Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/817 E. 2024/505 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/817
2024/505
17 Mayıs 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/817 Esas
KARAR NO : 2024/505
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/08/2023
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/06/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin endüstriyel mutfak malzemeleri işi ile uğraşmakta olduğunu, davalı firmaya ait endüstriyel mutfak kurulum ve ekipmanları işine ilişkin işin ifasını gerçekleştirdiğini, davalı firmaya karşı bu işe ilişkin faturalar davalıya gönderilmiş, davalının TTK ilgili madde gereğince faturaya hiçbir itirazının olmadığını ve ticari kayıtlarına geçirdiğini, davalı firmanın faturalara ilişkin müvekkiline belirli ödemeler yaptığını, cari hesap ekstresinde bunun görüleceğini, müvekkilinin alacağını tahsil edememesi nedeniyle Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün .... E. itiraz konusu takibin açıldığını, ticari defterlerin böyle bir alacağın varlığı ispat edecek nitelikte olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı tarafında icra takibinde yapmış olduğu itiraz geçerli bir itiraz olmaması, davalı firmanın 08.09.2022 tarihinde şirket naklini İstanbul Ticaret Odasına aldırmış olması sebebiyle Ankara icra daireleri yetkili olmadığını, Büyükçekmece Adliyesinin yetkili olduğuna ilişkin kesin olarak bildirmemiş olduğundan itirazın geçerli olmadığını, bu nedenle Bakırköy İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulünü, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyasında takip borçlusu davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine likit alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmolunmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; mahkemelerin yetkisinin 6100 sayılı HMK'nın 5 ilâ 19 maddeleri arasında düzenlendiğini, HMK'nın 6. Maddesine göre genel yetkili mahkemenin davalı gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, yerleşim yerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlendiğini, TMK'nın 19. Maddesine göre gerçek kişilerin yerleşim yeri, sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer olduğunu, 51. Maddesine göre tüzel kişilerin yerleşim yerinin ise, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğunu, HMK'nın 10. Maddesine göre sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğini, icra dosyasına açık bir şekilde takibin yetkisiz icra dairesinde açıldığı, takip tarihinde yetkili icra dairesinin Büyükçekmece İcra Müdürlüğü olduğunun ifade edildiğini, itiraz dilekçesinde "Müvekkil borçlunun adresi İstanbul Bakırköy Adliyesi yargı sınırları dışında kalmaktadır. Takip tarihinde müvekkilin adresi Büyükçekmece Adliyesi yargı sınırları içerisindedir. Bu nedenle, itiraza konu icra takibinin yetkisiz yerde açılması nedeniyle yetkiye itiraz ederiz. Borcun doğduğu tarihte ise" yer verdiğimiz üzere itiraz dilekçesinde borç doğduğu ifade edildiği tarifte ise denilerek beyanda bulunulduğunu, yetki itirazının açık olduğunu, yetkili icra dairesinin Büyükçekmece İcra Müdürlüğü olduğunun ifade edildiğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirket tarafından davalı şirkete hitaben düzenlenen faturaların toplamının 147.809,76 TL olduğunu, bu faturaların teslim alınan kısımlarında herhangi bir imzanın yer almadığını, herhangi bir irsaliyenin bulunmadığını, bu haliyle hala ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, iddiasını herhangi bir kesin delille ispat edemediğinden davasının reddi gerektiğini, icra takibindeki takip talebinde dayanak olarak ver verilmeyen belgelere itirazın iptali aşamasında dayanılamayacağını, davacı tarafın dava konusu olan Bakırköy ..... İcra Dairesi .... E. Sayılı dosyası nezdindeki takip talebinde, işbu dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu faturalara dayanmamış ve bunu borçlu sıfatı ile müvekkil şirkete tebliğ de ettirmemiş olduğunu, takip aşamasında sunulmayan ve dayanak gösterilmeyen belgeler olan faturaların huzurdaki davada delil olarak gösterilmesine muvafakat etmediklerini, davacı tarafından sunulan faturalarda yer alan ürünlerin müvekkili şirkete teslim edilmediğini, iş bu hizmetin davacı tarafından sunulduğuna ilişkin ispat külfetinin davacı yanda olduğunu, davacı tarafından düzenlenen faturaların neye istinaden düzenlediğinin de anlaşılamadığını, satılan ürünlerin bedeli neye göre düzenlendi, müvekkili şirketle bu ürünlerin bedelleri hususunda ne şekilde bir anlaşamaya vardıklarının ispat külfetinin davacı yanda olduğunu, taraflar arasında önceden yapılmış ve geçerli bir sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığını, açıklanan nedenlerle haksız davanın ve davacının tüm taleplerinin reddini, davacı yanın, icra takibinde haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle talep edilen tutarın yüzde 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile 01/01/2022 - 27/09/2022 tarihli cari hesap ekstresine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Celp edilen vergi dairesi kayıtlarında davacı tarafın bilanço esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını karşıladığı anlaşılmakla gerçek kişi tacir olduğu Mahkememizce kabul edilmiş ve bu kabul doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.
-Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 147.809,76-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının " 01/01/2022 - 27/09/2022" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Davalı tarafın cevap dilekçesinde yetkili icra dairesinde takip başlatılmadığını iddia ettiği görülmektedir. Ancak davalı tarafın borca itiraz dilekçesinde birden fazla icra dairesinin yetkisinden bahsedilmiş olduğu ve fakat yetki itirazı neticesinde seçmiş olduğu icra dairesini açıkça bildirmemiş olduğu ve bu haliyle davalı tarafça usulüne uygun bir yetki itirazında bulunulmadığı anlaşıldığından davalı tarafın bu husustaki iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Somut olayda tarafların iddia ve savunmaları kapsamında davacı taraf davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında cari hesaba konu alacağın ödenmediğini iddia etmekte iken davalı tarafın davacı ile aralarında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, cari hesaba konu faturalarda yer alan mal ve hizmetlerin müvekkiline teslim edilmediğini iddia etmektedir.
-Bu kapsamda davacı taraf öncelikli olarak tarafların arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığını, akabinde sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirdiğini ispat külfeti altındadır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda ticari defterlerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; davacı tarafın fiziki tasdiklerinin
uygun olduğu, davalı tarafın defterlerini ibraz etmediği, davacı tarafın tacir sıfatına haiz olduğu, davacı taraf defterlerinin incelenmesinde; davalı tarafın dava konusu borç ile ilgili avans, kısmi veya tam bir fatura bedeli ödemesi
yaptığını gösterir bir belge mevcut olmadığı, davacı tarafın dava konusu alacak ile ilgili 2022 yılı yevmiye defteri kayıtlarında, davalı tarafça
yapılan bir avans veya fatura bedeli ödemesine rastlanılmadığı, taraflarca bildirilen BA-BS formlarında davacı ve davalı tarafın, dava konusu alacakların kayıtlarını BA-BS formlarında beyan ettiği, davacı taraf ticari defterleri incelemesi ve cari hesap muavin kontrolleri sonrasında davacı tarafın
147,809,78-TL alacağı olduğu, alacağa tahakkuk etmiş yasal faiz tutarı ise 5.181,80-TL olarak
hesaplandığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür.
-Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir.
-Buna göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen toplam 147,809,78-TL bedelli cari hesap alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Yine incelenen vergi dairesi kayıtlarına göre tarafların ticari defter ve kayıtlarında yer alan faturaların her iki tarafça ba-bs bildirimleri ile vergi dairesine bildirdikleri görülmektedir. Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
-Her ne kadar davalı tarafça davacı tarafın dava konusu ettiği fatura ve cari hesap kayıtları yönünden edimlerini yerine getirmeden fatura tanzim ettiği, aralarında bir sözleşme bulunmadığı iddia edilmiş ise de ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan cari hesap alacağı bedelinin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir.
-Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından itirazın iptali ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
- Davanın KABULÜ ile;
-Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına
- Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 29.561,95 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.096,88. TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.785,18. TL harcın mahsubu ile bakiye 8.311,70. TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.785,18. TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 105,50. TL tebligat, talimat ve posta masrafı olmak üzere 4.375,35. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 23.649,56. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin (e-duruşma) yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/05/2024
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32