SoorglaÜcretsiz Dene

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1217 E. 2024/259 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1217

Karar No

2024/259

Karar Tarihi

19 Mart 2024

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/1217 Esas

KARAR NO : 2024/259

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 18/12/2023

KARAR TARİHİ : 19/03/2024

KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait ....com isimli internet sitesinde yayınlanan köşe yazılarının içeriğinde yer alan beyan ve iddialar tamamıyla kasıtlı ve kötüniyetli olduğunu, müvekkili şirket aleyhine kamuoyunda manipülasyon ve algı yaratma maksadı taşıdığını, davalının işbu yazıyla müvekkil şirket'in basın yoluyla kişilik haklarını, ticari itibarını zedelediğini, müvekkil şirket hakkında adeta toplu işten çıkarma yapılacağı iddiasından hareketle "ucuz emek istismarı " "kadro tasfiyesi" ve "gazeteci kıyımı" yapmakla itham edildiğini, sonrasında ise müvekkil şirketin "beceriksiz ve aç gözlü" olduğu açıkça beyan edildiğini, "devletin bankası sayesinde ayakta durduğu", "şirketin yerlerde süründüğü" iddia edildiğini ve bu yolla müvekkili şirketin onlarca yılda oluşturduğu kurumsal imajına zarar vermenin amaçlandığını, dava konusu 05.12.2023 tarihli "...." başlıklı haber içeriğinde; ... ülkemizde bu sözcüğün en çok kullanıldığı sektör ise “medya…” otuz yıldır neredeyse her yıl sonunda gazetelerde ve televizyonlarda “...”a ya da “....”a gidiliyor. “kadro düzenlemesi” adı altında “gazeteci kıyımı” yapılıyor. Bu konuda gözü en kara medya işvereni de kuşkusuz son 15 yıla damgasını vuran ... Medya grubu… Bünyesinde ..., ..., ..., ... Gazetelerini, ... Dergisi’ni, ..., ..., ..., .... Tv, ... Kanallarını, ...’ı, ...’yi, ...’yu, ...com.tr, ...com.tr, ....com.tr, ...com gibi çok sayıda internet sitesini, ....’nı bulunduran ve yaklaşık olarak 3 bin 500 kişinin çalıştığı .... medya’da bugünlerde en çok konuşulan konu, patronların “toplu işten çıkarma hazırlığı…” gruba yakın kaynaklardan edindiğim bilgilere göre birim yöneticilerinden yine en az “yüzde 20” kadro indirimi istendi. Bu da yıl sonu itibarıyla toplamda 600-700 kişinin .... Medya’yla ilişkisinin kesileceği anlamına geliyor. İddialar öylesine arttı ki maaşlarının çok düşük kalmasından yakınan bazı eski çalışanlar, kıdem tazminatlarını “ihbarlı” alabilmek için gönüllü olarak “atılmayı” bile talep ediyor. Ancak bu hazırlık grubun tüm birimlerinde gergin bir bekleyişe de neden oluyor. *Bu söylentilerin paniğe neden olmasının en önemli nedenlerinden biri de grubun neredeyse tamamında “evden çalışma sistemi”ne geçilmesi… ..., .... Gibi grubun amiral gemilerinde bile gazete binalarına düzenli olarak gelen personel sayısı 4-5 teknik personelden ibaret… Bu durum da; birbirleriyle haberleşmekte sıkıntı çeken grup çalışanlarını, kaderleriyle ilgili bilgi edinme sıkıntısına düşürüyor. ..............." şeklinde ifadelerle "tarafsız ve kaynağından doğru haber" ilkesinden ödün verildiğini, haber değeri dahi taşımayan, kamuyu bilgilendirme amacından sapan, yalan ve dedikodu niteliğindeki söylemleri ile müvekkili şirket'in ticari itibarı yerle yeksan edilmeye çalışıldığını, kaldı ki; davalı internet sitesinde yayınlanan iş bu asılsız yazı, medya grubunun çalışanlarını paniğe sevk ettiğini, yine 05.11.2023 tarihli haberden birkaç gün sonra yayınlanan dava konusu 11.12.2023 tarihli "..........." başlıklı haber içeriğinde; "........ ." şeklinde ifadelerle 05.12.2023 tarihli haberde yalan ve dedikodu niteliğindeki söylemlerini arttırdığını, müvekkil şirket'in çatısı altında faaliyet gösteren şirketlerde haberde iddia edildiği gibi toplu bir işten çıkarma mevzu bahis olmadığı gibi bu yönde alınan herhangi bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığını, dedikodu haberciliği ile müvekkilin ticari itibarı zedelenmeye çalışılmış ve sektör içerisinde müvekkil kötülenmek suretiyle haksız rekabete yol açıldığını, bu yayınlar nedeniyle Müvekkilimiz Şirketin ticari itibarı zedelendiği ve kişilik hakları ağır bir surette ihlal edildiğinden, Türk Medeni Kanunu'nun 25., Türk Borçlar Kanunu'nun 49. Ve TTK 55. maddeleri gereğince davalının internet sitesinde yayınlanan haberler nedeniyle huzurdaki davanın kabulünü, kişilik hakları ve ticari itibarı zarar gören ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden yazılar sebebiyle, Müvekkili için toplam 0,03.-TL (üçkuruştürklirası) yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminatın davalıdan tahsilini, www....., www..... URL adreslerinde yayınlanan yazıların yayınlanmasının durdurulmasını, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin basın ile ilgili bilgiler ve sektörel özel bilgileri yayınlayan bir site olduğunu, takipçileri bu konuları öğrenmek isteyen sektör çalışanları ve ilgililer olduğunu, bahsi geçen haberlerde, hiçbir ifade hiçbir eylem hukuka aykırı olmadığı gibi eleştiri sınırları dışına çıkılmadığını, müvekkilinin yaptığı iş gereği ülke gündemini meşgul eden güncel ve kritik konularda kamuoyunu bilgilendirmek, bilinçlendirmeye ve düşündürmeye yönelik günlük haberler yapmak, konuları yorumlamak, eleştiri ve farklı düşünceleri kamuoyu ile paylaşmak hem işi hem görevi olduğunu, medyanın amacının da halkı muğlak konularda düşündürmek ve eldeki bulgularla bilgilendirmek olduğu aşikar olduğunu, müvekkili şirketin basın kuruluşu olduğunu ve bilindiği üzere bir basın kuruluşunun asıl gayesinin araştırmak, düşünmek ve düşündüklerini ifade özgürlüğünün vermiş olduğu sınırlar içinde dile getirmek olduğunu, kamu ilgisi ve yararına haiz anlatılmak istenen olay ve tenkit edilmek istenen durumla, haberde kullanılan ifadeler arasında düşünsel bağ bulunmakta olduğunu, haberlerde anlatılan olaylar, tamamıyla hukuka uygun şekilde anlatıldığını, bu yönüyle dava konusu yayın hukuka aykırı unsurları barındırmamakta olduğunu, müvekkilinin mesleki vazifesini yerine getirmiş, gerek basın özgürlüğünün gerekse hem Anayasanın hem de uluslararası pek çok sözleşmenin asli unsuru olan düşünce ifade özgürlüğünün vermiş olduğu yetkiyle hareket ederek, gündemde yer tutan bu mühim konu hakkında davacı tarafı tenkit etmiş olduğunu, davacı tarafın, dava konusu haberlerin her ne kadar kişilik haklarını ihlal eden, aşağılayıcı, küçük düşürücü ifadeler içerdiği iddia edilse de haberlerde bahsi geçen konuyu yansıtan, konu ile uyumlu bulunan haber başlıklarının sırf dikkat çekici ve ilgi uyandırıcı şekilde hazırlanmış olması, yayının hukuka aykırı kılınmasını gerektirmemekte olduğunu, müvekkilinin, bir basın organı olarak mesleki vazifesini yerine getirdiğini, yurtiçinde ve yurtdışında bulunan bütün medya kuruluşlarının yaptığı gibi güncel ve kamuoyunun tamamını ilgilendiren konu hakkında haberler yaptığını, kamuoyunun dikkatini çeken bir konuda ilgi çekici başlık ve sert ifadelerin kullanılması gazetecilik sanatının vazgeçilmezi olduğunu, ayrıca, bir haberin kamuoyuna en hızlı şekilde aktarılması sağlanırken diğer taraftan da en etkileyici ve okuyucuyu habere yönlendirici şekilde verilmesi bir zorunlu olduğunu, haberin toplum üzerinde yaratacağı etki ve okunurluğunun sağlanması, hem başlığının hem de içeriğinin veriliş şekliyle yakından ilgili olup bu nedenle yayının ilgi çekici bir şekilde yapılması hukuka uygun görüldüğünü, basın çalışanlarının, Cumhuriyet Savcıları gibi somut gerçeği araştırmak gibi bir sorumlulukları bulunmamakta olduğunu, gerek ilgili kanun maddeleri gerekse yerleşik içtihatlarına göre basının haberin doğruluğu araştırma veya bu hususta belge sunmak gibi bir yükümlülüğü bulunmamadığını, dolayısı ile karşı tarafın bu yöndeki iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, yakınma konusu edilen haberler, gerek Anayasa gerekse AİHS kapsamında basın özgürlüğünün sınırları içinde olup görünür gerçekliğe uygun olduğunu, Basın Kanunu'nda da basının hür olduğu, bilgi edinme, yayma eleştirme, yorumlama, eser verme haklarını içerecek şekilde kullanılacağı belirtildiğini, basın mensuplarının haber konusu olarak değerlendirdikleri olayları kendi düşünceleri doğrultusunda açıklama, eleştirme, yayma ve yorumlama hürriyetine sahip oldukları, yorum yaparken rahatsız edici, sert, çarpıcı, şoke edici, kaba üslup kullansa bile hakaret boyutuna ulaşmayacağı hakkında Yargıtay Kararları mevcut olduğunu, kişilik haklarına herhangi bir saldırı yapılmadığı açık olduğunu, davacı yanın iddia ettiği gibi kişilik hakkı ihlaline sebebiyet veren bir haber varit olmadığını beyanla açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava, manevi tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafa ait sitede yayınlanan haber içeriğin davacı tarafın ticari itibarına ve saygınlığına zarar verici nitelikte olup olmadığı, haksız rekabet teşkil edip etmediği, söz konusu haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamına ilişkindir.

Dava konusu 05.12.2023 tarihli makale yazısında "..............." ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

Dava konusu 11.12.2023 tarihli makale yazısında "............." ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır.

Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.

Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.

Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.

TTK'nın 55. Maddesinde haksız rekabet teşkil eden dürüstlük kuralına aykırı davranışa ve ticari uygulamalar tek tek sayılmış, TTK'nın 56. Maddesinde de haksız rekabet nedeniyle hukuki sorumluluk ve çeşitli davalar başlığı altında düzenleme yapılmıştır. Bu maddenin 1. Fıkrasının e bendine göre haksız rekabet sebebiyle TBK'nın 58. Maddesinde ön görülen şartların varlığından manevi tazminat talep edilebileceği düzenlenmiştir.

Borçlar Kanunun 58. Maddesinde "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." denilmektedir.

Somut olayın değerlendirilmesinde ise, davalıya ait internet sitesinde yayınlanan makalenin sektörel değerlendirme niteliğinde olduğu, makalede çarpıcı ifadeler yer verilerek okuyucunun dikkati çekilmeye çalışıldığı, haber içeriğinin davalının manevi kişiliğine zarar verecek nitelikte olmadığı ve TTK 55 ve TTK 56/1-e maddelerine göre haksız rekabet teşkil etmediği, davacı tarafın kişilik haklarını zedelemediği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

AÇILAN DAVANIN REDDİNE,

  1. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,

  2. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

  3. Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

  4. Taraflarca dosyaya yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,

  5. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/03/2024

Katip ...

¸e-imzalıdır

Hakim ...

¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapFiilden(HaksızhükümKaynaklanan)Tazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim