İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/1373 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2023/1373
2026/894
30 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1373 Esas KARAR NO: 2026/894 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/976 Esas- 2023/527 Karar TARİH: 17/05/2023 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 22/11/2021 BİRLEŞEN BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2022/908 E.- 2022/954 K. SAYILI DOSYASI DAVA: Genel Kurul Kararının İptali İstemli KARAR TARİHİ: 30/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden her birinin davalı şirketin % 20’şer hissedarı olup, azınlık durumunda olduklarını, davalı şirketin 23/07/2021 tarihinde yapılan 2020 yılı olağan genel kurul toplantısının TTK m.420 gereğince 1 ay sonrasına ertelenmesine karar verildiğini, ertelenen genel kurul toplantısının 30/08/2021 tarihinde yapıldığını, 2020 dönemine ait faaliyet raporunun okunması ve müzarekesine ilişkin 2.maddenin, finansal tabloların okunması, müzakere edilmesi, kabulüne ilişkin 3.maddenin görüşülmesinden önce müvekkillerini temsilen katılan Av....’ın 2021 yılında hissedar olan ...’ın 2020 yılında şirket ortağı olmadığından oy vermemesini ve karar nisabının buna göre hesaplanmasını istediklerini, usuli itirazların tutanağa geçildiğini, mad denin görüşülmesine devam ettiklerini, 3.madde kararının alınmasına muhalif kaldıklarını, 4.maddenin görüşülmesine geçilmeden önce ...’ın oy kullanma hakkının olmadığının belirtildiğini, kendilerinin karşı oyu kabul edilerek yönetim kurulunun ibrasına karar verildiğini, şirket hakkında hazırlanan faaliyet raporlarının gerçeği yansıtmadığını, şirketin bazı gelirlerinin kayıt dışı bırakıldığını, şirket bünyesinde bulunan bilgisayarların çalındığını, yönetim kurulunun görevini kötüye kullandığını, 6.madde ile yönetim kurulu üyesi olarak ...’ın seçildiğini, bu karara muhalif kaldıklarını, müdür olarak atanmasına karar verilen ...’ın genel kurul toplantısından önce şirketin içini boşaltmaya yönelik önceki müdür ile işlemler yaptığını, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/20 esas sayılı dosyası ile davalı şirketin feshine ve davalı şirket ortaklığından çıkma davası açtıklarını, davanın derdest olduğunu, davalı şirket tarafından çıkma taleplerinin kabul edilmesi üzerine dosyanın bilirkişiye tevdii edildiğini, bu dava açıldıktan sonra davalı şirketin çıkma payının tespit edilememesi ya da düşük tespit edilmesi için kötüniyetli olarak hareket etmeye başladıklarını beyanla davalı şirketin 30/08/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmesinin geri bırakılmasına, 2, 3, 4 ve 6 no’lu kararların iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/09/2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararlara ilişkin ivedilikle TTK m.449 gereğince yürütmenin geri bırakılmasına karar verilmesinin gerektiğini, 2021 yılı genel kurul toplantısında 6 no’lu madde ile şirketin TTK m.376 gereğince son yıllık bilançoda sermaye ve yedek akçeler toplamının 2/3’ünün zarar sebebiyle karşılıksız kalması nedeniyle sermayenin 6.050.000,00 TL’yi çıkarılmasına karar verildiğini, şirketin kayıtlarında zarar etmekte olduğu görülmekte ise de, şirketin feshi istemiyle Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/20 esasına kayıtlı olarak açtıkları davada alınan bilirkişi raporu ile 12.606.714,24 TL tutarındaki gelirin şirket kayıtlarına girmediğinin tespit edildiğini, bu sebeple mahkemece şirkete kayyım atandığını, gerçeği yansıtmayan kayıtlara dayanarak sermaye artış kararı alındığını, genel kurul toplantısında alınan kararlara karşı muhalefet şerhlerinin tutanağa geçirildiğini, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/856 esas sayılı dosyası ile yönetim kurulunun sorumluluğuna ilişkin tazminat davası açtıklarını, ayrıca Büyükçekmece CBS 2022/48677 soruşturma sayısı üzerinden suç duyurusunda bulunduklarını, sermaye arttırımı için TTK m.376 maddesince gerekli önlemlerin alınması gerektiğini, içtihatlarla sabit olduğu üzere önlem alarak da genel kurulun sermayenin üçte biri ile yetinme veya esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması ile sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi gerekmekte iken sermaye arttırımının kabulüne karar verildiğini, sermaye arttırımına ilişkin olarak Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ./10/2022 tarih ve ... sayılı gazetede ilan olunan yönetim kurulu kararı ile TTK m.461 gereğince rüçhan hakkını kullanmaya davet ilanı yapılarak ilandan itibaren 30 gün içinde sermaye artışına ilişkin rüçhan hakkı kapsamında ortaklarca yatırılması istenmekte aksi halde arttırılmasına karar verilen miktarın başka bir ortağa veya ortak olmayan üçüncü kişilere kullandırılacağına ilişkin ilan da yapılmış olduğundan bu durumun müvekkillerinin pay bedelleri açısından telafisi güç zararlar ortaya çıkaracağından genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini beyanla davalı şirketin 16/09/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 5, 6 ve 7 no’lu kararların TTK m.449 gereğince dava sonuçlanıncaya kadar yürütmesinin geri bırakılmasına, 30/08/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 5,6 ve 7 no’lu kararların yokluğunun tespitine, iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın kanunda yer verilmeyen sebebi ileri sürerek genel kurul kararlarının iptalini talep etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin eski ortağı ...’ın kendisine ait olan payları 2021 yılında ...’a devrettiğini, genel kurul toplantısında paylarını devreden eski ortak ...’ın oy kullanma sının usule ve kanuna aykırı olacağını, hisseleri devralan ortağın kanunen oy kullanma hakkına sahip olduğunu, yapılan hisse devri nin usulüne uygun olduğunu, bu sebeplerle genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4 ve 6 nolu kararlarının iptalinin mümkün olmadı ğını, her ne kadar şirketin zararının 840.018,45 TL olduğundan bahisle şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiş ise de, söz konusu zararın 2020 yılında yapıldığı, 2020 yılında Dünyada görülen coronavirüs salgınının bu zarara sebep olduğunu, yoksa hissesini devreden eski yönetim kurulu üyesi ...'ın kanundan kaynaklanan görevlerini kötüye kullanmasından kaynaklanmadığını, davacıların açmış olduğu fesih davasının derdest olduğunu, bilirkişi incelemesinin devam ettiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin eski ortağı ... tarafından, ...'a devredilen nama yazılı pay senetlerinin devri usulüne ve hukuka uygun şekilde yapılmış olduğundan 16.09.2022 tarihinde tamamen usulüne uygun yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4,5,6 ve 7 nolu genel kurul kararlarının yoklugunun tespitine veya iptaline karar verilmesi ve yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi nin hukuken mümkün olmadığı, asıl davada alınan bilirkişi raporunda dava konusu genel kurul kararlarının iptalini gerektirir bir sebep olmadığının tespit edildiğini, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/20 Esas sayılı dosyasında 08.10.2020 tarihinde davacılar tarafından müvekkili şirketin haklı nedenle feshi, fesih talebinin kabul edilmemesi halinde pay bedellerinin ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkmalarına izin verilmesi amacıyla açılan davanın derdest olduğu, bu dosyada hazırlanan raporun Mahkeme nin ara kararına aykırı ve tamamen hatalı olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; asıl davanın TTK’nun 445.maddesi gereğince açılan genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın davalı şirketin 30/08/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4 ve 6. maddelerinin kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı, iptallerinin gerekip gerekmediği hususlarında toplandığı, birleşen davanın TTK’nun 445. gereğince açılan genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın 16/09/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan karar ların kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı, iptallerinin gerekip gerekmediği hususlarında toplandığı, genel kurulda alınan 3 nolu kararın faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin olduğu, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/20 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunun ibrazı neticesinde tanzim olunan bilirkişi ek raporunda davalı şirketin ticari kayıtlarının gerçek durumu yansıtmadığı tespit edilmiş olmakla gerçek durumu yansıtmayan kayıtlara istinaden hazırla nan faaliyet raporunun iptali gerektiği; iptali talep edilen 4 no'lu kararın yönetim kurulu üyelerinin ibrası istemine ilişkin olduğu, davacı tarafın TTK m.436/2 maddesine istinaden ibraya konu 2020 yılında pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olan ...'ın oydan yoksun olması ve ibra edilemeyecek olması nedeniyle paylarını devrettiğini, devir işlemi olmasa ibra edilemeyeceğini belirterek kararın iptalini talep ettiği, TTK'nun 436/2 maddesinde ibra oylamasında kimlerin oydan yoksun olacağını açıkça düzenlemiş olup, payı devralan kimse nin bu payı öncesinde yönetim kurulu üyesi olan şahıstan alması sebebiyle oydan yoksunluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, istisnai bir hüküm olan oydan yoksunluğun bu kadar geniş yorumlanmasının da mümkün olmadığı, dolayısıyla alınan kararda iptali gerektirir bir husus bulunmadığı; 6 no'lu kararın yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin olduğu, anonim şirketlerde çoğunluk prensibi geçerli olup, azlık haklarının korunmasına yönelik hükümlerin de bulunduğu, davacı taraf, ...'ın genel kurul toplantısından önce şirketin içini boşaltmaya yönelik eylem ve işlemlerde bulunduğunu belirtmiş ise de, kararın iptalini gerektirir bir durumun bulunma dığı; birleşen Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/908 Esas sayılı dosyasında 16/09/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2 no'lu kararın iptali talep edilmiş ise de, iptali talep edilebilir bir karar alınmadığı, faaliyet raporunun okunduğu, bu madde yönünden iptal talebinin yerinde olmadığı; 3 no'lu maddenin faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin olduğu, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/20 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunun ibrazı neticesinde tanzim olunan bilirkişi ek raporunda davalı şirketin ticari kayıtlarının gerçek durumu yansıtmadığı tespit edilmiş olmakla gerçek durumu yansıtmayan kayıtlara istinaden hazırlanan faaliyet raporunun iptali gerektiği, 5.maddenin TTK'nun 376.maddesine göre son yıllık bilançoda Covid 19 salgını etkisinden dolayı işletmenin uğradığı zarara istinaden sermaye ve yedek akçeler toplamının 2/3'ünün zarar sebebiyle karşılıksız kalması nedeniyle şirket sermayesinin 6.050.000 TL'ye çıkarılmasına ilişkin olduğu, TTK'nun 376. maddesinde yer alan düzenleme ile 2/3 oranında sermaye kaybının tespitinde aktiflerin satış fiyatlarının değil, yıllık bilançoya geçirilen defter değerlerinin esas alınacağı, sermaye kaybı bakımından, sadece esas sermaye değil, esas sermaye ile yedek akçeler toplamının esas alınması gerektiği, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/20 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunun ibrazı netice -sinde tanzim olunan bilirkişi ek raporunda davalı şirketin ticari kayıtlarının gerçek durumu yansıtmadığı tespit edilmiş olmakla gerçek durumu yansıtmayan kayıtlara istinaden şirketin borca batık durumda olup olmadığı tespit edilemeyeceğinden gerçek duruma uygun olmayan kayıtlara istinaden alınan bu kararın iptali gerektiği, 6. maddenin, arttırılan sermayenin ortaklara tebliği tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde tamamının nakit olarak ödenmesi kaydıyla, şirket sermayesi ile ilgili ana sözleşmenin 6. maddesinin değişikli ğine ilişkin olup, doğrudan bağlantılı 5.maddenin iptal edilmiş olması nedeniyle bu maddenin uygulama imkanının kalmadığı, bun unla birlikte, verilen 15 günlük süre kanuna aykırılık teşkil etmese de, sürenin bu kadar kısa tutulması ve arttırılan sermayenin tamamının nakit olarak getirilmesi şartı, azlık pay sahibinin sermaye arttırımına katılmasını güçleştirecek nitelikte olup, hakkın kötüye kullanılması yasağının özel bir görünüm şekli olan hakların sakınılarak kullanılması ilkesine de aykırılık teşkil edeceği, bu sebeplerle 6.maddenin iptali talebinin kabulü gerektiği; 7.madden arttırılan sermayeye katılım daveti için TTK'nun 461.maddesine göre rüçhan hakkı kullanma esaslarını belirleyerek yönetim kurulu kararının tescil ve ilanı için 15 günlük süre verilerek ortaklara tebliğ konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin olup, doğrudan bağlantılı 5.maddenin iptal edilmiş olması nedeniyle bu maddenin uygula ma imkanının kalmadığı, bununla birlikte yine, rüçhan hakkının kullanımını kanunda belirlenen en az süreden belirlemek konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesinin hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırılı teşkil edeceği, bu sebeplerle 7.maddenin iptali talebinin kabulü gerektiği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile asıl davada davalı şirketin 30/08/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2-4 ve 6 nolu genel kurul kararlarının iptali talebinin reddine, 3 nolu kararın iptaline, birleşen davada davalı şirketin 16/09/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3-5-6 ve 7 nolu kararların iptaline, 2 nolu kararın iptali talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Asıl ve birleşen davada davacılar vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ve aynı zamanda şirket ortağı olan ...'ın TTK'nın 436. maddesi gereği kendi yönetim kurulunun ibrasına ilişkin ve ibra ile bağlantılı olan faaliyet raporu nun okunması ve tasdiki, finansal tabloların okunması ve tasdikine ilişkin alınacak kararlarda oy kısıtlaması nedeniyle oy kullanama yacağı, bu sebeple genel kurul toplantısından önce şirket paylarını devrederek ortaklıktan ayrıldığı, bu şekilde oy hakkının kullanılma sına ilişkin sınırlandırmaların kanunu dolanmak suretiyle etkisiz bırakıldığı, pay devri bu amaçla yapıldığından payları devralan ...'ın oy hakkının olmadığı ve bu nedenle alınan kararların yok hükmünde olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılması nın hukuk düzenin ce korunmayacağı, bilançoların gerçeği yansıtmaması halinde yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararların iptal edilmesi gerektiği, TTK'nın 361. maddesi uyarınca genel kurula katılma hakkı bulunmayan kimseler kararlara katılmış ve bu katılım sonuca etkili olmuş ise, bu kararların iptalinin gerektiği, yönetim kurulunun ibrasının temelini oluşturan finansal tabloların gerçeğe uygun bir şekilde düzenlenmemiş olması başta olmak üzere, şirketin finansal açıdan arzu edilen seviyeye ulaşmamış olması, yüksek tutarda zarar etmesi, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini kötüye kullanmaları ve davalı şirket aleyhine açılmış haklı sebeple fesih davası sebebiyle ibranın koşullarının oluşmadığı, fesih davasında alınan bilirkişi raporu ile şirketin finansal tablolarının, şirket gelirlerinin ticari defterlere tam olarak yansıtılmaması sebebiyle gerçeğe uygun şekilde düzenlenmediğinin tespit edildiği, yönetim kurulu üyeliğine seçilen ...'ın paylarını devraldığı eski yönetim kurulu üyesi ile el ve işbirliği içerisinde olduğu, bu kişinin yönetim kurulu üyesi seçilmesinin şirketin zararının büyüyece ği ve içinin boşaltılacağı anlamına geldiği, Mahkemece, şirkete kayyım atanmış ve 12 milyondan fazla bir gelirinin kayıt dışı bırakıldığı tespit edilmişken, bu sebeplerle 30/08/2021 tarihli genel kurulda alınan 2, 3, 4 ve 6 nolu kararları ile 16/09/2022 tarihli genel kurulda alınan 2 nolu kararın iptali gerektiğine ilişkin dir. Asıl ve birleşen davada davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; müvekkili şirketin ortağı olan ...'ın itibari değeri 900.000 TL olan paylarını 26/05/2021 tarihinde ...'a devrettiği, ...'ın kanunen ve usulen oy kullanma hakkına sahip olduğu, paylarını devreden ortağın, pay devrinden sonra yapılan genel kurulda oy kullanmasının mümkün olmadığı, Mahkemece 30/08/2021 tarihli genel kurulun 3 nolu kararının iptali kararının hatalı olduğu, her ne kadar şirketin zararının 840.018,45 TL olmasından kaynaklı olarak zarara uğratıldığı iddia edilmiş ise de, zararın 2020 yılında oluştuğu ve bu yılda pandeminin yaşandığı, yani şirket zararının eski yönetim kurulu üyesi ...'ın görevini kötüye kullanmasından kaynaklanmadığı, davacılar tarafından müvekkili şirketin haklı nedenle feshi talebi ile açılan davada Mahkemece, davacıların ortaklıktan çıkarılmaları halinde ödenecek pay bedelinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bu dosyada bilirkişi heyetince incelemelerin titizlikle yapıldığı, incelenen alanın büyük olması sebebiyle incelemenin uzun sürdüğü, İlk derece mahkemesince genel kurulda alınan 3, 4, 5, 6 ve 7 nolu kararların iptaline ilişkin hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, Mahkemece alınan 20/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirketin 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutuldukları, 30/08/2021 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalini gerektirir bir sebep bulunmadığının tespit edildiği, davacıların sermaye borcunu yerine getirmemek için bu davayı açtıkları, davacı tarafça, fesih davasında alınan bilirkişi raporu delil olarak ileri sürülse de, bu raporun eksik ve büyük hatalarla dolu olduğu, Mahkemece de kabul edilmediği, raporda hesaplamaların doğru şekilde yapılmadığı, geçmiş dönemde alınmış genel kurul kararlarının ibra edildiği, bu hususun bilirkişilerce değerlendirilmediği, bu raporun hükme esas alınamayacağı, İlk derece mahkemesince alınan 15/03/2023 tarihli raporda bilirkişi heyetinin, vergi dairesine sunulan kurumlar beyannamesi ekinde yer alan tasdikli bilanço değerlerini değil muhasip bilirkişinin tespit diye ifade ettiği hiçbir reel veriye ve kanıta dayanmayan raporuna göre bilançonun gerçeği yansıtmadığı sonucuna vardıkları, bunun neticesinde de hiçbir somut gerekçe göstermeksizin şirketin borca batıklığı nedeniyle sermaye artırımına gitmesinin koşulları oluşmadığından kararın iptali gerektiğini beyan ettikleri, sermaye artırımının amacının davacıları zarara uğratmak olmadığı, tamamen şirketin ticari faaliyetlerini sürdürmek amacıyla yapıldığı, bilirkişi heyeti tarafından görevleri kapsamında olmayan konularda görüş bildirildiği ve bu raporda, haklı nedenle fesih davasında alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin aynen tekrar edildiği, kendileri tarafından hiçbir değerlendirme yapılmadığı, haklı nedenle fesih davasında dahi Mahkemece, bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği ve bu ek raporun henüz hazırlanmadığı, bu sebeplerle Mahkemece atanan bilirkişi heyetince hazırlanan ek raporun hükme esas alınamayacağına ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava, davalı şirketin 30/08/2021 tarihli olağan genel kurul toplantı sında alınan 2, 3, 4 ve 6 nolu kararların yok hükmünde olduklarının tespiti, aksi halde iptali, birleşen dava, davalı şirketin 16/09/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 5, 6 ve 7 nolu kararların yokluğunun tespiti, aksi halde iptali talebine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile; davalı şirketin 30/08/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3 nolu ve 16/09/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 5, 6 ve 7 nolu kararların iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, her iki davada verilen karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuş lardır. Dosya kapsamından; davalı şirketin 30/08/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 nolu gündem maddesi ile; yıllık faaliyet raporunun okunduğu ve müzakere edildiği, herhangi bir karar alınmadığı, 3 nolu gündem maddesi ile; finansal tabloların okunduğu, müzakere edildiği ve oy çokluğu ile onaylandığı, davacılara vekaleten Av....'ın kararda olumsuz oy kullandığı ve muhalefeti ni tutanağa geçirttiği, 4 nolu gündem maddesi ile; oy çokluğu ile yönetim kurulunun ibrasına karar verildiği, davacılara vekaleten Av....'ın kararda olumsuz oy kullandığı ve muhalefetini tutanağa geçirttiği, 6 nolu gündem maddesi ile; oy çokluğu ile ...'ın üç yıl süre ile görev yapmak üzere yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine karar verildiği, davacılara vekaleten Av....'ın kararda olumsuz oy kullan dığı ve muhalefetini tutanağa geçirttiği, davalı şirketin 16/09/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 nolu gündem maddesi ile; yıllık faaliyet raporunun okunduğu ve müzakere edildiği, herhangi bir karar alınmadığı, 3 nolu gündem maddesi ile; finansal tablolar ın okunduğu, müzakere edildiği ve oy çokluğu ile onaylandığı, davacılara vekaleten Av. ... ve... ...'ın kararda olumsuz oy kullandıkları ve muhalefetlerini tutanağa geçirttikleri, 5 nolu gündem maddesi ile; oyçokluğu ile şirket sermayesinin 6.050.000 TL'ye çıkarılmasına karar verildiği, davacılara vekaleten Av. ... ve... ...'ın kararda olumsuz oy kullandıkları ve muhalefetlerini tutanağa geçirttikleri, 6 nolu gündem maddesi ile; oy çokluğu ile artırılan sermayenin ortaklara tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde tamamının nakit olarak ödenmesine ve ana sözleşmenin bu şekilde değiştirilmesine karar verildiği, davacılara vekaleten Av. ... ve... ...'ın kararda olumsuz oy kullandıkları ve muhalefetlerini tutanağa geçirttikleri, 7 nolu gündem maddesi ile; oy çokluğu ile sermaye artırım kararı uyarınca katılama davet, rüçhan hakkı kullanımı esaslarının belirlenmesi, alınacak yönetim kurulu kararının tescili ve ortaklara tebliği konusu nda yönetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiği, davacılara vekaleten Av. ... ve... ...'ın kararda olumsuz oy kullandıkları ve muha -lefetlerini tutanağa geçirttikleri, asıl davanın 22/11/2021, birleşen davanın ise 12/10/2022 tarihinde açıldığı ve bu şekilde davaların süresinde ve davacıların dava açma hakkına sahip oldukları anlaşılmıştır. Mahkemece, asıl davada alınan kök raporda; şirketin yönetim kurulu başkanı ve yetkilisinin ..., eski yönetim kurulu başkanı ve yetkilisinin ... olduğu, şirketin 2019 ve 2020 yılı kayıtlarının incelenmesi neticesinde, 2019 yılından itibaren azalan öz kaynakları ile 2020 yılından itibaren azalan ticari borçlarını karşılayama -yacak bir düzeye ulaştığı, (-%35), öz kaynaklarının azaldığı, - 1.137.265,43 TL ve borca batık olduğu, cari oranının 2019 ve 2020 yılında %1'in altında olduğu, dönen varlıklarının kısa vadeli yabancı kaynaklara yeterli olmadığı, net işletme sermayesi açığının bulun duğu, 2019 ve 2020 yıllarında zarar ettiği, 2020 yılı olağan genel kuruluna sunulan faaliyet raporunun kayıtlarına ve yönetmelikle belirlenen asgari içeriğe uygun olduğunun tespit edildiği, 2. ek raporda şirketin 2019, 2020 ve 2021 yılları ticari kayıtları ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/20 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun incelendiği, şirketin 2021 yılı olağan genel kuruluna sunulan faaliyet raporunun kayıtlarına ve yönetmelikle belirlenen asgari içeriğe uygun olduğu, 2021 yılında da borca batık, cari oranının %1'in altında, dönen varlıklarının kısa vadeli yabancı kaynaklara yeterli olmadığı ve net işletme sermayesi açığının bulunduğu ancak şirketin 12 milyonluk gelirinin kayıtlarına yansıtılmamış olması sebebiyle bilançosunun gerçeği yansıtmadığının tespit edildiği, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/20 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda ise; davalı şirketin ticari defterleri, finansal tabloları ile mail ortamında ve kullanılan özel yazılım programı vasıtasıyla ortaklara gönderilen günlük satışlar ile ilgili verilen bilgilerin karşılaştırılması neticesinde; 2015 ila 2020 yılları arasında şirkete ait kafe ve restoranlarda nakit olarak yapılan satışların büyük bir kısmının şirket kayıtlarına alınmadığı, yalnızca kredi kartı ile satışlar ile nakit satışların bir kısmının şirket kayıtlarına aktarıldığı, bu şekilde şirketin ticari defter ve kayıtlarına aktarılmayan 12.606.714,24 TL gelirinin olduğu, şirketin ticari defterlerinden oluşturulan ve vergi dairesine sunulan kurumlar vergisi beyannamesindeki onaylı bilanço ve gelir tablolarının gerçeği yansıtmadığı, yine şirket kayıtlarında olmayan kira ödemesi olduğu, alınan sipariş avansları hesabının amacı dışında kullanıldığı ve vergi usul kanunu hükümlerine uygun olmadığının tespit edildiği görülmüştür. Yapılan bu tespitler ışığında; davalı şirketin 16/09/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 nolu gündem maddesi ile herhangi bir karar alınmadığından, Mahkemece birleşen davada bu gündem maddesi ile alınan kararın iptali talebinin reddine dair verilen kararın yerinde ve birleşen davada davacıların bu yöndeki istinaf sebebinin haksız olduğu, davalı şirketin resmi olarak tutulan ticari defter ve kayıtları ile bilgisayar ortamında özel programlar ile tutulan ve ortaklara gönderilen hesaplarının farklı olduğu, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/20 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi heyet raporunun, denetime açık ve detaylı incelemeler içerdiği, buna göre davalı şirketin kayıtlara aktarılmayan çok yüksek miktarda gelirinin bulunduğu, bu gelirin ne şekilde kullanıldığının belirsiz olduğu ve şirketin ticari defterlerinde yer alan kayıtların ve bu kayıtlara göre hazırlanan bilanço, kurumlar vergisi beyanname si ve faaliyet raporlarının gerçeği yansıtmadığı, bu minvalde Mahkemece asıl davada, davalı şirketin 30/08/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan ve faaliyet raporlarının tasdikine ilişkin 3 nolu karar ile birleşen davada davalı şirketin 16/09/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan ve faaliyet raporunun onaylanmasına dair 3 nolu karar ile, şirketin gerçek mali durumunun bilinmemesi ve borca batıklık durumu ile sermaye artırımının gerekip gerek -mediğinin mevcut finansal tablolar ile değerlendirilme si mümkün olmadığından, sermaye artırımına dair 5 nolu, bu kararla bağlantılı olması sebebiyle 6 ve 7 nolu kararlarının iptaline dair verilen kararda isabetsizlik olmadığı, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun haksız olduğu anlaşılmıştır. TK'nın 436. maddesinin birinci fıkrası ile; pay sahiplerinin kendisinin, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacakları, ikinci fıkrası ile; şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacakları, aynı Kanun'un 433. maddesi ile de; oy hakkının kullanılma sına ilişkin sınırlamaları dolanmak veya herhangi bir şekilde etkisiz bırakmak amacıyla, payların veya pay senetlerinin devrinin ya da pay senetlerinin başkasına verilmesinin geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Somut olayda; asıl davada davacılar tarafından, davalı şirketin 30/08/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan ve yönetim kurulunun ibrasına dair 4 nolu ve yeni yönetim kurulunun seçimine dair 6 nolu kararın iptaline daya nak olarak; şirketin eski yönetim kurulu başkanı olan ...'ın toplantıdan hemen önce %60 payını ...'a, kendi ibrasında oy kullanmasını ve ibra edilmesini sağlamak üzere devrettiği ve anılan kişilerin birlikte hareket ederek şirketin içini boşalttıklarına dair iddiaların gösterildiği, dosya kapsamından dava dışı ...'ın davalı şirkette 31/08/2021 tarihine kadar yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı ve şirketin %60 payına sahip olduğu, paylarını 2021 yılında dava dışı ...'a devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı, dava konusu genel kurulda yönetim kurulunun yani ...'ın ibrasında şirketin yeni ortağı ...'ın oy kullandığı, TTK'nın 436/2. maddesinde, yeni ortağın, payları nı devraldığı ortağın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olması halinde, ibrasında oy kullanmasına engel bir düzenleme olmadığı, pay devrinin geçerli olduğu, davacılar tarafından her ne kadar dava dışı ...'ın şirketin içini boşalttığı ve yönetim kurulu başkanlığı göre vini kötüye kullandığı iddia edilmiş ise de, bu hususta somut bir delil sunulmadığı, şirketin kayıtlarına aktarılmayan gelirlerinden şirket ortağı olan davacıların da haberdar oldukları, dava dışı ... hakkında açılmış bir sorumluluk davası ve şirketi zarara uğrattığına dair verilmiş bir karar olmadığı, yine payları devreden ile devralan arasında yakın bir ilişki olduğu ve birlikte şirketi zarara uğrattıkları na dair iddiaların soyut iddia düzeyinde kaldığı, bu sebeple pay devrinin oy hakkının kullanılmasına ilişkin sınırlamaları dolanmak üzere yapıldığının ispat edilemediği, dava dışı ...'ın kendisinin oyu ile yönetim kurulu başkanı olmasını engeller bir yasal düzenleme de olmadığı, bu itibarla Mahkemece asıl davada 4 ve 6 nolu kararların iptali talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmış ve asıl davada davacılar vekilinin istinaf başvurusu da haksız bulunmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen davada ayrı ayrı alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacılardan asıl ve birleşen dosya için ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen davada ayrı ayrı alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davalıdan asıl ve birleşen dosya için ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 30/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.