SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2023/961 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/961

Karar No

2026/466

Karar Tarihi

16 Nisan 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/961 Esas 2026/466 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/961
KARAR NO : 2026/466

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 01/03/2023 NUMARASI : 2023/64 Esas 2023/268 Karar DAVA : Hisse Devir İşleminin İptali ve hissenin tespit ve tescili DAVA TARİHİ : 18/07/2022 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026 Taraflar arasındaki hisse devir işleminin iptali ve hissenin tespit ve tescili istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; Babası olan davalılardan ...'nın uzun yıllar ... Makina Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin yöneticiliğini yaptığını, şirketi Almanya vatandaşı ... ... ile birlikte kurduğunu, davalı ...'nın daha sonra tüm paylarını kendisine devrettiğini ve şirketin yöneticilik görevini sürdürdüğünü, işleri büyütmek için Amerika' ya gittiğini, davalı ... şirketi'nin sahibi olduğu hisselerinin, Amerika'da yapacağı işlerde vergi yönünden sorun çıkarmaması için ... Şirketi'nin hisselerini başka birine devretmesi gerektiğini öğrendiğini, ABD'deki bir noter vasıtasıyla babası olan davalı ...'ya tüm alma satma ve devretme yetkilerini içeren vekaletname gönderdiğini, işler yoluna girdikten sonra da şirketini geri alacağına inandığını, davalı ...'nın şirket hisselerini diğer davalı ...'a istenildiğinde geri vermek üzere devrettiğini, sonrasında davalı ...'dan hisselerini geri talep ettiğinde davalının şirket hisselerini geri vermeye yanaşmadığını ileri sürerek yapılan hisse devir işleminin iptali ile hisselerin yeniden kendisi adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar ... Makine...Şti. ve ... cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket hisselerinin noterlikte yapılan 17/03/2017 tarihli sözleşme ile ...'a devredildiğini, şirket ortaklarınca aynı gün ve aynı yönde karar alındığını, ticaret siciline tescil edildiğini, limited şirket hissesini devir edenlerle devir alanlar arasında hisse devir sözleşmesine dayalı işbu davada zamanaşımının TBK 147/4'de düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, yine şirket hisselerinin devrine ilişkin davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, hukuki dayanağı bulunmadığını, mevcut şirket hisselerinin geri iadesine dair inançlı sözleşme olmadığı gibi bu konuda delil de olmadığını savunarak davanın esastan reddini istemiştir. Davalılar ... ile ... Müdürlüğü'nün, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Limited şirket hissesini devir edenlerle devir alanlar arasında hisse devir sözleşmesine dayalı işbu davada zamanaşımının TBK 147. maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava konusu hisse devir sözleşmesinin pay defterine işlenmesi 17/03/2017 tarihli olup davanın da 18/06/2022 tarihinde açılması nazara alındığında 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle; "davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hiçbir inceleme, inanç işleminin varlığı konusunda bir araştırma, tanık dinlenmeden ön inceleme duruşmasında davanın zaman aşımı nedeniyle reddedilmesinin hatalı olduğunu, davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret LTD ŞTİ tarafından davaya cevap dilekçesinde ''şirket hisselerinin pay devrinde 250 bin euro'nun eşit taksitlerle ödenmesine karar verildiği ve bununla birlikte ... plakalı ... model aracın da teslim edildiği" kabul ve beyan edilmiş olup ekte sunulan ... Plakalı aracın noterde satış belgesinde görüleceği üzere işlemin 19/03/2019 tarihinde gerçekleştiğini, yani davalı tarafın da kabul ettiği üzere devir işleminin gerçek bir şekilde 19/03/2019 tarihinde gerçekleştiğini, dolayısıyla davanın 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğu düşünülse dahi bu 5 yıllık sürenin dolmadığını, dava konusu pay devrinin iptalinin dayanağı inançlı işlem olmakla 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, teyzesinin eşi olan davalı ... ... devir tarihinde şirket hisselerini alacak parası olmayıp şirketin maaşlı çalışanı olduğunu, devir parasını ödediğine dair delil bulunmadığını ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; limited şirket ortakları olan taraflar arasındaki 07/11/2012 tarihli limited şirket devrinin iptali, olmadığı takdirde şirketin %40 hissesinin nominal değerinin davacıya ödenmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır. Davacı; kendisine ait olan davalı ... Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin tüm hisselerinin, ABD' de yürüttüğü ticari faaliyetlerinde vergi indirimi ve muafiyetlerinden yararlanmak amacıyla gönderdiği vekaletnameye istinaden babası ... tarafından, teyzesinin eşi olan şirket çalışanı davalı ...'a, geri devir şartıyla mutlak butlanla batıl bir şekilde inançlı işleme işleme dayanılarak 17/03/2017 tarihinde bedel alınmaksızın devredildiğini ancak sonrasında davalı ...'ün şirket hisselerini aralarındaki anlaşma hilafına geri devre yanaşmadığını ileri sürerek inançlı işlem sebebiyle 17/03/2017 tarihli hisse devir işlemin geçersizliğinin tespiti ile şirkete ait tüm hisselerin yeniden adına tescili istemiyle eldeki davayı açmış, davalılardan ... inançlı işlem bulunmadığını savunarak davanın öncelikle pay devrinin üzerinden 5 yıllık süre geçmesi nedeniyle zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini istemiş, Mahkemece; şirket ortakları arasındaki davanın, TBK 147/4. maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle yazılı olduğu üzere zamanaşımı yönünden davanın reddine ilişkin karar verilmiştir. ... Müdürlüğü yazı cevabından; Ankara 18. Noterliğinin 17/03/2017 tarihli 10565 yevmiyeli hisse devir sözleşmesi uyarınca ... Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 400 adet olan ve 400.000,00 TL tutarlı tüm hisselerinin ... tarafından ...'a devredilerek 17/03/2017 tarihli 2017/1 sayılı Hisse devri ve müdürlük ve müdürler kurulu başkanlığı iptali konulu Genel Kurul Kararıyla, ...'nın Müdürler Kurulu Başkanlığı'nın iptal edilmesine, vaki hisse devrileri neticesinde 400.000,00-TL olan şirket sermayesinin; 400 hisseye karşılık olan 400.000,00-TL'sinin ... tarafından tamamen taahhüt edilip tamamının ödenmiş olduğuna ilişkin karar alınmış olduğu görülmüştür. Somut olayda mahkemece, dava konusu hisse devir sözleşmesinin ve bunun pay defterine işlenmesinin 17/03/2017 tarihli oluşu dikkate alınarak davanın 18/06/2022 tarihinde açılması nazara alındığında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesine dayalı yazılı olduğu üzere davanın zamanaşımı yönünden reddine ilişkin karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal 24/04/2023 tarihli 2021/4052 E., 2023/2387 K. Sayılı ilamında işaret edildiği üzere; " İnançlı işlem, inananın (itimat edenin) bir hakkını belirli bir süre veya amaçla inanılana geçirmeyi, inanılanın da inananın emir ve talimatlarına göre kullanıp amaç gerçekleşince veya süre dolunca hakkı tekrar inanana devretmeyi yüklendiği sözleşmeler olarak tanımlanabilir (Özkaya Eraslan, İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, Ankara 2004,s. 25). Yargısal kararlarda ise inançlı sözleşme, inanılan tarafın elde ettiği hakkı, taraflarca güdülen amaç sona erdikten veya belirli bir süre geçtikten sonra inanana veya üçüncü kişiye devretme taahhüdünü içeren bir anlaşma olarak tarif edilmiştir (HGK, 13.5.1992 tarih, 1992/14-249 E, 1992/323 K). İnançlı sözleşme ile inanan (itimat eden) bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana (mutemede) devretmekte, borçlandırıcı bir sözleşme ile de inanılan kişinin hak ve yetkilerini sınırlandırmaktır. İnanılan hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca tekrar hakkı inanana iade etmeyi yükümlenmektedir. İnançlı işlemleri doğrudan doğruya düzenleyen kanun hükümleri yoktur. İnançlı işlemler, kişinin kendisini gizlemek amacıyla yapılabileceği gibi teminat amacıyla veya alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla da yapılabilecek işlemlerdir. İnançlı işlem, inanç sözleşmesi ve hakkın devri işlemi (kazandırıcı işlem olarak) olmak üzere iki temel unsurdan oluşmaktadır. İnanç sözleşmesi, inançlı işlemin hukuki sebebini, inanılanın salahiyet sınırlarını ve kapsamını, inançlı işlemin sona erme nedenlerini, inançlı işlemin sonra ermesinden sonra inanç konusu şeyin inanana devredilme biçimi ve koşullarını belirler. Bir başka deyişle bu sözleşme inanç konusu şeyin yeniden inanılana devir edilmesinin temelini oluşturur. İnanç sözleşmesinin geçerliliği kural olarak, herhangi bir biçim koşuluna bağlı değildir. İnanç sözleşmesi, 6098 sayıl Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) genel hükümlerine bağlıdır. Diğer bir unsur ise kazandırıcı işlem (yani hakkın devri) işlemidir. Kazandırıcı işlem ile inançlı işlem konusu şey doğrudan inanan veya üçüncü bir kişi tarafından inanılana devredilir. Bu suretle, inanılanın mal varlığı zenginleşirken inananın mal varlığında aynı oranda azalma meydan gelmektedir. İnançlı işlemde kazandırıcı işlemin şekli genel hükümlere tabidir. Bir başka anlatımla inanç konusunun devri, hakların devrine ilişkin kurallara göre yapılır. Kural olarak devir edilebilir nitelikteki tüm haklar inançlı işleme konu olabilir. Bu itibarla kişiye sıkı sıkıya bağlı olan kişisel haklar ile aile miras hukukundan doğan hakların inançlı işlem ile devredilmesine olanak yoktur. İnançlı işlem, aynı zamanda bir kazandırıcı işlem olduğundan öteki kazandırıcı işlemlerin tüm hüküm ve sonuçlarını doğurur. İnanç konusu mülkiyet veya hak inananın mülkiyetinden çıkar, inanılanın mal varlığına girer. İnanılan, bir malikin ve hak sahibinin yapabileceği tasarrufları yapma yetkisini kazanır. İnanılan, inanç sözleşmesi ile inanç konusunu iyi bir şekilde muhafaza ve idare etmek, beklenen koşullar oluştuktan sonra da inanana iade etmek borcu altına girmiştir. Ayrıca inanana karşı ileri sürebileceği bazı haklar elde etmiştir. İnanılan, inanç konusunu özenle muhafaza ve kullanma yükümlülüğü altındadır. İnançlı kazandırma ile inanılan inanç konusu hakkın sahibi veya o şeyin maliki olmuştur. Bu nedenle hak sahibinin veya malikinin tüm yetkilerini kullanabilecek durumdadır. İnançlı işlemler ile yapılan temlikler geçerli olup mülkiyet hakkı karşı tarafa geçmektedir. Bu itibarla inançlı işlem nedeniyle açılan davalarda davacı yolsuz tescile, başka bir anlatımla aynı hakka değil inanç sözleşmesinden kaynaklanan kişisel hakka dayanmaktadır. O halde davanın konusu taşınmaz olsa dahi bu dava ayni hakkı koruyan bir dava sayılmaz. Davada, inanç sözleşmesindeki kişisel hakka dayanıldığından, inançlı işleme dayanan davaların da zamanaşımına tabi olması gerekir. İnançlı işlemler gibi, bu işlemlerin hangi zamanaşımına tabi tutulacakları da Kanunumuzda düzenlenmemiştir. Gerek bilimsel alanda gerekse uygulamada, inanç konusunun iadesine, inanç konusu üçüncü kişiye devredilmiş, inanılan elinden çıkmışsa tazminat talebine ilişkin dava hakkının 6098 sayılı Kanunu'nun 146 ncı maddesindeki 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ortaklaşa kabul edilmektedir. Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu tarihte, başka bir anlatımla inanç konusu şeyin iadesi gerektiği tarihte işlemeye başlar. İade tarihi henüz gelmemiş inanılan, inanç konusunu elinde tutmakta haklı ise zamanaşımının başlamasına imkan yoktur." açıklamaları ile inançlı işleme dayalı açılan davalar yönünden uygulanması gereken zamanaşımı süresinin hangi ilke ve kurallar uyarınca belirleneceği hususu açıklığa kavuşturulmuş olup elde ki inançlı işleme dayalı hisse devir sözleşmesinin iptali / tescil istemiyle eski ortak /hissedar tarafından şirket temsilcisi/ ortak hakkında açılan işbu davada uygulanması gereken hüküm TBK 146. Maddesi hükmü olup zamanaşımı süresi ise 10 yıl olacak ve bu sürenin başlangıcı ise inanç konusu şeyin iadesi tarihinde başlayacaktır. Hal böyle olunca, 27/03/2017 tarihli hisse devir sözleşmesinin inançlı işleme dayalı yapıldığı iddiasına dayalı iptali istemiyle açılan işbu davada; dava tarihi 18/06/2022 tarihi itibariyle TBK 147/4. maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açılmadığı gerekçesiyle yazılı olduğu üzere zamanaşımı süresi ve başlangıç tarihi yönünden hatalı belirlemeye dayalı davanın reddine ilişkin verilen mahkeme kabulünde isabet bulunmamaktadır. Bu durumda somut uyuşmazlık yönünden uygulanması gereken zamanaşımı hükmü genel zamanaşımı süresi olup bu süre ise, az yukarıda açıklanan emsal Yargıtay kararı uyarınca inançlı işleme ilişkin olarak 10 yıllık zamanaşımı süresidir (TBK'nun 146, mülga BK'nun 125. Maddesi). Mahkemece, tarafların inançlı işlem iddiasına ilişkin tüm delilleri toplanıp işin esasına girişilerek gerektiğinde şirket kayıtları ve dosya üzerinde bilirkişi incelemeleri de yaptırılarak hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlara aykırılık teşkil edecek şekilde uyuşmazlık konusu yönünden zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle bir tahkikat yapılmaması ve delillerin toplanarak yerinde tartışılmaması, HMK 353/1-a-6 hükmü uyarınca, esaslı delillerin toplanmaması ve değerlendirilmemesi anlamında olduğundan, Dairemize bir değerlendirme yapılması da mümkün olmamış, bu eksiklik aynı zamanda tahkikata ilişkin iki dereceli yargılama hakkına ilişkin görülmüştür. Tüm bu nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2023 tarih ve 2023/64 Esas 2023/268 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/04/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.