İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/1713 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2024/1713
2026/642
16 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1713 Esas KARAR NO: 2026/642 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 16/05/2024 NUMARASI : 2021/348 E. - 2024/146 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 16/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." markasının sahibi olduğunu, ... Gümrük Müdürlüğü tarafından 17.09.2021 tarihinde verilen ... sayılı karar ile davalı adına işlem gören ... sayılı Transit Refakat Belgesi muhteviyatı eşya üzerinde yapılan muayene neticesinde; üzerinde "..." markası bulunan bebek bezi bulunduğunun tespit edildiğini, söz konusu karar ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 57. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca eşyaların 10 iş günü süreyle durdurulmasına karar verildiğini, kararın davacı tarafa 17.09.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, ... Gümrük Müdürlüğü’nce durdurulan eşyaların incelenmesini, fotoğraflanması ve eşyalardan numune alınması hususunda talepte bulunulduğunu ve aynı gün içinde taleplerinin kabul edildiğini, bu bağlamda, taraflarınca durdurulan ürünler hakkında 15.10.2021 tarihinde Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/113 Değişik İş sayılı dosyası kapsamında ihtiyati tedbir talep edildiğini, SMK’nın 159. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 389. maddeleri gözetilerek davalı ... adına işlem gören "..." markalı tüm ürünlerin ihracatının ihtiyaten durdurulmasına ve ürünlere tedbiren el konulmasına karar verildiğini, yapılan incelemeler neticesinde, davalıya ait ihracata konu ürünler üzerinde davacıya ait markanın kullanıldığının son derece açık olduğunu, davalıya ait transit ticarete konu yapılan ürünler üzerinde davacı tarafa ait "..." markasının bulunduğu ürünlerin kötü hijyen koşulları içerisinde satışa sunulmak üzere taşınmakta olduğunu belirterek, davalının eylemlerinin SMK anlamında marka hakkına tecavüz ile TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesine (men’ine) ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, ... Gümrük Müdürlüğü tarafından verilen 17.09.2021 E- ...sayılı karar kapsamında bulunan tecavüz konusu "..." ibaresini taşıyan ürünlere marka hakkına tecavüzün önlenmesi bağlamında el konulmasına, el konan ürünlerin imhasına, her türlü masraf ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ürünlerin transit geçişi ile yurt dışına sevki sırasında davacı tarafın talebi üzerine Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/112 Değ.iş sayılı dosyada müvekkiline ait ürünler hakkında 25.000,00 TL teminat ile hukuka aykırı olarak tedbir kararı verildiğini, verilen bu karara karşı süresinde itiraz etmeleri üzerine Kilis Asliye Hukuk mahkemesi tarafından verilen tedbir kararının incelenip yeniden değerlendirme yapılacağına ilişkin tensip tutularak duruşma yapmaya karar verildiğini, duruşma günü ise tedbir kararına karşı itirazlarına ilişkin herhangi bir değerlendirme ya da itirazlarına reddi-kabulü yönünde herhangi bir karar vermeden mahkemede açılan işbu dava dosyasına Değ.İş dosyasının gönderildiğinin ifade edildiğini, uygulamada bu durumun hukuken izahı olmayan ve hatalı bir karar olduğunu, her ne kadar tedbire itiraza ilişkin bir karar verilmese de, neticede söz konusu tedbir kararının devamı ile mağdur olan müvekkilinin mağduriyetinin daha fazla arttığını, bu davada yer alan ürünlere ilişkin Kilis 1. Asliye hukuk Mahkemesinin 2021/112 D.iş 2021/113 K sayılı kararına ilişkin 20.10.2021 tarihli itiraz dilekçelerinin ekinde aynı mahkemeye ürünlerin yurtdışı faturalarının asılları, tercüme edilmiş örnekleri, fotoğraflarının da ek beyan verilmek suretiyle sunulduğunu, tüm bu sunmuş oldukları delil ve dilekçelerden de anlaşılacağı üzere, transit rejime bağlı transfer edilen ürünlerin kaçak, sahte ya da marka taklidi gibi herhangi bir yasal engeli olmamasına rağmen, sadece taşınma şekli nedeniyle bu şekilde transferinin engellenmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, bir ürünün satışa arz edilmesi sırasında bozulma ya da tahrip olma gibi durumların tüm nakil işlerinde karşılaşılan bir durum olduğunu, bu şekilde nakliye sırasında tahrip olmuş ürünlerin imha edilebilecek olmasının muhtemel olduğunu, nakil sırasında ambalajı yırtılmış ya da nakil edildiği foklift vs. taşıma araçlarının zayi ettiği birkaç ürün fotoğrafı ile sanki tüm ürünlerin bu şekilde ticareti yapılıyor gibi ifade edilmesinin gerçeğe aykırı olduğunu, nakil esnasında ürünlerin zayi olmasında müvekkili şirketin elbette o şekilde bir ürünü satışa arz etmeyeceğini, bu nedenle davacının marka değerine herhangi bir tecavüz ya da bir itibar kaybı yaşanmayacağını, ürünlerin kullanılmasında bir sağlık sorunu oluşturup oluşturmayacağı ya da kullanılabilecek ürünlerin tespiti konusunda keşif ve bilirkişi raporu ile de haklılıklarının kanıtlanabileceğini, Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/112 D.iş sayılı dosyasında 2021/113 K. sayılı tebdir kararına ilişkin itiraz ve beyan dilekçeleri ve eklerinde ibraz etmiş oldukları deliller ışığında (fatura, beyanname ve fotoğraflar) tedbir kararına karşı itirazlarının kabulü ile ürünler üzerinden tedbirin kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise tedbir için verilen teminat miktarının tedbir neticesinde uğranılan zararın, fatura miktarı da göz önünde bulundurularak fatura miktarının (603.000,00 TL) en az %50 miktarı kadar tutara kadar teminatın arttırılmasına, hukuki dayanaktan yoksun ve hiçbir şekilde davacının marka hakkını ihlal etmeyen bir durum olduğundan açılan bu davanın reddine, red kararı ile birlikte müvekkilinin uğramış olduğu zararın ve hak kaybının ödenmiş/ödenecek teminattan karşılanmasını, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 16/05/2024 tarihli 2021/348E. - 2024/146 K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; ... gümrük müdürlüğünün 17/09/2021 tarihli ve ... sayılı kararı ile davalı adına işlem gören ve transit refakat belgesi bulunan ürünlerin taşınmasının durdurulması için geçici durdurma kararı verildiği, Kilis 1. AHM'nin 2021/112 D.iş sayılı dosyası ile teminat karşılığında tedbir kararı verildiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davacının TPMK nezdinde "..." ibareli markanın hak sahibi olduğu, açılan davanın yukarıda tarih ve sayısı belirtilen gümrük müdürlüğüne ait transfer belgesi bulunan ürünlerin sağlıksız ve hijyensiz ortamda taşınması nedeni ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu, gümrük müdürünün tutmuş olduğu tutanak, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen ürünlerin hijyensiz ortamda taşındığına ilişkin fotoğraflar, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen taşınan mallara ilişkin 14/09/2021 tarihli fatura dikkate alındığında davalının dava konusu ürünleri nakliye işlerini yürüttüğü, hem alınan bilirkişi raporlarında hem de gümrük müdürlüğünün tespitinde ürünlerin orjinal ürün olduğu, davacının ürünlerin orjinalliğine ilişkin herhangi bir talepte de bulunmadığı, ürünlerin Hindistan'da üretilip transit olarak Suriye'ye gönderilecek ürünler olduğu, taşınma sırasında ürünlerde yıpranmaların olabileceği, bu yıpranmanın davalının kusurundan kaynaklandığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davaya konu bebek bezi ürünlerinin hijyen koşullarına aykırı şekilde nakledildiğinin tespit edildiğini, davalının müvekkiline ait ürünleri satışa sunması konusunda hiçbir izni, onayı ve yetkisi bulunmadığını, Davalının bebek bezi ürünlerini satış standardı kapsamında değerlendirilemeyecek koşullarda ambalajsız bir şekilde piyasaya sürmesi nedeniyle markanın imajına zarar verdiğini ve bu nedenle marka hakkına tecavüz eylemlerini gerçekleştirdiğini, Müvekkilinin markasının kötüleştirilerek kullanılmasının söz konusu olduğunu, bu kullanımın müvekkilinin taahhüt ettiği kalite ve güvene tamamen aykırı şekilde imajını zedeleyebilecek nitelikte olduğunu, SMK'nın 29. maddesi uyarınca bu ürünlerin transit rejim uyarınca ihraç etmesinin, transit işlemine konu etmesinin de müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, Dava konu ürünlerin orijinal ürünler olduğunu kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için ürünlerin orijinal ürünler oldukları kabul edilse dahi, ürünlerin orijinal niteliğine uygun şekilde taşındığına ve ticaret hayatına sokulduğunu göstermediğini, marka hakkının tüketilmesi ilkesinin istisnasının ürünlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek ve kötüleştirilerek kullanılmasının önlenmesi olduğunu, SMK'nın 152/2. maddesi uyarınca marka sahibinin birinci fıkra kapsamına giren ürünlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılmasını önleme hakkına sahip olduğunu, Davalının bu eyleminin aynı zamanda TTK'nın 54 ve 55. maddeleri uyarınca haksız rekabet niteliğinde olduğunu, Paris Sözleşmesinin 1. Mükerrer 10. maddesi uyarınca Birlik ülkelerinin Birlik vatandaşlarına haksız rekabete karşı himaye etmeleri gerektiğini, Davalı tarafından Gümrük Müdürlüğüne teslim edilen ve davalının ... şirketi tarafından bir sonraki bildirime kadar ... ve ... markalı paketli ve balya halindeki bebek bezeleri ve temizlik mendili ürünlerini ihracat, ithalat ve transit ticaret işlemleri bakımından yetkilendirildiğine dair belgenin sahte ve asılsız olarak üretildiğinin müvekkili tarafından onaylanmış olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, ilk derece Mahkemesi dosyasında ve Değişik İş dosyasında arz ve izah ettikleri sebeplerle, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; istinaf taleplerinin duruşmalı olarak görülmesine, istinaf başvurularının kabulüne, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16.05.2024 tarih ve 2021/348 E., 2024/146 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kaydı incelendiğinde; 07/07/1992 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 16 ve 25. sınıflarda "Bir defa kullanılmaya mahsus bebek bezleri, bebek donları ve bebek pantalonları." emtiası için davacı adına tescil edildiği tespit edilmiştir. Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/112 D.İş sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 15/10/2021 tarihinde, Çobanebey Gümrük Müdürlüğü'nde bulunan ve müvekkiline ait "..." markasını taşıyan bebek bezi ürünlerinin hijyen koşullarına uygun olmaması nedeniyle gümrük işlemlerinin durdurulması ve ürünlere el konulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinde bulunduğu, Mahkemece 15/10/2021 tarihli, 2021/113 Karar sayılı kararı ile 25.000,00 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince, Prof. Dr. ...'ten alınan 13/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu ... Gümrük Müdürlüğü nezdinde tutulan ''...'' marka bebek bezlerinde oluşan hasar ve zararın taşınma ve nakliyeden kaynaklı olup olmadığı hususuna ilişkin olarak; eşyanın Hindistan menşeli olduğunun dosya muhteviyatındaki faturalardan anlaşıldığı ve orijinal ambalajlarında taşınmadığının dosyadaki fotoğraflardan tespit edildiği, "..." markalı olarak faturalanan eşyanın çok basit ve ince naylon plastik poşet torbalarda taşındığı ve oluşan hasarın ilk üretim ve yükleme aşamasından İskenderun Gümrük Müdürlüğü’ne ulaşımına kadar oluşmuş olma ihtimalinin çok yüksek olduğu, nitekim; deniz yolu ile taşınan eşyanın bu denli elverişsiz ve hijyen kurallarına uygun olmayan ambalajlarda taşınmasının hasarın paketleme ve nakliye sırasında oluşma ihtimalini artırdığı, ürünlerin taşıma öncesi aynı nitelikte olup olmadığının tespiti hususunda, ürünlerin konteynere yüklenme öncesindeki/aşamasındaki hallerinin bilinmesinin ve bu konuda kesin bir değerlendirme yapmanın mümkün olmayacağı, genel görüntü itibari ile markasal zarara sebebiyet verebilecek bir durumunun bulunup bulunmadığı hususunda, davaya konu eşyanın üretiminden Türkiye üzerinden Suriye’ye transit gönderilmesine kadar tüm süreçlerin markasal zarara sebebiyet verecek haller olduğu, öyle ki; eşyanın; 27.07.2021 tarih ve ... no.lu faturaya göre "..." markası adı altında ve Hindistan menşeli olarak üretildiği, marka hakkının tecavüzünün yanında marka imajını zedeleyici nitelikte orijinal olmayan ambalajlarda ve sağlıksız koşullarda taşındığı, hasarın taşımayı yaptıran davalı tarafa izafe edilebilecek bir kusurdan kaynaklı olup olmadığı hususunda, davaya konu eşyanın Hindistan menşeli olduğu, eşyanın orijinal ambalajlarında taşınmadığı, hasarın; Hindistan’da ki ilk üretim ve yükleme aşamasından İskenderun Gümrük Müdürlüğü’ne ulaşımına kadar oluşmuş olma ihtimalinin çok yüksek olduğu, bu nedenle transit ticarete taraf olan davalı tarafın Mersin limanından ... Gümrük Müdürlüğü’ne kadar olan iç taşıma sürecinde konteynerin güvenlik halatının açılmamış olduğu varsayımı altında, Türkiye’de ki iç taşıma kaynaklı hasara sebebiyet verecek bir durumun olmayacağı, marka hakkına tecavüz ve uygunsuz koşullarda üretim, ambalajlama ve uluslararası taşıma hususları ayrıca değerlendirildiğine dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince, talimat yoluyla Prof. Dr. ...'dan alınan 26/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu tedbir konulan ürünlerden alınan numunelerde ürünlerin üzerinde birebir "..." markasının basılı olması, markaya ait logo ve grafiklerin baskılı olarak kullanılıyor olması, ürünlerin menşeisi, tedarikçileri ile dağıtıcı firma bilgilerinin mevcut olması, ürünlere ait ticari vesikalarda (faturada) asıl tedarikçi firmadan "..." markası ile satış olarak ticari vesikaların düzenlenmiş olması ile tarafların ürüne ait olarak marka iltibası yönünde herhangi bir iddia ve savunmada bulunmamış olmaları birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu tedbir konulan ürünlerin marka iltibaslı ürün olmadığı, Sınai Mülkiyet Kanununun 29/a bendinde; marka sahibinin izni olmaksızın, markayı SMK' nin 7. maddesinde belirtilen biçimlerde kullanmanın marka hakkına tecavüz sayılan fillerden birisi olarak sıralandığını, bu bağlamda SMK'nın 7. maddesindeki fillerin ise; "Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması." şeklinde sayıldığı, bu bağlamda davaya konu tedbir konulan "..." markalı ürünlerin orijinal ambalajlarına aykırı şekilde şeffaf ince naylon torbalar içerisinde balyalar halinde ambalajlanması ve söz konusu ambalajlar içerisinde kıtalar arası taşımaya konu olması, bu şekilde şeffaf ince naylon torbalar içerisinde kıtalar arası taşıma yapılırken ürün ambalajlarında yırtılma, paketlerde patlama olmak suretiyle ambalaj içerisindeki ürünlerin kirlenme meydana gelmesi ve ürün hijyen koşullarında bozulmalar olması hususlarının ambalajın uygun olmayan ve kötü şartlar içerdiği noktasında karine teşkil ettiği, bu şekilde sağlıklı olmayan, uygunsuz ambalajlarla taşıma yapılırken, taşıma esnasında ürün ambalajlarında meydana gelen patlamalar ve yırtılmalar sonucu doğası gereği hijyenik özelliklere sahip olması gereken bebek bezlerinin (davaya konu ürünlerin) kirlenmesi ve lekelenmesine sebep olarak ürünün ait olduğu "..." markasının kurumsal itibarına zarar vereceğinin açık olduğu, özellikle marka doktrininde kötü hammadde veya geri teknoloji kullanılarak üretilen ve ambalajlanan ürünlerin, kötü ambalaj ile ve/veya vasıfsız elemanlar kullanılarak satışının yapılmasının marka itibarı üzerinde kalıcı olumsuz etkiler yarattığının açık olduğu, bu nedenlerle davaya konu olan ve tedbir konulan "..." markalı ürünlerin uygun olmayan ve sağlıklı görülmeyen ambalajlarla kıtalar arası taşımaya konu edilmesinin SMK'nın 7/c bendi uyarınca marka itibarına zarar verici bir durum yaratması nedeni ile hem marka hakkına tecavüz oluşturduğu, hem de haksız rekabete kapı araladığı, ancak davaya konu olan "..." markalı ürünlerin bu şekilde sağlıksız ve uygun olmayan ambalajlarla kıtalar arası taşımaya konu edilerek marka imajına zarar verici bir durum yaratılmasından kaynaklı marka tecavüzü oluşturmada kusur sorumluluğunun malı transit ticarete konu eden davalı firmada mı yoksa ürünün bu şekilde davalı firmaya tedarikini ve satışını yapan dağıtıcı ve aracı firmalarda mı olup olmadığı hususunda dava dosyasında yeterli bilgi ve belge olmaması nedeni ile bir tespitte bulunulamayacağına dair görüş ve kanaat bildirilmiştir. G E R E K Ç E : Dava; davalının gümrük işlemine tabii tuttuğu ürünlerle ilgili eylemlerinin davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti, tecavüz eylemlerinin durdurulması, önlenmesi ve tecavüze konu ürünlerin imhasına ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya incelendiğinde; ilk derece mahkemesi kararında davacının ürünlerin orijinalliğine ilişkin herhangi bir talepte de bulunmadığı, davaya konu ürünlerin orijinal ürünler olduklarının bilirkişi raporu ve gümrük tarafından yapılan inceleme ile tespit edildiği belirtilmişse de, davacının marka hakkına tecavüzü düzenleyen SMK’nın 29. maddesine dayanılarak açıldığı, her iki bilirkişi raporunun da gümrük işlemleri konusunda uzman bilirkişiden alındığı, ürünlerin orijinal ürünler olup olmadığına dair uzman bir bilirkişiden görüş alınmadığı gibi, Gümrük Müdürlüğü’nden gönderilen belgelerde de ürünlerin orijinal ürünler olduklarına dair bir bilgi bulunmadığı anlaşılmıştır. İncelenen gümrük beyannamelerinde davalı şirketin Türkiye’ye ithal edilen ürünler için alıcı, aynı ürünün Suriye’ye transit olarak gönderilmesine ilişkin belgede ise gönderen kişi olarak belirtildiği ve davalı tarafça da bunun aksi savunulmadığı halde, Mahkemece davalının yalnızca ürünün nakliye işini yürüttüğü kabul edilerek, kusurlu olduğunun ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Ayrıca ürünlerin orijinal olduğunun ve marka hakkının tüketildiğinin kabulü halinde dahi, marka sahibi olan davacı şirket, SMK’nın 152/2. maddesi uyarınca marka hakkı tüketilmiş olsa da, bu ürünlerin kötüleştirilerek ticari amaçla kullanılmasını önleme hakkına sahip olup, Mahkemece bu yönde de bir değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır. Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, mahkemece bebek bezi sektöründen bir bilirkişi, marka uzmanı bir bilirkişi ve gümrük işlemleri konusunda uzman bir bilirkişiden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetinden, davaya konu olan ve halen ... Gümrük Müdürlüğü’nde muhafaza edildiği anlaşılan ürünlerden alınacak yeterli sayıda numune ile davacı tarafa ait orijinal ürünlerin karşılaştırılması suretiyle ürünler üzerinde inceleme yaptırılarak, davaya konu ürünlerin davacıya ait orijinal ürünler olup olmadıkları, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet söz konusuysa, davalının bu eylemlerden sorumlu olup olmadığına dair rapor alındıktan sonra, marka hakkının tüketildiği kanaatine varılması halinde SMK’nın 152/2. maddesi de dikkate alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 16/05/2024 tarihli 2021/348 E. - 2024/146 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davacı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 16/04/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.