olmayan senedi düzenleyerek ve icraya koyarak resmi belgede sahtecilik ve icra dairesi vasıtasıyla dolandırıcılık suçlarını fikir ve eylem birlikteliği içerisinde işledikleri anlaşılmakla sevk maddelerinden cezalandırılmalarına, icraya konu ve elde edilmek istenen menfaatin yüksekliğine mukabil ihtiyati haciz uygulanan mal varlığı değeri ile dolandırıcılık suçuna konu senedin değerinin yüksekliği, sanıkların bu konudaki kastının yoğunluğu dikkate alınarak sevk maddesinden sanıkların dolandırıcılık suçundan teşhiden cezalandırılmalarına, Sanık ...'ın kovuşturma aşamasında kısmi ödemesine katılan tarafından rıza gösterilmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerin uygulanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilerek kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 21. Ceza Dairesinin 05/02/2024 tarihli, 2023/1000 Esas, 2024/318 Karar sayılı kararı ile istinaf talebinin kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak her iki sanığın da etkinlik pişmanlıktan yararlandırılmasına sonuç olarak 2 yıl 6'şar ay hapis, 25.000,00'er TL ağır para cezası ile cezalandırılmalarına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği tespit edilmiştir. G E R E K Ç E : Asıl ve birleşen davalar icra takibinden sonra açılan borçsuzluğun tespiti davasıdır. Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, istinaf aşamasında davalı taraf asıl davayla ilgili istinaf taleplerinden feragat etmiştir. Bu nedenle Dairemizce yalnızca birleşen davayla ilgili istinaf talepleri esastan incelenmiştir. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Birleşen davada davacı ..., davalı ...’dan 100.000,00 Euro borç para aldığını, karşılığında bu bononun düzenlendiğini iddia ederken, davalı ... ise davacı ...’in bir süre yetkilisi ve ortağı olduğu asıl davanın davacısı ...’nin gizli ortağı olduğunu, alacağın da şirket ortaklığından kaynaklandığını savunmaktadır. İlk derece mahkemesince asıl davada, davaya konu bononun önceki tarihli olarak düzenlendiği ve davacı ...’nin kaşesinin bilgileri dışında davaya konu bonoya koyulduğu iddiasını kabul ederek, davacı şirketin davalıya bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, asıl davada davalı ... bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuşsa da, istinaf talebinden feragat ettiğinden, asıl davayla ilgili karar kesinleşmiştir. Bu durumda, davalı ...’un asıl davada davacı ve bonoda aval veren olarak yer alan şirketten alacaklı olmadığı sabit olmuş, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık ise davacı ...’in bono bedelini banka havaleleriyle davalı ...'a ödeyip ödemediği noktasında toplanmıştır. Dosyaya tercümeleri sunulan banka dekontları ve alınan bilirkişi raporu ile, davacı ...’in davalı ...’a banka aracılığıyla dava konusu bononun tanzim tarihinden sonraki tarihlerde 167.000,00 Euro para gönderdiği tespit edilmiş, davalı da bu paraların kendisine gönderildiğini kabul etmiştir. Ancak davalı, gönderilen bu paraların davaya konu bonoya karşılık gönderilmediğini, davacı ...’in alacaklılarıyla ilgili tüm hareketlerin kendi hesabı üzerinden yapılması nedeniyle gönderilen paralar olduğunu savunmuştur. Banka dekontları incelendiğinde, gönderilen paraların hangi amaçla gönderildiğine dair bir açıklama bulunmadığı görülmüştür. Havale, hukuksal niteliği itibari ile bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Yasal karinenin aksini ileri süren, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda davacı tarafından çeşitli tarihlerde davacı hesabına 167.000,00 Euro havale yapıldığı, bu paranın davalı tarafından alındığının ihtilaf konusu olmadığı, havaleye ilişkin dekontların tercümesine göre, paraların gönderilme sebebine ilişkin hiç bir açıklama bulunmadığı, davacının bu havaleleri davalıdan aldığı borç paranın ödenmesi amacıyla yaptığını iddia ettiği, davalı tarafça, söz konusu havalelerin taraflar arasındaki başka bir ilişkiye istinaden, başka sebeple yapıldığı hakkında somut bir delil sunulmadığı, davalının hangi nedenle paraların gönderildiğine dair kesin bir açıklama getirmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, yukarıda açıklanan karine gereğince havalenin davaya konu bonodan kaynaklanan borcun ödenmesi amacıyla yapılmadığını, bono nedeniyle davacıdan halen alacaklı olduğunu ispat yükü davalıda olup, davalı takip konusu yaptığı bonodan dolayı halen alacaklı olduğunu ispata yarar delil bildirmemiştir. Davalı yemin deliline dayandığı halde, Mahkemece davalıya yemin delili hatırlatılmadan karar verilmişse de, davalı buna dair bir istinaf talebinde de bulunmamıştır. Tüm bu nedenlerle; asıl davada davalı vekilinin istinaf talebinin feragat nedeniyle reddine, birleşen davada ilk derece mahkemesince birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl davada davalı ... vekilinin istinaf isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, Birleşen davada davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden feragat nedeniyle alınması gereken 732,00 TL'nin 2/3'ü oranında 488,00TL harcın peşin alınan 11.720,29 TL harçtan mahsubu ile artan 11.232,29 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde asıl davada davalıya iadesine, 3-Birleşen dava yönünden alınması gereken 46.881,15 TL nispi harçtan, peşin alınan 11.720,29TL harcın mahsubu ile bakiye 35.160,86 TL eksik harcın birleşen davada davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 115,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 16/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.