Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/810 E. 2024/398 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/810
2024/398
22 Nisan 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/810 Esas
KARAR NO : 2024/398
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/09/2017
KARAR TARİHİ : 22/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul merkezli olarak faaliyet gösteren, hâlihazırda gıda ve temizlik ürünleri alanında bir takım firmaların distribütörlüğünü yapmak suretiyle ticari faaliyetini sürdürmekte olduğunu, bu amaçla davalı tarafa da aynı şekilde ürün satışı yapmış ve böylece süregelen bir cari hesap ilişkisi içinde davalı ile ticari faaliyet başlatılmış ve devam ettirilmiş olduğunu, davalı şirket ile cari hesap ilişkisi ........ Nakliyat İç ve Dış Tic. İnş. San. A.Ş. ile başlamış olup söz konusu ........ A.Ş.'nin zaman içinde ........ Tüketim ve Tarım Ürünleri Dağıtım A.Ş. ile birleşmiş olduğunu, müvekkili şirket ile davalı-borçlu şirket arasındaki yukarıda bahsedilen geçmiş dönem ticari ilişkiden kaynaklanan müvekkili şirketin bakiye alacağının ödenmemiş olduğunu, buna göre müvekkili şirketin kayıtlarına göre davalı şirketten 73.085,95-TL cari hesap alacağı bulunduğunu, söz konusu alacak nedeniyle Üsküdar ...... Noterliğinin ..... Yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmiş olduğunu, ancak davalı tarafın ihtara karşı ödeme yapmak yerine haksız itirazlarda bulunmuş, bu sebeple borçlu şirket hakkında, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ...... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış olup, alacaklarının işleyecek faiziyle birlikte tahsilinin talep edilmiş olduğunu, ödeme emrinin borçlu şirkete tebliğ edilmiş ve borçlu şirket vekilinin icra dosyasındaki borcun tamamına itiraz etmek suretiyle icra takibinin durdurulmuş olduğunu, yapılan bu itirazın gerçeklerle hiç ilgisi olmadığı gibi hukuka uygun yanı da bulunmadığını, tamamen takibin sürüncemede bırakılması amaçlı olduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirket ile arasındaki ticari ilişkiyi gösterir cari hesap ekstresinde herhangi bir çelişki bulunmadığını, müvekkili şirketin usulüne uygun olarak tutulan muhasebe kayıtlarına göre davalı/borçlunun takip tutarı kadar borçlu bulunduğunu, borçlunun itirazının genel itiraz olup hukuki mesnetten yoksun olduğunu, borcun ödenmemesi ve haksız itirazla takibin durdurulmasına neden olunmasının müvekkili şirketi zarara uğratmış olduğunu beyanla; davalı şirketin Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü’nün ...... Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptaline, itirazın haksız ve kötü niyetli yapılmış olması nedeniyle davalının % 20’den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkûmiyetine, masraf ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü nezdinde ..... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış olup, anılan takibe konu borcun tamamına, işlemiş ve işleyecek faizine, faiz oranına, masraf ve vekalet ücreti taleplerine ve tüm fer'ilerine itiraz edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında 23.02.2012 tarihli Ticari Şartlar Anlaşması ve 16.09.2015 tarihli Ticari Şartlar Anlaşması imzalanmış olduğunu, işbu anlaşma gereği müvekkili şirket ile davacı arasında ticari satımdan kaynaklanan mal alım satımına ilişkin ticari bir ilişki kurulmuş olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde ekte mübrez cari hesap ekstresi itibariyle müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından var olduğunu iddia ettiği alacağa ilişkin hiçbir somut dayanak sunulmadığından tarafların cari hesap ekstresi arasındaki farkın hangi fatura ve/veya faturalardan kaynaklandığının bu aşamada taraflarınca tespit edilemediğini, taraflarınca dosyaya arz edilen cari hesap ekstresinin içeriğindeki faturalar ve sevk irsaliyeleri de, oldukça kapsamlı olduğundan ve müvekkili şirketin hacmi düşünüldüğünde tümünün ibrazı şu anda mümkün olmadığından, uyuşmazlık konusu yapılan faturalar ve sevk irsaliyelerinin mahkememizce yapılmasına karar verilecek bilirkişi incelemesi aşamasında bilahare dosyaya ibraz edilecek olduğunu, davacının, cari hesap alacağını oluşturan faturalara da dava dilekçesinde delil olarak yer vermemiş olduğunu, davacının işbu tarihten sonra delil listesinde yer vermediği delillerin sunumuna muvafakat etmiyor olduklarını, davacı tarafından dava konusu yapılan icra takibinde sadece cari esktreye daynamış olup, alacağını oluşturan faturalara dayanmadığı gibi, huzurdaki itirazın iptali davasını da ikame ederken iddia ettiği alacağını ispatlamaya yönelik faturları sunmamış/sunamamış olduğunu, dolayısıyla davacının alacak iddiasını mücerret bir iddiadan öteye gidemediğini, öte yandan icra takibine sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptalinde icra takibine dayanak olan belge kapsamında inceleme yapılmasının zorunluluk arz etmekte olup, davacının takip dayanağında belirtmediği ve dahi huzurdaki dava dilekçesinde deliller arasında yer vermediği, sunmadığı fatura ve diğer belgelerinin incelenmesi mümkün olmadığından ve salt cari hesap ekstresi ile de alacak iddiasının ispat edildiğinden de bahsedilemeyeceğinden, işbu nedenlere ispata muhtaç davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından mezkur takipte alacağın dayanağı gösterilmemiş ve huzurdaki dava dosyasına arz edilen dava dilekçesi ile de var olduğunu iddia ettiği alacağı somutlaştırılmamış olmasına rağmen takip talebinde avans faizi talebinde bulunulmuş olduğunu, davacının somutlaştırmadığı alacağına ilişkin talep ettiği faiz oranının da kabulünün mümkün olmadığını, iddiasını ispatla yükümlü olan davacı tarafın Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasına konu takip talebinde dayanak yapmadığı cari hesabın ve huzurdaki davada delil olarak dayanmadığı faturaların, takip talebi ve taleple bağlılık ilkesi kapsamında hükme esas alınmamasını ve ispata muhtaç huzurdaki davanın reddini talep ediyor olduklarını beyanla; fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; huzurdaki haksız ve ispattan yoksun davanın reddine, haksız ve kötüniyetli ikame olunan huzurdaki dava nedeniyle davacı yanın alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarındadır.
Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü’nün ...... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya fiziki olarak mahkememize gönderilmiş olup, davalı takip alacaklısı şirket tarafından davalı takip borçlusu şirket aleyhine 73.085,95 TL üzerinden cari hesap bakiyesine dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusu şirketin vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği anlaşıldı.
Tarafların ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, her iki taraf ticari defter ve belgelerinin mahallinde incelenmesi konusunda bilirkişiye yetki verilmesine karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi ..... 27/09/2018 tarihli raporunda özetle; davacı ve davalı tarafça ibraz edilen yasal defterlerin (HMK md.222) uyarınca sahipleri lehine delil niteliğinin bulunduğunu, taraflar arasında ki hesap farkının 99.258,37 TL olduğunu, söz konusu farklılığın davalı tarafça tanzim edilen fiyat farkı, ciro primi ve benzeri faturalardan kaynaklanmış olabileceğini, davacı tarafın sözleşme hükümlerine göre tanzim ettiğini iddia ettiği faturaları yasal defterlerinde kaydetmemesinden kaynaklı mutabakatsızlık tutarı ile ilgili takdir ve değerlendirmenin mahkememize ait olduğunu, tarafların defter kayıtlarının mutabakat açısından sağlıklı denetim yapılabilecek kayıt düzeninde bulunmadığını, tarafların yüksek tutarlı alış verişleri olmasına karşın 2012 yılından itibaren hiçbir dönemde mutabakat yapmadıklarını, bu durumun tarafınca yapılan incelemelerde açıklıkla tespit edilmiş olduğunu, her iki tarafın da basiretli tacirin gerektirdiği düzeyde TTK md 94'e uygun olarak dönem sonlarında mutabakat yapmadıklarını, tarafların mutabakat temin etmemelerine ilişkin takdir ve değerlendirmenin mahkememize ait olduğunu, tarafların mutabakatsızlık nedenleri olan işlemleri net olarak belirlemesi sonrasında kesin değerlendirme yapılmasının daha uygun olacağını, tarafların dosya kapsamında sunulu olan cari hesap ekstralarına göre (kendi muhasebe sistemlerini ve kayıtlarının daha net anlayabilecekleri dikkate alındığında) mutabakatsızlık nedenlerini ve işlemlerini ortaya koymaları gerektiğini, kendi kayıtlarında olup diğer tarafın kayıtlarında yer almayan kayıtlar, kendi kayıtlarında olmayıp diğer tarafın kayıtlarında yer alan kayıtlar, net ve açıklamaları ile birlikte tespit edilmesine ilişkin beyanlar sonrasında tarafların karşı tarafın kayıtlarında yer almayan işlemlerin ispatına yönelik dayanak belgeleri sunması sonrasında net kanaat ve değerlendirmeye ulaşılabileceğini, taraflarca ibraz edilecek faturaların ayrı ayrı dayanakları ile sunulması sonrasında dosyaya atanacak sektör uzmanı tarafından incelemesinin yapılarak kabulünün yapılıp yapılmayacağı hususunda değerlendirme yapılmasının uygun olacağını, davacı tarafça talep edilen %20 oranında icra inkar tazminatının ve davalı tarafça talep edilen %20 oranında kötüniyet tazminatının mahkememiz takdirinde olduğunu bildirmiştir.
Tarafların itirazları doğrultusunda ek rapor için dosyanın bilirkişiye gönderilmesine, davalının yeni bir bilirkişi talebinin reddine karar verilmiş olup, kök rapor sunan bilirkişi 03/07/2019 tarihli ek raporunda özetle; dosya kapsamında sunulu olan faturaların tarafların ticari ilişkileri ile ilgili olmadığını, faturaların dava dışı ....... ile ilgili olduğunu, davalının ispata ilişkin itirazları ile ilgili değerlendirme ve hukuki takdirin mahkememize ait olduğunu, davacının mutabakatsızlık ile ilgili listeler sunmasına karşın söz konusu evrakların dayanakları ile ilgili belgelerin sunulu olmadığını, kök raporda tarafların mutabakatsızlıkları ile ilgili ayrıntılı açıklamalar yapılmasına karşın tarafların herhangi bir vesaik sunmadıklarının belirlenmiş olduğunu, diğer taraftan davacı tarafça sunulan listede davalı ...... tarafından tanzim edilen 54.289,65 TL' lik işlemlerin listesinin sunulu olduğunu, iş bu faturalar ile ilgili ispat külfetinin davalı tarafa ait olduğunu, ancak davalı kayıtlarında yer almayan 45.073,23 TL' lik faturaların ise davacı tarafça teslimlerinin ispat edilmesinin gerektiğini, iş bu listeler dikkate alındığında davacının defterinde kayıtlı olan 73.085,95 TL' lik alacaktan ispatı yapılamayan 45.073,23 TL' lik davacı faturasının mahsubu sonrasında davacının 28.012,72 TL' lik asıl alacağının olabileceğini, mahkememizce yukarıda ki hesaplamalar dikkate alması ile kanaat oluşturması halinde davacının 31.05.2017 takip tarihi itibari ile 28.012,72 TL asıl alacaklı olabileceğini, 31.05.2017 takip tarihinden itibaren ispatlanmış davacı asıl alacağı 28.012,72 TL sine 3095 Sy.K.nun 4489 Sy.K.nun ile değişik 2.Maddesi gereğince T.C. Merkez Bankası tarafından dönemde Kısa Vadeli Avans Kredilerine uygulanan faiz oranları (01.01.2017-30.06.2018 tarihleri arası %9,75- 01.07.2018 sonrası %19,50) üzerinden basit usulde(3095 Sy.K.m3)temerrüt faizi tahakkukunun uygun olacağını, davalının ispat edilemeyen 54.289,65 TL'lik işlemleri ile ilgili ispat yapılamadığından hali hazırda hesaplanan davacı asıl alacağından mahsubunun yapılamayacağını, ancak davalının söz konusu listedeki işlemleri ispat edici mahiyette vesaik sunması ve/veya söz konusu işlemlerin davacının alacağından mahsup edilip edilmeyeceğinin sektör uzmanı tarafından değerlendirilmesinin gerekeceğini, tarafların tazminat talepleri ile ilgili değerlendirme ve hususu takdirin mahkememize ait olduğunu bildirmiştir.
Sunulan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, incelemenin gerekli özen gösterilerek yapılmadığı, bu haliyle hükme esas alınmasının mümkün olmayıp, taraf itirazları da dikkate alınarak, belge sunma süresi geçtikten sonra, davacının iddiası, davalının savunması ve icra dosyasındaki itirazı, icra dosyası ile tüm dosya kapsamına göre, davacı ve davalı defterleri arasındaki mutabakatsızlığın hangi faturalardan kaynaklandığı, fatura dökümlerinin, mahkemenin de denetimine elverişli olarak raporda gösterilmek suretiyle dökümünün yapılmasına, tebliğ ve sevk irsaliyeleri konusunda da değerlendirme yapılarak, davacının sunmuş olduğu, neye ilişkin olduğu, geçerli olup olmadığının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 21/10/2019 günü, saat 15:00'da Mahkememiz duruşma salonunda yeni bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi ...... 25/09/2020 tarihli raporunda özetle; davacı defterlerinin TTK. ve V.U.K.na göre tutulduğunu ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğunu, davacı yanın kendi defterlerine göre 31.05.2017 takip tarihi itibariyle davalıdan 73.085,95 TL
ALACAKLI durumda olduğunu, davalı defterlerinin TTK. ve V.U.K.na göre tutulduğunu ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğunu, davalı yanın kendi defterlerine göre 31.05.2017 takip tarihi itibariyle davacıdan 26.172,42 TL
ALACAKLI durumda olduğunu, taraf defterlerinin karşılaştırılması sonucunda; taraflar arasındaki farkın 99.258,37 TL olduğunu, bu farkın 45.073,23 TL tutarındaki kısmının davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı defterlerinde
kayıtlı olmayan kayıtlardan kaynaklandığını, 54.289,65 TL tutarındaki farkın ise davalı defterlerinde
kayıtlı olup davacı defterlerinde kayıtlı olmayan kayıtlardan kaynaklandığını, taraflar arasındaki farkları
oluşturan kayıtlar için taraflarca herhangi bir belge ibrazında bulunulmadığını, bu nedenle bu aşamada
kayıtların ispata muhtaç olduğunu ve söz konusu tutarların taraf alacaklarından tenzilinin gerektiğini, takip tarihi itibariyle davacı alacağının 73.085,95 TL olduğunu, bu tutardan ispata muhtaç olan tutarın
tenzili sonucunda davacının alacağının (73.085,95 TL – 45.073,23 TL=) 28.012,72 TL olabileceğini, takip tarihi itibariyle davalı alacağının 26.172,42 TL olduğunu, bu tutardan ispata muhtaç olan tutarın tenzili sonucunda davalının borcunun (54.289,65 TL – 26.172,42 TL=) 28.117,23 TL olabileceğini bildirmiştir.
Tarafların bağlı bulundukları vergi dairesine müzekkere yazılarak, 2014,2015 ve 2016 yıllarına ait Ba-Bs formlarının mahkememize gönderilmesinin istenmesine, Gelir İdaresi Başkanlığına müzekkere yazılarak davacı tarafın sistem üzerinden davalı tarafa tebliğ ettiği faturaların tebliğ edilip edilmediğine dair bilgi ve belgelerin mahkememize gönderilmesinin istenmesine, ara kararlar tamamlandığında, dosyanın tarafların itirazları ve dosya arasında bulunan ba-bs formları ve e-fatura tebliğleri yönünden irdelenmek üzere bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, kök rapor sunan SMMM bilirkişi ...... 04/12/2021 tarihli ek raporunda özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde binlerce kaydın mevcut olduğunu, buna rağmen kök
raporda yapılan incelemede taraflar arasındaki farkların oluşum sebeplerinin tek tek ifade edildiğini, bu farklara ilişkin olarak sadece davacı tarafından 10 adet faturanın sunulduğunu ve faturaların e-
fatura olarak davalıya gönderilmesi nedeniyle bu faturaların kabul edilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine mahkememizce GİB’e müzekkere yazılarak faturaların tebliğine ilişkin verilerin talep edildiğini, gelen cevabi yazı ekinde yer alan CD’lerin içerisinde söz konusu verilere rastlanmadığını, bununla
birlikte faturalara bakıldığında söz konusu faturaların “fiyat farkı, prim iadesi ve mal iadesi“
açıklaması ile düzenlemiş olduğunu, takdiri tamamen mahkememize ait olmak üzere, bu faturaları davalının düzenlenmesi konusunda haklı olup olmadığı hususunda inceleme yapılabilmesi
için dosyaya (sevk irsaliyelerinin, taraflar arasındaki sözleşmelerin, prim hesaplama tablolarının vb)
belgelerin sunulmasının ve ayrıca bu konuda uzman bir marketçi bilirkişi ile market sözleşmelerinde
uzman bir hukukçunun atanması gerektiği değerlendirilmiş olup, yapılan açıklamalar ışığında kök
raporundaki kanaatinde bu aşamada herhangi bir değişikliğe gidilmediğini bildirmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı ve Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığına yeniden müzekkere yazılarak 20.01.2021 ve 05.03.2021 tarihli müzekkere cevaplarında istenilen kayıtların yer almadığı bildirilerek müzekkere gereğinin ivedilikle yerine getirilmesinin istenilmesine, müzekkereye ikmalen cevap verildiğinde dosyanın bilirkişiye tevdii ile ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş olup, kök ve ek rapor sunan SMMM bilirkişi ....... 28/11/2022 tarihi 2.ek raporunda özetle; bir önceki raporunda “Taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde binlerce kaydın mevcut
olduğu, buna rağmen kök raporumda yapılan incelemede taraflar arasındaki farkların oluşum
sebeplerinin tek tek ifade edildiği, bu farklara ilişkin olarak sadece davacı tarafından 10 adet
faturanın sunulduğu ve faturaların e-fatura olarak davalıya gönderilmesi nedeniyle bu faturaların
kabul edilmesinin talep edildiği, bunun üzerine Sayın Mahkemece GİB’e müzekkere yazılarak
faturaların tebliğine ilişkin veriler talep edildiği, gelen cevabi yazı ekinde yer alan CD’lerin içerisinde
söz konusu verilere rastlanmadığı, bununla birlikte faturalara bakıldığında söz konusu faturaların
“fiyat farkı, prim iadesi ve mal iadesi“ açıklaması ile düzenlemiş olduğu, takdiri tamamen Sayın
Mahkemenize ait olmakla birlikte bu faturaları davalının düzenlenmesi konusunda haklı olup olmadığı
hususunda inceleme yapılabilmesi için dosyaya (sevk irsaliyelerinin, taraflar arasındaki
sözleşmelerin, prim hesaplama tablolarının vb) belgelerin sunulmasının ve ayrıca bu konuda uzman
bir marketçi bilirkişi ile market sözleşmelerinde uzman bir hukukçunun atanması gerektiği
değerlendirilmiş olup, yapılan açıklamalarım ışığında kök raporumdaki kanaatimde bu aşamada
herhangi bir değişikliğe gidilmediği” şeklinde kanaat bildirilmiş olup, dosyaya celp edilen belgeler
sonucunda önceki raporlarında yer alan kanaatinde herhangi bir değişikliğe gidilmediğini bildirmiştir.
Dosyanın bilirkişi raporları arasında yer alan çelişkilerin giderilmek, dosyada yer alan tüm kayıtlar, tarafların beyan ve itirazları değerlendirilerek ek rapor tanzim edilmek üzere yeni bir SMMM bilirkişisine tevdiine karar verilmiş olup, Mali Müşavir bilirkişi ..... 19/10/2023 tarihli raporunda özetle; taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde, tarafların cari ilişkisinin uzun bir dönemi kapsadığının ve birçok kaydı barındırdığının görülmüş olduğunu, taraf cari hesaplarının detaylı olarak karşılaştırılmış taraflar arasındaki cari farkın tespit edilmiş olduğunu, davacının alacağına ilişkin değerlendirmelerin dosyaya mübrez belgeler üzerinden yapılmış olduğunu, tarafların BA-BS formlarının dosyaya sunulu olduğunun görülmüş olduğunu, önceki raporlarda da tespit edildiği üzere tarafların BA-BS formları birbiri ile büyük farklılıklar gösterdiğinin görülmüş olduğunu, mahkememizin davalı yanın düzenlediği toplam 27.540,71 TL tutarlı “Raf Tahsis Bedeli-Palet Teşhir Bedeli- Satış Primi” açıklamalı faturaları düzenleyebileceği yönünde kanaate varması halinde davacının takip tarihi itibariyle davalı yandan 40.169,00 TL alacaklı olduğunun, aksi yönde kanaate varması halinde davacı yanın 67.709,71 TL alacaklı olduğunun kabulünün gerekeceği kanaatine varılmış olduğunu, takdirin mahkememize ait olduğunu SONUÇ OLARAK; dava konusunun, davacının, davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğunu, davacının 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğunu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 73.085,95 TL alacağının bulunduğunu, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğunu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 25.832,83 TL alacağının bulunduğunu, mahkememizin; davalı yanın düzenlediği toplam 27.540,71 TL tutarlı “Raf Tahsis Bedeli-Palet Teşhir Bedeli- Satış Primi” açıklamalı faturaları düzenleyebileceği yönünde kanaate varması halinde davacının takip tarihi itibariyle davalı yandan 40.169,00 TL alacaklı olduğunun, aksi yönde kanaate varması halinde davacı yanın 67.709,71 TL alacaklı olduğunun kabulünün gerekeceğini bildirmiştir.
Davalı vekilince sunulan cevap dilkeçesi ekinde taraflar arasında imzalandığı iddia olunan ticari şartlar anlaşmasının sunulduğu ve 19.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda davalı defterlerinde yer alan raf tahsis bedeli, palet teşhir bedeli ve satış pirimi açıklamalı faturaları bu smzleşme kapsamında düzenlenebilip düzenlenemeyeceği hususu, bilirkişi raporunda yer alan davacı lehine ve aleyhine olan kayıtlar ile davalı lehine ve aleyhine olan kayıtlar yönünden açıklayıcı ifadeler kullanılmak, tarafların itirazları irdelenmek ve uyuşmazlık konusu hakkında ek bilirkişi raporu tanziminin istenilmesine, bilirkişi heyetine sektör bilirkişisi dahil edilmesine karar verilmiş olup, sektör bilirkişisi ...... ve kök rapor sunan Mali Müşavir bilirkişi ...... 16/02/2024 tarihli raporlarında özetle;
dosyaya mübrez belge, bilgi, takip
dosyası, taraf ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler
neticesinde; “ilave raf tahsis bedeli” isimli hizmet faturası tanzim etmenin, davalının 01.01.2015
tarihli sözleşmeden gelen bir hakkı olduğunu, sözleşmede bu hakkın yıllık cironun %2’si
oranına denk gelen bir bedel olduğunu, faturanın 31.12.2016 yılında tanzim edilmiş ve
2016 yılı cirosuna ait bir fatura olduğundan yapılacak mali incelemede davalı tarafın
2016 yılı bütününde satın aldığı davacı tarafa ait ürünlerin net cirosunun %2’sine göre
bu tutarın kabul edilebileceğini, tanzim edilen faturanın tanzim tarihinden (31.12.2016)
yaklaşık 3 yıl sonra ( 12.12.2019 tarihinde) bir suretinin davacı tarafa tebliğ edildiğini, “palet teşhir bedeli” isimli hizmet faturası tanzim etmenin, davalının 09.11.2012
tarihli sözleşmeden gelen bir hakkı olduğunu, sözleşmeye dayalı olarak tanımlanmış bu
teşhir bedeli için ayrıca Promosyon Anlaşması yapıldığını ve imza altına alındığını, faturanın 30.06.2013 yılında tanzim edildiğini ve tanzim edilen faturanın tanzim
tarihinden (30.06.2013) yaklaşık 6 yıl sonra ( 12.12.2019 tarihinde) bir suretinin davacı
tarafa tebliğ edildiğini, “satış primi” isimli hizmet faturası tanzim etmenin, davalının 09.11.2012 tarihli
sözleşmeden gelen bir hakkı olduğunu, sözleşmede bu hakkın yıllık cironun %2’si oranına
denk gelen bir bedel olduğunu, faturanın 31.12.2013 yılında tanzim edilmiş ve 2013 yılı
cirosuna ait bir fatura olduğundan yapılan mali incelemede davalı tarafın 2013 yılı
bütününde satın aldığı davacı tarafa ait ürünlerin net cirosunun %2’sine göre bu tutarın
kabul edilebileceğini, davalı tarafın delilleri arasında bulunan şube kurye zimmet
listesinin içerisinde ilgili faturaya ait fatura numarasının, teslim edilen kurye
evraklarının arasında bulunmadığını, ilgili faturanın 31.12.2013 tarihli olduğunu, davalı
taraf delili olan “şube kurye zimmet listesi” isimli evrakın ise 12.12.2019 tarihli
olduğunu, davacı tarafın salt bu faturayı tanzim etmesinin, faturanın haklı tanzim edildiği olarak
kabul edilemeyeceğini, tarafların fiyat farkı faturalarını geçmişte kabul etmelerinin
teamül olarak yorumlanamayacağınğ, 835,84 TL.lik bu fatura için yukarıda öne
sürdükleri HANGİ gerekçeyle ve NEDEN bu tutarda fiyat farkı faturası tanzim
edildiğini faturaları tanzim eden tarafın yani bu fatura özelinde davacı tarafın açıklaması gerektiğini, iade faturalarının davalı tarafça tanzim tarihinin 12.06.2012 ile 07.12.2016 tarihleri
arasında olduğunu, davalı tarafça sunulan “şube kurye zimmet listesi”nin ise 12.12.2019
tarihli olduğunu, dolayısıyla tanzim tarihlerindeki süreler içinde davacı tarafa iade
faturalarının teslim edildiğinin ( yada iade bildiriminin yapıldığının) belli olmadığını, faturalardan AYRI başka bir usulle YAZILI olarak iade bildiriminin davacı tarafa
yapıldığının ise dosya içeriğinde bulunmadığını ama her halükarda davalı tarafın 17.901,49 TL.lik 57 adet iade faturasına konu olan ürünleri sözleşmeden
gelen “koşulsuz iade etme” iradesinin bulunduğunu bildirmişlerdir.
Dava, cari hesaba dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında süregelen ticari ilişki gereği ticari defter ve kayıtlarında büyük farklılıklar olduğu görülmüştür. Devam eden yargılama aşamasında dosyada birden fazla bilirkişi raporu alınması gereği hasıl olmuş ise de, 19.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı defterinde ve davalı defterinde yer alan tarafların lehine ve aleyhine olan kayıtların ayrıştırılması sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin irdelendiği 16/02/2024 tarihli bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun ve denetlenebilir bulunmuştur. Tarafların BA-BS kayıtlarının da uyumlu olmaması nedeni ile tarafların lehine ve aleyhine olan kayıtlar ve genel ispat kuralları çerçevesinde kayıtlar ayrı ayrı irdelenmiştir.
Davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin sahibi lehine delil niteliği bulunduğu ve takip tarihi itibari ile davalı taraftan 73.085,95 TL alacaklı olduğu, yine davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin sahibi lehine delil niteliği bulunduğu ve takip itibari ile davalının davacı taraftan 25.832,83 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Tarafların ticari defter ve belgeleri arasında 98.918,78 TL fark bulunduğu anlaşılmakla davacı defterinde kayıtlı olup davalı defterinde kayıtlı olmayan faturaların davacı lehine ve aleyhine olanlar olarak ayrı ayrı karşılaştırılmasında davacı lehine olan kayıtlar toplamının 44.639,30 TL olduğu, davacı aleyhine davalı lehine olan kayıtların 2.401,06 TL olduğu anlaşılmakla davacı defterinde kayıtlı olup davalı defterinde kayıtlı olmayan faturaların 41.648,17 TL olduğu anlaşılmakla davacının takip tarihi itibari ile olan asıl alacağından davacı lehine olan kayıtlar düşülmüş ve davalı lehine olan kayıtlar eklenmiştir. Buna göre davacının ispatla mükellef olduğu tutar 41.973,89 TL hesaplanmaktadır.
Davalı tarafın ticari defterlerine takip tarihinden sonra kaydedilen toplam 37.101,93 TL bedelli faturanın da davalı tarafın kabulünde olduğu kanaatine varıldığından bu tutarda fatura yönünden de davacı tarafın alacaklı olduğu kabul edilmiş ve belirtilen tutar yönünden davacı tarafın alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Buna göre davacının ispatla mükellef olduğu tutardan (41.973,89 TL), davalının kabulünde olan takip sonrası kaydedilen ( 37.101,93 TL) düşülmesi sonucu ispat edilmesi gereken tutarın (4.871,96 TL ) olduğu sonucuna varılmaktadır.
Davacı defterinde kayıtlı olup davalı defterinde kayıtlı olmayan 2.812,46 TL bedelli faturalar yönünden faturaların davalı taraf teslim edildiğine dair ispata elverişli delil sunulamamış olduğundan bu kayıtlar yönünden davacı tarafın alacağının ispatlanamamış olduğu kanaatine varılmış ve hesaplamaya dahil edilmemiştir.
Yine davacı defterinde kayıtlı olup davalı defterinde kayıtlı olmayan 835,84 TL fiyat farkı faturası yönünden ise, davalı tarafın defterlerinde başkaca fiyat farkı faturaları bulunduğundan taraflar arasında fiyat farkı faturası düzenlenebileceği kabul edilmiş ve bu tutarın davacı tarafından ispatlanmış olduğu kabul edilmiş ve az yukarıda belirtilen davacının ispatına muhtaç tutardan (4.871,96 TL ) tenzili ile fiyat farkı faturasının ( 835,84 TL) da tenzili sonucu davacının ispatına muhtaç tutarın (4.036,12 TL) olduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre davacının takip tarihi itibari ile alacaklı olduğu tutardan (73.085,95 TL) davacının ispatına muhtaç tutarın (4.036,12 TL) düşülmesi sonucu davacının alacaklı olduğu tutarın 69.049,83 TL olduğu sonucuna varılmaktadır.
Davalı tarafın sunmuş olduğu kayıtların ayrı ayrı incelenmesinde ise, toplamda 27.540,71 TL tutarlı raf tahsis bedeli, palet teşhir bedeli ve satış pirimi açıklamalı faturaların 16.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere düzenlenmesinden çok sonra ( en az 3 yıl ) sonra davacı tarafa tebliğ edilmiş olması hususu nazara alındığında davalı tarafın bu faturalar yönünden ispat yükünü yerinde getirememiş olduğu ve davacı alacağından düşülmemesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Yine davalı tarafın ibraz etmiş olduğu toplamda 1.340,12 TL bedelli fiyat farkı faturaları yönünden az yukarıda belirtildiği üzere taraflar arasında bu yönde teamül bulunduğu kabul edilerek belirtilen fatura bedelleri davacı tarafın dosya kapsamında ispatlanmış olduğu kabul edilen alacağından (69.049,83 TL) düşülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Toplamda 17.901,49 TL bedelli ürün iadesine ilişkin düzenlenen fatura yönünden ise ürünlerin davacı tarafa iade edildiğine veya imha edildiğine dair delil sunulmamış olduğundan bu bedel davacı tarafın alacağından düşülmemiştir.
Yapılan bu açıklamalar uyarınca tarafların ticari defter ve belgelerinin karşılaştırılması ve aralarında yer alan sözleşme hükümleri dikkate alındığından az yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere davacı tarafın takip tarihi itibari ile alacaklı olduğu tutardan ( 73.085,95 TL) tarafın ticari defter ve belgelerinin karşılaştırılması sonucu 4.036,12 TL yönünden davacı tarafın alacağının ispatlanamadığı, buna göre 69.049,83 TL alacaklı olduğunun hesap edildiği, davalı tarafın ticari defter ve belgeleri itibari ile de davalının düzenlemiş olduğu 1.340,12 TL fiyat farkı faturasının davacı alacağından düşülmesi ( 69.049,83 - 1.340,12 ) gerektiği, buna göre davacının takip tarihi itibari ile davalı taraftan 67.709,71 TL alacaklı olacağı, takibin bu miktar üzerinden devam etmesi gerektiği, alacağın cari hesaba dayalı olması nedeni ile likit kabul edilmesi gerektiği ve icra inkar talebinin yerinde olduğu sonucuna varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
-
Davalı tarafın Bakırköy ...... İcra müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 67.709,71 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
-
İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 13.541,94 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
-
Alınması gereken 4.625,25 TL harçtan peşin alınan 882,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.742,55 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
-
Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 914,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-
Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 10.025,20 TL yargılama giderinden kabul oranı (%92,64) ret oranı (%7,36) dikkate alınarak hesaplanan 9.287,35 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzeride BIRAKILMASINA,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 5.376,24 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-
Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davalı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/04/2024
Katip ......
¸
Hakim .....
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39