Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1244 E. 2024/308 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1244
2024/308
28 Mart 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1244 Esas
KARAR NO : 2024/308
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/12/2023
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Davalı firma yetkilileri ile 2017 yılında tanıştıklarını, 2017-2021 arası toplamda yaklaşık 20.000.000,00 TL tutarında mal verdiklerini, davalını bu malları kendi adına ve hesabına aldığı fiyat üzerine asgari yüzde otuz kar ilavesiyle portföyündeki üçüncü kişilere pazarladığını, ne kadar çürük evrak varsa tarafına cirolayıp verdiğini, sağlam evrak ve nakitleri kendilerine sakladıklarını, hatta şirket dışı ...... ve diğerlerinin hesabına geçirdiğini, Müflis ......'ye sattığı mallar karşılığı aldığı sağlama evrak ve dolandırma komisyonlarını da kendine saklayıp çürükleri tarafına verdiğini, bu bonolar ödenmeyince hem keşdeci ....... hemde davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, karşı tarafın 2020/2 ayında rizikonun paylaşılmasına dair protokolü imzalatarak kendilerinin de İstanbul ...... İcra Dairesi ...... dosyası ile ....... aleyhine işlem başlattıklarını beyan ve taahhüt ettiklerini, bu durum karşısında ....... firmasına yoğunlaşrak bir kısım tahsilat yaptıklarını ancak davalının geçen süreden ..... İcra kanalıyla hiç bir işlem yapmadıkları, bilgi vermedikleri, hatta resmi muavin hesap özeti dahi göndermedikleri, bunun üzerine icra dairelerindeki itiraz edilmeyen alacaklar için ..... firmasına da işlemler tesis edince ibra itfa imhal zaman aşımı gibi bir sürü bahane ile an itibariyle sayısı yüzü geçen dava ve icra bombardımanına tutulduklarını, İcra mahkemeleri dar yetkili mahkemelerden sayıldığı için sadece şekli incelemeler yapıldığını, istinafın da aynı usul çerçevesinde mağduriyetine neden olduğunu, genel manada bonolar, çekler, cirantalar hakkındaki Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat çerçevesinde zaman aşımı vaki olmadığı gibi rizikonun paylaşılması protokolündeki vaatler karşılığında makul bir süre karşı tarafa mehil verildiği, davalının kötü niyeti anlaşılınca protkolün gabinle malül ve hata hile ile imzalatıldığı anlaşılınca karşı tarafın inkarı kabil olmasın diye yasal süre içinde mahkemeler kanalıyla UYAP sisteminden protokolün geçersizliğinin defalarca vurgulandığını, icra dosyasında görüleceği üzere takip talebinde hem alacaklı şirketin hem de şirket yetkilisi olarak şahsnın bilgilerinin yer aldığı halde icra memurunun ödeme emri düzenlerken şahsının ismini öne çıkarmasının karşı tarafca istismar edildiğini, bizim Servet'e borcumuz yoktur beyanlarıyla bu güne kadar alacağının tahsilinin engellendiğini, bütün bu olumsuzlukların giderilmesi maksadıyla huzurdaki dava ikamesinin zaruri hale geldiğini, bu nedenlerle fazlaya dair hakların saklı kalması kaydıyla faturaya dayalı alacağın olduğu, 10.02.2020 tarihli protokolün geçersizliğine dair yasal sürede ititraz beyanlarında sunulduğu dikkate alınarak icranın geri bırakılması şartlarının oluşmadığının kabulü ile alacağın tahsiline karar verilmesi şeklinde davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafın sunduğu arabuluculuk tutanağında yer alan başvuru konusu ile huzurda açılan davanın konularının birbirinden farklı olduğunu, usulüne uygun arabuluculuk başvurusu yapılmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, her ne kadar huzurdaki dava ...... Ayakkabı tarafından açılmış ise de davacı şirketin huzurdaki davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, taraf sıfatının bulunmaması nedeni ile davanın reddinin gerektiği, dava konusu icra dosyası hakkında itfa nedeni ile takibin iptaline karar verildiğini, huzurda açılan davada davacının hukuki yararının bulunmadığını, aktif husumet ehliyetine ilişkin itirazlar saklı kalmak kaydıyla taraflar arasında aynı icra dosyasına ilişkin menfi tespit davası görüldüğünü, davacının dava konusu yaptığı icra dosyası hakkında müvekkilinin borçlu olmadığına karar verildiğini, davacının icranın geri bırakılmasının şartlarının oluşmadığını ispatlayabilmesi için öncelikli olarak bir alacağının bulunduğunun ispatlanması gerektiği, zira bu tarz davalarda ispat külfetinin alacaklı olduğunu iddia edenin davacıda olduğunu, müvekkilinin davacıya borçlu olmadığına ve müvekkilinin ibra edildiğine dair protokol imzalandığını, protokolün kapsamında dava konusu icra dosyası da bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği de müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, bu nedenlerle dava şartı arabuluculuk konusu ile dava konusunun farklı oluşu nedeni ile usulüne uygun arabuluculuk başvurusu bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeni ile reddine, davacı şirketin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, irade fesadı sebebine dayalı protokolün iptali istemine ilişkindir.
İrade bozukluğu hâlleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda ise 30 ila 39. maddeler arasında "Yanılma", "Aldatma" ve "Korkutma" başlıkları altında düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK m. 39 hükmünde irade bozukluğunun giderilmesi bakımından bir yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür.
Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmesinde; davacı dava dilekçesinde , davaya konu protokolün irade fesadı sebebine dayalı iptal istemli dava açmış olup davaya konu protokolün tarihinin 10/02/2020 olduğu ,davacı tarafın açılan davanın TBK m.39 hükmü uyarınca yasal bir yıllık süre içerinde açılmadığı davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE NEDENİYLE REDDİNE,
-
Alınması gereken 427,60. TL harçtan peşin alınan 8.974,07 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.546,47 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
-
Davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
-
Taraflarca dosyaya yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00. TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı şirket yetkilisi ...... 'un yüzüne karşı, davalının yokluğunda yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 28/03/2024
Katip ......
¸e-imzalıdır
Hakim .....
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49