İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/1724 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/1724
2026/622
16 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1724 Esas KARAR NO : 2026/622 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 19/09/2024 NUMARASI : 2022/244 Esas, 2024/136 Karar DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan KARAR TARİHİ: 16/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkiline ait hâlihazırda TPMK nezdinde tescilli olan marka/markalar bakımından, "..." hakim unsurlu markalar ile iltibas yaratan davalı yanın haksız kullanımları sebebi ile TPMK nezdinde müvekkili adına tescilli "..." ibareli markaları bakımından, davalının adı geçen markalara vaki tecavüzünün tespitini, menini, durdurulmasını, önlenmesini, davalı tarafa ait www.....com internet sitesi içesinde yer alan "..." ibareli içeriklere erişimin engellenmesini/içeriğin yayından kaldırılmasını, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini, menini, durdurulmasını, önlenmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın yetkili İstanbul Anadolu Mahkemelerinde açılması ya da gönderilmesi gerektiğini, davacının kendisine ait marka hakkına tecavüz edildiği iddiasının yerinde olmadığını, davacı markasının haklı itibarından, adından ve seneler süren yatırım ve emekle oluşturulan kalite algısından haksız yararlanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ihtiyati tedbir ara kararı uyarınca müvekkil şirkete ait websitesinden "..." ibaresinin kaldırıldığını, neticeten müvekkili şirket tarafından "..." ibaresinin marka ismi olarak değil ürün ismi olarak kullanıldığından davacının marka hakkına tecavüzde bulunulduğu ve iltibas durumu olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davacı şirketin markasına iltibas etmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...TPMK nezdinde "..." ve "..." ibareli bir çok markanın davacı adına tescilli olduğu, davalı adına "..." ibareli markanın bulunmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede/tespitte: www.....com alan adında https://www.....com/...-... adresinde "...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ..." şeklinde kullanımlar ile "..." ürünlerinin tanıtım ve satışının yapıldığı, www.....com alan adının yapılan ... sorgusunda, alan adının 17.03.1999 tarihinde ..., Inc. isimli alan adı kayıt şirketi üzerinden tescil edildiği, alan adının sahiplik bilgilerinin gizlenerek kayıt edildiği, alan adı sahiplik bilgilerine ulaşılamadığı, www.....com alan adının davalı ... A.Ş. tarafından işletildiği, davacı ve davalı marka kullanımlarının benzer olduğu, aynı/benzer sektörde faaliyet gösterdikleri, davalı faaliyetlerinin; davacının tescilli markaları kapsamında olduğu bu sebeple karıştırılma ihtimali olduğu, nihai tüketiciler nezdinde gerek malların gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve malların aynı yerden piyasaya sürüldükleri yönünde çağrışım yapabileceği veya malları sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri bunun da iltibas ihtimali yaratacağı, davacının "..." ibareli seri markalarının varlığından kaynaklı, davalı markasını, davacı markasının yeni bir varyasyonu veya markanın yenilenmiş bir hali olarak algılanabileceğinden kaynaklı karıştırılma ihtimali bulunduğu, bu nedenle davalı kullanımlarının, davacı markalarıyla iltibas oluşturacağı kanaatine varıldığından, davanın kabulüne, davalının eyleminin; davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, davalı tarafından; "..." ve "..." ibareli ürünlerin, üretilmesinin ve satışının yasaklanmasına, karar kesinleştiğinde; davalıya ait iş yerinde "..." ve "..." ibareleri ürünlerin, toplatılarak masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, Mahkememizin 19/06/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir. -DAVANIN KABULÜNE, -Davalının eyleminin; davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, -Davalı tarafından; "..." ve "..." ibareli ürünlerin, üretilmesinin ve satışının yasaklanmasına, -Karar kesinleştiğinde; davalıya ait iş yerinde "..." ve "..." ibareleri ürünlerin, toplatılarak masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, -Mahkememizin 19/06/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına," şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde; Mahkemenin yetkisiz olduğunu, cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunulmasına rağmen dikkate alınmadığını, "..." ve "..." ibareleri birbirinden farklı ibareler olduğu gibi "..." ibaresinin müvekkili tarafından davacı şirketin iddia ettiği gibi bir marka olarak kullanılmadığını, müvekkilinin tüm ürünlerini kendi markası (...) ile satışa sunmakta olduğunu, ancak ürünlere sadece tasarımlarının oluşturduğu rahatlık, şıklık, vb. özelliklere göre isimler verildiğini, ürünlerin tamamı ... markası etiket ve amblemi ile satışa arz edilmekte olduğunu, bütüncül değerlendirme yapılması gerektiğini, bu ibare için davacı taraftan önce de marka olarak üçüncü kişilerce tescil işlemi yapılmış olduğunu, ibarenin aleni olduğunu, "..." ismi Fransızca kökenli olup kız isimlerine verilen bir isim olduğunu, "..." anlamına gelen ve kadınlara verilen bir isim olan "..." isminin "..." şeklinde erkek varyasyonları da olduğunu, harcı alem olmuş bir isim olduğunu ve ayırt ediciliği düşük olduğunu, ürünlerin tasarımları TPMK nezdinde tescilli olduğunu, Davacı tarafın markasının haklı itibarından, adından ve seneler süren yatırım ve emekle oluşturulan kalite algısından haksız yararlanıldığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, “...” ve “...” markalarının müvekkili şirkete ait tanınmış markalar olduğunu, ... mağazasına veya websitesine giren ortalama bir tüketicinin "..." ismiyle satışa sunulan bir ürünün "..." markasına değil de başka bir markaya ait olduğunu düşünmesi mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Davacı tarafın söz konusu markayı kullanıp kullanmadığının belli olmadığını, herhangi bir delil sunmadığını, raporda da bu hususun değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, markaya tecavüz iddiasında bulunmuş ve davalının internet sitesindeki kullanımlarının haksız olduğunu ileri sürmüş olmakla SMK 156/3 maddesi gereğince mahkeme yetkili olduğundan ilk derece mahkemesince yetki itirazının reddine karar verilmesi yerindedir. Somut uyuşmazlıkta; dosyada mevcut bilirkişi raporunda davalının markasal kullanımlarının davacının ... ibareli markaları ile aynı/benzer emtia sınıfında olduğu, davalının kullanımının davacının ... ibareli markaları ile iltibas oluşturduğu ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacağı yerinde olarak tespit edilmiştir. Davalı taraf istinafında bilirkişilerin kullanmama defini incelemediğini ileri sürmüş ise de; bu defin cevap dilekçelerinde değil, ek rapora itiraz dilekçesinde ileri sürüldüğü, süresinde ileri sürülmeyen kullanmama definin incelenmemesinin yerinde olduğu anlaşılmakla mahkemece yeterli nitelikteki rapora göre davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenle istinaf sebepleri ile sınırlı ve kamu düzeni dikkate alınarak yapılan incelemeye göre ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 30TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/04/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.