Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2023/1305 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2023/1305
2026/542
30 Nisan 2026
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1305 Esas 2026/542 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1305
KARAR NO : 2026/542
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/11/2022
NUMARASI : 2019/286 Esas 2022/665 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/05/2019
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilleri aleyhine haksız şekilde icra takibi başlattığını, müvekkilinin davacıya ödeme amaçlı çekler verdiğini, davacının verilen çekleri dahil etmeksizin hesaplama yaptığını, davacının icra takibinde talep ettiği miktarın doğru olmadığını, müvekkillerinin böyle bir borcu bulunmadığını, davacının talep ettiği faiz miktarının fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı ile davalı şirket arasında 28/11/2013 tarihinde 500.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme limitinin 08/12/2014 tarihinde 500.000,00 TL arttırım ile 1.000.000,00 TL'ye; 09/09/2016 tarihinde 1.000.000,00 TL arttırım ile 2.000.000,00 TL'ye ve 20/01/2017 tarihinde 1.000.000,00 TL arttırım ile 3.000.000,00 TL'ye yükseltildiği, sözleşmenin asıl limit ve arttırılan limitlerin tamamını davalı ...'nın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı asıl borçlu şirkete 17/07/2018 tarihinde 250.000 TL tutarında taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı asıl borçlu ve davalı kefile keşide edilen 18/02/2019 tarihli ihtarname ile toplam 245.790,23 TL alacağın tebliğden itibaren 7 gün içinde ödenmesinin talep edildiği, söz konusu ihtarnamenin asıl borçlu şirkete 19/02/2019 tarihide tebliğ edildiği ve 7 günlük süre dikkate alındığında davalı şirketin 27/02/2019 tarihinde temerrüde düştüğü, davalı kefile ise tebligat yapılamadığından kefilin takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, buna göre bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde hesaplandığı üzere davacının takip tarihi itibariyle asıl borçlu şirketten 244.884,81 TL asıl alacak, 6.262,74 TL işlemiş faiz, 4.082,85 TL işlemiş temerrüt faizi, 517,55 TL BSMV olmak üzere toplam 255.747,95 TL, davalı kefil ...'dan ise 244.884,81 TL asıl alacak, 6.262,74 TL işlemiş faiz, 1.605,83 TL işlemiş faiz, 393,70 TL BSMV olmak üzere toplam 253.147,08 TL talep edebileceği, her ne kadar davalılar vekilince davacı bankaya verilen çekler ile takip konusu borcun ödendiği savunulmuş ise de, bildirilen çeklerden tahsil edilen tutarların davalı borçlu şirketin başka kredilerden kaynaklı takip borçlarına aktarıldığı anlaşılmakla savunmaya itibar edilmediği, icra takibinde davacı bankaca istenilen faiz oranı ya da faiz türü gösterilmediğinden icra takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, takip konusu alacağın likit olduğu ve icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu, her bir davalı yönünden hüküm altına alınan tutarın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasına vaki itirazlarının kısmen iptaline, takibin 244.884,81 TL asıl alacak, 6.262,74 TL işlemiş faiz, 4.082,85 TL işlemiş temerrüt faizi, 517,55 TL BSMV olmak üzere toplam 255.747,95 TL üzerinden (davalı ... yönünden 244.884,81 TL asıl alacak, 6.262,74 TL işlemiş faiz, 1.605,83 TL işlemiş temerrüt faizi, 393,70 TL BSMV olmak üzere toplam 253.147,08 TL ile sınırlı olarak) ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve faize % 5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan 255.747,95 TL'nin (davalı ... yönünden 253.147,08 TL'nin) % 20'si oranında hesaplanan 51.149,59 TL icra inkar tazminatının (davalı ... 50.629,42 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalıların şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, aksine hatalı hesaplamalar yapıldığını, bu sebeple ek bilirkişi raporu aldırılması gerekirken hatalı bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda tahsil edilen tutarların davalı borçlu şirketin başka kredilerinden kaynaklı takip borçlarına aktarıldığının belirlenmiştir diye bir ibare geçtiğini, bu değerlendirme maalesef ki, yeterince açık olmadığı gibi hangi takip borçlarından bahsedildiğinin kati surette belirtilmediğini, tabiri caizse havada bırakıldığını, hangi takip borcuna hangi paranın aktarıldığının belirtilmeden böyle bir ibare ile işin içinden çıkılmasının ne yazık ki, davanın aydınlatılması için yeterli olmadığını, daha önce dava konusu icra takibinde mevcut borca karşılık olarak yaptıkları ödemelerin, "başka kredilerden kaynaklı borçların" ödemeleri olarak değerlendirildiğini, ancak müvekkilinin mezkur icra takibine konu borçtan başka bir borcunun işbu mevzuya bahis olmadığı gibi, eğer başka bir takip borcundan bahsedilecek ise bu takip borcundan veya buna binaen yapılan ödemenin nasıl ve ne olduğu hususlarının da açıklığa kavuşturulması gerektiğini, dava dosyasında ve bilirkişi raporunda bu hususlara dair herhangi bir belge veya delil bulunmadığını, eğer bu bilirkişi raporunda bahsedildiği gibi ortada başka takip borçları ve bu takip borçları ile mahsuplaştırılan tahsilatlar var ise bu mahsuplaştırmanın kalem kalem hangi takip borcuna karşılık hangi tahsilatın mahsuplaştırıldığının incelenmesi ve detaylandırılması gerektiğini, hangi takip borçlarından bahsedildiği belirli olmadan ve öne sürülen bu ne olduğu belirsiz takip borçlarına ne kadar nasıl ödeme yapıldığı da belirlenmeden sadece; "tahsil edilen tutarların davalı borçlu şirketin başka kredilerinden kaynaklı takip borçlarına aktarıldığı belirlenmiştir." şekilinde bir ibare ile raporun tamamlanmasının dava konusu olayın aydınlatılabilmesi için yeterli olmadığını, ilgili icra takibine ilişkin yapılan tahsilatların infaz sırasında dikkate alınmasının, huzurdaki itirazın iptali davasını korumayı ve sağlamayı amaçladığı hukuki menfaate tamamen aykırı olduğunu, yapılan bütün tahsilatların yapıldığı tarihlerle birlikte tespit edilip mahsuplaştırılması bu sayede icra takibinin haklı meblağının bulunması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağının tahsili talebi ile başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davalı şirket ile davacı banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede diğer davalının müteselsil kefil olduğu, kefaletin yasanın aradığı şekil koşullarına uygun bulunduğu, kredi borcunun ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalıların yasal süre içerisinde yetkili icra müdürlüğünü bildirmeksizin icra müdürlüğünün yetkisine ve borcun tamamına itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan tahsilini talep edebileceği herhangi bir alacak bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, davalıların borçtan sorumluluğu bulunup bulunmadığı, davalıların icra takibinde icra müdürlüğünün yetkisine itirazlarının usulüne uygun olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. İtirazın iptali davalarında, usulüne uygun olarak icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş olması halinde, yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması HMK'nun 114/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Bu durumda İİK'nun 50/2. maddesi uyarınca öncelikle davalıların icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının incelenmesi gerekmektedir. İcra müdürlüğünün yetkisine itirazın ne şekilde yapılacağı İİK'da düzenlenmediğinden İİK'nun 50. maddesinin HMK'nun yetkiye ilişkin hükümlerine atıf yaptığı gözetilerek HMK'daki hükümler gözetilmelidir. HMK'nun 19/2. maddesi uyarınca yetki itirazında bulunan taraf, yetkili yeri bildirmediği takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacaktır. Somut olayda, davalılar dava konusu icra takibine itirazında borca itirazlarının yanı sıra icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz ettiklerini bildirmiş iseler de, yetkili icra müdürlüğünü göstermediklerinden icra müdürlüklerinin yetkisine yönelik itirazları İİK'nun 50. maddesinin HMK hükümlerine yaptığı atıf gözetilerek HMK'nun 19/2. maddesi uyarınca dikkate alınamayacaktır. Bir başka anlatımla, davalıların dava konusu icra takibinde icra müdürlüğünün yetkisine itirazları usulüne uygun yetki itirazı niteliğinde değildir. Bu durumda, davalıların dava konusu icra takibinde icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazlarının usulüne uygun yetki itirazı niteliğinde olmadığı, ödeme emrine itiraz süresi içerisinde icra müdürlüğünün yetkisine yönelik usulüne uygun yetki itirazı olmadığından davada icra takibinin yapıldığı Ankara 10. İcra Müdürlüğünün yetkili icra müdürlüğü olarak kabul edileceği, yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin itirazın iptali davasının dava şartının gerçekleştiği gözetilerek mahkemece işin esasına girilmesi usul ve yasaya uygundur. Davalılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden rapor alınmış olup, alınan ön raporda banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile temin edilemeyen eksik belgeler bildirilmiş, mahkemece eksik belgelerin temin edilmesinden sonra hazırlanan raporda davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak miktarı tespit edilmiştir. Davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda davacı bankaya ödeme amacıyla 23 adet çek verildiğini, davacının çekleri tahsil ettiğini, talep edilen miktarda davacının alacağının bulunmadığını savunmuştur. Yargılama aşamasında alınan raporda, takibe konu kredinin, Kredi Garanti Fonu'nun kefaleti ile kullandırılmış olan taksitli ticari kredi niteliğinde olup, taksitli olarak kullandırılan kredilerin çek hesabı ile bağlantılı olarak çalışmadığı, teminata verilen çeklerin, davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan bch kredisinin teminatını teşkil ettiği için, tahsil edilen her bir çekin bch kredisi borcundan düşüldüğü, yerinde inceleme ile temin edilip dosyaya dahil edilmiş olan ticari mevduat hesabı ekstresi incelendiğinde, dava dilekçesine konu edilmiş olan çeklerden 6965629 nolu 40.000,00 TL tutarlı çek bedelinin 18.02.2019 tarihinde, 1900570 nolu 30.000,00 TL tutarlı çek bedelinin 01.03.2019 tarihinde, 0046805 nolu 30.000,00 TL tutarlı çek bedelinin 05.03.2019 tarihinde, 3040235 nolu 125.000,00 TL tutarlı çek bedelinin 05.03.2019 tarihinde, 0002116 nolu 35.000,00 TL tutarlı çek bedelinin 26.03.2019 tarihinde, 1900571 nolu 40.000,00 TL tutarlı çek bedelinin 02.04.2019 tarihinde, 1293052 nolu 100.000,00 TL tutarlı çek bedelinin 02.04.2019 tarihinde, 3040236 nolu 125.000,00 TL tutarlı çek bedelinin 05.04.2019 tarihinde, 3047287 nolu 120.000,00 TL tutarlı çek bedelinin 05.04.2019 tarihinde, 0010906 nolu 200.000,00 TL tutarlı çek bedelinin 08.04.2019 tarihinde, 1900572 nolu 44.407,00 TL tutarlı çek bedelinin 02.05.2019 tarihinde tahsil edildiği, tahsil edilen tutarların davalı borçlu şirketin başka kredilerden kaynaklı takip borçlarına aktarıldığının belirlendiği, davalı şirketin ticari mevduat hesabı incelendiğinde, hesabın 11.02.2019 tarihinden itibaren sıfır bakiye ile çalıştığı, hesaba girişi yapılan çeklerden tahsil olunan tutarların ise davalı şirketin diğer borçlarına aktarıldığı, ticari mevduat hesabındaki kayıtlardan bu tutarların Ankara 26 İcra Müdürlüğü nezdindeki takip borcuna mahsup edildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla yapılan çek tahsilatları nedeniyle hesapta bakiye bir tutar kalmadığı için takibe konu taksitli ticari kredi borcuna aktarılmış bir tutar bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle teminata verilen çeklerin tahsili ile takip konusu borcun bitmiş olması gerektiği yönündeki davalı taraf beyanının banka kayıtları ile teyit edilemediği tespit edilmiştir. İtiraz üzerine alınan birinci ek raporda, eksik belgeler belirtilmiş, ikinci ek raporda ise, kök rapordaki görüşün tekrar edildiği bildirilmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde, çek numaralarını da belirtmek suretiyle 23 adet çekin ödeme amacıyla davacıya verildiğini ileri sürmüş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, bu çeklerden 11 adet çeke ilişkin tahsilatın davacının davalılardan alacaklı olduğu başka kredilerden kaynaklı takip borçlarına aktarıldığı, işbu dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen taksitli ticari kredi borcuna aktarılan bir miktar bulunmadığı belirtilmiştir. 11 adet çeke ilişkin yapılan tahsilatların hangi kredi borcundan mahsup edildiği ikinci ek raporda ayrıntılı olarak yazılmış ise de, anılan 11 adet çekin mahsup edildiği tutarların gerçek bir alacağa mahsup edilip edilmediği, davalı yanın kredi borcunun bulunup bulunmadığı banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile ayrıntılı olarak tespit edilmediği gibi, cevap dilekçesinde bilgilerine yer verilen kalan 12 adet çeke ilişkin kök ve ek raporlarda bir bilgiye yer verilmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen 23 adet çeke ilişkin tüm bilgi ve belgelerin davacı bankadan temin edilerek davacı tarafından ödeme amacıyla bankaya verildiği bildirilen 23 adet çekin davacı banka tarafından tahsil edilip edilmediği, tahsil edilmiş ise dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen alacaktan mahsup edilmesi gerekip gerekmediği, bilirkişi ek raporu ile alacaktan mahsup edildiği anlaşılan 11 adet çekin mahsubu yapılan banka alacağının gerçek bir alacak olup olmadığı, mahsup yapılan alacağın kaynağı hususlarında yargılama aşamasında rapor alınan bankacı bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir. Tüm bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, cevap dilekçesinde yer alan 23 adet çeke ilişkin belgeler bankadan temin edildikten sonra bu çeklerin dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen alacaktan mahsup edilmesi gerekip gerekmediği hususunda ek rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2022 tarih ve 2019/286 Esas 2022/665 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalıların yatırdığı 4.368,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine, 5-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/04/2026 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.