SoorglaÜcretsiz Dene

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/837 E. 2024/292 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/837

Karar No

2024/292

Karar Tarihi

22 Mart 2024

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/837 Esas

KARAR NO : 2024/292

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 30/08/2023

KARAR TARİHİ : 22/03/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2024

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;

İSTEM:

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili firma arasındaki ticari anlaşma gereği müvekkilinin davalı firmaya ait ham kumaşlara boyama, baskı, işleme işlemlerini yaparak tekrardan davalıya iade ettiğini, taraflar 2021 yılında bir kısım faturalarla alakalı anlaşmazlık yaşamalarına rağmen iş ilişkilerini 2022 yılı sonuna kadar devam ettirdiklerini, gelinen aşamada 2022 yılı sonu itibari ile müvekkili şirket ticari defterlerine göre davalının faturaya dayalı 207.420,64.-TL borcu bulunduğunu, davalının bu borcu ödemekten imtina etmesi üzere tarafımızca Bakırköy Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapılmış olup 04.08.2023 tarihinde .... Arabuluculuk Numarası ile anlaşma sağlanamadığı için dosyanın kapatıldığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kısmı dava olarak şimdilik 130.000,00.-TL'nin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

YANIT:

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tekstil alanında uluslararası ihracat yapan bir limited şirket olduğunu, davacı tarafın da beyan ettiği üzere müvekkili şirket ile davacı şirket arasında bir süredir süren ticari ilişkinin mevcut olduğunu, huzurdaki davaya konu olan faturalara dayanıldığı iddia edilen icra takibi faturalara konu malların teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği gerekçesiyle başlatıldığını, ancak faturaya konu malların müvekkili şirkete hiçbir zaman ayıptan ari ve eksiksiz bir şekilde teslim edilmediğini, davacı ... ile zamanında yapılan iş karşılığında müvekkilce davacıya teslim alınan ayıptan ari olan mallar kadar ödeme yapıldığını, davacı yanca anılan ticari ilişkinin sürmesi için teslim alınan malların karşılığının da ödenmesi gerekli olduğunu, b süredir süren ticari ilişki de müvekkilin kedisine teslim edilen malların ödemesini tam ve eksiksiz gerçekleştirdiğini, ancak bu ilişkiyi sona erdiren olayın davacı ... anlattığının aksine ; davacı yanca düzenlenen faturaların bir kısmının teslim edilmeyen mallara ilişkin olduğunun müvekkili şirketçe anlaşılması olduğunu, davacı şirketin süregelen ticari ilişkiyi kullanarak haksız kazanç elde etmeye yönelik olarak tamamen kötü niyetli olarak tanzim edilmiş faturaların ödemesinin yapılmasının kendilerinden beklenemeyeceğini, kesilen faturaların içeriği malların müvekkili şirkete teslim edilmediğinin anlaşılması üzerine müvekkil şirketçe; iade faturalarının tanzim edildiğini, asla kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, müvekkil işirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının, malların müvekkil şirkete teslim edilip edilmediğinin tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini, emsal Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davacının öncelikle müvekkili şirket ile ticari ilişkisini, mevcut sözleşme şartlarını, mevcut sözleşme şartlarına uygun ifayı / faturanın verilmesine neden olan işin yapılmış olduğunu, fatura bedeli kadar iş yapıldığını, yapılan işi eksiksiz ve tam olarak müvekkil şirkete teslim ettiğini, yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlaması ve faturayı dayanaklandırması gerektiğini, aksi halde tek başına faturaya yasal süresinde itiraz edilmemiş olması yazılı işin yapılarak müvekkile teslim edildiğini, faturanın kesinleştiğini göstermeyeceğini, davacı tarafından iş tamamlanmadığından hak ediş de bulunmadığını, müvekkilinin ticari defterleri ile davacının ticari defterleri birbirini doğrulamadığından davacı ticari defterlerini lehine delil olarak kullanamayacağını, davacının alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altında olduğunu, davacıtarafın sadece fatura kesmesiyle bir alacağın doğmayacağının izahtan vareste olduğunu, fatura tanzim edilse dahi bu fatura içeriği işin yapıldığına dair müvekkili ilzam eden bir irsaliye yada teslim makbuzu bulunmadığını, icra takibine konu edilen faturalara ilişkin hizmet alınmamış olduğundan borca ve takibe itiraz edildiğini, buna dair herhangi bir belgenin ne müvekkili şirket yetkililerince ne de müvekkil şirketin SGK kayıtlı çalışanlarınca imzalanmadığını, icra takibinde takibe dayanak belge sunmayan davacının itirazın iptali davasında icra dosyasında var olan belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağını, davacının, müvekkili şirket aleyhine başlattığı icra takibine yönelik borca ve tüm ferilerine ilişkin itirazları tekrarla, kötü niyetli ve haksız kazanç sağlamaya yönelik huzurdaki davanın reddini, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.

KANITLAR VE GEREKÇE:

Dava, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalıya teslim ettiği ürünler karşılığında düzenlediğini iddia ettiği fatura bedelleri yönünden alacak istemine ilişkindir.

-Mahkememizce taraflara ait Ba-Bs formları, SGK kayıtları dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.

-Somut olayda tarafların iddia ve savunmaları kapsamında davacı taraf davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında cari hesaba konu alacağın ödenmediğini iddia etmekte iken, davalı taraf davacı ile aralarındaki ticari ilişkin var olduğunu ancak davacı tarafça yerine getirilmeyen mal ve hizmetler yönünden fatura kesildiğini ve bu nedenle ticari ilişkinin sonlandırıldığını, davacı tarafın yerine getirdiği tüm mal ve hizmetlerin bedelinin ödendiğini, yerine getirilmeyenler yönünden ise ödeme yapılamayacağını iddia iddia etmektedir.

-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.

-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.

-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.

-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.

-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.

-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).

-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).

-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.

-Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).

-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).

-Mahkememizce davacı tarafın ticari defter ve belgeleri talimat mahkemesi aracılığı ile incelenmiş, düzenlenen 01/01/2024 tarihli raporda özetle; ticari defterleri usulüne uygun olarak olarak tutulduğu anlaşılmış ve bu suretle nihai ve kesin bir tespit yapıldığını, uyuşmazlığa konu Ticari Alacağın gerçekleştiği hesap dönemleri incelendiğinden ilgili işlemlerin kayıtlandığı hesap dönemlerim 2021, 2022 ve 2023 yılları olduğu, Cari Hesap verilerine göre Davacının Davalı taraf için takip ettiği Hesap Kalanı 207.420,64.-TL göründüğü, Ticari Alacak Toplamı Fatura bazında ise 207.359,67.- TL olduğu,fark olan 60,97.-TL 'in çok küçük bir meblağ olması sebebiyle "Yuvarlama Farkı" olarak dikkate alınmasında da bir sakınca bulunmadığı, davacı firmanın düzenlemiş olan her bir faturanın resmi defterlere 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 219. Maddesi gereği uygun kayıtlandığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.

-Mahkememiz dosyası davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 19/01/2024 tarihli raporda özetle; dosyaya sunulan faturalarda fatura bedelinin peşin olarak tahsil edildiği

hususunda herhangi bir not veya bilgi yazılmadığından faturaların açık fatura

niteliğinde olduğu, davacı ile davalı arasında bir ticari ilişki olduğu, her ne kadar cari hesap sözleşmesi sunulmamış olsa da tarafları arasında cari

hesabın var olduğu, tarafların birbirlerinden yaptıkları alım ve satış faturalarını BA-BS bildirim

formları ile Bağlı oldukları vergi dairelerine bildirdikleri ve bu bildirimlerinde

davacı ve davalı birbirleri ile aynı şekilde BA-BS beyanı verdikleri ve mutabık

oldukları BA-BS beyanı yönünden Birbirlerini doğrular nitelikte beyan verdikleri, davacının davalıya fatura düzenleyerek yaptığı mal satışları ile ilgilidüzenlediği e-faturaları davalının BA-BS beyanı ile beyan ettiği, ayrıca Davacının davalıya düzenlediği faturalara karşı sekiz günlük

yasal itiraz süresi içerisinde davalı tarafından itiraz edildiği ya da ayıp

ihbarında bulunulduğuna dair herhangi bir bilgi belge ihtarname vesair evraka

dosya münderecatında rastlanmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.

-Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği ve yerinde inceleme etmesine rağmen yerinde inceleme talebinde bulunulan adreste defterlerini incelemeye sunmadığı görülmüştür.

-Alınan bilirkişi raporları taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce kök rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.

-Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.

-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen toplam 207.359,67 TL bedelli faturaların davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Yine incelenen vergi dairesi kayıtlarına göre tarafların ticari defter ve kayıtlarında yer alan faturaların her iki tarafça ba-bs bildirimleri ile vergi dairesine bildirdikleri görülmektedir. Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)

-Buna göre her ne kadar davalı tarafça davacı tarafın dava konusu ettiği fatura ve cari hesap kayıtları yönünden edimlerini yerine getirmeden fatura tanzim ettiği iddia edilmiş ise de davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir.

-Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği görülmektedir.

-Bu kapsamda davacı tarafın dava dilekçesi ile 02/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın KABULÜ ile;

-Sabit olan 207.359,67 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  1. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 14.164,74. TL karar ve ilam harcından peşin harç ve ıslah harcı olarak alınan toplam 3.541,19. TL harcın mahsubu ile bakiye 10.623,55. TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

  2. Davacı tarafından peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 3.541,19. TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  3. Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 6.500,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 tebligat, talimat ve posta masrafı olmak üzere 6.869,85. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  4. Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

  5. Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 33.103,95. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  6. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  7. Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,

Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/03/2024

Katip ....

e-imzalıdır

Hakim ...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

haftayanıtistem(TicariSatımdanhükümKaynaklanan)Alacak

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim