Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi 2026/422 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
bam
2026/422
2026/472
7 Mayıs 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/422 - 2026/472 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.2 Mad. Uyarınca Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulmasına)
ESAS NO : 2026/422
KARAR NO : 2026/472
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/07/2024 NUMARASI : 2024/417 Esas - 2024/556 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak KARAR TARİHİ : 07/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/05/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada, mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında Kuveyt ülkesinde grobeton imalatı, temel beton imalatı, perde beton imalatı, tekstürlü perde kalıbı imalatı, temel kalıp imalatı ve betonarme çelik imalatı işleri kapsamında sözleşme ve teknik şartmane imzalandığını, müvekkili tarafından bu işlerin yapıldığını, bu hak edişte yapılan iş bedelinin 6.226.954,16 USD olarak belirlenmişse de sözleşme dışı 8 tane yaya geçidi imal edildiğini, davalının yaklaşık 100 km²'lik alanda dağınık şekilde ve birbirlerine yakrlaşık 5-6 km uzaklıkta ki 8 adet sözleşme dışı yaya geçidi işi imalatı yapmışsa da bu imalatın hak edişte 325.120,40 USD olduğunu, davalının hak edişte "saha kesintileri" adı altında müvekkilinin kabulünde olmayan ve sözleşmeye aykırı bir şekilde 5.776.307,17 USD kesinti yaptığını, bu kesintilerin neden kaynaklandığı ve hangi kalemlerden oluştuğunu bilmediklerini, müvekkiline bu sebeple hak edişten yapılan saha kesintilerinin fazladan yapıldığını, hak ediş kesintilerinden dolayı alacaklarının bulunduğunu, davalının hak edişte iş güvenlik cezası kesintisi yapmışsa da bu kesintinin bir dayanağı olmadığını, salt hak ediş alacağını azaltmak için böyle bir kesinti yapıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı aleyhinde aynı hukuki sebepten kaynaklı bir kısım alacakları için Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/219 esas sayılı dosyasında alacak davası açtıklarını, yapılacak tahkikat sonunda alacaklarının miktarı tam ve kesin olarak belirlendiğinde artırmak üzere saha kesintileri için 30,00 USD, ek işler için 30,00 USD, iş güvenlik cezası için 30,00 USD olmak üzere 90,00 USD'nin fiilen ödeme tarihinde ki kur üzerinden 20/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının amerikan dolarına uyguladığı en yüksek bir yıllık mevduat faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı taraf bir savunma yapmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Dava; taraflar arasında yapılan eser sözleşmesine dayalı bakiye alacağın tahsili istemlidir. Davacı yanın birleşen ve daha sonra mahkememizce asıl davadan tefrik edilerek eldeki esas numarasını alan dava dosyasındaki talepleri nitelik itibariyle alacak taleplerine ilişkindir. Eldeki dava 01.01.2019 tarihinden sonra açılmış olmakla, ticari bir dava olarak zorunlu arabuluculuğa tabi olup, arabulucuya başvurmak ve süreç tamamlandıktan sonra dava açılması hususu ve buna uyulmaması HMK'nin 114/2. maddesinde belirtilen "diğer dava şartlarına aykırılık" olarak davanın usulden reddi sebebidir. Eldeki dava dosyasındaki talepler yönünden arabuluculuğa başvurulmadığı tespit edilmiştir. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere dava şartı denir. Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denilmektedir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz, bu durumda davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından re'sen gözetilir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin ise saklı olduğu belirtilmiştir. 7155 Sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale gelmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır. Yukarıda belirtilen yasal mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleşen somut olay değerlendirildiğinde; dava dilekçesi içeriğine göre, davacı,taraflar arasında yapılan eser sözleşmesine istinaden bakiye alacağın davalıdan tahsilini talep etmektedir. Davacının anılan talebi, kanunda düzenlenen alacak talebi kapsamından kalmakta olup, davanın 7155 Sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinin yürürlük tarihi olan 01/01/2019 tarihinden sonra açılmış olduğu ve dava açılmadan davalı yönünden ve tefrik olunan dava konusu alacak yönünden arabuluculuğa başvurulmadığı" gerekçesi ile, davanın HMK 114/2 maddesi yollaması ile TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuğa ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilince saha kesintisi, iş güvenlik cezası ve ek işlerin bedeli talep edilmiş olsa bile, arabuluculuğa konu edilen taleplerin "Eser, işçilik ve hizmet sözleşmesinden kaynaklı hak ve alacak" olduğundan dava konusu yapılan hak veya alacak için arabuluculuk şartının yerine getirildiğini, bahse konu alacakların eser sözleşmesinden kaynaklanan bir alacak kapsamında olduğunu, müvekkilince usulüne uygun olarak arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ve anlaşamama tutanağının düzenlendiğini, diğer yandan davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi gereğince, davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini, aynı tarifenin 13/1. maddesi, “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7/2, 9/1 maddesinin son cümlesi ile 10. maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” ve 13/2. maddesi “Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” şeklinde düzenlemeler bulunduğunu bu nedenle, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2, 13/1 ve 13/2. maddeleri gereğince davalı lehine dava konusu edilen miktar kadar vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken 17.900,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Mahkemece davanın HMK 114/2 maddesi yollaması ile TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1- 6325 Sayılı Kanun'un 17/2.maddesinde "Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır" şeklinde düzenlemeye yer verilerek son tutanağın arabulucu tarafından düzenleneceği açıkça kurala bağlanmıştır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 23/3. maddesinde, başvurunun dilekçe ile veya bürolarda bulunan formların doldurulması suretiyle yahut elektronik ortamda yapılabileceği belirtilmiştir. Yönetmeliğin 20.maddesinde arabuluculuğun sona ermesi düzenlenmiş olup bu maddenin (3). bendinde arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına tarafların karar vereceği ancak arabulucunun bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapacağı belirtilmiştir. Şu hale göre son tutanağın tarafların beyanına göre oluşturulması asıl ise de, arabulucunun tutanağın içeriği ve düzenlenme şekli konusunda tarafları bilgilendirmesi de gerekir. Taraflar arasında "Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı" 25/11/2022 tarihinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu "Eser, işçilik ve hizmet sözleşmesinden kaynaklanan hak ve alacak talebi" olarak açıklamıştır. Anayasa Mahkemesi, dava şartı olarak arabuluculuğa dair yasal düzenlemenin iptali isteğiyle ilgili olarak verdiği kararında (AYM 11.07.2018 gün, 2017/178 E, 2018/ 82 K.), düzenlemenin hak arama hürriyeti ve bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına getirilen bir sınırlama niteliğinde olduğunu kabul etmiş ancak "Arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun, kişilerin hak aramalarını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran etkisiz ve sonuçsuz bir sürece neden olmadıkça hak arama hürriyetinin özüne dokunduğu söylenemez" şeklindeki gerekçeyle bir çeşit sınır tayin etmiştir. Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk uygulamalarında başlangıçta hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından yapılan bu tür hatalar tarafların mağduriyetlerine sebebiyet verdiği gibi arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı gibi uygulanmasına engel olduğundan, 6325 Sayılı Kanun’a dayanılarak çıkartılan ve 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren yönetmeliğin ve aksaklıkları gidermek amacı ile uygulamaya sokulan arabuluculuğa hangi konularda başvurulduğuna ilişkin "Başvuru Formu" uygulamasının başladığı 02.08.2018 tarihinden sonraki başvurularda hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığı açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir." Açıklamalarını yapmıştır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan genel açıklamalar çerçevesinde incelendiğinde; arabuluculuk başvuru formunda hangi alacak kalemleri için arabuluculuğa başvurulduğu belirtilmemiş, işçilik, eser ve hizmet sözleşmesinden kaynaklanan hak ve alacak talebi şeklinde genel ifadeler kullanılmıştır. İlk derece mahkemesince, davaya konu alacak kalemlerinin başvuru formunda ve son tutanakta tek tek belirtilmediği gerekçesiyle zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği kabul edilerek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir yanlışlık görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin vekalet ücreti konusundaki istinaf itirazı incelendiğinde; mahkemece davalı lehine 17.900,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. Maddesine göre, davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedilmelidir. Aynı tarifenin 13/1. maddesine göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7/2, 9/1 maddesinin son cümlesi ile 10. maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. tarifenin 13/2. maddesine göre ise hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Bu nedenlerle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2, 13/1 ve 13/2. maddeleri gereğince dava değeri olan 2.728,66 TL'nin üzerinde bir miktarda vekalet ücreti olarak hükmedilemez. Dairemizce bu husus gözetilerek, ilk derece mahkemesi kararı vekalet ücreti noktasından kaldırılarak, davalı lehine 2.728,66 TL vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK.'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/417 Esas, 2024/556 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın, HMK 114/2 maddesi yollaması ile TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuğa ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle davanın USULDEN REDDİNE, 4-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, dava açılışında davacı tarafça peşin ödenen 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak, hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderleri ve başvurma harcının davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 2.728,66 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 7-HMK. 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde, artan gider ve delil avansının yatıran tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 8-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 9-Davacı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 315,00 TL dosya gönderme masrafı olmak üzere toplam 2.317,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Katip E-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.