Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2024/1045 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/1045
2026/1070
21 Mayıs 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/1045 - 2026/1070
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1045
KARAR NO : 2026/1070
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/02/2024
NUMARASI : 2022/40 E. - 2024/35 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/02/2024 Tarih ve 2022/40 Esas - 2024/35 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ..., ... markalarının, yapılan yatırımlarla her birinin ayrı iktisadi değer kazandığını, davalı ...’nin 03, 05, 08, 10, 18, 21 sınıfta yer alan mallar ile 44. sınıfa dahil hizmetlerde “...” markasını adına tescil ettirmek için başvuru yaptığını, yapılan itirazın reddine karar verildiğini, müvekkilinin 2013 yılından bu yana nizasız ve fasılasız olarak ... markasını 03. Sınıfa dahil mallarda bu meyanda genel temizlik ürünlerinde etkin şekilde kullandığını, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvuruda yer alan “...” ibaresinin davalı şirketin ticaret unvanının çekirdek unsuru olduğunu, ... ibaresinin markayı farklılaştıramadığını, ... ibaresinin İngilizce bir kelime olduğu şenlik anlamına geldiğini, işitsel olarak birebir aynı olduğunu, hitap edilen tüketici kitlesinin ortalama tüketici olduğunu, müvekkilinin bugüne kadar ... markası ile piyasaya sunduğu malların tüketici nezdinde bir kalite ve güven sembolü haline geldiğini, başvuru sahibinin iyi niyetli olmadığını, davalının farklı unsurlarla birlikte dahi olsa adına tescilli ettirmesi ve kullanmasının haksız olduğunu, haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, ... Yeniden inceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından verilen 10.01.2022 tarih ve 2021-M-11787 sayılı kararın iptaline, 2020/146867 numaralı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili , müvekkilinin Türkiye çapında şimdilik 100’den fazla mağazası ve yüzlerce çalışanı ile “bakımlı olmanın akıllı yolu” sloganı ile kozmetik sektöründe faaliyet gösteren saygın bir şirket olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, markaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, markaların aynı zamanda şekil unsurunu da içerdiğini, tüm bunların yanında müvekkilin 2015/101629 başvuru numaralı ... ibareli marka tescilinin bulunduğunu ve müvekkiline müktesep hak tanıdığını, müvekkilinin markası 03 / 05 / 08 / 10 / 18 / 21 / 44. sınıflarda tescilli iken davacının markasının 3.sınıfta tescilli olduğunu, davacının 29. sınıfta tescilli olan markalarının ise Türkiye'de ciddi bir şekilde kullanılmadığını, davacının markaları hakkında itiraz aşamasında 6769 sayılı kanunun 19. maddesi gereği kullanım ispatı talep edildiğini, bu talep sonrasında davacı markalarını ciddi biçimde kullanmakta olduğunu ispat edemediğini, işbu davada da davacının itiraza dayanak markalarını ciddi biçimde kullandığını ispatlamasını talep ettiklerini, "..." ibaresinin yabancı dilde ve Türkçede kullanım alanının geniş olduğunu, davacının kelime üzerinde öncelik hakkı olmadığını, ortalama tüketicinin baz alınarak inceleme yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, kullanımı ispat edilen 03. sınıftaki "sabunlar" yönünden YİDK iptali ve hükümsüzlük talebinin değerlendirildiği, davacının diğer emtialarda markasal kullanımını ispat edemediği, davacı adına tescilli ... ibareli markada ... ibaresinin çatı marka konumunda olduğu, asıl korunmak istenenin ... ibaresi olduğu, karşılaştırmanın buna göre yapılması gerektiği, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, SMK 6/1 maddesi koşullarının somut olayda 05. Sınıftaki “ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar” emtiaları yönünden oluştuğu, tanınmışlığın ve haksız rekabet iddiasının dosyadaki deliller ile ispatlanamadığı kaldı ki dava dilekçesinde talep kısmında haksız rekabete ilişkin bir talepte de bulunulmadığı gerekçesiyle, Yeniden inceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından verilen 10.01.2022 tarih ve 2021-M-11787 sayılı kararın 05. sınıftaki “ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar” iptaline, 2020/146867 numaralı markanın 05. sınıftaki “ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar” emtiası bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markasının özellikle 3.sınıf "sabun" emtiasında kullanıldığının ispatlandığını, düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarında 3.sınıf "sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)" emtiaları ile 5.sınıf "ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar" emtiasının aynı/aynı tür olduğunun bildirilmesine rağmen mahkemece 3.sınıfa dahil "sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)" emtiaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hükmün eksik bırakıldığını, öte yandan 3.sınıfta kullanımı ispatlanan "sabunlar" ile 3.sınıftaki diğer malların benzer/ilişkili bulunduğunu, bu nedenle aynı sınıfa dahil diğer tüm mallar bakımından da davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka ile davacının redde mesnet markası arasında ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, başvuru markasında "..." ibaresinin bir bütün halinde bambaşka bir kompozisyon içinde kullanıldığını, markanın parçalarına bölünmek suretiyle benzerlik karşılaştırması yapılmasının hatalı olduğunu, SMK'nın 6/5.maddesi koşullarının oluştuğunun ve kötüniyet iddiasının ispatlanamadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi rahporunun denetime elverişli bulunmadığını, rapora itirazlarının karşılanmadığını, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." ibareli markalarının müvekkili tarafından piyasada maruf hale getirildiğini, tanınmışlık ve ayırt edicilik vasfı kazandığını, müvekkilinin 2015/101629 sayılı "..." ibareli markasından kaynaklanan müktesep hak sahibi olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin 2020/146867 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna karşı davacının 2013/78685 sayılı 3.sınıfta tescilli "..." ibareli markasına dayalı olarak gerçekleştirdiği itiraz üzerine davalı şirketin marka işlem dosyasında kullanım ispatı ve işbu davada kullanmama def'i ileri sürdüğü, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacının mesnet markasıyla "sıvı sabun" satışı yaptığını ispatladığı, davacının markasını kullandığı 3.sınıftaki "sabunlar" emtiası ile dava konusu markanın kapsamında bulunan 05. sınıftaki “ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar” emtiasının aynı ya da benzer olduğu, davalının “...” ibareli marka başvurusuyla davacı firmanın “...” asli unsurlu markası arasında 05. sınıftaki “ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar” malları yönünden "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle SMK'nın 6/1.maddesi anlamında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, hükümsüzlük davasında öne sürülen tanınmışlık ve kötüniyet iddialarının ispatlanmadığı anlaşılmakla, taraflar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak, dosya kapsamında düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporları ile sonuç olarak, davacının mesnet markasını kullandığını gerek YİDK sürecinde gerekse dava dosyasında ispatladığı 03. sınıftaki “sabunlar” emtiası ile dava konusu markanın kapsamındaki 03. sınıf "Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” emtiasının aynı olduğu, 05. sınıf “ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar” emtialarının ise aynı tür emtialar olduğu açıklandığı halde mahkemece 3.sınıftaki "Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” emtiası yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf itirazları haklı bulunmuştur. 3- Davalı şirket vekili, müvekkilinin 2015/101629 sayılı "..." ibareli markası nedeniyle başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürmüş ise de, mahkemece bu konuda olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmaması doğru olmamış, bu hususun da Dairemizce değerlendirilmesi gerekli görülmüştür. Davalının 2015/101629 sayılı mesnet markasının 19/07/2016 tarihinde tescil edildiği, dava konusu başvurunun ise 24/11/2020 tarihinde yapıldığı gözetildiğinde, önceki tarihli markanın süre yönünden davalı lehine müktesep hak sağlamayacağı kanaatine varılmıştır. 4- Öte yandan mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira "harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme hakimi tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin 22/01/1982 tarih ve 12534/240).
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraflar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle taraflar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 15/02/2024 gün ve 2022/40 Esas - 2024/35 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile ... Yeniden inceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından verilen 10.01.2022 tarih ve 2021-M-11787 sayılı kararın 03. sınıf "Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” ve 05. sınıf “ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar” malları yönünden İPTALİNE, 2020/146867 sayılı "..." ibareli markanın 03. sınıf "Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” ve 05. sınıf “ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar” malları bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 651,30-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 284,50-TL tebligat ve posta masrafı, 5.250,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 70,00-TL tebligat ve posta masrafı ile 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 6.773,90-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 3386,95 -TL'ye 80,70-TL peşin harç ve 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 3548,35-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... Mağazacılık Anonim Şirketi tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 238,00-TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 1.407,40-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 703,70 TL'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 584,70 TL'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Taraflarca istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2026
Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.