Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 2024/1385 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2024/1385
2026/674
16 Nisan 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1385 - 2026/674 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1385
KARAR NO : 2026/674
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.07.2024 NUMARASI : 2023/228 Esas 2024/441 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 16.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 20.04.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.01.2015 tarihinde, davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın tek taraflı kaza yapması sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek HMK’nın 107. maddesi uyarınca 29.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 200,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 30.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçe ile, geçici iş göremezlik tazminatı için 5.709,86 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı için 290.000,00 TL'ye, bakıcı gideri için 2.403,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev, yetki, dava şartı ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti kadar olduğunu, konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınarak tazminat hesabı yapılması, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Üst Kurulundan alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %14.1 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 2 ay olduğunun belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, geçici işgöremezlik zararının 5.709,86 TL, sürekli işgöremezlik zararının 764.751,98 TL, bakıcı gideri 2.403,00 TL olarak hesaplandığı, davalı sigorta şirketinin, geçici ve sürekli işgöremezlik zararından 290.000,00 TL sakatlık teminat limitinden, bakıcı giderinden 290.000,00 TL sağlık gideri teminat limitinden sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 292.403,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; geçici işgöremezlik zararının sağlık gideri poliçe limiti içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, dava açılmadan önce davalı şirketin temerrüde düşürülmesi nedeniyle dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadan davanın açıldığını, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, aktüerya hesabında bilinmeyen dönem için %1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacının emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, araçta hatır için taşındığı için hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacı vekili, davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın tek taraflı kaza yapması sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talep etmiştir. 1-Davalı vekili, davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru olmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK'nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 2-2918 Sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. Bununla birlikte, Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle uygulanan kısıtlamalardan kaynaklanan yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla hazırlanan ve 26.03.2020 tarihli ve Resmi Gazetede yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesi ve salgının devam etmesi üzerine 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı gereğince tüm adli süreler, 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulmuştur. 7226 Sayılı Yasanın Geçici 1.maddesi ile; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.3.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” şeklinde düzenleme yapılmış, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile belirtilen sürelerin durdurulmasının 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatıldığı belirtilmiş, bu duruma göre durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren sürelerin tekrar işlemeye başlayacağı ve durma süresinin başladığı tarih itibariyle bitimine 15 gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere 15 gün daha uzamış sayılacağı, belirtilmiştir. Açıklanan yasal düzenlemelere göre, uzamış 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi 13.03.2020 tarihi ile 15.06.2020 tarihleri arasında durduğundan zamanaşımı sürenin dolduğu 10.01.2023 tarihine 95 gün eklendiğinde, uzamış ceza zamanaşımı sürenin son gününün 15.04.2023 tarihi olduğu, davacının bu süre dolmadan önce 27.03.2023 tarihinde davayı açtığı gözetildiğinde davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddi gerekmiştir. 3- Dava konusu kaza 10.01.2015 tarihinde meydana gelmiş olup olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı KTK'nın 90. Maddesinde "Maddi ve manevi tazminat; “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."düzenlemesi mevcuttur. KTK.nın 90. Maddesinin atıf yaptığı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri bölümünün zararın belirlenmesine ilişkin TBK.nın 55. Maddesinde ise “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.”denilmiş, yine TBK'nın Tazminatın Belirlenmesi başlıklı 51. Maddesinde “ Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” denilmiş olmakla tazminatın somut olarak hesaplanmasına ilişkin düzenlemeler bulunmadığından tazminatın belirlenmesinde uygulanacak ilkeler Yargıtay'ın trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarına bakan Hukuk Dairelerinin içtihatları ile belirlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 4-Trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talepleriyle sigorta şirketine husumet yöneltilmek suretiyle dava açıldığı, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, kaza tarihi itibariyle zorunlu mali sorumluluk sigortası sakatlık/ölüm teminat limitinin 290.000,00 TL, sağlık gideri teminat limitinin 290.000,00 TL olduğu, Yargıtay uygulamalarında değişikliğe gidilerek geçici iş göremezlik tazminatının, sakatlık/ölüm teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerektiğine karar verildiği (Yargıtay 4. HD, 07.10.2025 tarihli ve 2023/12431 Esas, 2025/13675 Karar sayılı kararı) dikkate alındığında , ilk derece mahkemesince geçici ve sürekli işgöremezlik zararının, sakatlık/ölüm teminatı kapsamında, bakıcı giderinin ise sağlık gideri teminatı kapsamında olduğu değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmuştur. 5-Davalı vekili, davacılar desteğinin araçta yolcu konumunda bulunduğunu, desteğin emniyet kemerinin takılı olmadığını, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51 ve 52. Maddeleri gereğince, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de, kaza esnasında yolcu konumundaki davacının, emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin somut bir delil olmadığı gibi, kazanın oluşu ve davacının yaralanma şekli dikkate alındığında emniyet kemerinin takılı olmaması ile maluliyeti arasındaki illiyet bağı da ispat edilememiş olması ve hesaplanan zarar miktarının poliçe limitinin çok üzerinde olması nedeniyle indirim yapılmasının sonuca etkili olmadığı da anlaşıldığından bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 6-Davacı tarafça, dava açılmadan önce davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılarak başvuru dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği ispatlanamadığından hükmedilen tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, -Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 19.974,05 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 4.994,00 TL'nin mahsubu ile kalan 14.980,05 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 16.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.