Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/897 E. 2024/119 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/897
2024/119
13 Şubat 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/897 Esas
KARAR NO : 2024/119
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/02/2020
KARAR TARİHİ : 13/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan davalı ...'ın maliki olduğu ve kaza tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile 10.02.2013 tarihinde saat 02:50 sıralarında Sakarya istikametinden gelerek ... takiben ... ili istikametine doğru seyri sırasında ... Mevkii'ne geldiği sırada havanın yağışlı ve zeminin ıslak olmasınıdikkate almayarak sol şeritten sağ şeride geçerek yoldan çıkıp yaklaşık 15 metrelik uçuruma takla atarak 110 metre sürüklenmiş olduğunu, menfez altından akan dere yatağına saplanıp kalamsı sonucu tek taraflı ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, davalının maliki olduğu ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın kaza esnasında alkollü olduğunu, kanında etanol bulunduğunu gösteren 10/02/2013 tarihli Genel Adli Muayene Raporunun ekte sunulmuş olduğunu, ... plakalı sigortalı araç sürücüsünün davaya konu olayda %100 oranında kusurlu olduğunu, bu nedenle davalının, ... 'un maluliyeti ve ...'un vefatı nedeniyle ödenen tazminatlardan sorumlu olduğunu, dava dışı ...'un maluliyeti için yapılan şirket başvurusu üzerine 24/02/2014 tarihinde ...'a 31.758,00 TL ödeme yapılmış, ardından eksik ödeme nedeniyle müvekkili şirket aleyhine İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E.sayılı davası ikame edilmiş olup, yargılama sırasında ... vekili Av. ... ile sulh olunmuş ve vekil hesabına 05/06/2017 tarihinde 168.000,00 TL ödeme yapılmış olduğunu, dava dışı müteveffa ... 'un anne ve abası olan ... ve ...'un şirkete yaptıkları başvuru üzerine 06/01/2014 tarihinde ...'a 16.244,64 TL, ...'a 20.361,75 TL ödeme yapılmış, ardından eksik ödeme nedeniyle müvekkili şirket aleyhine İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dava ikame edilmiş olduğunu, dava sonucu hükmedilen tutarın, ilamlı icra takibine konu edilmiş ve 36.187,13 TL olarak İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına 23.09.2019 tarihinde ödenmiş olduğunu, müvekkili şirketin ZMSS kapsamında ödediği tazminatları, zarara neden olan sigorta ettirenden, halefiyet prensibi gereğince rücu ikanı bulunduğunu, alacağın tahsilini teminen Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı-borçlunun yasal süresi içinde borca ve fer'ilerine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz etmiş ve itiraz üzerine icra takibinin durmuş olduğunu, uyuşmazlığın çözümü için dava öncesi zorunlu arabuluculuk yoluna da başvurulmuş olup, anlaşma sağlanamamış olduğunu, davanın kazanılması halinde tahsilat olasılığı son derece az olduğunu, bu nedenle borçlunun zarara neden olan ... plakalı araç kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ediyor olduklarını beyanla; borcun tahsilatının imkansız hale gelmemesi için öncelikle olayı yaratan ... plakalı araç kaydına teminatsız ve gerek görülmesi halinde teminatlı olarak ihtiyaten tedbir konulmasına karar verilmesini, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaya yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin huzurdaki dava bakımından görevsiz ve yetkisiz olduğunu, HMK’nın 116'ncı maddesi gereği itirazları doğrultusunda davanın yetkili ve görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep ediyor olduklarını, iş bu davada müvekkili açısından pasif husumet yokluğu bulunduğunu, müvekkili davalının, 2011 yılında davaya konu ... plakalı ... markalı aracı sıfır km olarak, kardeşi ...'a bankaların kredi vermemesi sebebiyle satın almış, daha sonra aracı kendisine uzun süreli olarak kiralamış, oluşacak zararlardan sorumlu olmamak ve ödeme güvencesi olması adına yazılı olarak kira sözleşmesi yapmış olduğunu, ilgili kira sözleşmesinden anlaşılacağı üzere kazaya konu aracın vergi, sigorta, arıza bakım, zarar ödemelerinin tamamının kiralayan ...'a ait olduğunu, nitekim davalının, araç sigortasının ödemesini dahi kendisinin yapmamış olduğunu, davacı taraftan ilgili sigorta sözleşmesinin bir nüshası ve ödeme kayıtları celp edildiğinde ödemenin müvekkili tarafından yapılmadığının ortaya çıkacak olduğunu, ilgili aracın işleteni ve tüm giderlerini üstleneni ... olduğundan davanın müvekkili açısından pasif husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının dosyaya sunmuş olduğu adli muayene raporunun düzenlenme tarihinin 10.02.2013 olduğunu, davacının, sigorta şirketi olup sürekli olarak trafik kazalarına ilişkin tazminat ödemesi yapmakta olduğunu, trafik kazalarından doğan tazminatlar konusunda bu kadar tecrübeli bir şirketin taraflarınca kabul edilmeyen adli muayene raporunu huzurdaki davanın zamanaşımına uğramasından önce öğrenmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, nitekim davacının, dava dilekçesinde ilgili raporu öğrenme tarihinden bilinçli olarak bahsetmemiş olduğunu, oysa ki bu hususun huzurdaki dava açısından son derece önemli olduğunu, davacının zarar görenlere yapmış olduğu 24.02.2014 ve 06.01.2014 tarihli ödemelerin 2 yıllık zamanaşımı süresini doldurduğunun izahtan vareste olduğunu, 05.06.2017 tarihinde yapılan 168.000-TL'lik ödemenin ise 05.06.2019 tarihinden sonra zamanaşımına uğrayacağının açık olduğunu, ancak müvekkili aleyhine başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. 25.12.2019 tarihli ödeme emrinden anlaşılacağı üzere ilgili alacağın zamanaşımına uğradıktan sonra müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu 2918 Sayılı KTK'ya göre zamanaşımına uğrayan alacakların müvekkilinden rücu edilmesi kanuna açıkça aykırı olduğundan huzurdaki kötü niyetli davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin ihtiyati tedbir talep edilen aracın maliki olmadığını, ayrıca dava dilekçesinde belirtildiği üzere müvekkilinin ödeme gücü olmadığı hususunun gerçeğe aykırı olduğunu, davacının böyle bir bilgiye sahip olması için müvekkilinin mal varlığını sorgulamış olması gerektiğini, ihtiyati tedbirin HMK'da belirtilen yasal şartları da oluşmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddini talep ediyor olduklarını, müvekkilinn, ... plakalı aracın işleteni olmadığını, bu nedenle rücu talebinin hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için müvekkilinin sorumlu olduğu düşünülse bile müvekkilinin, davacının tazminat ödemesi yaptığı davalara fer'i müdahil olarak dahil edilmemiş olduğunu, davacı aleyhine açılmış olan İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ve İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyalarından müvekkilinin haberdar edilmemiş ve davaya dahil edilmemiş olduğunu, bu sebeple müvekkilinin savunma hakkının kısıtlanmış olduğunu, trafik kazasının salt olarak alkol sebebiyle meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini, kaza tespit tutanağında çizilen krokilerde kaza yerinde bariyer olmadığının, yolun uçurum kenarında yer aldığının açık olduğunu, o bölgede sık sık kaza meydana geldiğinin bilinmekte olduğunu, kaza tarihinde uçurum kenarı ve sert viraja sahip olan yolda tele tuvar olmamasının kazaların büyümesine yol açmakta olduğunu, bu nedenle işleten ...'ın salt alkollü olması sebebiyle yüzde 100 kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilgili yerde tele tuvar çalışması yapmayan idarenin dahi kusuru bulunmakta olduğunu, ancak müvekkili davaya müdahil edilmediği için bu hususların ilgili davalarda hiç tartışılmamış ve müvekkilinin savunma hakkının kısıtlanmış olduğunu, bu doğrultuda direkt olarak ödenen tazminatın tamamının müvekkilinden rücu edilmesinin usule ve yasaya aykırı olacağı gibi hakkaniyete de açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin huzurdaki dava ile haberdar olduğu Hendek Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. numaralı dosyasında, davacıdan tazminat talebinde bulunanların, zararlarının olmadığını, şikayetçi olmadıklarını ifadelerinde belirtmiş olduklarını, nitekim ilgili ceza davasında da aracın işleteni olan ...'ın alkollü araç kullanması sebebiyle ölüme ve kazaya sebebiyet verdiğine ilişkin bir bilirkişi raporu bulunmadığını, ilgili dosyanın celbini talep ediyor olduklarını, ilgili kazadan sonra daha yol yapılırken konulması gereken tele tuvarların maalesef ki can kaybı yaşanan bu kazadan sonra yapmış bulunduğunu ve bu yolda aydınlatma bulunmadığını, Karayolları görevini zamanında ve layığı ile yerine getirmiş olsaydı asfalt zeminde su birikintisi oluşmaz, aydınlatma olsaydı da olay günü biriken su birikintisi fark edilebilir ve bariyer olsaydı araç takla atarak dereye doğru yuvarlanmayacağı da şüphe götürmez bir gerçek olduğunu, kaldı ki Karayollarının kazadan hemen sonra bariyerleri yapmış bulunduğunu, bariyerlerin yapılmasının da kazanın olduğu yerde gerçekten bir bariyere ihtiyacın olduğunu doğrulamakta olduğunu, görüldüğü üzere, kazanın bu şekilde sonuçlanmasının Karayollarının ihmalinden kaynaklanmakta olduğunu, şerit değiştirme hatası ile ortaya çıkan sonuçlar arasında illiyet bağı bulunmadığını, buradan anlaşılacağı üzere müvekkiline kusur atfeden bilirkişilerin Karayolları Genel Müdürlüğünün kusurlarından bahsetmemiş olduklarını, müvekkiline yapılan haksız icra takibinde yer alan işlemiş faiz ve işleyen faiz fahiş olup, hukuka aykırı olduğunu, nitekim müvekkilinin temerrüde düşmemiş olduğunu, müvekkilinin kendi kontrol ve idaresinde olmayan aracın kazasından doğacak zararlardan da sorumlu olmadığını, müvekkilinin kendisinin dahil dahi edilmediği, herhangi bir bildirimde bulunulmayan davalardaki ödemelerden ödeme tarihinden itibaren sorumlu olmasının hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple temerrüde düşmeyen müvekkilinden faiz talep edilemeyeceği açıkça ortadayken kötü niyetli olarak fahiş oranda faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla; öncelikle davanın usule ilişkin itirazları doğrultusunda usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, davalı taraf kötüniyetli olduğundan borçlu olunmayan kısmın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin huzurdaki dava bakımından görevsiz ve yetkisiz olduğunu, HMK’nın 116'ncı maddesi gereği itirazları doğrultusunda davanın yetkili ve görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesini talep ediyor olduklarını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının dosyaya sunmuş olduğu adli muayene raporunun düzenlenme tarihinin 10.02.2013 olduğunu, davacının, sigorta şirketi olup sürekli olarak trafik kazalarına ilişkin tazminat ödemesi yapmakta olduğunu, trafik kazalarından doğan tazminatlar konusunda bu kadar tecrübeli bir şirketin taraflarınca kabul edilmeyen adli muayene raporunu huzurdaki davanın açılmasından önce öğrenmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, nitekim davacının, dava dilekçesinde ilgili raporu öğrenme tarihinden bilinçli olarak bahsetmemiş olduğunu, oysa ki bu hususun huzurdaki dava açısından son derece önemli olduğunu, davacının zarar görenlere yapmış olduğu 24.02.2014 ve 06.01.2014 tarihli ödemelerin 2 yıllık zamanaşımı süresini doldurduğunun izahtan vareste olduğunu, 05.06.2017 tarihinde yapılan 168.000-TL'lik ödemenin ise 05.06.2019 tarihinden sonra zamanaşımına uğrayacağının açık olduğunu, ancak müvekkili aleyhine açılan huzurdaki davanın 07.03.2023 tarihinde, zamanaşımına uğradıktan çok sonra açılmış olduğunu, 2918 Sayılı KTK'ya göre zamanaşımına uğrayan alacakların müvekkilinden rücu edilmesinin kanuna açıkça aykırı olduğundan huzurdaki kötü niyetli davanın reddi gerektiğini, davacının mahkeme ile bağlantılı olmayan bir dava dosyasının birleştirilmesini talep etmiş olduğunu, davacı tarafın, dava dilekçesinin "sonuç ve istem" kısmının ... numaralı bendinde "Sayın Mahkemenizde görülecek olan bu davanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyada görülmekte olan dava ile irtibatlı olması nedeniyle bu dava ile birleştirilmesine." talebinde bulunmuş, mahkeme ile bağlantısı olmayan bir davanın birleştirilmesini talep etmiş olduğunu, huzurdaki davanın birleştirilmesi talep edilmemişken, huzurdaki dava ile müvekkiline açılan davanın birleştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca bir bağlantısı bulunmayan Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyasının birleştirilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflarınca kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için müvekkilinin sorumlu olduğu düşünülse bile müvekkilinin, davacının tazminat ödemesi yaptığı davalara fer'i müdahil olarak dahil edilmemiş olduğunu, davacı aleyhine açılmış olan İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ve İstanbul ....Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. sayılı dosyalarından müvekkilinin haberdar edilmemiş ve davaya dahil edilmemiş olduğunu, bu sebeple müvekkilinin savunma hakkının kısıtlanmış olduğunu, eğer zarar gören sigortacıya karşı doğrudan tazminat davası açarak zararının giderilmesini istemişse, zarara neden olan sigorta ettiren kişinin bu davaya feri müdahil olarak sigortacının yanında katılabilmesi gerektiğini, çünkü bu davada sigortacı aleyhine verilecek tazminata ilişkin hükmün daha sonra sigortacı tarafından açılacak rücu davasında esasa konu olacağını, eğer müvekkili ilgili davaya katılabilseydi kendisini savunabilecek ve kazanın taraflarınca kabul edilmeyen adli muayene raporundaki araç sürücüsünün alkol miktarıyla alakalı olup olmadığı hususunu araştırabilecek olduğunu, trafik kazasının salt olarak alkol sebebiyle meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini, kaza tespit tutanağında çizilen krokilerde kaza yerinde bariyer olmadığının, yolun uçurum kenarında yer aldığının açık olduğunu, o bölgede sık sık kaza meydana geldiğinin bilinmekte olduğunu, kaza tarihinde uçurum kenarı ve sert viraja sahip olan yolda tele tuvar olmamasının kazaların büyümesine yol açmakta olduğunu, bu nedenle müvekkili ...'ın salt alkollü olması sebebiyle yüzde 100 kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilgili yerde tele tuvar çalışması yapmayan idarenin dahi kusuru bulunduğunu, ancak müvekkili davaya müdahil edilmediği için bu hususlar ilgili davalarda hiç tartışılmamış ve müvekkilinin savunma hakkı kısıtlanmış olduğunu, bu doğrultuda direkt olarak ödenen tazminatın tamamının müvekkilinden rücu edilmesinin usule ve yasaya aykırı olacağı gibi hakkaniyete de açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin huzurdaki dava ile haberdar olduğu Hendek Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. numaralı dosyasında, davacıdan tazminat talebinde bulunanların, zararlarının olmadığını, şikayetçi olmadıklarını ifadelerinde belirtmiş olduklarını, nitekim ilgili ceza davasında da aracın işleteni olan ...'ın alkollü araç kullanması sebebiyle ölüme ve kazaya sebebiyet verdiğine ilişkin bir bilirkişi raporu bulunmadığını, ilgili dosyanın celbini talep ediyor olduklarını, ilgili kazadan sonra daha yol yapılırken konulması gereken tele tuvarların maalesef ki can kaybı yaşanan bu kazadan sonra yapmış bulunduğunu ve bu yolda aydınlatma bulunmadığını, Karayolları görevini zamanında ve layığı ile yerine getirmiş olsaydı asfalt zeminde su birikintisi oluşmayacağının, aydınlatma olsaydı da olay günü biriken su birikintisinin fark edileceğinin ve bariyer olmuş olsaydı aracın takla atarak dereye doğru yuvarlanmayacağının da şüphe götürmez bir gerçek olduğunu, kaldı ki Karayollarının kazadan hemen sonra bariyerleri yapmış bulunduğunu, bariyerlerin yapılmasıınn da kazanın olduğu yerde gerçekten bir bariyere ihtiyacın olduğunu doğrulamakta olduğunu, görüldüğü üzere, kazanın bu şekilde sonuçlanmasının Karayollarının ihmalinden kaynaklanmakta olduğunu, şerit değiştirme hatası ile ortaya çıkan sonuçlar arasında illiyet bağı bulunmadığını, buradan anlaşılacağı üzere müvekkiline kusur atfeden bilirkişilerin Karayolları Genel Müdürlüğünün kusurlarından bahsetmemiş olduklarını, müvekkiline yapılan haksız icra takibinde yer alan işlemiş faiz ve işleyen faiz fahiş olup, hukuka aykırı olduğunu, nitekim müvekkilinin temerrüde düşmemiş olduğunu, müvekkilinin kendisinin dahil dahi edilmediği, herhangi bir bildirimde bulunulmayan davalardaki ödemelerden ödeme tarihinden itibaren sorumlu olmasının hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple temerrüde düşmeyen müvekkilinden faiz talep edilemeyeceği açıkça ortadayken kötü niyetli olarak fahiş oranda faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın, talebinde özetle, 16.244,64 TL'nin ve 20.361,75 TL'nin ödeme tarihi olan 06.01.2014 tarihinden, 31.758,00 TL'nin ödeme tarihi olan 24.02.2014 tarihinden, 168.000,00 TL’nin ödeme tarihi olan 05.06.2017 tarihinden ve 36.187,13 TL'nin ödeme tarihi olan 23.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek faizin ödenmesini talep etmiş olduğunu, asıl alacakların, taraflarınca kabul edilmemekle birlikte, asıl alacakların müvekkiline bildirilmeden ödenmesi sonucunda faizin ödeme tarihinden itibaren istenmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla; öncelikle davanın usule ilişkin itirazları doğrultusunda usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu rücu davasının esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyanın mahkememize Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı.
Dosyanın birleşen dosyada yer alan talepler, mahkememizce tespit edilen uyuşmazlıklar ve İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyalarında yapılan ödemeler dikkate alınarak ek rapor tanzim edilmek üzere bilirkişiye tevdiine karar verilmiş olup, Nöroloji Uzmanı bilirkişi Dr. ..., Sigorta Uzmanı bilirkişi ... ve Adli Trafik Uzmanı bilirkişi ... 22/01/2024 tarihli ek raporlarında özetle; ... plakalı aracın sürücüsü ...’ın; Karayolları Trafik Kanununun 47. maddesinin c) ve d) fıkraları ile 48.maddesi ve 52. maddesinin a) ve b) fıkralarını ihlal ederek; Karayolunda araç ile seyir halindeyken, Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara, Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorunda olup, ani gelişebilecek trafik olgusu içindeki olaylara karşı dikkatli ve tedbirli olmak, kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmak, özellikle yağışlı havalarda ve ıslak zeminde, hızını azaltmak, aracın hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorunda olduğu halde; sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile 10.02.2013 günü, saat 03.40 sıralarında, ... İli, ... İlçesinde, ... istikametinden ... İli istikametine doğru ...üzerinde seyir halindeyken, ... , Km. 44+950 metreye geldiğinde, havanın yağışlı ve zeminin ıslak olmasını dikkate almayarak, direksiyon hakimiyetini kaybetmek suretiyle, gidiş istikametine göre yolun solundan sağına doğru, yol dışına çıkarak yaklaşık 15 metre derinlikteki uçuruma muhtemelen takla atıp 110 metre sürüklenip, menfez altından akan dere yatağına saplanıp kalması neticesi, dava konusu Trafik kazasının meydana geldiğini, bu şekilde kaza yerinde kaza tutanağına göre yol eğimli ve özellikle hava yağışlı ve zemin ıslak olduğu halde, aracının hızını o andaki trafik ve yol durumuna uydurmadığı, mahal şartlarını da dikkate alarak hızını tedbir alabilecek düzeye düşürüp kontrollü şekilde seyrine özen göstermediği ve trafik işaret ve levhalarına uymadığı, yolda seyrini dikkatsiz ve tedbirsiz sürdürmesi sonucu, dikkat ve özen sorumluluklarına uymamak suretiyle, direksiyon hakimiyetini kaybederek gidişe göre yolun sağından soluna doğru yol dışına çıkması sonucu kazaya sebebiyet verdiği anlaşıldığından, meydana gelen trafik kazasında %100 (YÜZDE YÜZ) oranında kusurlu olduğunu, ... plakalı araçta yolcu olan, ..., ... ve ... ’un meydana gelen trafik kazasında, kusurlarının olmadığını, ... plakalı araç sürücüsü ve yolcuların; emniyet kemeri takma zorunluluğu açısından irdeleme: Karayolları Trafik Kanununun 78. maddesine göre; belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150.maddesinin b) fıkrasına göre; M1 sınıfı otomobillerin, N1, N2, N3 sınıfı kamyonet, kamyon ve çekicilerin (…) bütün koltuklarında bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1)
sayılı cetvelde yer alan Emniyet Kemerinin bulundurulması ve kullanılması zorunludur. Sürücü ve yolcuların, sayılan araçlar ile seyir halindeyken, kendi güvenlikleri açısından, emniyet
kemeri takma zorunluluk ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu durumda, Türk Borçlar Kanunu’nun Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri başlıklı bölümündeki,
“MADDE 51- Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.
MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.” şeklinde hüküm yer almakta olduğunu, TBK 52.maddesi uygulaması yönünden, dosya kapsamına bakıldığında; ... plakalı aracın sürücüsü ...’ın; emniyet kemeri takma zorunluluğu açısından, Trafik Kazası Tespit Tutanağında ‘Tespit edilemedi) kod (7) ve Yolcular; ..., ... ve ... için ‘belirsiz’ kod (4) bölümünün işaretlendiği, bu durumda müterafik kusur konusundaki
değerlendirme, TBK 51.maddesi gereğince, mahkememiz takdirinde olduğundan, Bilirkişi olarak değerlendirme yapılmamış olduğunu, dava konusu trafik kazasının, ... plakalı aracın sürücüsü ...’ın; münhasıran güvenli sürüş kabiliyetini kaybedecek derecede alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini, davacı sigortacının, poliçe süresi dahilinde meydana gelen kaza için yukarıda madde 9’da detaylandırıldığı üzere teminat limitleri dahilinde 272.551,52 TL ödemiş olduğunu, araç sürücüsünün aracı mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü olarak kullanılmasına bağlı
olarak, ödemede bulunan sigortacıya, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda araç işleteni olan sigortalısına rücu edebilme hakkı tanınmış olduğunu bildirmişlerdir. Mahkememiz 13/02/2024 tarihli duruşmasında alınan ara karar uyarınca Birleşen Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının esas dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydına, esas dosyada yer alan taleplerin iş bu dosya kapsamında değerlendirilmesine karar verilmiş, davalı ... yönünden açılan davanın yargılaması iş bu dosya kapsamında değerlendirilecektir. ... yönünden açılan dava ise Mahkememizin ... Esasına kaydedilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanunun 3/k maddesinde; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı maddesinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir.
Buna göre her ne kadar Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile davalı adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın 15/01/2021 tarihinde ...'a kiralandığı, bu itibarla davalının tüketici sıfatına haiz olmadığı gerekçesi ile mahkemenin dava ile ilgili olarak yargılama yapmaya görevli olmadığı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ise de esas ve birleşen dosyada yer alan taleplerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, esas dosyada yer alan davalı ...'ın kiraya veren olduğu ve dosya arasında mevcut sigorta poliçesinde sigortalı olarak yer aldığı, birleşen dosya davalısı ...'ın kiralayan olduğu, birleşen dosyada yer alan talep hakkında Mahkememiz görevli ise de, esas dosyada davalı olarak yer alan ... ile davacı sigorta şirketi arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, işlemin tüketici işlemi olduğundan bu davalı yönünden dava ticari dava olarak kabul edilemeyecektir.
Bu kapsamda esas dosyada yer alan, davalı ...'a karşı açılan dava yönünden davanın mutlak ya da nispi ticari dava niteliği taşımadığı sabit olup, iş bu davaya bakmakta Mahkememiz görevli olmadığından, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı davanın usulden reddine karar verilmiş, iş bu karar karşı görevsizlik mahiyetinde olduğundan aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
-
Açılan davanın HMK'nun 115/2 , HMK'nun 114/1. c maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
-
Davaya bakmaya görevli mahkemenin Bakırköy 11. Tüketici Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE,
-
Mahkememiz nezdinde verilen görevsizlik kararının istinaf denetiminden geçmeden kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının halli bakımından dosyanın yargı yerinin belirlenmesi amacıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
-
HMK nun 331/2.maddesi gözetilerek davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davalı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/02/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12