Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1006 E. 2024/289 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1006
2024/289
22 Mart 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1006 Esas
KARAR NO : 2024/289
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/11/2022
KARAR TARİHİ : 22/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın davalıya satmış olduğu mallar karşılığında 08.04.2022 tarihli 62.922,64TL ’lik fatura keserek davalıya teslim ettiğini, davalının iş bu fatura bedellerini süresinde ödememesi üzerine davalı aleyhine Küçükçekmece ... İcra Dairesi .... esas sayılı dosya ile icra takibine başlandığını, davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, davalının bu takibe borcun kendisine ait olmadığı iddiasıyla itirazda bulunduğunu, borçlu her ne kadar itiraz dilekçesinde herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiş ise de, söz konusu icra takibinde yer alan takibe dayanak teşkil eden evraklardan anlaşılacağı üzere borcun varlığının ortada olduğunu, müvekkili şirketin , fatura ve banka hesap kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde haklılıklarının ortaya çıkacağını, davalının (borçlu) kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, müvekkilinin 08.04.2022 tarihinde 62.922,64 TL olan faturayı kestiğini, faturadaki malların sırasıyla 18.02.2022-22.02.2022-23.02.2022-04.03.2022 tarihlerinde davalı firmaya teslim edildiğini, dilekçe ekinde paylaşılan fatura ve sevk irsaliye fişlerinden anlaşılacağı üzere davalı/borçlu firmanın tamamen kötü niyetle ve basiretli tacir tutumundan uzak hareket ettiğinin izahtan vareste olduğunu, mevcut durumda davalı firmanın müvekkili firmadan mal/ürün almış ancak ücretini ödememiş olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalı yanın icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamını,haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu(davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini,yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı/alacaklıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin de alacağın tahsili amacıyla Gaziosmanpaşa İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile işlem başlattığını, her ne kadar davacı/alacaklı tarafın müvekkili şirketten alacaklı olduğu iddia edilmiş olsa da ticari defterlerin incelenmesiyle davacının alacağının bulunmadığının sübuta ereceğini, açıklanan nedenlerle davanın reddi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya tahmilini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile ticari mal alımına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, SGK ve ticari sicil kayıtları dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 62.922,64 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "... numaralı fatura ve 4 adet sevk irsaliyesine göre teslim alınıp, ödenmeyen tutar" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Tarafların iddia ve savunmaları ile takip dayanağı fatura ve belgeler nazara alındığında somut olayda davacı tarafın davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında mal alım satımları gerçekleştirildiğini, fatura konusu mallar teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğini iddia ettiği görülmektedir.
-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Yukarıda verilen açıklamalar doğrultusunda tarafların iddiaları ile ticari defter kayıtlarının incelenmesi amacıyla dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 01/03/2023 tarihli raporda özetle; davacı ... Tic. Ltd. Şti.’nin incelenen 2021-2022 takvim yıllarına ait
ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu,
davalı ... Tic. A.Ş.’nin ticari deflerlerini incelemeye sunmadığı,
davacı ... Tic. Ltd. Şti’nin incelenen 2021-2022 yıllarına ait resmi defter
ve belgelerinde, davalı ... Tic. A.Ş. .... Hesap Kodu ile Satıcılar hesabında
hareket gördüğü, takibe dayanak 08/04/2022 tarihli .... numaralı 62.922,64
TL bedelli e-arşiv satış faturasının ticari defterlerde kayıt altına alındığı, icra takip tarihi
itibariyle davacı şirketin davalı şirketten toplam 62.922,64 TL alacağı bulunduğunun
tespit edildiği,
davacı şirketin 62.922,64 TL icra takip alacağının alacağının ticari defter ve
belgelerinde TTK, VUK ve Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri gereği kayıt altına
alındığı, alacağa dayanak faturanın davacı ve davalı tarafından BA-BS formlarıyla ilgili
vergi dairelerine beyan edildiği,
davacının, Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas numaralı icra
dosyasında icra takibini yaptığı 62.922,64 TL tutarın tarafımıza ibraz edilmiş bulunan
incelemeye konu yasal defterler içerisinde kayıtlandığı ve defter, kayıt, belge ve deliller
ışığında takip tarihi itibariyle alacak aslına ilişkin tutarın 62.922,64 TL olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı vekilinin 15/03/2023 tarihli dilekçesinde Adıyamanlı olması, Gaziantep/Islahiye ve Adıyaman'da bir çok yakının bulunması nedeniyle 06/02/2023 tarihli depremde zarar görenler için deprem bölgesinde bulunduğunu, bu nedenle ticari defterlerinin sunamadıklarını bildirdiği görülmüştür.
-Bu kapsamda davalı tarafın ticari defterlerinin ibraz edilememesine ilişkin gerekçesinin ülkemizde 06/02/2023 tarihinde yaşanan deprem nedeniyle haklı sebebe dayandığı, haklı sebep nedeniyle iş bu talebin Hukuk Muhakemeleri Kanunu 95. Maddesi uyarınca talebin eski hale getirme olarak kabulünün gerektiği anlaşılmakla, davalının sunmuş olduğu USB'deki ticari defter kayıtlarının incelenmesi, 27/01/2023 tarihli celsedeki 2 nolu ara karar doğrultusunda inceleme yapılması amacıyla daha önce rapor veren bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 14/06/2023 tarihli raporda özetle; davalı ... Tic. A.Ş.’nin incelenen 2022 takvim yılına ait ticari
defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu,
avalı ... Tic. A.Ş.’nin incelenen 2022 yılına ait resmi defter ve
belgelerinde, Davacı ... Tic. Ltd. Şti. ... Hesap Kodu ile Alıcılar
hesabında hareket gördüğü, davalı şirketçe davacı şirket adına düzenlenen 20.01.2022
tarihli 56.173,01 TL bedelli ve 23.06.2022 tarihli 25.876,58 TL bedelli e-arşiv
faturalarının davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlanmadığı, ilgili faturaların
elektronik olarak tebliğ edildiği ve herhangi bir itiraza uğramadığı keza faturaların
davacı şirketçe BA formuyla ilgili vergi dairesine bildirimlerinin yapıldığı, netice olarak
icra takip tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun
bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.
-Bu kapsamda davacı tarafın fatura alacağına dayanak olan 62.922,64 TL'lik fatura yönünden satıcı sıfatıyla malı teslim ettiğini ispat külfeti bulunmaktadır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-İncelenen ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafından düzenlenen 62.922,64 TL'lik fatura her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olsa da davalı tarafça ilgili faturanın iade faturası düzenlenerek davacıya iade edildiği, yine davacı tarafça iş bu iade faturalarının vergi dairesine bildiriminin yapıldığı sabittir.
-Yine düzenlenen faturalardaki teslime ilişkin kayıtlarda yer alan imzaların davalının çalışanı veya temsilcisi olmadığı celp edilen SGK ve ticaret sicil kayıtları da ile sabittir. Buna göre davacı tarafın dava konusu cari hesap/fatura alacağına ilişkin teslim hususunu mevcut ticari defter ve vergi dairesi kayıtları ile ispat ettiğinin kabulü mümkün değildir.
-Yukarıdaki açıklamalarda ayrıntılarına yer verildiği üzere davacı tarafın ticari defter ve vergi dairesi kayıtları ve/veya yazılı belge ile ispat edemediği, davacı tarafın fatura alacağının varlığı yönünden ispat külfetini yerine getirmediği kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİ ile;
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.074,57. TL harçtan mahsubu ile bakiye 646,97. TL harcın davacı tarafa iadesine,
-
Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafça yargılama sırasında sarf edilen bilirkişi ek rapor ücretinden ibaret 1.250,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 17.900,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin (e-duruşma) yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/03/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ....
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49