SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2024/686 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/686

Karar No

2026/407

Karar Tarihi

10 Nisan 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/686 - Karar No:2026/407

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/686 KARAR NO : 2026/407 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2024 NUMARASI : 2014/816 E-2024/319 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: ... Genel Müdürlüğü tarafından müvekkil şirkete ihale edilen ... Sulama İnşaatı projesinin yapımı için taraflar arasında 29.04.2014 tarihinde taşeronluk sözleşmesinin imzalandığını ve iş bedelinin 26.000.000,00 TL olarak belirlendiğini, işle ilgili olarak davalıya sağlanacak makine, ekipman ve her türlü işin bu bedelden düşüleceğini, karşılıklı faturalaşma yapılarak mahsup yolu ile kalan hakedişin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme bedelinin sözleşmenin 2.1.maddesi uyarınca müvekkil şirket veya iştirakleri tarafından keşide edilecek çekler ile ödeneceğinin belirtildiğini, sözleşmede detayları belirtilen çeklerin davalıya teslim edildiğini, sözleşmesel ilişki devam ederken davalı tarafından keşide edilen 05.09.2014 tarihli ihtarname ile fesih ihbarında bulunulduğunu, sözleşme kapsamında kendisine teslim edilen 22.09.2014 keşide tarihli, ... ... A.Ş.’ne ait 500.000,00 TL’lik çeke dayanarak haksız ve kötüniyetli olarak Ankara 3.İcra Müdürlüğü’nün 2014/21123 sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını, takibe konu senedin sözleşme bedeline karşılık olarak verildiğini, sözleşmeye dayalı alacak doğmadan davalı tarafından yapılan takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.2 maddesinde tarafların yazılı bildirim yapmaksızın ve makul gerekçeye dayanmayan fesih hakkının bulunmadığının belirtildiğini, davalının fesih ihbarında gerekçe olarak hakedişlerin ödenmemesini gösterse de sözleşmenin 2.2.maddesinde açıkça hüküm altına alındığı üzere ödemelerin işveren tarafından idareden (... Genel Müdürlüğü) alınacak bedellerle ve bunların ödeme takvimine bağlı olacağı, işbu ödeme planlarının muhtemel hak ediş planlarına göre belirlendiği, hake diş bedelinin idarece (...) müvekkili şirkete ödememe durumunda ilgili ödeme tarihine tekabül eden çekin yenisi ile değiştirileceği, işverenin temerrüte düşmeyeceğinin davalı tarafça kabul ve beyan edildiğini, kaldı ki ilgili ödeme tarihlerinde ... tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığından ilgili tarihlerde değişikliğe gidildiğinin de çek üzerinden açıkça görülmekte olduğunu, yine sözleşmenin 2.3.maddesi uyarınca davalının işin bedelinin idare tarafından davacıya yapılacak hakediş ödemelerine istinaden ödeme planı uyarınca kendisine yapılacağını, idarece yapılmayan ya da geç yapılan ödemeler dolayısıyla davacıdan herhangi bir hak ve talepte bulunmayacağını beyan ve taahhüt ettiğini, bu noktada ... tarafından müvekkil şirkete sözleşme kapsamındaki işler ile ilgili sözleşme tarihinden sonra herhangi bir şekilde ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından davalı şirketin sözleşmeye konu işin tamamlaması, davalının mağdur olmaması adına belirli tarihlerde davalının kendisine, taşeronlarına, çalışanlarına avans ödemesi adı altında yüklü miktarda ödeme yapıldığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalı tarafından fesih tarihine kadar yapılan tüm işler için müvekkiline 3.546.941,00 TL fatura kesildiğini, işbu faturanın fazlası ile müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkili tarafından davalıya boru ve ekipman faturaları ile kiralama faturaları kesildiğini, davalının bu bedelleri ödememiş olmasına rağmen müvekkilinin işin devam edeceğine olan inancı ile davalı tarafından kesilen faturaları ödediğini, müvekkilinin değil davalının borçlu olduğunu, sözleşmenin feshi sonrasında davalının elindeki çeklerin iadesinin ihtar edildiğini, ancak davalı yanca haksız ve kötüniyetli olarak işbu dava konusu icra takibinin yapıldığını belirterek müvekkilinin Ankara 3.İcra Müdürlüğü’nün 2014/21123 sayılı takip dosyasına ilişkin olarak takip edilen çekten doğan herhangi bir borç altında olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Taraflar arasında 29.04.2014 tarihinde ... İli ... Projesi (... Genel Müdürlüğü) işi için taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile KDV dahil sözleşme bedeli karşılığı çeklerin tanzim edilerek müvekkiline teslim edildiğini, iş bu çeklerin sözleşme ve ticari teamüller gereği yapılan iş karşılığı müvekkili şirkete yapılan ödeme olduğunu, müvekkili ifayı tamamlayabilmek için mal ve hizmet aldığı taraflara iş bu çekleri hakediş alacağı ile sınırlı olarak ödeme olarak kullandığını, çeklerin teminat olarak verildiğinin gerçek dışı olduğunu, davacı şirket yetkililerince Kamuyu Aydınlatma Platformuna yapılan bildirimde finansal borçlar kaynaklı hiçbir alacaklı veya taşerona ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, Cumhuriyet Savcılıkları ve mahkemelerde bir çok davasının bulunduğunu, müvekkili ile akdedilen sözleşme konusu projenin yapılmayan imalatlar kaynaklı idareden çok yüksek miktarda haksız hak ediş yapılarak ödeme alındığı tespit edilerek Erzurum Savcılığı’nın 2013/14399 sayılı soruşturmanın bulunduğunun öğrenildiğini, iş bu bilgilerin davacı yan ile sözleşme akdedildiği tarihte müvekkili şirketten gizlenmiş olduğunu, müvekkilinin bu bilgiler dahilinde davacı ile sözleşme akdedilmesinin beklenemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde açık kabulü olduğu üzere müvekkili ile sözleşme akdedildiği tarihten sonra idareden hiçbir hakediş alınmadığını, hak ediş alınamaması müvekkilinin kusuru olmayıp davacının kusuru olduğunu, kusurlu yanın hukuken korunmaya değer bir hakkı olmadığını, davacının kendi kusuru kaynaklı idareden hakediş alma imkanının olmaması, maddede davacının kusuru ile hakediş alınamaz ise müvekkiline ifası karşılığı ödeme yapması belirlemesi karşısında karşı yanın sözleşmenin 2.2. maddesine istinaden borçlu olmadığı beyanlarının yersiz ve mesnet olduğunu, davacının ifa karşılığı ödeme olarak teslim edilen çeklerin karşılıksız çıkması, müvekkilinin tüm sözlü uyarılarına rağmen ödeme yapılmaması kaynaklı işçi alacaklarının dahi ödenemez hale gelmesi, davacının geçmişten gelen borçları kaynaklı inşaat sahasında işçiler ve taşeronlar tarafından şantiye sahasında her gün olaylar çıkması, müvekkili şirkete fatura karşılığı devredilen menkul malların büyük kısmının davacının alacaklıları tarafından icra dosyalarında haczedilmiş olmasından kaynaklı olarak müvekkilince imalatların yapılma imkanının kalmadığını, Ankara 63. Noterliği’nin 05.09.2014 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ile sözleşmenin davacı kusuru kaynaklı feshi, müvekkil şirket ile ibralaşılarak alacağın ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin 09.09.2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, 09.09.2014 tarihinde müvekkiline fatura edilen ancak davacı borçluları tarafından fatura tarihinden önce haczedilmesi kaynaklı muhafaza altına alınan mallar karşılığı iade faturası kesilerek davacıya kargo ile gönderildiğini, davacının İstanbul 39. Noterliği’nin 15.09.2014 tarih ... yevmiyeli ihtarının keşide edildiğini, ihtara cevaben davalı yanca Ankara 63. Noterliği’nin 23.09.2014 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesinin keşide edildiğini, müvekkil şirketçe sözleşme gereği yapılan imalatlar karşılığı fatura, hakediş, hakediş fiyat farkı, teminat kesintisi iadesi alacaklarından davacının ödemeleri düşüldüğünde müvekkilinin 3.555.995,46 TL alacaklı olduğunu, müvekkil şirket kayıt ve defterlerinde işbu alacak sabit olduğunu, tüm ihtarlarına rağmen dava dilekçesinde belirtilen müvekkili adına 3. kişilere yapıldığı iddia edilen; müvekkilinin kabulü ve onayı bulunan, ödemeler bugüne kadar taraflarına iletilmediği gibi dosyaya da delil olarak sunulmamış olduğundan işbu beyanların mesnetsiz olduğunu, basiretli tacir olarak müvekkilinin onayı ve kabulü bulunan 3. kişi ödemelerinin belgelenmesi koşulu ile kabul etmeye hazır olduklarını, davacının sözleşmeye uymaması kaynaklı müvekkilinin çok sayıda icra takibi ile karşılaşarak büyük zarara uğratıldığını, keza şirket isminin hacizler kaynaklı büyük zarar gördüğünü, işbu maddi ve manevi zararların tazmini için karşı dava açma haklarını saklı tuttuklarını belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine ve davacı aleyhinde tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, İİK 72 maddesi gereğince açılan menfi tespit talebine ilişkin olduğu, davacı işveren ile davalı yüklenici arasında işverenin yükleniminde olan ... Sulama İnşaatı İşine ilişkin proje kapsamında sözleşmede belirtilen işlerin yüklenici tarafından gerçekleştirilmesine ilişkin 29/04/2014 tarihli taşeronluk sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme bedelinin 26.000.000,00 TL + KDV olarak belirlendiği, sözleşme bedelinin çek verilmek suretiyle ödeneceği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafından Ankara 3. İcra Dairesi'nin 2014/21123 sayılı dosyasında 22/09/2014 keşide tarihli 500.000,00 TL bedelli çekten dolayı davacı ... dava dışı şirket aleyhine toplam 555.885,58 TL tutarlı alacağın tahsili için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, davacı borçlu tarafından iş bu menfi tespit davasının açıldığı, davacı sözleşme bedelinin ödenmesinin idareden alınacak bedellere ve bu bedellerin ödeme takvimine bağlı tutulduğunu, idareden ödeme alınmadığını, buna rağmen davacının kestiği 3.546.941,00 TL'lik faturadan fazla davalıya ödeme yapıldığını, davalının borçlu olduğunu iddia ettiği, davalı yüklenicinin ise ödemelerin idarenin hak ediş ödemelerine bağlanmış olsa da, sözleşmede idare tarafından menfi ve/veya işveren kusuru kaynaklı gecikmelerde işverinin taşeronun söz konusu işi tamamlayabilmesi için makul ve yerinde avans ödemesi yapacağını kabul ve taahhüt edildiğini, idareden ödeme alınmamasının davacının kusuru olduğunu, müvekkili şirketin davacının ödemeleri düşüldükten sonra 3.555.995,46 TL alacaklı olduğunu savunduğu, davacı şirketin iflas etmesi nedeniyle İİK. 194 maddesi gereğince 2. alacaklılar toplantısının yapılması beklenmiş, toplantının yapılmasından sonra yargılamaya devam edilerek bilirkişi incelemesine karar verildiği, verilen süreye rağmen her iki tarafça defterlerin bilirkişi incelemesine ibraz edilmediği, menfi tespit davasında ispat yükünün kural olarak davalı alacaklıda olup, davalının iddia ettiği alacağın varlığı ve miktarını ispat etmesi gerektiğini, ancak davalının alacağı borçlunun imzasını taşıyan bir belgeye dayanmakta ise, ispat yükünün bu kez davacı borçluya geçeceğini, borçlunun talep edilen alacaktan dolayı borçlu olmadığını ispat etmesi gerektiği, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, davaya konu çekin ve bu sözleşme kapsamında iş sahibi davacı tarafından yüklenici davalıya verildiğinin açık olduğu, eser sözleşmesi niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türü olduğu, eserde iş sahibinin borcu bedelin yükleniciye ödenmesi, yüklenicinin borcunun ise iş sahibinin amacına, fen ve sanata uygun imal ve teslim yükümlülüğü olduğu, işin tam ve eksiksiz yapıldığının ispat yükünün yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükünün iş sahibinde olduğu, eser sözleşmesinde iş sahibinin bedel ödeme borcunun, yüklenicinin sözleşme kapsamında imalatı yapıp teslimi ile doğacağını, bu nedenle yüklenicinin alacağı kambiyo senedine bağlı olsa da yüklenicinin eseri yapıp teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği, bu yönüyle yüklenicinin alacağı kambiyo senedi olan çeke bağlanmış olsa da çekten dolayı alacaklı olduğunu yani eseri yapıp teslim ettiğini, hak ediş alacağının bulunduğunu davalı yüklenicinin ispat etmesi gerektiği, müflis şirketin defterlerinin temin edilememesi, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafından ticari defterlerin bilirkişi incelemesine sunulmaması ve mevcut dosya kapsamına göre davalı yüklenicinin eser sözleşmesinden kaynaklanan ödenmemiş hak ediş alacağının bulunduğunu ispat edememesi nedeniyle takibe konu çekten dolayı davacı iş sahibinin borçlu olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/21123 sayılı dosyasında takibe konulan ...Bankası'na ait 22/09/2014 keşide tarihli ... seri numaralı ve 500.000,00 TL bedelli çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusuna yetkin olmayan, yetersiz, taraflı ve itiraza uğrayan bilirkişi raporunu esas alarak karar verildiğini, taraf irade ve itirazlarını görmezden gelindiği, mahkemenin kararına dayanak aldığı bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının 10 yıllık yargılama süresi boyunca davasını ispat etmek için hiçbir delil sunmadığını, HMK gereğince davacının davasını ispat etmekle yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunda davacının kusurlu olduğu yönündeki tespitler açık olmasına karşın mahkemenin bu tespiti görmezden gelmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının müflis şirket iflas idaresi vekili ve ilgili iflas dosyasından verilen cevap da açıkça görüldüğü üzere sorumlu kişiler ve sorumlu kurumdan ticari defter ve kayıtlara dair müspet bir cevap alınamadığını, bu cevaplar sonucu ticari defter ve kayıtların mevcut olmadığını, kaldı ki sunulmayan delil, ticari defter ve kayıtları bulmanın, araştırmanın dosyaya kazandırmanın yasal ve usule göre mahkemenin görevi olmadığını, ayrıca daha önceki beyanlarını tekrarla 10 yıl sonra delil, belge sunulmasına muvafakatlarının olmadığını, mahkemenin davanın ispatı için delil sunulmayan dosyada kendiliğinden delil toplayamayacağını, bu sebeple davacının bilirkişi raporuna karşı itirazları ile ticari defter ve kayıtlarının akıbetinin sorulması talebine muvafakatlerinin olmadığı beyanlarına karşın HMK'ya aykırı verilen kararın kabul edilemeyeceğini, davacı şirket iflas idaresi vekili ve ilgili iflas dosyasından verilen cevap da açıkça görüldüğü üzere sorumlu kişiler ve sorumlu kurumdan ticari defter ve kayıtlara dair müspet bir cevap alınamadığı, bu cevaplar sonucu ticari defter ve kayıtların mevcut olmadığını, kaldı ki hukuk mahkemesinin sunulmayan delil, ticari defter ve kayıtları bulmak, araştırmak, dosyaya kazandırmak görevinin olmadığını, ayrıca 10 yıl sonra delil, belge sunulmasına muvafakatları bulunmadığını, HMK 25/2 maddesi açık olup mahkemenin davanın ispatı için delil sunulmayan dosyada kendiliğinden delil toplayamayacağını,, HMK 191.maddesinde yer alan "Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz." hükmü gereğince karşısında davacı davasının ispat eder delili dosyaya sunmadığından, davasını ispat edemediğinden ispat yükü halen davacı üzerinde iken ispat yükünün davalıya yüklenerek verilen kararın yerinde olmadığını, yaklaşık 10 yıl süren yargılama göz önüne alındığında mevcut durum adil yargılama hakkı ihlali olup, davacının iyi niyetinden bahsedilemeyeceğini, yargılamada davacı hiçbir usulü işlemde bulunmadığı gibi davasını ispat edemediğini, taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile KDV dahil sözleşme bedeli karşılığı çekler tanzim edilerek teslim edilen çeklerin sözleşme ve ticari teamüller gereği yapılan iş karşılığı müvekkili şirkete yapılan ödeme olup, müvekkilinin ifayı tamamlayabilmek için mal ve hizmet aldığı taraflara işbu çekleri hakediş alacağı ile sınırlı olarak ödeme olarak kullandığını, çeklerin teminat olarak verildiğinin gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 2.2. maddesi ile hakediş ödemeleri idarenin hakediş ödemelerine bağlanmış olsa da maddenin devamında “Ancak İDARE (...) tarafından menfi ve/veya İŞVEREN (davacı şirket) kusuru kaynaklı gecikmelerde İŞVEREN TAŞERON’un (müvekkil şirket) sözleşme konusu işi tamamlayabilmesi için makul ve yerinde avans ödemesi yapacağını kabul ve taahhüt eder.” belirlemesi ile davacı şirketin kusuru kaynaklı gecikmelerde müvekkili şirkete ödeme yapılacağının taraflarca belirlendiğinin açıklandığını, davacı şirket yetkililerince Kamuyu Aydınlatma Platformuna yapılan bildirimde finansal borçlar kaynaklı hiçbir alacaklı veya taşerona ödeme yapılmasının mümkün olmadığı, Cumhuriyet Savcılıkları ve mahkemelerde bir çok davasının bulunduğu, müvekkili şirket ile akdedilen sözleşme konusu projenin yapılmayan imalatlar kaynaklı idareden çok yüksek miktarda haksız hak ediş yapılarak ödeme alındığı tespit edilerek Erzurum Savcılığının 2013/14399 sayılı savcılık soruşturmasının bulunduğunun öğrenildiği, işbu bilgiler davacı ile sözleşme akdedildiği tarihte müvekkilinden gizlenmiş olduğunu, müvekkilinin bu bilgiler dahilinde davacı ile sözleşme akdedilmesinin beklenemeyeceği, davacının dava dilekçesinde açık kabulü olduğu üzere müvekkili şirket ile sözleşme akdedildiği tarihten sonra idareden hiçbir hakediş alınmadığı, hakediş alınamamasının müvekkilinin kusuru olmayıp davacının kusurlu olduğu ve kusurlu yanın hukuken korunmaya değer bir hakkı olmadığının açıklandığını, davacının kendi kusuru kaynaklı idareden hakediş alma imkanı olmaması, maddede davacının kusuru ile hakediş alınamaz ise müvekkiline ifası karşılığı ödeme yapması belirlemesi karşısında karşı yanın sözleşmenin 2.2. maddesine istinaden borçlu olmadığı beyanlarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, Ankara 63. Noterliği’nin 05.09.2014 tarih .... yevmiyeli ihtarnamesi ile sözleşmenin davacı kusuru kaynaklı feshinin müvekkili şirket ile ibralaşılarak alacaklarının ödenmesinin keşide edildiğini, ihtarnamenin 09.09.2014 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiğini, 09.09.2014 tarihinde müvekkili şirkete fatura edilen ancak davacı borçluları tarafından fatura tarihinden önce haczedilmesi kaynaklı muhafaza altına alınan mallar karşılığı iade faturası kesilerek davacıya kargo ile gönderildiğini, davacı şirket vekilince İstanbul 39. Noterliği’nin 15.09.2014 tarih ... yevmiyeli ihtarının müvekkili şirkete keşide edildiğini, ihtara cevaben Ankara 63. Noterliği’nin 23.09.2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin davacı vekiline keşide edildiğini, müvekkili şirketçe sözleşme gereği yapılan imalatlar karşılığı fatura, hakediş, hakediş fiyat farkı, teminat kesintisi iadesi alacaklarından davacının ödemeleri düşüldüğünde müvekkilinin 3.555.995,46 TL alacaklı olduğunun açık olduğunu, tüm ihtarlarına rağmen dava dilekçesinde belirtilen müvekkiliadına 3. kişilere yapıldığı iddia edilen; müvekkilinin kabulü ve onayı bulunan, ödemelerin bugüne kadar taraflarına iletilmediği gibi dosyaya da delil olarak sunulmadığından işbu beyanların mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin dava konusu çekleri sözleşmeye dayalı, hukuki olarak aldığı sabit iken, sözleşme gereği zararları bulunduğu, çeklerin karşılıksız çıkarak ödenmediği açık iken işbu davanın hukuki yararı bulunmayan, davasını ispat etmemiş, davanın başından bu yana hiçbir belge ve delil sunmamış, karşılıksız çıkarak arkası yazılan ve ödenmeyen çekler için açtığı dava yersiz ve mesnetsizken davanın kabulü kararının usul ve yasaya uygun kabul edilemeyeceğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında, ... Sulama İnşaatı projesinin yapımını konu alan eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup davacı yüklenici, davalı ise taşerondur. Sözleşmenin 2.maddesine göre sözleşme bedeli 26.000.000,00 TL + KDV olarak gösterilmiş, taşerona avans olarak bir kısım çeklerin keşide edilerek verildiği belirtilmiş ve sözleşmenin 2.2 maddesinde ödemelerin yüklenici tarafından idareden alınacak bedellerle ve bunların ödeme takvimine bağlı olacağı, yüklenici kusurlu kaynaklı gecikmelerde yüklenicinin taşeronun sözleşme konusu işi tamamlayabilmesi için avans ödemesi yapacağının belirtildiği, yüklenicinin bu ödemeler için ekli ödeme planına uygun olarak keşide edeceği ya da grup şirketleri tarafından keşide edilecek çekleri sözleşmenin imzalanması ile teslim edeceği, ödeme planının muhtemel hakediş tarihlerine göre belirlendiği, bu tarihlerde hakediş bedelinin yüklenici hesabına ödenmemiş olması durumunda ilgili ödeme tarihine tekabül eden çekin yenisi ile değiştirileceği, yüklenicinin temerrüde düşmeyeceğinin kararlaştırıldığı, yine sözlemenin 2.3 maddesi uyarınca taşeronun işin bedelinin idare tarafından yükleniciye yapılacak hakediş ödemelerine istinaden ödeme planı uyarınca kendisine yapılacağını, idarenin hakediş ödemelerinin işbu ödeme planındaki ödemelerin ön koşulu olduğunu, idarece yapılmayan ve/veya geç yapılan ödemeler dolayısıyla yüklenici tarafından ödeme planına uygun yapılamayan ödemeler için yükleniciden herhangi bir hak ve talepte bulunulmayacağının kararlaştırıldığı görülmüş, davalı tarafça sözleşme kapsamında yapılan imalatların bedelinin ödenmediği gerekçesiyle 05.09.2014 tarihli ihtarnameyle sözleşmenin feshedilmiş olduğu, davacı beyanlarıyla da işin tamamlanamadan akdi ilişkisinin sona ermiş olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere eser sözleşmesi ayakta olduğu sürece ve işin tamamlanmış olması durumunda, işin sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapılıp teslim edildiği karine olup iş eksik bırakıldığı için işin başkasına yaptırılacağına dair çekilmiş bir ihtar veya işin eksik bırakıldığına dair yaptırılan delil tespiti bulunmaması durumunda sözleşme ayakta ve iş tamamlanmış ise işin sözleşme ilişkisi devam eden yüklenici tarafından tamamlandığının kabulü gerekir (Yargıtay 15.HD 15/06/2017 tarih ve 2016/3587 E-2017/2569 K) Yüklenici(somut olayda davalı taşeron) tarafından yapılan işin eksik ve ayıplı olduğu, fazla ödeme yapıldığı iddiasıyla dava açılması durumunda ispat yükü iş sahibindedir (somut olayda davacı yüklenici). Bu açıklamalar kapsamında mahkemesince; taraflar arasındaki sözleşmenin ifayla sonuçlanmadan feshedildiği anlaşılmakla, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmeye ilişkin düzenlenmiş ise hakediş, tutanak ve belgeler, sözleşmenin feshedildiği 05.09.2014 tarihine kadar davacı ile dava dışı iş sahibi idare (...) arasında davaya konu sözleşme kapsamındaki işlere ilişkin düzenlenen hakedişler, tutanak ve belgeler getirtilerek yapılan işlerin belirlenmesi ve idarece davacı yükleniciye yapılmış/ yapılması gereken ödemelerin tespitiyle, bu kapsamda davacı ile davalı arasındaki sözleşme hükümlerine dayalı olarak idarece davacı yükleniciye ödeme yapılmamış olsa bile taraflar arasındaki akdi ilişki fesihle sona ermiş olmakla, varsa davalı taşeronun bakiye alacağı dikkate alınarak fesih kesin hesabının çıkartılması, davacı yüklenici tarafından sözleşme kapsamında davalıya yapılan avans ödemeleri de dahil tüm ödemelerle, davalı nam ve hesabına 3.kişilere ödeme yapıldığı iddiasına ilişkin delilleri, yine sözleşme kapsamında davalıya boru ve ekipman faturaları ile kiralama faturaları kesilerek davalıya teslim edildiği halde ödenmediği iddiasına ilişkin mahsup talebine yönelik delileri, bu taleplere ilişkin davalının itirazları ve sunduğu deliller, yine davalı tarafından davacının verdiği bir kısım çeklerin karşılıksız çıktığı ileri sürülmüş olmakla, buna ilişkin iddia ve deliller de değerlendirilmek suretiyle kesin hesap çıkartılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken tarafların ticari defterlerini sunmadığı, ispat yükünün davalıda olduğu, bunun da yasal delillerle kanıtlanamadığı gerekçesine dayalı eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/05/2024 gün ve 2014/816 E-2024/319 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı tarafından yatırılan 427,60 TL ve 8.111,15 TL olmak üzere toplam 8.538,75 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davalı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 10/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.