Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2024/533 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/533
2026/640
2 Nisan 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/533 - 2026/640
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/533
KARAR NO : 2026/640
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2023
NUMARASI : 2022/383 E. - 2023/241 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ve Marka Başvurusunun Reddi Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2023 Tarih ve 2022/383 Esas - 2023/241 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirkete ait “...” markasının TÜRKPATENT nezdinde T/02568 sayılı ile 12.02.2015 yılını takiben tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davalının dava konusu 2021/021218 sayılı 39.sınıfa ilişkin "... www.....com.tr" ibareli marka başvurusunun müvekkili şirkete ait “... ...” ve “...” markalarıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle davalı Kurum nezdinde gerçekleştirdikleri itirazın dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa tüketicilerin başlangıç kısımları birebir aynı olan ve genel görünüm bazında da ayırt edilemeyecek düzeyde yüksek benzerlik taşıyan kelimelerle karşılaştığında markaları karıştıracağını, dava konusu markanın müvekkiline ait markaların yeni bir versiyonu olduğu yanılgısına kapılacağını, davalının başvurusunun müvekkilinin tesciliyle aynı kapsama sahip olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markayarının tanınmışlığından yararlanmak maksadıyla kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 2022-M-10368 sayılı YİDK kararının iptaline, 2021/021218 numaralı “... www.....com.tr” ibareli marka başvurusunun reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, "..." logosunu barındıran ve "..." isimli e-ticaret firmasının kargolarının taşınması amacıyla kurulan firmaya ait “... ...” markasının ortalama tüketici nezdinde davalı müvekkiline ait marka ile karıştırılması imkanının bulunmadığını, davacıya ait "..." markasının ülke çapında tanınır olduğunu, ancak dava konusu yapılarak taklidi olduğu iddia edilen markanın "..." değil, henüz 2018 yılında tescili gerçekleştirilmiş olan "... ..." markası olduğunu, dolayısıyla davacı yanının iltibas iddiasını mal ve hizmet sınıflarından bağımsız olarak ileri sürme çabasının hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki redde konu 39. sınıftaki hizmetlerin tamamının davacının redde mesnet markalarının kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... www.....com.tr" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her ne kadar dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, dava konusu markanın sonunda yer alan “...” ve davacı markalarının sonunda yer alan “...” ibaresinin markaları işitsel, görsel ve kavramsal olarak ortalama tüketici nezdinde farklılaştırabileceği, “...” ibaresinin ayırt edici niteliği zayıf olması nedeniyle küçük değişikliklerin markaları farklılaştırmaya yeterli olacağı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, öte yandan davacıya ait “...” esas unsurlu markanın “online alışveriş” üzerindeki tanınmışlığının yahut bilinirlikten doğan imajının dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlere transferinin mümkün olmadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına ... açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iltibas değerlendirmesinde taraf markalarının bütüncül olarak ele alınmasının gerektiğini, davanın dayanağının sadece "..." markaları olmadığını, "... ..." ve bu markanın kısaltması olan "..." ibaresinin de dayanak olarak gösterildiğini, müvekkilinin markalarının kısaltması olarak "..." ibaresinin de tescilli biçimde kullanıldığını, başvuru markasının müvekkilinin markalarının baş ve son kısımlarını doğrudan ihtiva ettiğini, ilgili tüketicilerin müvekkilinin "... ..." markasının "..." biçiminde kısaltıldığını unutup "..." markasının müvekkilinin markasının kısaltması olduğu yanılgısına düşebileceğini, hatalı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, markaların kapsamlarının birebir örtüştüğünü, bu durumun iltibas ihtimalini güçlendirdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili 04/03/2024 tarihli istinafa cevap dilekçesinde, müvekkilinin markası üzerine dosyadan konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : 1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka başvurusunun reddi istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının 2021/021218 sayılı 39.sınıf hizmetleri kapsayan "... www.....com.tr" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet aynı sınıfta tescilli "...", "... ..." ve "..." ibareli marka arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira karşılaştırılan markalarda ortak olarak bulunan "..." ibaresinin ayırt ediciliği zayıf, yaygın kullanılan bir ibare olduğu ve sonuna eklenen -... ibaresi ve sair kelime unsurlarının dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliği sağladığı anlaşılmakla, davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalı Şirket vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin talebinin incelenmesine gelince; YİDK kararının iptali ve başvurunun reddi istemi ile açılan işbu davada, dava konusu markanın yargılama sırasında üçüncü kişilere devri halinde taraf değişikliğine ... açılacağı ve bunun da yargılamanın uzamasına neden olacağı gözetildiğinde, dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalı Şirket vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönündeki talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Şirket vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönündeki talebinin REDDİNE, 3-Yukarıda (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 19/12/2023 gün ve 2022/383 Esas - 2023/241 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Davanın REDDİNE, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 25.500.00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/04/2026 tarihinde, ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddi yönünden HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin, asıl hükme yönelik olarak HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026
Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.