SoorglaÜcretsiz Dene

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/902 E. 2024/540 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/902

Karar No

2024/540

Karar Tarihi

24 Mayıs 2024

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/902 Esas

KARAR NO : 2024/540

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 20/09/2023

KARAR TARİHİ : 24/05/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 18/07/2024

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;

İSTEM:

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı taraf ile davalı arasında ticari ilişkisi mevcut olup düzenli olarak davalı tarafa kumaş satıldığını, davalı tarafa söz konusu işler için 7adet fatura düzenlendiğini ancak davalı tarafından söz konusu faturalın ödenmediğini, davalı tarafından borcun ödenmemesinden dolayı icra takibi başlatıldığını ve davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, iş bu tüm nedenlerle davalı şirketten müvekkilin fatura alacağını tahsil etmek için sayın mahkemenize başvuru zorunluluğu hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin alacak ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla alacağımıza temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ve sonradan lehimize değişen ve artan oranlarda ticari avans faiziyle birlikte, borçlu şirket alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz etmiş olduğundan, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

YANIT:

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça Küçükçekmece İcra Müdürlüğünde ...... Esas sayılı icra takibinin, yetkisiz icra dairesinde açıldığını, davacı taraf yetkili icra dairesine dosyayı göndermeyip, tekrar da ödeme emri tebliğe çıkartılmadığını, davacı tarafın bir diğer kötü niyetinin de USD para biriminde icra takibi açması olduğunu, taraflar arasında USD para biriminde fatura ya da anlaşma olmadığını, faturaların TL para biriminde olduğunu, taraflar arasında uzun yıllardır süren ticari ilişki olduğunun doğru olduğunu, ancak davacının hayata ve etik kurallara uymayan taraf olduğunu, müvekkilinin borcu olmadığını, davacıdan alacaklı olduğunu, ticari defterler incelendiğinde bu hususun ortaya çıkacağını, davacı tarafça takibin dayanak belgesi olarak fatura sunulmadığını, sonradan sunulan faturaları kabul etmediklerini, davacı tarafın dava dilekçesinin ekinde sunduğu 14 adet sevk irsaliyelerinde teslim alan imzasının bulunmadığını, davacı tarafın usulsüz çalıştığını, kendi istedikleri gibi fatura iptal eden ve kendi istedikleri gibi müvekkiline ekstra borç yüklemeye çalışmakta olduklarını, müvekkilinin iyi niyetli şekilde davacılardan aldığı diğer 132 adet ürün reklamasyonu kesmesi gerekirken davacıya bunun faturasını kesmediğini, kendilerine verilen teslim süresini 2 ay geciktirmesinden dolayı da müvekkilinin müşteri ve kazanç kaybı yaşadığını, davacı tarafça icra takibinde belirttiği bahse konu faturalar davalı şirketin defterine kayıtlı olup, cari hesap ekstresinde görüldüğü üzere davacı tarafa bu faturaların ödemelerinin çek veya banka yoluyla yapıldığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi Usd para biriyle ticarette yapılmadığı gibi taraflar arasında dolar ile kesilmiş faturanın da bulunmadığını, açıklanan nedenlerle haksız icra takibinin ve ödeme emrinin iptalini, davacının haksız davasının da hem esastan hem de usulden reddini, asıl alacağının %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.

KANITLAR VE GEREKÇE:

-Dava,davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyası ile 7 adet faturaya dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.

-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 4.698,00 USD alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "7 adet fatura olduğu" davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.

-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.

-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).

-Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı taraf ile aralarındaki süregelen ticari ilişki kapsamında düzenli kumaş satışı yapıldığı, birden fazla kez ürün gönderildiği, bu kapsamda faturalar düzenlendiği ve takibe konu olan fatura bedellerinin ödenmediği iddiasına dayanmakta iken davalı tarafça ticari ilişkinin inkar edilmediği ve fakat teslime konu ürünlerin bir kısmının ayıplı sorunlu olduğu, bir kısım ödemelerin de yapıldığı iddia edilmektedir.

-Türk Ticaret Kanun'un 23. maddesinde ise "(1)Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır....c)Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." denilmek suretiyle açık veya mutad inceleme sonucunda ortaya çıkacak ayıplara ilişkin tacirin ihbar ve muayene külfeti izah edilip bunun yanı sıra TBK'nın satıcının ayıba karşı tekeffül borcuna ilişkin hükümlere atıf yapılmıştır.

-Türk Borçlar Kanunu'nun 219 maddesinde "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." denilerek satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun kapsamı izah edilmiş aynı Kanun'un 222 maddesinde ise "Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur." hükümlerine yer verilmiştir.

-Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinde de "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." denilerek alıcının muayene ve ihbar külfeti ve bu yükümlülüğe aykırı davranışın sonuçları izah edilmiştir.

-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.

-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.

-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.

-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).

-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).

-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.

-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).

-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).

-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda ticari defterlerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 29/03/2024 tarihli raporda özetle; davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile Küçükçekmece icra Müdürlüğünün

...... Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin

durduğu,

davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 20.09.2023 tarihinde T.C.

Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E. sayılı huzurdaki davanın ikame edildiği

belirlendiği,

davacı şirketin BS formalarında Davalı şirkete ilişkin 2022 yılında BS Formunda 14 adet fatura karşılığı

686.899,51TL’lİK TL tutarında hizmet satımında bulunduğunu beyan ettiği,2022 yılında BA Formunda

ise 4 adet iade faturası alımında bulunduğunu beyan ettiği

davalı şirketin BA formalarında Davacı şirketine ilişkin 2022 yılında 14 adet fatura karşılığı

686.899,51TL tutarında hizmet alımda bulunduğunu beyan ettiği, 2022 yılında BA Formunda ise 4 adet

iade faturası Satımında bulunduğunu beyan ettiği, Davalı taraf 19.02.2024 Tarihli incelemeye

katılmadığı, ticari defter ve kayıtları ibraz etmediğinden davalı taraf ticari defter kayıtları üzerinden bir tespitin yapılamadığı, dncak Davacı taraf takip de 7 adet ...... nolu fatura, ..... nolu

fatura, ..... nolu fatura, ...... nolu fatura, ..... nolu fatura, ...... nolu

fatura, ...... nolu fatura Toplam 5.838,37 USD 106.987,27TL tutarlı faturaları takibe konu ettiği

davaya konu faturaların davalı tarafından sunulan Muavin defterlerinde ve BA Formlarında kayıtlı

olduğu tespit edilmiştir.

davacı tarafından takibe konu faturaların toplamı 5.838,37 USD 106.987,27TL olduğu ancak davacı

tarafından Küçükçekmece icra Müdürlüğünün ...... Esas numarası ile 4.698,00 USD Alacak

talebinde bulunduğu, davacı tarafın talebine bağlı kalınarak Davacının davalıdan kaydı olarak 4.698,00

USD tutarında alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.

-Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.

-Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. Her ne kadar davalı vekili tarafından sağlık sebebi ile ticari defter ve kayıtların inceleme gününde ibraz edilmediği bildirilerek yeniden inceleme talebinde bulunulmuş ise de davalı vekili tarafından bu hususta herhangi bir bilgi ya da belge ibraz edilmediği anlaşılmakla bu yöndeki talepler yerinde görülmemiştir.

-Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.

-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen toplam 4.698,00-USD bedelli fatura alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır.

-Bunun yanında her iki tarafın vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki kapsamında, davacı tarafın cari hesabına dayanak olan 2023 yılına ait faturaların her iki tarafça ba-bs formlarıyla vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)

-Buna göre davacı tarafça davalı ile aralarında alım-satım ilişkisi kapsamında ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir.

-Her ne kadar davalı tarafça teslim edilen ürünlerin bir kısmı yönünden ayıp iddiasında bulunulmuş ise de davalı tarafça bu hususta bir iade faturasının düzenlenerek davacı yana bildirilmediği, bu hususta ticari defter kayıtlarının ibraz edilmediği, ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde teslimden sonra adli merciler tarafından yapılmış bir delil tespiti ya da inceleme dosyaya ibraz edilmediği görülmekle, davalının bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.

-Davalı tarafın takibe konu bakiye fatura borcunu ödediğini ve/veya ayıp iddialarını yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından, davacının dava dilekçesindeki talep miktarı da gözetilerek itirazın iptali ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.

-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın KABULÜ ile;

-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,

-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 18.336,67 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  1. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.262,89. TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.107,31. TL harcın mahsubu ile bakiye 5.155,58. TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

  2. Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.107,31. TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  3. Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 316,00. tl tebligat ve posta masrafı olmak üzere 5.585,85. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  4. Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

  5. Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  6. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosunun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  7. Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,

Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/05/2024

Katip .....

e-imzalıdır

Hakim ......

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

haftayanıtİtirazınİptali(TicariSatımdanistemhükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim