Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1055 E. 2023/551 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1055
2023/551
19 Haziran 2023
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1055 Esas
KARAR NO : 2023/551
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/06/2022
KARAR TARİHİ : 19/06/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Derneği (...) üyesi olduğunu, ... tarihleri arasında düzenlenmesi taahhüt edilen " ... (...) Fuarı", müvekkilin üyesi olduğu ... Derneği (...) ile ... A.Ş. arasında 29.5.2018 tarihli ".... Fuarı’nın Organizasyonuna Dair Sözleşme" ve bu Sözleşme dayanak alınarak imzalanan 20.8.2020 tarihli "... Fuarı'nın Yapımına İlişkin Ek Sözleşme"yle belirlenen fuar tarihi, fuar katılım sözleşmelerinin pandemi nedeniyle ifasının imkansızlığının tespiti ile bu sözleşmelerin Borçlar Kanunu uyarınca uyarlanması istemiyle açılan ve davalının kabulü nedeniyle konusuz kalan davalar sonunda, yine davalı tarafın tek yanlı iradesiyle belirlediği ... tarihleri arasına ertelendiğini, ancak bu sözleşlemeler, ... tarafından: Fuar Koordinasyon Komitesinin yetki ve sorumluluğunda olan ve her biri gündeme alınmak suretiyle değerlendirilmesi gereken fuar süresi, fuar öncesi ve sonrasında tarafların yetki ve sorumluluklarında değişiklikler, fuar katılım ücretlerinde uyarlama gibi bir çok hususta davalı tarafın tek yanlı irade açıklamalarının olmasına rağmen, davalı tarafın Fuar Koordinasyon Komitesi toplantısının yapıldığına, gündemine ve toplantının sonucuna ait tutanakları imzadan kaçınarak Fuar Koordinasyon Komitesini işlevsiz bıraktığını, davalı tarafın fuar yerini yine tek yanlı olarak "....", fuar tarihini ise ... tarihleri olarak değiştirdiği, bu durumun ise davalının bünyesinde bulunduğu ... Holding resmi web adresinde ilan edildiğini, bu durumun müvekkilinin davacının üyesi olduğu ... tarafından Beyoğlu ... Noterliği nezdinde düzenlenen 24.12.2021 günlü, ... ve ... yevmiye numaralı e-tespitler ile tutanak altına alındığı, davalı şirketin ilan ettiği yeni fuar yeri ve fuarın ifa tarihlerine ait tek yanlı değişikliklerin hukuksal geçerliliği olmaması nedeniyle fuarın ... tarihleri arasında .... Kavşağı, ...., ...Karşısı, .... Fuar Merkezi (yeni adıyla ...) 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı salonlarda gerçekleştirileceğini ispatlayıcı mahiyette ... A.Ş ile ... A.Ş arasında imzalı kira sözleşmesi / yer tahsisi belgesi ile desteklenen ... A.Ş. kanuni temsilcileri tarafından imzalı garanti taahhütnamesinin ...'e iletilmesinin noter aracılığıyla ve ihtarnameyle talep edildiğini, bu ihtarnameyle davalı tarafa tebliğ olunan hususların da yerine getirilmemesi üzerine bu defa ... tarihleri arasında yapılması gereken fuarın süresinin kısaltılarak, hatta önceki deneyimlerle sabit olduğu üzere fuardan faydanın yoğunlukla sağlanacağı ... gününün fuar süresinden çıkarılıp, fuarın ... tarihlerinde gerçekleştirileceğinin duyurulduğunu, bunun da sözleşmeye aykırı olduğunu, fuarın gerek sözleşmeyle belirlenmiş ..., gerek tek taraflı olarak ve usulsüz şekilde değiştirilen ... tarihlerinde yapılacağının "Yurt İçinde Fuar Düzenlenmesine Dair Usul Ve Esaslar" kapsamında ilan edilen fuar ana takviminde gösterilmediği gibi ilan tarihi itibariyle sözü edilen takvime alınmasının ilgili mevzuat karşısında olanaksız olduğu, ayrıca ... A.Ş ile davalı arasında imzalı kira sözleşmesi / yer tahsisi belgesinin olmadığını, istenilmesine karşın davalı tarafça üyesi olduğumuz ...'e ısrarla sunulmadığını, fuar alanı işleticisi olan ... A.Ş.nin ilan ettiği fuar takviminde sözleşmeye konu fuardan söz edilmediğini, esasen 2021 yılında gerçekleşmesi gerekirken 2022 yılına ertelen fuar için her şeyden önce basiretli tacir sıfatıyla zamanında ve uygun koşullarla fuar alanın tahsisinin bile sağlanmadığı tespitlerine dayanan nedenlerle ... ile ... A.Ş. ile davalı arasında akdedilen tüm sözleşmeler ... tarafından tek yanlı olarak feshedildiğini ve müvekkili şirketinde arasında olduğu ... üyelerine duyurulduğunu, ... İle arasındaki sözleşmeleri sonlanan davalı tarafın bu kez de hiçbir haklı nedeni olmaksızın, 2022 yılının Şubat ayında düzenlemesi gereken fuarı bu defa 2022 yılının sonuna ertelediğini açıkladığını, fuar tarihinin bu kez aralık/2022 sonuna ertelemesi, anılan tarihin ise .... fuar merkezinin en az talep gören tarihini içermesi ve bu nedenle fiyatlama olarak en uygun tarih olması nedeniyle davalı yanın kendi çıkarlarına, katılımcıların ise zararına davrandığının açık karinesi olması, keza bahse konu tarihin yurt dışından gelebilecek ziyaretçiler yanında yurt dışı tedarikçilerin dini bayramlarına rastlaması nedeniyle katılımlarının çok sınırlı olduğunun fuarcılık ile ilgili asgari bilgi seviyesine haiz her bireyin bilgisi dahilinde olduğu dikkate alındığında fuara ait ticari amaç ve beklentimizle hiç bağdaşmaması karşısında müvekkilinin fuardan çekilme hakkını kullandığını, İstanbul ... Noterliği ihtarnamesiyle davalı tarafa duyurmuş; ayrıca davalının fuar katılım bedeli olarak tahsil ettiği 133.070,00 TL'nın bu ihtarnamenin tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde müvekkilinin banka hesabına iade edilmesini, aksi takdirde bu tutarın tahsili için gerekli yasal takip yollarına başvurulacağı, haklı nedenlerle fuardan çekilme nedeniyle "Katılımcı Sözleşmesi"ne dayanarak tarafımızdan cezai şart veya diğer bir yükümlüğün ifasının talep edilemeyeceğinin bildirildiğini, davalı tarafça ihtara yanıt verilmediğini, müvekkili tarafından davalıya ödemiş olduğu çekişme konusu olmayan katılım bedeli ve ihtarname masrafının icra yoluyla davalıdan geri alınması için ilamsız icra takibi başlattığını, davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, kötüniyetli karşı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere üst hatten icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin dava dilekçesinde ... adlı derneğe üye olduğundan bahisle birtakım iddialar öne sürse de davacı tek başına basiretli bir tacir olup işlem ve eylemlerinden tek başına sorumlu olduğunu, dava konusu fuarın ertelenmesi ile ilgili müvekkil şirketin, fuarın tarihini değiştirme hakkı bulunduğunu, fuar tarihinin değiştirilmesi katılımcılara sözleşmeyi fesih ve ödenen bedelin iadesi hakkı vermediğini, müvekkil şirketin pandemi nedeniyle devlet tarafından alınan kararlar ve yayınlanan genelgeler nedeni ile fuarı ertelemek zorunda kalmış, belirlenen tarihte yurt dışından misafirlerin pandemi nedeniyle katılamayacak olmaları nedeniyle fuar katılımcıları tarafından ertelenmesinin talep edildiğini, müvekkili şirketin sektörden gelen talepler doğrultusunda fuarı ... tarihine ertelediğini, bu kapsamda söz konusu fuarın ilk olarak ... tarihine ertelenmişse de pandeminin belirlenen tarihte halen daha devam etmesi ve yüz binleri bulan vakalar sonucunda söz konusu fuarın bir kez da ... tarihine ertelendiğini ve fuarın iptalinin kesinlikle söz konusu olmadığını, söz konusu fuarın ... Tarihinde ... Merkezinde gerçekleştirileceğini, davacı şirketin iddia ettiği gibi bu ertele keyfi sebeplerle yapılmadığını, dönemin gerektirdiği tedbirlerin müvekkil şirket tarafından alındığını, bu kapsamda tüm dünyada da aynı tedbirlerin alındığını, söz konusu fuarların ertelenmesi tüm dünya genelinde geçerli bir sorun olup bununla ilgili 2022 yılında yapılması planlanan sektörün avrupadaki en büyük fuarı olan... fuarının da 2023 yılına ertelendiğini, açıklanan nedenlerle öncelikle yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, davacı taraftan %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 133.819,77-TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
6098 sayılı T.B.K yürürlüğe girmesinden evvel, mevzuatımızda uyarlama kurumuna ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte, taraflar arasındaki sözleşme koşullarının daha sonra önemli ölçüde değişmesi halinde değişen bu koşullar karşısında (Clausula Rebüs Sic Stantibus -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ) ilkesi bağlamında ve M.K. 2. maddesinden de yararlanılmak suretiyle sözleşmenin yeniden düzenlenmesinin mümkün bulunduğu ve karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin bozularak "işlem temelinin çökmesi" halinde M.K. 1, 2 ve 4'üncü maddelerinden yararlanılması gerektiğine dair öğreti ve uygulamada yerleşik bir kabul mevcut iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın 138 nci maddesi ile bu husus yasal bir düzenlemeye de kavuşturulmuştur. Aşırı ifa güçlüğü başlıklı bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak az yukarıda ifade edildiği üzere "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır.
Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 ve 2017/13-515 Esas, 2019/1233 Karar sayılı ilamına baktığımızda; "Kurulmuş bir sözleşmede sonradan ortaya çıkan bazı olgular nedeniyle değişiklik yapılabilmesi, bugün çağdaş tüm hukuk sistemlerinde kabul edilen, beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramının koşullarının gerçekleşmiş olması hâlinde mümkün görülmektedir. Bu kuramın, borçlunun şartları ne olursa olsun mutlaka akde sadık kalmasını zorunlu gören, bir bakıma artık eskimiş olarak nitelendirilebilecek ahde vefa veya pacta sunt servanda kuramını sınırlamak için konulduğu benimsenmektedir.
Beklenmeyen hâl kuramı, şöyle açıklanmaktadır: “Akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse taraflar akitle bağlı olmamalıdır. Buna “clausula rebus sic stantibus” (beklenmeyen hâl şartı) denmektedir. Bu görüş öğretide “emprevizyon teorisi” adıyla anılmaktadır. Öğretide, sözleşmenin, yapıldığı andaki durumun değişmeyeceği şeklindeki bir zımni kabul ile yapıldığı, aynen uygulanmasının taraflarca bu zımni şarta bağlı tutulduğu varsayılmaktadır (Tekinay, S.S./Akman, S./Burcuoğlu, H./Altop, A.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 7.Bası,İstanbul 1993, s.1005).
Anlaşılacağı üzere hukukumuzda ahde vefa ilkesinin geçerli olduğu ancak bir kısım özel şartların bir araya gelmesi halinde TBK'nun 138. maddesi çerçevesinde sözleşmeyle bağlılık ilkesinin ihmal edilebileceği açıktır.
Taraflar arasındaki sözleşmeyi etkiler şekilde dünya genelinde ortaya çıkan COVİD-19 pandemisi ve bu bağlamda yasa koyucu tarafından alınan önlemler ve bu minvalde yapılan düzenlemelerin sosyal hayat ve doğal sonucu olarak iş hayatına etkileri hukuken meşhur ve maruf vakıalardandır. Bu vakıaların taraflar arasındaki davaya konu olan hizmet ilişkisine etkilerinin yukarıda özetlenen hukukun genel ilkeleri ve yasal düzenlemeler ışığında açılmış bulunan davada mahkemece değerlendirileceği açıktır. Ancak, söz konusu uyuşmazlığın değerlendirileceği yargılama sürecinde yine yukarıda izahı yapılan sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa - Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri ile beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2021/632 esas-2021/668 karar)
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde “Genel Olarak" madde başlığı altında “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır.
Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.
Yeni koronavirüs (Covid-19) salgını Mart 2020 ayından itibaren ülkemizde görülmeye başlanmış ve bu kapsamda hastalığın yayılmasının kontrol altına alınması amacıyla çeşitli tedbirlere başvurulmuştur. Bu tedbirler kapsamında olmak üzere zaman zaman ve ihtiyaç durumuna göre sokağa çıkma yasağı uygulanması, iş yerlerinin kapatılması veya esnek çalışma, düğün törenlerinin ertelenmesi, evden çalışma gibi değişkenlik gösteren tedbirler uygulanmış olup, salgının etkilerinin ve yetkili kurumlarca alınan tedbirlerin halen devam ettiği bilinmektedir.
Yaşanılan salgın hastalık sürecinin olağanüstü bir durum olduğu ve taraflarca öngörülemeyeceği açıktır. O halde genel olarak salgın hastalık sürecinin Türk Borçlar Kanunu'nun 138.maddesinde belirtilen olağanüstü durum olarak kabul edilmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 136.maddesinde belirtilen borçludan kaynaklanmayan imkansızlık sebebi olarak kabul edilmesi gerekir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında ... tarihleri arasında düzenlenmesi taahhüt edilen " ... Fuarı", adlı fuar katılım sözleşmesi yapılmış ise de, Covid-19 pandemisinin 2. Dalgası kapsamında fuarın yapılıp yapılmayacağı hususu belirsiz hale gelmiş olup fuarın ertelendiği, belirtilen tarihlerde ifası konusunda borçlunun sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmiştir.
Davalı taraf fuarın iptal edilmeyip, ertelendiğini, kısmi ifa imkansızlığı bulunmadığını iddia etmiştir.Her ne kadar imkansızlık geçici nitelikte olup, kural olarak borcu sona ermesine neden olmaz ise de, bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. İfanın muayyen bir zamanda yapılacak olması veya ifa zamanının alacaklı için önem taşıdığı hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurduğu kabul edilmelidir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde de belirtildiği üzere karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür.
Somut davada taraflar arasında fuar katılım sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme kapsamında davacı fuar katılımcısı, davalı ise fuar düzenleyicisidir. Taraflar fuar katılım sözleşmesi kapsamında ... tarihleri arasında düzenlenmesi taahhüt edilen "... (...) Fuarı" katılım konusunda sözleşme imzalanmıştır. Ancak söz konusu sözleşme kapsamında kararlaştırılan fuar davalı tarafça covid 19 pandemisi sebebiyle gerçekleştirilmemiş ve ertelenmiştir. Ancak davalı tarafça yeni fuar tarihi davacı ile müzakere edilmemiştir. Covid 19 pandemisi sebebiyle dünya genelinde ve ülkemizde tüm etkinliklerin kısıtlandığı hususunda ve davalının da kararlaştırılan tarihte edimini elinde olmayan sebeplerle yerine getiremediği hususunda tereddüt yoktur ve bu hususlarda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Ancak davacı taraf ... tarihlerinde gerçekleşecek olan fuara katılım için davalı ile sözleşme imzalamıştır ve bu nedenle yukarıda belirtilen yasal mevzuat gereği de davacının kendisi ile müzakere edilmeden farklı bir tarihte aynı ülkede veya başka bir ülkede düzenlenecek fuara katılmaya zorlanmasının kabul edilmesi hukuken mümkün değildir. Bu nedenlerle davacının sözleşmede belirtilen tarihlerde yapılmayan fuara ilişkin davalı tarafça sözleşmede belirtilen edim yerine getirilmediğinden davacı tarafça ödenen bedelin iadesini talep etmekte hukuken haklı olduğu kanaatine varılmış ve toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşme gereğince yapılan toplam ödemenin 133.070,00 TL asıl alacak, 749,77-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 133.819,77 TL, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın KABULÜ ile; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın İPTALİ ile takibin 133.070,00 TL asıl alacak, 749,77. TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 133.819,77 TL üzerinden devamına,
-
133.819,77 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 9.141,23. TL ilam harcından peşin alınan 1.616,21. TL harcın mahsubu ile bakiye 7.525,01. TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.560,00. TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
-
Davacı tarafından sarf edilen 122,00. TL posta masrafı, 80,70. TL başvuru harcı, 1.616,21. TL peşin harç olmak üzere toplam 1.818,91. TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 21.072,96. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
-
HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/06/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:49