Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1192 E. 2024/598 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1192
2024/598
5 Haziran 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1192
KARAR NO : 2024/598
DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ : 27/12/2022
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2024
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri hakkında İİK 287. maddesi gereğince öncelikle üç aylık geçici mühlet kararı verilmesini ve komiser görevlendirilmesini, gerekli görüldüğünde İİK 284/4 maddesi gereğince bu sürenin iki ay daha uzatılmasına karar verilmesini, İİK 289 maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve yine gerekli görüldüğünde İİK 289/5 maddesi gereğince bu sürenin altı ay daha uzatılmasına karar verilmesini, neticede ise İİK 305 maddede belirtilen şartları taşıyan konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, adi konkordato istemli olarak açılmış olup, İİK'nun 285.maddesine göre borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek suretiyle veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir.
Komiser heyetince sunulan 23/01/2023 tarihli rapor ile; ... şirketinin 31.10.2022 tarihli kaydi değer bilançosunda, kaydi değer özkaynaklarının (+) 11.170.283,22 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olmadığı, şirket tarafından hazırlanan 31.10.2022 tarihli rayiç değer bilançolarında ise şirketin rayiç değer özkaynaklarının (+) 13.983.730,05 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olmadığı, ancak rayiç değer bilanço değerlerinin heyet tarafından bilirkişi atamalarından sonra gelecek değerlere göre yeniden hesaplanacağı, konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olup-olmadığının öncelikle faaliyet karına ve alacakların tahsil kabiliyetine bağlı olduğu, devamında stokların fiziki varlığı ve maddi değerinin tespiti ile şirket araçlarının satılabilir net değerlerinin belirlenmesi ve revize konkordato ön projesinin değerlendirilmesinin sonucunda ortaya çıkabileceği, borçlu şahıs ...'in gayrimenkul niteliğinde mal varlığına sahip olduğu, ...’in şahsi borcunun kredi kartına ilişkin 185.974,00 TL’lik ekstre borcundan oluştuğu, tek ortağı ve yetkilisi olduğu ... AŞ’nin borçları için 24.806.312,77 TL’lik müşterek ve müteselsil kefaletinin bulunduğu, ...’e ait gayrimenkullerin rayiç değerlerinin heyetçe yapılacak bilirkişi atamasından sonra belirlenebileceği belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 15/03/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin31.10.2022 tarihli kaydi değer bilançosunda, kaydi değer özkaynaklarının (+) 11.170.283,22 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olmadığı, şirketin 31.01.2023 tarihli kaydi değer bilançosunda, kaydi değer özkaynaklarının (+) 11.387.310,55 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olmadığı, şirket tarafından hazırlanan 31.10.2022 tarihli rayiç değer bilançolarında ise şirketin rayiç değer özkaynaklarının (+) 13.983.730,05 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olmadığı, ancak rayiç değer bilançosunun heyet tarafından son bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasını müteakiben hazırlanabileceği, şirketin faaliyetlerinin bir süre daha izlenmesi gerektiği, son Bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasını müteakiben hazırlanacak rayiç değer bilançosuna göre konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin mevcut veya revize proje kapsamında kuvvetle muhtemel olup olmadığı hakkında görüş belirtilebilmesi için 2 aylık ek süre verilmesinin yerinde olacağı, gerçek kişi borçlu şahıs ...'in gayrimenkul niteliğinde mal varlığına sahip olduğu ancak mal varlığı listesinin ön projede revize edilmesi gerektiği, ...’e ait gayrimenkullerin rayiç değerleri toplamının 35.041.000,00 TL olduğu, ...’in,.... Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi’ne olan 7 milyon TL borcunun konkordato talebine dayanak bilançoda bulunmasına rağmen heyetle paylaşılan mühlet tarihli bilançosunda bu borcun bulunmadığı, buna göre, ...’in projesinin de mühlet tarihli olarak borçlar yönünden revize edilmesi gerektiği, konkordato talep edenler vekilince dosyaya sunulan 2 aylık süre uzatım talebinin ...’in borçlarına kefil olduğu ... AŞ için kabulü halinde bu kararın ... için de uygulanmasının yerinde olacağı belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 11/05/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin 27.12.2022 tarihli kaydi değer bilançosunda, kaydi değer özkaynaklarının (+) 11.165.314,25 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olmadığı, şirketin heyet tarafından hazırlanan 27.12.2022 tarihli rayiç değer bilançosunda, rayiç değer özkaynaklarının (-) 25.521.578,75 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olduğu, iflas halinde aktiflerin tamamının iflas durumundaki değerinden satılması halinde bile şirketin borçlarının %100’ünü karşılamayacağı, şirket tarafından borçların tamamının ödenmesinin teklif edilmiş olması sebebiyle iflasın daha iyi bir sonuç doğurmayacağı, projedeki öngörüler ve oluşan finansal veriler kapsamında şirkete ait konkordato revize ön projesinin hali hazırdaki durum kapsamında başarıya ulaşma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, borçlu şahıs ...'in kefil olduğu asıl borçlunun Konkordato Revize Ön Projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olması ve ilgilinin kefalet borçları ile şahsi borçlarını proje kapsamında ödeyebilecek durumda olduğunun değerlendirilmesi karşısında ... hakkında konkordato kesin mühlet kararı verilmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 31/07/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin revize ön projesinde 2023 yılında 176.000.000-TL tutarında net satış gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, ilk dört aylık faaliyet sonucunda 74.891.069,52 TL’lik net satışın gerçekleştirildiği, hedeflenen satış hacminin ((74.891.069,52 / (176.000.000 / 12 Ay x 4 Ay)) = %127,66 oranında gerçekleştiği, şirketin revize ön projesinde 2023 yılında 1.900.000-TL tutarında dönem kârı hedeflendiği, ilk dört aylık faaliyet sonucunda 1.475.449,65-TL tutarında net kar elde edildiği, hedeflenen kârlılığın ((1.475.449,65 / (1.900.000 / 12 Ay x 4 Ay) = %232,97 oranında gerçekleştiği, şirketin 30.04.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlerine göre öz varlık tutarının (+) 19.086.354,91 TL olduğu ve kaydi değer yönünden borca batık olmadığı, şirketin 27.12.2022 tarihi itibariyle rayiç değerlerine göre özvarlık tutarının (-) 25.521.578,75 TL olduğu ve rayiç değer yönünden borca batık olduğu, konkordato talep eden şahsın Şirket yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği, ancak hakkında Çek Kanunu m. 5/I uyarınca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı olması sebebiyle MERSİS sistemi üzerinden yeniden görevlendirmesinin yapılamadığı, bu nedenle tek pay sahibi ortak ... tarafından, 22.06.2026 tarihine kadar görev yapmak üzere yönetim kurulu başkanı olarak münferiden hareket etmek üzere şirket dışından Murat Mert’in atandığı, mevcut durum itibariyle kesin mühlet sürecinin devamının uygun olacağı belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 13/10/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin revize ön projesinde 2023 yılında 176.000.000.-TL tutarında Net Satış gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, ilk sekiz aylık faaliyet sonucunda 104.486.809,66 TL’lik net satışın gerçekleştirildiği, hedeflenen satış hacminin ((104.486.809,66 / (176.000.000 / 12 Ay x 8 Ay)) = %89,05 oranında gerçekleştiği, şirketin revize ön projesinde 2023 yılında 1.900.000.-TL tutarında dönem kârı hedeflendiği, ilk sekiz aylık faaliyet sonucunda 1.493.251,41 TL tutarında net kar elde edildiği, hedeflenen kârlılığın ((1.493.251,41 / (1.900.000 / 12 Ay x 8 Ay) = %117,89 oranında gerçekleştiği, şirketin 31.08.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlerine göre öz varlık tutarının (+) 12.489.868,77 TL olduğu ve kaydi değer yönünden borca batık olmadığı, şirketin 27.12.2022 tarihi itibariyle rayiç değerlerine göre özvarlık tutarının (-) 25.521.578,75 TL olduğu ve rayiç değer yönünden borca batık olduğu, mevcut durum itibariyle kesin mühlet sürecinin devamının uygun olacağı belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 18/12/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin revize ön projesinde 2023 yılında 176.000.000-TL tutarında net satış gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, ilk dokuz aylık faaliyet sonucunda 110.509.026,08 TL’lik net satışın gerçekleştirildiği, hedeflenen satış hacminin ((110.509.026,08 / (176.000.000 / 12 Ay x 9 Ay)) = %83,72 oranında gerçekleştiği, şirketin revize ön projesinde 2023 yılında 1.900.000.-TL tutarında dönem kârı hedeflendiği, ilk dokuz aylık faaliyet sonucunda 1.444.514,58 TL tutarında net kar elde edildiği, hedeflenen kârlılığın ((1.444.514,58 / (1.900.000 / 12 Ay x 9 Ay) = %101,37 oranında gerçekleştiği, şirketin 30.09.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlerine göre öz varlık tutarının (+) 12.441.131,94 TL olduğu ve kaydi değer yönünden borca batık olmadığı, şirketin 27.12.2022 tarihi itibariyle rayiç değerlerine göre özvarlık tutarının (-) 25.521.578,75 TL olduğu ve rayiç değer yönünden borca batık olduğu, mevcut durum itibariyle kesin mühlet sürecinin devamının uygun olacağı belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 06/03/2024 tarihli rapor ile; Davacı şirketin revize ön projesinde 2023 yılında 176.000.000.-TL tutarında Net Satış gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, ilk onbir aylık faaliyet sonucunda 136.464.649,25 TL’lik net satışın gerçekleştirildiği, hedeflenen satış hacminin ((136.464.649,25 / (176.000.000 / 12 Ay x 11 Ay)) = %84,59 oranında gerçekleştiği, şirketin revize ön projesinde 2023 yılında 1.900.000.-TL tutarında dönem kârı hedeflendiği, ilk onbir aylık faaliyet sonucunda 1.757.714,69 TL tutarında net kar elde edildiği, hedeflenen kârlılığın ((1.757.714,69 / (1.900.000 / 12 Ay x 11 Ay) = %100,92 oranında gerçekleştiği, şirketin 30.11.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlerine göre öz varlık tutarının (+) 12.754.332,05 TL olduğu ve kaydi değer yönünden borca batık olmadığı, şirketin 27.12.2022 tarihi itibariyle rayiç değerlerine göre özvarlık tutarının (-) 25.521.578,75 TL olduğu ve rayiç değer yönünden borca batık olduğu, mevcut durum itibariyle kesin mühlet sürecinin devamının uygun olacağı belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 16/05/2024 tarihli rapor ile; Davacı şirketin konkordato teklifinin alacaklı çoğunluğu bakımından %61,02 oranıyla alacak çoğunluğu bakımından ise %80,07 oranıyla kabul edildiği, yani borçlu şirketin İİK m. 302 hükmünde konkordato projesinin kabulü için öngörülen çoğunluk şartını gerek alacaklıların ve alacakların yarısını gerekse alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunluğu bakımından sağladığı, buna göre konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edildiği, şirketin ticari defterlerinde, İİK’nın 206. maddesinin birinci sırası kapsamında kalan 347.514,70 TL teminata bağlanması gereken borç bulunduğu, mühlet içerisinde Komiser Heyetimizin açık veya örtülü onayıyla doğmuş olup da teminata bağlaması gereken 25.718.184,72 TL tutarında borç bulunduğu, buna göre toplam teminata bağlanması gereken borç tutarının 26.065.699,42 TL olduğu, konkordatonun tasdikine karar verilebilmesi için Harçlar Kanununa ekli 1 Sayılı Tarifeye göre 340.529,41 TL tutarında harç yatırılması gerektiği, konkordato tasdik harcının yatırılması ve teminat şartının sağlanması halinde, konkordatonun tasdikine karar verilebilmesi için tüm şartların gerçekleşmiş olacağı, konkordatoya tabi borçların %100’ünün konkordatonun tasdikini takip eden aydan itibaren 6 ay ödemesiz geçecek süreden sonra, 16 eşit taksitte, taksitler arasında 3’er ay olacak şekilde, faizsiz, hiçbir icra takip ferisi ve çek tazminatı ödemeksizin (yapılan ödeme oranında keşide edilen karşılıksız çeklerin iade edilmesi kaydı ile) ödenmesinin teklif edildiği, İİK m.308/h uyarınca rehinli alacaklılar yönünden anlaşma sağlanamadığından yatırılması gereken bir harç olmadığı, şirketin 31.03.2024 tarihi itibariyle rayiç değerler üzerinden özkaynaklarının (+) 5.941.584,94 TL olarak hesaplandığı, diğer bir anlatımla şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı, borçlu şahıs ...'in için dört alacaklının hiçbirisi tarafından olumlu oy kullanılmadığından İİK m. 302’de öngörülen nisap sağlanamadığı, bu bakımdan, tasdik için gereken diğer şartlar için bir değerlendirme yapılmadığı, tasdik şartları oluşmadığından herhangi bir harç hesaplaması yapılmadığı, netice olarak tasdik şartlarının sağlanamadığı belirtilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesine göre konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için talep edebileceği kolektif bir tasfiye biçimidir.
Düzenlemeden de anlaşılabileceği gibi konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez.
Meseleyi konkordatonun amacı çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra biçimidir.
Bunlardan ilki borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olduğuna ilişkin kuraldır.(İİK m.308/d). Bu düzenleme "alacaklılar arası eşitlik ilkesinin dayanağı olarak kabul edilmektedir. Bu ilkenin mevcudiyeti öğretide de tartışmasız kabul görmektedir (Postacıoğlu, İ. E.: Konkordato, İstanbul 1965, s.11; Kuru, s.3818; Üstündağ, S.: İflas Hukuku (İflas, Konkordato, İptal Davaları), 8.b., İstanbul 2009. s.261; Budak, A.C.: Öztek Konkordato Şerhi, Ankara 2018, m.308/d, n.2; Pekcanıtez, H./Erdönmez, G.: 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, İstanbul 2018, s.159; Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.15, n.21; Akdeniz, M./Kayıhan, Ş.: Konkordato Hukuku El Kitabı, İstanbul 2019, s.21).
Alacaklılar arası eşitlik ilkesine göre kural olarak hiçbir alacaklı diğerinin zararına olarak öncelik ya da ayrıcalık elde edemez. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkeler gözetilmelidir.
Konkordatoda alacaklılar arası eşitlik ilkesi geçerlidir . Eşitlik ilkesini adi konkordato özelinde meselenin, “sınıfsal” değil; adi alacaklıların kendi içinde, borçlu nezdinde farklı hukuki ve ekonomik özellikler gösteren alacak “grupları” arasında olduğu görülmektedir.
Borçlu açısından bakıldığında ayrıcalık sağlama yasağı hem proje aşamasında hem de konkordatonun tasdikinden sonraki süreçte söz konusudur. Bu yolla oylamanın manipüle edilmesi suretiyle nisabın sağlanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Nitekim yasa koyucu gerek eşitlik ilkesinin korunması gerek diğer tasdik şartlarının sağlanması bağlamında mahkemeye, yetersiz gördüğü konkordato projesinin düzeltilmesini isteme yetkisini de vermiştir.
Mahkemenin gözeteceği ikinci ilke konkordatonun kötü niyetle sakatlanmamış olması halidir. Mahkeme henüz tasdik aşamasında kötüniyeti fark ettiğinde konkordatoyu tasdikten kaçınmalıdır.
Bir kısım alacakların, bunlar arasında bir denklik oluşturulmadan tenzil edilmesi açıkça eşitlik ilkesine aykırıdır. Yukarıda belirtir şeklinde formüle edilen konkordato projesi eşitlik ilkesine tamamen aykırı ve alacaklıları zararlandırıcı niteliktedir. (Aynı yönde Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/1159 Esas ve 2020/1104 Karar sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2409 Esas ve 2021/638 Karar sayılı İlamı)...''(Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 11.11.2021 tarih ve 2021/1498 Esas 2021/1722 Karar sayılı Kararı)
Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Uygulamada nadir olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK'da açık şekilde düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliği ile birlikte İİK'unda yer almıştır. Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarını belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir. Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp, hem vade ve hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir; bkz.bu yönde, Baki Kuru, iflas ve konkordato hukuku, Ankara 1971, s.405 dipnot 4; Süha Tanrıver /Adnan Deynekli, konkordatonun tasdiki, Ankara 1996, s.41.ancak İsviçre'de bazı yazarlar (Dominique Junod Moser/Louis Gaillard, Commenaire romand, Poursuite et faillite, edite par Louis Dalleves-Benedict Foex, Nicolas Jiandin, Basel 2005, m.314 no.8 s.1504), İsv.İİK m.297,f.7'ye (İİK m.294, f.3) yollama yaparak, tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde, mühletin verilmesi anında mevcut ana para ile işlemiş faizin belli vadelerde ödenmesini ve fakat mühletin verilmesinden itibaren faiz işlememesini öngören bir konkordato teklifinin vade konkordatosu olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır...( Prof. Dr. Selçuk Öztek, Prof. Dr. Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel, Doç. Dr. Serdar Kale, Doç. Dr. Bilgehan Yeşilova- Yeni Konkordato Hukuku s.107 dipnot 3)''
Yeni hüküm, anlaşılabildiği kadarıyla İİK'nun sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması yönteminin uygulama alanını düzenleyen m.309/m'nin "muaccel para borçlarını ödeyemeyecek durumda olan veya mevcut ve alacakları borçlarını karşılamaya yetmeyen bu hallerden birine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel olan bir sermaye şirketi veya kooperatif" şeklindeki hükümden esinlenerek düzenlenmiştir.
Madde, borç ödemeden aciz halini esas almış gibi görünmekte ise de aslında hem borç ödemeden aciz halini ve hem de borca batıklığı kapsamaktadır; bunu gerekçeden anlamak mümkündür.
Bu iki halde, bir de borçlunun borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması nedeniyle yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması halini eklemelidir. Bu bağlamda İİK m. 285 f.1'in " Borçlarını ... vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ... Konkordato talep edebilir. " şeklinde hükmünü geniş yoruma tabi tutmayıp, borçlunun yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması ve bu borçların tahakkuk etmesi durumunda borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması şeklinde anlamak daha doğru olacaktır.
Madde de "tehlike altında bulunma" gibi bir ölçüte dayandırılan bu son hal, kesin olmayan bir durumun ispatını gerektirmektedir. Ama bu tür belirsiz yahut tespiti tam olarak mümkün olmayan durumların ispatı Türk Hukukuna yabancı değildir. ( Örneğin İİK m. 258, m.177 ). Bu çerçevede "yaklaşık ispat" la yetinmek doğru olacaktır.
Borçlunun borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunması halinin konkordatoya başvurma nedeni olarak kabul edilmesi aslında olumlu ve yerinde bir değişiklik olarak kabul edilebilir. Çünkü borç ödemeden aciz halinde veya borca batık durumda olan bir borçlu muhtemel bir iyileşme için artık çok geç kalmış olabilir. Önemli olan; borçlunun bu duruma düşmeden önce harekete geçebilmesinin sağlanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında 7101 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik çağdaş eğilimlere uygundur.
Böyle olmakla birlikte, İİK m.305, f.1, b.(a) ve b.(b) deki hükümler nedeniyle tenzilat konkordatosu sadece borca batık borçluların başvurabileceği bir yol olarak telakki edilmelidir. Borca batık olmayan yani alacakları ve varlıkları borçlarını karşılayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu teklif etmesi halinde bu teklif, bir taraftan teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması ( mal varlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olması ) ( İİK m.305,f.1 , b.(a)) şartı, diğer taraftan da teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları (mevcudu) ile orantılı olması ( İİK m. 305,f.1, b.(b)) şartı yerine gelmediğinden tasdik edilemeyecektir. Örneğin, alacak ve varlıkları borçlarını tamamını karşılayan bir borçlu tenzilat talep ederek yüzde doksan oranında ödeme yapmayı teklif ettiği takdirde, bu teklif borçlunun mevcudu ile orantılı olmadığından ve teklif anında borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar teklif uyarınca ellerine geçecek tutardan fazla olduğundan reddedilmek gerekecektir.
Borçlunun mevcudu borçlarının tamamını karşılayabilecek durumda olmakla ve mevcudu oluşturan malların hiç olmazsa bir kısmının satılmasıyla vadesi gelmiş borçların ödenmesi imkan dahilinde bulunmakla birlikte, çeşitli nedenlerle malların o anda satılması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda borçlu, borçlarının yüzde yüzünü, yani tamamını ödemeyi ve alacaklılarından kendisine bir vade vermelerini teklif etmelidir. (vade konkordatosu) bu durumdaki borçlu borçlarında mutlaka indirim yapılmasını sağlamak istiyorsa, bir sermaye şirketi ve kooperatif olmak kaydıyla, borçların uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması (İİK m. 309/m vd) yöntemine başvurmalıdır.
Bu husus gerekçede şu şekilde işaret edilmiştir: "Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun vade konkordatosu istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılardan kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu). Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak tenzilat konkordatosu isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif ödenmesi "teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına uygun düşmez...".
Demek ki, İİK m.285,f.1'in, "borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. " şeklindeki hükmü, konkordatoya başvurma hallerini kanun koyucunun kastetmek istemediği kadar geniş anlamaya imkan verebilecek bir hüküm olarak tezahür etmektedir. Bu nedenle hüküm dikkatle yorumlanmalı ve borç ödemeden aciz halinde bulunmakla birlikte borca batık olmayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu istemesi mümkün olmamalıdır; mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan böyle bir borçlunun ancak borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılarından kendisine ödemek için bir süre verilmesini isteyebilmesine (vade konkordatosu) izin verilmelidir. Şu halde, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya bu şekilde borç ödemede aciz halinde olmamakla birlikte mali göstergelerinin seyri itibariyle yakın bir gelecekte ve kaçınılmaz olarak borçlarını vadesi gelince ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir borçlu, mevcudu borçlarını karşılıyorsa ancak vade konkordatosu teklif edebilecektir.
Nitekim öğretide de bu hususa önemle işaret edilmektedir: "Konkordato mehiline hak kazanabilmek için, aktifin pasiften az olması, yani borçlu mevcudunun borcundan az olması ana kayidedir. Aksi halde talep redde mahkumdur... " ; " ... Borçlunun varlığının borçların yüzde yüzünü karşılayabilecek değerde olmasına karşın, vadesi gelmiş veya yakında gelecek borçlarının ödenmesi için malvarlığının kısa zamanda paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi mümkün değil ise, borçlunun vade konkordatosundan yararlandırılması gerektiği konusunda doktrinde görüş birliği vardır. ".
Şu halde malvarlığı borçlarını ödeyemeye yeten borçlu tenzilat konkordatosu talep edemeyecek olup, bu borçlunun teklif edebileceği konkordato türü ancak vade konkordatosu olabilecektir. Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez: "... borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır ... özelikle, yüksek tutarlı borçları kapsayan konkordatolarda, borçlunun çalışarak borçlarını ödemesi, uzun yıllara bağlıdır. Borçluya ... uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatonun aktifin borçları tamamen karşıladığı durumlarda kabulü söz konusu olamaz ...bu gibi durumlarda, borçluya aktifini paraya çevirerek, borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan sürenin verilmesi daha makul olacağından, uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur..." Yargıtay'da aynı görüştedir, yani aktifi pasifinden fazla olan bir kişinin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini kabul etmektedir...
Aktifi pasifinden fazla olan borçlunun önerdiği tenzilat konkordatosu kural olarak bir tek halde kabul görebilir ve o halde konkordatoya tabi bütün alacaklıların (oybirliğiyle) konkordato teklifini kabul etmeleridir. Ama prosedürün bu aşamaya kadar gelmesi mümkün olmayacaktır; çünkü mahkeme, aktifi pasifinden fazla olan borçlunun buna rağmen tenzilat konkordatosu istediğini tespit ederek, kesin mühlet kararı vermeyecektir..." (Prof. Dr. Selçuk Öztek - Prof. Dr. Ali Cem Budak - Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel - Doç. Dr. Serdar Kale Dç. Dr. Bilgehan Yeşilova - Yeni Konkordato Hukuku s:158,159,160,161,162,163,164,165,166,167,168,169 )
"...İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesine göre konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için talep edebileceği kolektif bir tasfiye biçimidir.
Düzenlemeden de anlaşılabileceği gibi konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez.
Esasen kısa vadeli borçların ödenememesi ya da ödenememesi tehlikesi konkordatoya başvuru için yeterli olmakla birlikte varlıkları borçlarının kat be kat üstünde olan borçlular için konkordatoya müracaat kabul edilemeyeceği yerleşik Yargıtay uygulaması halindedir (Yargıtay İİD. 01.10.1964 gün ve 1964/12958; bkz. Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.670).
Konkordatonun temel amacı borçların ödenmesi olmakla birlikte 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle borçlunun işletmesinin iyileşmesi de bir işlev olarak konkordatoya yüklenmiştir. Ancak bu işlev alacaklıların alacaklarının çeşitli yollarla yok edilmesi suretiyle borçlunun borçlarından kurtulması ve buna ek olarak işletmenin kalkındırması maksadıyla kullanılamaz. Borçlu alacaklılarına mümkün olan en yüksek tatmini sağlamak zorundadır.
İşletmenin borçlarının ödenmesi yanında iyileştirilmesi de söz konusu olduğunda bunun sadece alacaklıların alacaklarının bir kısmına ve vade ile kavuşması, bu arada eğer faiz öngörülmemişse alacakların enflasyon karşısında zaman içinde faiz oranı kadar eritilmesi, bir diğer ifade ile iyileşmenin yükünün sadece alacaklılara yüklenmesi kabul edilemez. Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun konkordato projesini niteleyen 286'ncı maddesinde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağının gösterilmesi gerektiği de vurgulanmıştır.
Diğer taraftan işletmenin mali durumunu gösteren tek ölçüt varlıkların borçlara (kaldıraç) oranı da değildir. Mali tablo analizinde borç ödeme kabiliyetini (likiditeyi) hesaplamaya yarayan başka oranlar (rasyolar) da bulunmaktadır. Söz gelimi cari oran, işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek ve net işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını ortaya koymak bakımından önemlidir. Cari oranın ülkenin kalkınmışlığına, sektörün gerekliliklerine göre değişmekle birlikte 2:1, 1,5:1 gibi değerlerde olması yeterli görülmektedir (bkz. Akgüç, Ö.: Mali Tablolar Analizi, 15.b., İstanbul 2013, s.465 vd.). Borç ödeme gücünü ölçmeye yarayan ve cari oranı tamamlayan ikinci bir rasyo da asit-test oranıdır. Bu oranda cari orandan farklı olarak paraya çevrilmesi görece daha uzun zaman alabilecek kalemler hesaplamada dikkate alınmamakta, başka bir söyleyişle nakit ve kolaylıkla nakde çevrilebilecek varlıkların borçları karşılama oranı göz önünde tutulmaktadır. Asit-test oranının 1:1 olması işletme finansmanında "oldukça iyi" sayılmaktadır (Akgüç, s.471).
Bu anlamda konkordatonun temel koşulu olarak ifade edilen vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında en pratik ve doğru yolun, işletmenin cari oranı ile asit-test oranı başta olmak üzere likidite oranlarının değerlendirilmesi olduğu sonucuna varılmaktadır (bkz. Karakaş, C.F.: Borca Batık Olmayan Borçlunun Tenzilat Konkordatosu İstemi ve Seçenekli Konkordato Projesi, Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Dergisi, C.XVI, 2020/3, S.47, s.782 vd.).
Konkordatoya başvuru için geçmişte aranan dürüstlük koşulu 4949 sayılı Yasa'nın İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesinde yapılan değişiklikle, tasdik için aranan dürüstlük koşulu da 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Ancak bu değişiklikler kötü niyet boyutuna gelmiş konkordato taleplerine göz yumulacağı şeklinde yorumlanamaz. Nitekim oylamanın yapılmasından ve duruşmaya katılabilmek ve istinaf hakkı kazanabilmek için Yasanın aradığı (İİK m.304) üç günlük sürenin geçmesinden sonra revize proje sunulması da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Somut olayda, 01.03.2024 tarihi itibariyle rayiç değerler üzerinden özkaynaklarının (+) 5.941.584,94 TL olarak hesaplandığı, diğer bir anlatımla şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı anlaşılmakta olup, davacının tenzilat konkordatosu talep edebilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu durumun tek istisnası tüm alacaklıların tenzilat konkordatosuna onay vermeleridir. Davanın başından beri davacı tarafından teklif edilen projeye alacaklıların tamamı onay vermediğinden somut olayda bu durum söz konusu değildir. Öte yandan davacının sunduğu projeye göre konkordatonun tasdikini takip eden aydan itibaren 6 ay ödemesiz geçecek süreden sonra, 16 eşit taksitte, taksitler arasında 3’er ay olacak şekilde, faizsiz, hiçbir icra takip ferisi ve çek tazminatı ödemeksizin (yapılan ödeme oranında keşide edilen karşılıksız çeklerin iade edilmesi kaydı ile) ödenmesinin teklif edildiği anlaşılmaktadır. Enflasyon hızı ve yasal faiz oranı dikkate alındığında faizsiz ödemenin borçlardan tenzilat anlamına geleceği, dolayısıyla konkordato ile borçlunun malvarlığında meydana gelmesi amaçlanan iyileşmenin tüm yükünün alacaklılara tahmil edildiği anlaşılmaktadır. Konkordato sürecinde şirket ortağı tarafından fedakarlık yapılması yönünde açık düzenleme bulunmamakta ise de, sürecin başından beri alacaklarına kavuşmayı bekleyen alacaklılar yönünden vaad edilen fedakarlığın beklenmesi de sürecin gereği olarak değerlendirilmelidir. Davacı ..., maliki olduğu 6 adet taşınmazın satışını talep etmiş, mahkememizce komiser heyetinin görüşü alınarak taşınmazların satışına onay verilmiş olmasına rağmen süreç içerisinde satış gerçekleştirilmemiştir. Davacı şirketin borca batık olmadığı, finansal durumuna göre ödeme teklifinin makul seviyede olmadığı, borçluların ödemeyi teklif ettiği tutarın, eşitlik ve kaynakları ile orantılı olması şartına açıkça aykırı olduğu, teklifin tenzilat konkordatosu niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda değinildiği gibi, tenzilat için konkordato projesinin alacaklılar tarafından onaylanmış ve İİK'nun 305. maddesindeki tüm koşulların sağlanmış olması gerekir. İş bu davada da yine yukarıda açıklandığı üzere tüm alacaklılar tarafından gereken nisapta projeye evet oyu verilmediğinden İİK'nın 305/c ve 308. maddeleri gereğince konkordato talebinin reddine, konkordato komiserinin nihai raporunda belirtildiği üzere davacının tacir ve bu nedenle de iflasa tabi kişilerden olmadığı ve mevcut malvarlığı itibariyle de borca batık bulunmadığından ve İİK 292. maddesi gereğince gerekli yasal şartlar oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
-
Kesin mühletin kaldırılmasına, kaldırıldığının ilanına,
-
Komiser heyetinin görevine son verilmesine,
-
Davacılar hakkında konkordato nedeniyle verilen tedbirlerin kaldırılmasına, kaldırıldığının ilanına,
-
Alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 80,70 TL'nin tenzili sonucu eksik bakiye 346,0 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
-
Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının dosya kesinleştikten sonra talep halinde ilgililere iadesine,
Dair, davacı vekilleri ile bir kısım müdahil vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde borçlu yönünden kararın tebliğ tarihinden itibaren, itiraz eden diğer alacaklılar yönünden tasdik kararı ilanından itibaren 10 gün içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.05/06/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ....
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:19