SoorglaÜcretsiz Dene

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/965 E. 2023/621 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/965

Karar No

2023/621

Karar Tarihi

22 Haziran 2023

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/965

KARAR NO : 2023/621

DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

DAVA TARİHİ : 01/11/2022

KARAR TARİHİ : 22/06/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 12/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA:

Davacılar vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 01/11/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Davalı şirketin sermaye yapısı itibariyle bir aile şirketi olduğunu, müvekkillerinin değişik pay oranları ile davalı şirketin ortakları olduğunu, ... ve ...'ın aynı zamanda .... Sanayi A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı şirketin 2021 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının 18.08.2022 tarihinde yapıldığını, aşağıda yer alan gerekçelerle gündemin 6. maddesinde yer alan kararın açıkça hukuka aykırı olup iptali gerektiğini, gündem maddelerinden 6 nolu, dağıtılmayan geçmiş yıl karları ve şirket aktifinde kayıtlı kar yedekleri toplamı ile 2021 yılı karının dağıtılmasına ilişcin madde görüşülürken yönetim kurulu tarafından kar dağıtmama gerekçesi olarak; şirketin asli gelir kaynağının kira olduğu, şu an için bu gelirin mevcut olmadığı ve şirketin ileriki süreçlerde genel giderleri ve masraflarının karşılanması gerekliliğinin gösterildiğini, söz konusu gerekçenin tamamen soyut; sırf kar dağıtmamak için ileri sürülmüş kötü niyetli bir iddia olduğunu, müvekkillerinden ... temsilcisinin karın dağıtılmasına ilişkin yazılı gerekçesini sunduğunu ve bu gerekçesinde "... Şirketin faaliyetlerini sürdürmek için ilave kaynağa ihtiyaç yoktur. Karın yedek akçeye ayrılmasının ” şirketin gelişimi için de hiçbir. Faydası bulunmamaktadır. Şirket ve ortaklar arasındaki menfaat dengesi, şirket tarafından karlı bilançolara rağmen uzun yıllardır pay sahiplerine hiç kar dağıtımı yapılmaması ve buna gerekçe olacak bir ciddi yatırım kalemine de yer verilmemiş olması, yedek akçelerin sermayeye oranı; mali tablolarda yer alan kar, yedek akçe vb. birlikte değerlendirildiğinde, karın tamamının dağıtılması gerekirken; 2020 ve öncesi için %50, 2021 yılı ticari karı üzerinden %25 karın dağıtılması kararı doğru değildir. Şirketin öz varlıkları sermayesinin “yaklaşık iki katına ulaşmıştır. Rasyoları uygundur. Genel kurulun açık gündemine rağmen, geçmiş yıl kârlarının neden dağıtılmaması ve olağanüstü yedeklere ayrılmaya devam etmesi gerektiğine ilişkin, yönetim tarafından genel kuruldan 15 gün önce ortakların elinde olacak şekilde hazırlanmış ayrıntılı ve açıklayıcı bir projeksiyon raporu sunulmamıştır. Geçmiş yıllarda ayırılan olağanüstü yedeklerin bugüne dek özgülendikleri amaçlar doğrultusunda harcandığını gösteren herhangi bir yazılı belge de sunulmamıştır...” şeklinde beyanda bulunarak kanuni yedek akçe dışında kalan kar payının tamamının dağıtılmasını talep ettiğini, davalı şirketin 18.10.2021 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, davalı şirketin %25'in üzerindeki kar payının olağanüstü yedek akçe olarak ayrılması yönünde oy kullanan yönetim kurulu üyelerinden ....'un dava dışı ... A.Ş.'nin 2021 yılında yapılan genel kurul toplantı tutanağına geçen “... Yaklaşık iki yıldır ortaklar arasında bölünme gündeme geldiği için yapılması zorunlu olan yatırımlar hayata geçirilememiştir.” beyanıyla davalı şirket ve iştirak şirketlerinin son birkaç yıla yayılan bölünme meseleleri nedeniyle yatırımların hayata geçirilemediğini ikrar ettiğini, kâr payının dağıtılmamasına ilişkin kararın şirketçe somut emarelerle gerekçelendirilmesi gerektiğini, somut uyuşmazlıkta genel kurulun açık gündemine rağmen yönetim tarafından, niçin geçmiş yıl kârlarının dağıtılmadığı ve olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmaya devam etmesi gerektiğine ilişkin toplantıdan en geç 15 gün önce ortakların elinde olacak şekilde hazırlanmış ayrıntılı ve açıklayıcı bir projeksiyon raporu sunulmadığı gibi, ayrılan bu yedek akçenin geçmişten bugüne nerede ve nasıl harcandığını gösteren yazılı bir bilgi, belge, doküman ve dahi iddia bile ortaya konmadığını, karın bir defa olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasının, artık sonsuza dek bu paranın kar dağıtımına tabi olmayacağı anlamına gelmediğini, anonim şirketin nihai amacının kâr elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte, ana sözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenlerin bu genel ilkenin istisnalarını oluşturduğunu, bu istisnaların en önemlisi ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde de uygulanacak olanın TTK'nın 523/2. maddesindeki düzenleme olduğunu, anılan düzenleme gereğince genel kurulun, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebileceğini, ancak genel kurulun bu yetkisini anonim şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin vazgeçilmez hakkı olan kar payı hakkını ihlal edecek şekilde, keyfi olarak, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde kullanamayacağını, TTK'nın 452. maddesinde belirtilen müktesep haklardan olan kâr payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan TTK'nın 523/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması gerektiğini, anonim şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken, iyi niyet kurallarına aykırı olacak şekilde uzunca bir süre kar dağıtılmaması ya da yetersiz dağıtılması halinde; TTK m. 447 hükmünde batıl kabul edilen genel kurul kararları sınırlı sayıda düzenlenmediğinden, bu hallerin dışında da Türk Borçlar Kanunu m.27/1 hükmü gereğince kanunun emredici hükümlerine ve kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle hükme aykırı şekilde alıman genel kurul kararları aleyhine butlanın tespiti davası açılabileceğini, kanun koyucunun, genel kurul kararıyla ayrılacak yedek akçelerin ancak belirli hallerde ayrılabileceğini TTK m. 523'te sınırlı sayıda göstererek düzenlediğini, genel kurul kararıyla yedek akçe ayrılabilmesi için TTK m. 523'ün ikinci ve üçüncü fıkrasında belirtilen hallerin varlığının zorunlu olduğunu, davalı şirketin istendiği takdirde bu koşulların meydana geldiğini ispat ile yükümlü olduğunu, bir kez olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmış olmanın, ayrılan kısmın şirketin karı olması vasfını değiştirmediğini, dolayısı ile yedek akçe ayırma kararının her zaman gözden geçirilebilir bir karar olup TTK m.523/2'de sayılan şartlar ortadan kalktığında bu kez ortakların iradelerini karın dağıtılması yönünde kullanabileceğini neticede; davalı şirketin 18.08.2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararlardan (6) nolu kararın İPTALİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:

Davalı ...'nin vekilince mahkememize sunulan 21/12/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin grup şirketlerinin ortaklık yapısının ana omurgasını ... soy ismine sahip kurucu üç kardeşin (..,..,..) oluşturduğunu, bu kardeşlerin çocuklarının da çeşitli hisse oranlarıyla ortaklığa dâhil olduklarını, kurucu üç kardeşten ....'ın vefatından sonra onun yerine mirasçıları ..., ..., ... ve ...'ın %40 hisse ile ortak olduklarını, ....ın mirasçılarının aktif olarak şirketlerin yönetim ve idaresinde yer alıyor olmalarına rağmen, şirketi istedikleri şekilde böldürebilmek için, şirketi çalıştırmamak ve yönetilemez hale getirmek için hareket etmeye başladıklarını, bu amaçla son iki yıldır Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinde çok sayıda genel kurul kararlarının iptali ile yönetim kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti davaları açtıklarını, müvekkili şirketin, şirketi zaafa uğratmadan mümkün olan en yüksek oranda kâr dağıtma gayreti içinde olduğunu, 2021 faaliyet dönemine ilişkin olarak 2022 yılında yapılan genel kurulda; geçmiş yıllara ilişkin yedek akçelerin %25, 2021 yılı kârından da %50 oranında kar dağıtma kararı alındığını, kâr dağıtımı konusunda karar alırken, bir taraftan kârın ortakların doğal bir hakkı olduğuna, diğer taraftan şirketin mali açıdan zaafa uğramamasına ve kâr dağıtımının sürdürülebilir olmasına dikkat edildiğini, müvekkili şirketin asli gelir kaynağının kira gelirleri olduğunu, uzun süreden beri kiracı olan ... dağıtım firmasının taşınmasından sonra müvekkilinin bu önemli kira gelirinden mahrum kaldığını, yeni kiracının bulunmasının zaman aldığını, sonrasında gelen tekliflere .... grubu varisleri olan davacıların karşı çıkması üzerine kiraya verilemediğini, bu durum karşısında eldeki bütün kârın dağıtılmasının, şirketi mali açıdan zor durumda bırakabileceğini, bankadan faizle kredi almak zorunda kalmaktansa kârın bir kısmının dağıtılmamasının şirket menfaatlerine daha uygun olduğunu, TTK m. 523/2 maddesinde “Genel kurul; aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir.” hükmünün yer aldığını, keza şirket esas sözleşmesinin kârın tespit ve dağıtımına ilişkin 17. maddesinde; “Şirketin net dönem karı yıllık kazançtan yapılmış her çeşit masraflar ve amortismanların çıkarılmasından sonra kalan miktardır. Net dönem kârından her yıl 965 genel kanuni yedek akçe ayrılır; kalan miktarın %65 'i pay sahiplerine kar payı olarak dağıtılır. Kar payı, pay sahibinin esas sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olarak hesaplanır. Net dönem karının geri kalan kısmı, genel kurulun tespit edeceği şekil ve surette dağıtılır. Pay sahiplerine yüzde beş oranında kar payı ödendikten sonra kardan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu genel kanuni yedek akçeye eklenir.” hükmünün yer aldığını, bu hükümden de görüleceği üzere şirket esas sözleşmesine göre, şirketin, net dönem kârının %5'i kanuni yedek akçe olarak ayrıldıktan sonra kalan miktarın *65'ni ödemekle yükümlü olduğunu, kalan kısmının hangi şekil ve surette dağıtılacağı konusunda esas sözleşmenin genel kurula yetki verdiğini, müvekkili şirketin bu takdir hakkını kullanırken içinde bulunduğu ekonomik şartlar çerçevesinde bir taraftan şirketin mali açıdan varlığını tehlikeye düşürmemeye çalıştığını, diğer taraftan da ortaklarına mümkün olan en yüksek oranda kar dağıtmaya çalıştığını, müvekkili şirketin şu anda içinde bulunduğu mali yapı ile TTK m. 523 dikkate alındığında genel kurulun almış olduğu kararın şirketin menfaatleri açısından en doğru karar olduğu gibi kanuna ve esas sözleşmeye de uygun olduğunu, neticede; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Dava, davalı şirketin 18/08/2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurulunda, 6 nolu gündem maddesi ile alınan kararın iptali istemine ilişkindir.

Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.

Bilirkişiler Prof. Dr. .... ve ... tarafından mahkememize sunulan 24/05/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davalı şirketin Bilançolarında genel kurulda alınan karara istinaden, 3.923.309,21 TL kârın dağıtılmasından sonra dahi, 2022 yılı sonunda Dönen Varlıklarının 13.672.183,47 TL, Kısa Vad. Yab. Kaynaklarının ise 2.849.,965,60 TL olduğu, şirketin cari oranı bir borçlarını ödeme oranının 4,80 olduğu, Cari oranın normal şartlarda olması gereken 1,5 ve üzeri iken davalı şirketin Dönen varlıklarının borçlarını fazlasıyla ödemeye yettiği, davacıların talebinde olduğu gibi 2020 yılı ve öncesi ile 2021 yılı kârının tamamının dağıtılması halinde dahi (yasal yedekler ayrıldıktan sonra) davalı şirketin öz kaynaklarının içerisinde sermaye ve yasal yedeklerin korunması şartlarını taşımakta olduğu, 2020 yılı ve öncesi ile 2021 yılı kârının tamamının dağıtılmasının mümkün olduğunun değerlendirildiği, huzurdaki davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dava şartlarının mevcut olduğu, somut uyuşmazlık bakımından TTK m. 523/2 hükmünün şartlarının oluşmadığı, dolayısıyla dava konusu (6) nolu kararın kanuna aykırı olduğundan bahisle iptal edilebileceği, dava konusu (6) nolu kararın dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde beyan ve görüş bildirmişlerdir.

Dosya içeriğinden davacıların davalı şirketin 12.000 payına ve % 2 tutarında sermayesine sahip ortağı olduğu, davalı şirket tarafından 18/08/2022 tarihinde 2020-2021 yıllarına ilişkin olarak genel kurul toplantısı yapıldığı, davacıların dava konusu kararlara muhalif kaldıkları ve kararların alındığı tarihten itibaren üç ay içerisinde de iş bu iptal davasını açtığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında ihtilaf konusu olan ve çözüme kavuşturulması gereken temel problem; genel kurulda 6 nolu gündem maddesi ile alınan kararın iptal şartlarının oluşup oluşmadığıdır.

Anonim şirketler hukukunda yokluk ve butlan hallerinin yanı sıra genel kurul kararlarının hükümsüzlük hallerinden birisi de iptal edilebilirliktir. Genel kurul kararlarına karşı iptal davasını açma hakkını düzenleyen TTK. m. 446 hükmüne göre:

"a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,

b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren paysahipleri, ... iptal davası açabilir".

Söz konusu hükümden de açıkça anlaşıldığı üzere, kural olarak pay sahiplerinin iptal davası açabilmeleri için toplantıda hazır bulunmaları, iptale konu ettikleri karara karşı olumsuz oy kullanmaları ve bu muhalefetlerini tutanağa yazdırmaları gerekir.

Toplantıda hazır bulunan, karara muhalif olan ve keyfiyeti zapta geçiren pay sahiplerinin açmış oldukları iptal davasının kabul edilebilmesi için ayrıca bu kararların yasaya, esas sözleşmeye veya iyiniyet kuralına aykırı olduklarının da kanıtlanması gerekir (TTK. m. 445).

Yapılan davete rağmen toplantıya katılmayan ve muhalefet şerhini tutanağa yazdırmayan bir pay sahibi ancak,

a)usulüne uygun toplantı davetinin yapılmamış olması, gündemin gereği gibi ilan edilmemiş olması,

b)genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemesi, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullanmaları,

c)müktesep hakların ihlal edilmiş olması,

Hallerinden birinin varlığı ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu kanıtlaması durumunda, iptal davası açabilir.

Davacıların, davalı şirketin genel kurul toplantısına katılarak alınan karara muhalif kaldıkları görülmektedir. Bu nedenle dava konusu karar bakımından dava açma şartının gerçekleştiği açıktır Bununla birlikte iptali talep edilen karar bakımından bu kararın kanun, ana sözleşme veya afaki iyiniyete aykırı olup olmadığının incelenmesi gerekir.

Dava konusu genel kurulda, Şirket'in 2020 tarihine kadar olan geçmiş yıl karlarının %50'si ile 2021 yılı karının %25'inin dağıtılmasına, bakiyenin ise olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına karar verildiği görülmektedir.

Davacılar vekili, yönetim kurulu tarafından karın tamamını dağıtmama gerekçesi olarak;şirketin asli gelir kaynağının kira olduğu, şu an için bu gelirin mevcut olmadığı ve şirketin ileriki süreçlerde genel giderleri ve masraflarının karşılanması gerekliliğinin gösterildiğini, söz konusu gerekçenin tamamen soyut, sırf kar dağıtmamak için ileri sürülmüş kötü niyetli bir gerekçe olduğunu, müvekkillerinin kanuni yedek akçe dışında kalan kar payının tamamının dağıtılmasını talep ettiklerini, kanun koyucunun, genel kurul kararıyla ayrılacak yedek akçelerin ancak belirli hallerde ayrılabileceğini TTK m. 523'te sınırlı sayıda göstererek düzenlediğini, genel kurul kararıyla yedek akçe ayrılabilmesi için TTK m. 523'ün ikinci ve üçüncü fıkrasında belirtilen hallerin varlığının zorunlu olduğunu iddia etmektedir.

Öte yandan Davacılar'dan ... vekilinin dava konusu genel kurul toplantısında “Şirketin faaliyetlerini sürdürmek için ilave kaynağa ihtiyaç yoktur. Karın yedek akçeye ayrılmasının şirketin gelişimi için de hiçbir faydası bulunmamaktadır. Şirket ve ortaklar arasındaki menfaat dengesi, şirket tarafından karlı bilançolara rağmen uzun yıllardır pay sahiplerine hiç kar dağıtımı yapılmaması ve buna gerekçe olacak bir ciddi yatırım kalemine de yer verilmemiş olması, yedek akçelerin sermayeye oranı; mali tablolarda yer alan kar, yedek akçe vb. birlikte değerlendirildiğinde, karın tamamının dağıtılması gerekirken; 2020 ve öncesi için 2450, 2021 yılı ticari karı üzeriden %25 karın dağıtılması kararı doğru değildir. Şirketin öz

varlıkları sermayesinin yaklaşık iki katına ulaşmıştır. Rasyoları uygundur.” şeklinde yazılı beyanda bulunduğu görülmektedir.

Davalı vekili ise müvekkili şirketin asli gelir kaynağının kira gelirleri olduğunu, uzun süreden beri kiracı olan .... dağıtım firmasının taşınmasından sonra müvekkilinin bu önemli kira gelirinden mahrum kaldığını, yeni kiracının bulunmasının zaman aldığını, sonrasında gelen tekliflere ... grubu varisleri olan davacıların karşı çıkması üzerine kiraya verilemediğini, bu durum karşısında eldeki bütün kârın dağıtılmasının, şirketi mali açıdan zor durumda bırakabileceğini, bankadan faizle kredi almak zorunda kalmaktansa kârın bir kısmının dağıtılmamasının şirket menfaatlerine daha uygun olduğunu, müvekkili şirketin içinde bulunduğu ekonomik şartlar çerçevesinde bir taraftan şirketin mali açıdan varlığını tehlikeye düşürmemeye çalıştığını, diğer taraftan da ortaklarına mümkün olan en yüksek oranda kar dağıtmaya çalıştığını, müvekkili şirketin şu anda içinde bulunduğu mali yapı ile TTK m. 523 hükmü dikkate alındığında genel kurulun almış olduğu kararın şirketin menfaatleri açısından en doğru karar olduğu gibi kanuna ve esas sözleşmeye de uygun olduğunu beyan etmektedir.

Bilindiği üzere, kanunen ayrılması zorunlu yedek akçelerin ve esas sözleşme ile ayrılan yedek akçelerin haricinde genel kurulun da yedek akçe ayırma yetkisi bulunmaktadır. Gerçekten de anonim şirket, kanunda ve esas sözleşmede ayrılması zorunlu olan yedek akçelere ek olarak TTK m. 523/2 (ya da m. 523/3) hükmünde belirtilen şartları taşımak kaydıyla ayrıca yedek akçe ayırma imkanına sahiptir. TTK md. 523/2 (ya da m. 523/3) çerçevesinde ayrılan yedek akçeler “olağanüstü yedek akçeler” olarak da anılmaktadır.

Dosya kapsamında, dava konusu genel kurulda Davalı Şirket'in, “Şirketimizin mali gelir kaynağı kiradır. 20.11.2020 tarihinde uzun yıllardır iyi bir kiracımız olan .... dağıtım firmasının taşınması ile şirketimiz bu ciddi gelir kaynağından mahrum kalmıştır. Yeni bir kiracı bulunması zaman almış, sonrasında da alternatif birkaç iyi firmanın iyi teklif vermesine rağmen grubumuzdan ayrılma kararı alan, Hasan Turan varisleri tarafından bu teklifler reddedilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı şirketin bundan böyle ileriki süreçlerde genel giderlerini masraflarını karşılayabilmesi için lazım gelen tutarlara ihtiyaç olacağından ve ayrıca likidite durumunun göz önüne alındığında karların tamamının dağıtabilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle firmanın karlarının yüzde yüz dağıtılması mümkün değildir. Şirketimizin finansal duruma uygun olabilecek en makul teklifimiz ortaklarımıza sunulmuştur” şeklinde yazılı bir gerekçe sunduğu görülmüştür. Mali bilirkişinin yaptığı incelemeler neticesinde; Davalı Şirket'in 2021 yılından sonraki 2022 yılında önceki dönemlere göre yüksek kâr elde ettiği, cari oranının oldukça yüksek kabul edilecek 4,80 oranına geldiği, kaldı ki bu oranın genel kurulda dağıtım kararı alınan karın dağıtılmasından sonraki oran olduğu, bu nedenle davalı şirketin mali tablolarının gerek nakit akışı, gerekse özkaynakların içerisinde sermaye ve yasal yedeklerin korunması şartlarını taşımakta olduğu, 2020 yılı ve öncesi ile 2021 yılı kârının tamamının dağıtılmasının mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Davalı Şirket'in asli gelir kaynağı kira ise ve kiracı ...'nın taşınması neticesinde Davalı Şirket bu ciddi gelir kaynağından mahrum kalmışsa, bu durumda Davalı Şirket'in 2021 yılından sonraki 2022 yılında önceki dönemlere göre nasıl yüksek kâr elde ettiği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Öte yandan Davalı Şirket'in (...'dan aldığı kira bedeli dışında) başkaca gelir kaynaklarının bulunması ihtimalinde dahi, kalan karın dağıtılmayıp TTK m.523/2 uyarınca olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasının “ortakların çıkarına olacağının şirket tarafından analitik bir şekilde ortaya konulmuş olması”, “şirketin dağıtılmayan kârlarının ortak çıkarlarına uygun olarak kullanılacağını gösteren bir teknik çalışma”nın sunulmuş olması, “kâr dağıtımının şirketin yatırım projesini etkileyeceğinin, şirketin devamlı ve düzenli gelişmesine engel olacağı ”nın ortaya konulmuş olması gerekmektedir. Ancak ne cevap dilekçesinde ne de Davalı Şirket tarafından sunulan yazılı gerekçede Davalı Şirket'in (devam eden veya yeni başlayacağı) bir yatırım projesine ve/veya teknik çalışmaya rastlanılmıştır. Şu halde TTK m. 523/2 hükmünün şartlarının somut uyuşmazlık bakımından oluşmamıştır.

TTK m. 445 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine de iptal davası açılabilmektedir. TMK m. 2'nin genel kurul kararlarının iptali davalarında özel bir görünümü olan bu düzenleme, anonim şirket içerisinde çoğunluğun sahip oldukları hakları azınlığın aleyhine kullanarak azınlığın üzerinde tahakküm kurmalarını ve kendi menfaatlerini anonim şirket menfaatinin önüne koymalarını engellemektedir. Bu hükme göre, bizzat anonim ortaklığın amaç ve çıkarı haklı kılmadığı halde azınlık pay sahiplerinin zarara uğratılmalarına yol açan çoğunluk kararları dürüstlük kuralına aykırılıktan dolayı iptal edilebilir kararlardır. Örneğin ortaklığın sermaye yapısı gerektirmediği halde yeterli ekonomik gücü bulunmayan pay sahiplerinin ortaklıktaki sermaye ve pay oranlarını düşürmek amacıyla alınan sermaye artırımı kararları, çoğunluk pay sahiplerince alınan ve kendilerine veya ortağı oldukları bir firmaya piyasa fiyatının çok altında mal satışı ve teslimi için yönetim kurulunu yetkilendiren kararlar, aynı hukuki konumdaki paylara farklı kar payı ödenmesini öngören kararlar, kar payının ödenme zamanı konusunda pay sahipleri arasında ayrıcalık yapan kararlar dürüstlük kuralına aykırılıktan dolayı iptal edilebilir kararlardır.

Davacılar vekili, uzun yıllardır pay sahiplerine hiç kar dağıtımı yapılmadığını iddia etmektedir. Sicil kayıtlarından, Şirket'in 18.12.2013 tarihli 2012 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağın 6 nolu gündem maddesi ile zorunlu yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan karın tamamının olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına oybirliği ile karar verildiği görülmektedir (TTSG 09.01.2014, S. 8482). Buna karşın 2013-2022 yılları arasında yapılan olağan genel kurul toplantılarına dair tutanaklar ise ne dava dosyasında ne de sicil kayıtlarında yer almaktadır. Esasen genel kurulun ikinci temettü dağıtma zorunluluğu yoktur. Ancak dürüstlük kuralına aykırı şekilde sürekli ikinci temettünün dağıtılmaması, kârın sürekli veya gereksiz biçimde yedek akçeye ayrılması, şirket yedekleri imkân verdiği halde kâr dağıtımından kaçınılması, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder ve bu yöndeki genel kurul kararının iptali talep edilebilir (Badak, s. 276-277) olduğundan somut uyuşmazlıkta da davalı şirketin sürekli olarak kâr dağıtımından kaçındığı anlaşıldığından davalı şirketin 18/08/2022 tarihili genel kurulunda 6 nolu gündem maddesi ile alınan kararın iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın KABULÜ ile;Davalı şirketin 18/08/2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurulunda gündemin 6.maddesi ile görüşülen kararın İPTALİNE,

  2. Alınması gerekli 179,90.. TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70.. TL'nin mahsubu ile bakiye 99,20.. TL harcın davalı şirketten alınarak hazineye İRAT KAYDINA,

  3. Davacılar tarafından ödenen 80,70.. TL başvurma harcı ile 80,70.. TL peşin harç ve 11,50.. TL vekâlet harcının davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,

  4. Davacılar tarafından yapılan 13 adet tebligat+posta ücreti 184,00.. TL, 1 bilirkişi inceleme ücreti 6.000,00 TL olmak üzere toplam 6.184,00 TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacılara VERİLMESİNE,

  5. Davacıların kendilerini bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 9.200,00.. TL ücreti vekaletin davalı şirketten tahsili ile davacılara VERİLMESİNE,

  6. Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacılar tarafından peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,

5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.22/06/2023

Başkan ...

☪e-imzalıdır.☪

Üye ...

☪e-imzalıdır.☪

Üye ...

☪e-imzalıdır.☪

Katip ...

☪e-imzalıdır.☪

"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

Kurul(GenelŞirketKararınınistinafİptaliTicariiptalineiddiaİstemli)savunma

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:02:30

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim