SoorglaÜcretsiz Dene

Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1105 E. 2023/1033 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1105

Karar No

2023/1033

Karar Tarihi

24 Kasım 2023

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/1105 Esas

KARAR NO : 2023/1033

DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)

DAVA TARİHİ : 14/02/2023

KARAR TARİHİ : 24/11/2023

KARAR YAZIM TARİHİ : 24/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkili ...'ye, ... Hizmetleri Ve Ticaret A. Ş'de 25.07.2022 tarihinde kepçe kulak operasyonu olarak da bilinen ... operasyonu ... tarafından 10.000 TL karşılığında yapılmıştır. Müvekkil tıbbi hiçbir gereklilik ve zorunluluk olmadan yalnızca estetik amaçla kulaklarının daha iyi bir görünüme sahip olması niyetiyle bu operasyonu yaptırmaya karar vermiş olduğunu, Üzerinde anlaşma sağlanan otoplasti yani kepçe kulak operasyonu neticesinde sayın hekim, müvekkile doğal ve nizami bir kulak görünümü kazandıracağını belirtmiş ve operasyon sonrasında kepçe kulak görünümünün tamamen ortadan kaybolacağını ve işlem neticesinde bir sorun yaşanmayacağını ifade etmiştir. Operasyon sonrası süreç için ise müvekkilin yalnızca 1 gün hastanede kontrol amaçlı tutulacağını daha sonrasında ise taburcu olacağı bilgisi verilmiş ve konuya ilişkin olarak başka bir açıklama yapılmamıştır. Buna binaen de sayın hekim ilgili eser sözleşmesinin borçlu tarafı haline gelmiştir. Ancak yapılan operasyon neticesinde hekimin verdiği sözlerin hiçbiri yerine getirilememiş; müvekkil operasyondan itibaren her geçen gün daha kötü bir vaziyet içinde kalmıştır. Zira operasyonun hemen ertesi gün yani operasyon sonrasında 48 saat geçtiğinde müvekkilin sargıları açıldığında her iki kulakta da müvekkilin kulağından boynuma kadar uzanan morluklar, şişlikler, kızarıklıklar ve yaralar görülmüştür. Bunun üzerine işlemi yapan hekime müvekkilim tarafından durum anlatılmış ancak hekim "hematom (deri altında kan birikmesi) oluştuğunu bu durumun geçici olduğunu, hematomun vücut tarafından emileceği, kendisinin reçete ettiği ilaçların kullanılması gerektiğini" bildirmiş ve müvekkili kontrole çağırmamıştır. İlgili hekim daha sonrasında ise müvekkilin tekrardan aynı durumun devam ettiğini ve durumunda hiçbir düzelme olmadığını ifade etmesi üzerine kontrole gelmesini söylemiş fakat yapılan kontrollerde hiçbir müdahalede bulunmamıştır. Bu süreçte müvekkilin kulağı günden güne kötüleşmiş ve hiçbir iyileşme emaresi göstermemiştir. Müvekkil tüm endişelerini, yaşadığı süreci ve kulağındaki görüntüden ve acıdan duyduğu rahatsızlığı defalarca dile getirdiği halde hekim, müvekkile karşı özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş ve amiyane tabirle müvekkili geçiştirmiştir. Müvekkil defalarca kulağının durumunun kötü olduğunu belirtmiş; bu durumun kendisini endişelendirdiğini ve kulağının böyle kalacağından duyduğu korkuyu dile getirmiş ancak her seferinde operasyonu gerçekleştiren hekimin geçiştirmeleriyle karşı karşıya kalmıştır" şeklinde beyanda bulunarak davanın kabulüne, maddi tazminat olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazmin ve tahsiline, manevi tazminat olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazmin ve tahsilini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf şimdilik 10.000 TL maddi tazminat ve 150.000 TL manevi tazminat talepli olarak dava açmış olduğunu, davacı tarafından ödenen ameliyat bedeli net olup davacı tarafın talep ettiği maddi tazminat miktarı davanın açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenememesi durumu olmadığından HMK m. 107/1 şartları sağlanmamış olduğunu, dolayısıyla davanın belirsiz alacak talepli olarak açılması mümkün olmadığını, davanın usulden reddini talep etmiştir.

Davalı ... Hiz. Ve Tic. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; "Hastaya verilen zararlı sonuçtan hastanenin ve doktorun sorumlu tutulabilmesi için hastane işletmesinin yükümlülükleri, kamusal görevleri, doktorun görevleri ile zararlı sonuç arasında ''nedensellik bağı'' kurulabilmesi gerekmektedir. Somut olayda nedensellik bağı bulunmamaktadır. Müvekkil hastane ve ilgili doktor üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmiştir. Davacının bir zarara uğradığı ispatlanmamıştır. Davacının uğradığını iddia ettiği zararlardan müvekkil hastane ve doktorun herhangi bir sorumluluğu yoktur. Davacının iddia ettiği zararların, müvekkil şirketlerin eylemi neticesi oluştuğuna dair tıbbi bir belge ve bilgi yoktur. Hastanenin sorumluluğu için “nedensellik bağı” kurulduktan sonra “özen” yükümlülüğü ve hastanelerde olması gereken ve Özel Hastaneler Tüzüğünde öngörülen her türlü koşulların sağlanması yükümlülükleri gündeme gelir. Tüm bu koşullar müvekkil hastane tarafından sağlanmıştır. Artık Hastanenin herhangi bir sorumluluğundan söz edilemez olduğunu, Müvekkili hastanenin dosya kapsamına sunduğumuz kayıtlardan anlaşılacağı gibi anılan tüm borçlarını gereği gibi yerine getirmiştir. Bünyesinde çalıştırdığı hekim ve sağlık personelleri işinde uzman ve tıp çevresinde takdir ve talep gören kişilerden oluşmaktadır. Müvekkil hastanenin hekim seçiminde ve verdiği hizmet kapsamında gerekli özeni göstermesi halinde sorumluluğu bulunmamaktadır" şeklinde beyanda bulunarak davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... iddialarının değerlendirilebilmesi tespiti açısından dava konusu hekim müdahalesinde sigortalı hekime atfedilecek bir kusur ve daha da önemlisi poliçe koruma alanına giren, sigorta teminatı içerisinde bir zararın olup olmadığının tetkiki gerekmekte olduğunu, dolayısı ile öncelikle ortada çıkan sonucun beklenmeyen bir sonuç olup olmadığı, bu sonuç sonrasında kalıcı araz kalıp kalmadığı ve hekimin müdahalesinin bu sonuca bir etkisinin olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bu sonucun sigorta koruma alanında olup olmadığı ile ilgili hususların da ayrı bir değerlendirme konusu olacağını, poliçe kapsamında faaliyet alanına giren bir işlem olmadığından davanın müvekkil şirket açısından reddine ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dava konusu uyuşmazlığın estetik amaçlı ameliyattan kaynaklandığı ve taraflar arasındaki akdi ilişkinin eser sözleşmesi niteliği arz ettiği anlaşılmıştır.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır.

Anılan Kanunun 3/h maddesinde de “Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar…” hükmünü içermektedir. Aynı Kanunun 3. Maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (1) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73. Maddesinin (1) bendi gereğince de bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.

Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.

Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.

Dava konusu uyuşmazlığın mutlak ve nisbi ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır. HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Bakırköy ... Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. TTK'nun 4/1, 5/1 ve 19/2 maddeleri ile HMK'nun 114/1. c, 115/1. 2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,

  2. Görevli ve yetkili mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemeleri OLDUĞUNA,

  3. Mahkememiz ile Bakırköy ...Tüketici Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi halinde görev hususunun değerlendirilmesi (MERCİİ TAYİNİ) için dosyanın ilgili İstanbul Bölge Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  4. HMK'nun 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,

Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/11/2023

Katip ...

¸e-imzalıdır

Hakim ....

¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

(SigortaDayananRücuen)ÖdemesineTazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim