SoorglaÜcretsiz Dene

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/544 E. 2023/991 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/544

Karar No

2023/991

Karar Tarihi

10 Ekim 2023

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/544 Esas

KARAR NO : 2023/991

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 13/06/2022

KARAR TARİHİ : 10/10/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacılar vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı-borçlu taraf ve müvekkili şirket arasında yapılan sözleşme ile ...Fuarının ... tarihleri arasında gerçekleştirileceğinin kararlaştırılmış ancak davalı tarafın hiçbir gerekçe göstermeden haksız biçimde tek taraflı olarak işbu fuar tarihini, tarih belirtmeksizin ileri bir tarihe ertelediğini bildirmiş olduğunu, yakın tarihlerde başka fuarlar düzenlenmesi ve davalının müvekkilinin katılacağı fuarı ertelemesinde hiçbir hukuki gerekçe bulunmaması nedeniyle davalı taraf ile müvekkili arasındaki fuar katılım sözleşmesini haklı nedenle feshetme zarureti hasıl olmuş olup bu hususun Denizli ... Noterliği'nin 18.10.2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle davalı tarafa bildirilmiş ve ek olarak taraflarınca ödenen bedelin taraflarına iadesi talep edilmiş olduğunu, davalı tarafça iadesi talep edilen bedelin, ihtarnamede belirtilen sürede ödenmemesi üzerine, iş bu alacağın temini için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe girişilmiş, ancak borçlu davalının haksız ve kötüniyetli itirazıyla işbu takibin durmuş olduğunu, anılan fuar için müvekkilince, yüksek bütçeli koleksiyonların, fuar stantlarının hazırlanması kiralanan alanların ücretlerinin ödenmesi, seyahat ve konaklama rezervasyonlarının gerçekleştirilmesi gibi bir çok masraf yapılmış olduğunu, elektrik bedeli için 01.09.2021 tarihinde 1.770,00 TL, stant alanının temizliği için ise 01.09.2021 tarihinde 453,12 TL ödenmiş olduğunu, işbu bedellerin toplamı olan 2.223,12.TL'nin, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına konu edilmemiş olup ödenen masrafları alacak davası olarak talep etme zorunluluğu doğmuş olduğunu, ...Derneği (...) ile ... Derneği (...) arasında yapılan anlaşma ile ortak paydaları olan ev tekstili konusunda yılın belirli zamanlarında yapılmak üzere fuar düzenlenilmesinin kararlaştırılmış olduğunu, Dernekler ile ... Anonim Şirketi arasında (ITF) arasında 06.12.2005 tarihinde Protokol isimli sözleşme akdedilmiş, akabinde ... ve ... arasında, 20.11.2007 tarihinde Birleşme Protokolü imzalanmış ve bu protokole bağlı olarak ... kendini feshederek ...'ye devrolmuş ve ...'nin adı ... Derneği (...) olarak değiştirilmiş olduğunu, böylece bu tarihten itibaren ...'ın, 06.12.2005 tarihli fuar düzenlenmesi konusundaki Protokol'ün tarafı haline gelmiş olduğunu, 2005 yılından bu ... adı geçen protokolün uygulanması sürecinde değişikler olmuş ve bu nedenle de ek protokoller düzenlenmiş, bu bağlamda imzalanan en son protokolün 25.04.2019 tarihli 8 nolu ek protokol olduğunu, yapılan anlaşmaya göre, adı geçen protokol de dahil olmak üzere tüm ek protokollerin ana protokolün eki ve ayrılmaz parçası olduğunu, bahsi geçen ana protokolün yanı sıra, ITF ayrıca katılımcılarla fuar katılım sözleşmeleri imzalamış, ancak protokol hükümlerinde de açıkça yazıldığı gibi, işbu katılım sözleşmesinin, yukarıda bahsi geçen ana protokol ve ek protokole aykırı olamayacağı gibi Fuarın yapılmasını engeller herhangi bir mücbir sebep yok iken fuarın yapılması İTF tarafından engellenir ya da ertelenirse, İTF'nin katılımcıların fuara katılamamaktan kaynaklanan maddi ve manevi zararlarını tazmin edecek olduğun, protokol hükümlerinden de açıkça görüleceği üzere davalı tarafın müvekkili şirket ile aralarındaki katılım sözleşmesini gözeterek taraflarından ya da gerekli yerlerden onay almadan, haklı bir sebep göstermeden mezkur fuar tarihini ertelemiş ve böylece müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olduğunu, üstelik davalı tarafça fuar gerçekleşeceği tarihlerde eş zamanlı olarak ... tarihlerinde gıda fuarı, ... tarihinde ... fuarı, yine ..., .. gibi sektörel fuarlar düzenlenmiş olduğunu, yakın tarihlerde yukarıda belirtili fuarların düzenlenmesinin dahi davalının taraflarının katılacağı fuarı ertelemesinde hiçbir hukuki gerekçeye dayanamayacağını gösterdiğini, arabuluculuğa müracaat edilmiş fakat anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile, itirazın iptaline ve takibin devamına, 2.223,12 TL alacaklarının ise ödeme tarihi olan 01.09.2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile tahsiline, davalı borçlu tarafından haksız ve dayanaksız olarak yapılmış bulunan itiraz sebebiyle asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ... Holding bünyesinde yurt içi ve yurt dışında, dünya çapınca çeşitli fuarlar düzenleyen organizatör şirketi olduğunu, davalı şirketin ise tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... tarihleri arasında düzenlenecek ... Fuarı (...) için "Fuar Katılım Sözleşmesi" akdedilmiş olduğunu, COVİD-19 salgını nedeniyle fuarın, haklı sebeplerle ileri bir tarihe ertelenmiş olduğunu, yapılan sözleşmede yer alan hükümler gereğince müvekkili şirketin, fuarı haklı gerekçelerle erteleme hakkına sahip olduğunu, yapılan erteleme ile, katılımcıların haklarının aynen korunacak olması, aynı şartlarda fuarın gerçekleştirilecek olması nedeniyle fuar katılım bedelinin iade edilemeyeceği hususunun da kararlaştırılmış olduğunu, Yargıtayın müstakar kararlarının da bu yönde olduğunu, davacının, ... ile yapılan protokolün çerçeve sözleşme olduğunu, bu nedenle katılım sözleşmelerinin ilgili maddelerinin geçersiz olduğunu iddia etmiş olduğunu, ayrıca davacı tarafından ödemelerin yapıldığına ilişkin iddialarına açıkça itiraz ediyor olduklarını, bu kapsamda ilgili banka kayıtlarının celbi gerektiğini, davacı ... huzurdaki davası haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin pandemi nedeniyle devlet tarafından alınan kararlar ve yayınlanan genelgeler nedeni ile fuarı ertelemek zorunda kalmış, belirlenen tarihte yurt dışından misafirlerin pandemi nedeniyle katılamayacak olmaları nedeniyle fuar katılımcıları tarafından ertlenmesinin talep edilmiş olduğunu, 11 Mart 2020 tarihinde ülkemizde görülen Covid-19 vakaları ile birlikte başlayan süreçte sokağa çıkma yasakları nedeniyle ülke genelinde tüm toplantı, gösteri, konser vb. organizasyonların yasaklanmasıyla ... Fuarının da müvekkili şirket tarafından yapılamamış bu sebeple fuarın ... tarihine ertelenmiş olduğunu, bu tarihte de ülkemizde ve tüm dünyada pandeminin etkilerinin devam etmesi, Amerika, Avrupa ülkeleri ve diğer bazı ülkelerin Türkiye'yi kırmızı listeye alması yani Türkiye'ye seyahat kısıtlaması getirmesi, yine pandemi kaynaklı seyahat prosedürlerinin zorlaşması, aşı zorunluluğunun getirilmesi, karantina süreçleri, bu dönemde bilet fiyatlarının fahiş oranda artması gibi sebeplerden dolayı yurt dışından gelecek birçok katılımcının fuara katılamayacağını bildirmesi üzerine bu durumun fuara katılacak şirketlere bildirilmiş; buna mukabil birçok şirketten, tekstil sektörünün yurt dışına hitap etmesi ve dolayısıyla fuara yurt dışından misafirlerin katılmasının çok önemli olduğu, fuarların yapılış amacın yurt dışından müşteri kazanmak, yurt dışı pazarına açılmak olduğundan yurt dışından misafirlerin gelmemesi halinde fuarın yapılmasının bir anlamı olmayacağı belirtilmiş ve bu nedenle fuarın katılımcısı olan şirketler ve sektör temsilcileri tarafından fuarın ertelenmesinin talep edilmiş olduğunu, hizmetin ertelenmesinde müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, müvekkili şirketin de söz konusu fuarları yapabilmek için fuar alanını en az 1 yıl önceden kiralanmakta, bunun için reklam ajanslarıyla anlaşmalar yapılmakta, personel alımı gerçekleştirilmekte, ses ve görüntü sistemleri için anlaşmalar yapılmakta, temizlik şirketleriyle anlaşmalar yapılmakta olduğunu, bir fuarın organize edilme bedelinin milyon liraları bulmakta olduğunu, ayrıca Ticaret Bakanlığı, TOBB, Belediye ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlardan prosedür gereği izinler alındığını, söz konusu fuarın Covid-19 kaynaklı nedenlerle yapılamamasının müvekkili şirketi de telafisi oldukça zor zararlara uğratmış olduğunu, Fuarın sanki keyfe keder nedenlerle yapılmadığını ve bu durumdan müvekkili şirketin bir menfaati varmış gibi lanse edip müvekkili şirkete kusur ve kötüniyet hamledilmesinin mümkün olmadığını, bu hususta mahkemenin taraflar arasındaki menfaatler dengesini göz önünde bulundurması gerektiğini, ayrıca davacı tarafından, aynı dönem başka fuarların yapıldığı ancak ... fuarının yapılmadığı yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, her fuarın dinamiklerinin birbirinden farklı olduğunu, söz konusu Gıda Fuarı ve .... fuarlarının birkaç yıldır düzenlenen fuarlar olup daha çok ulusal nitelikli fuarlar olduğunu, ancak .... fuarının 2005 yılından beri toplamda 25 defa düzenlenmiş olan bir fuar olup uluslararası bir fuar olduğunu, diğer fuarlar ulusal çapta fuarlar iken .... fuarının milli katılımlı uluslararası bir fuar olduğunu, ... fuarı da uluslararası arenada bilinir bir fuar olduğundan birçok yabancı devlet tarafından katılım sağlanan milli katılımlı fuarı olduğunu, pandemi sürecindeki uluslararası yasak ve kısıtlamalar, ülkeler arası uçuşların yasaklanması, aşılama politikaları, Türkiye'nin kırmızı listeye alınması gibi sebeplerle milli katılımlar iptal edilmiş, verilen teşvikler kesilmiş olduğunu, hal böyle olunca uluslararası ölçekli fuarı gerçekleştirmenin, finansal açıdan yapılmasında bir menfaat olmayacağını, nitekim katılımcı şirketler ve sektör temsilcileri yabancı misafir ve yatırımcıların katılmayacağı fuarın yapılmasında maddi bir menfaat olmayacağı, yatırım alınamayacağı gerekçesiyle fuarın ertelenmesi talep edilmiş olduğunu, bu bağlamda fuarın ertelenmiş olduğunu, sonuç itibariyle; bahsi geçen fuarların yapılması ancak ... fuarının yapılmaması hususunun birlikte değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, her fuarın dinamikleri, kapsamı hinterlandı farklı olduğundan ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarında, mücbir sebeple ertelenen fuarlardan organizatör şirketin sorumlu tutulamayacağının, bu sebeple sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceğinin ifade edildiğini, davacı ... her ne kadar protokol hükümlerine dayansa da protokolün müvekkili şirket ile dava dışı ... arasında yapılmış olduğunu, bununla birlikte protokol süreli olup süresinin sona ermiş olduğunu, ayrıca dayanılan hükümde, fuar tarihinin değiştirilmesinde mücbir sebeplerin ayrık tutulmuş olduğunu, dava dışı dernekler ile imzalanan protokollerin davanın konusu olmadığını, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereğince davacının ancak tarafı olduğu sözleşme kapsamında talepte bulunabileceğini, davacının imzaladığı ve edimlerini üstlendiği sözleşmenin müvekkili şirket ile imzalanan katılım sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme dışındaki iddiaların ve başka sözleşmelerin davacının iddiası ile bağlantısı bulunmadığını, iddiaları kabul etmemekle birlikte müvekkil şirketin ... A.Ş. ile ... Derneği (...) ile 06.12.2005 tarihinde bir protokol imzalanmış, işbu protokole ek olarak çeşitli aralıklarla ek protokoller yapılmış olduğunu, ... ile en son 25.04.2019 tarihinde 8 No'lu Protokol imzalanmış olduğunu, protokolün müvekkili şirket ile ... arasında akdedilmiş olduğunu, Protokol ve eklerinin tarafların hak ve sorumluluklarını düzenlemekte olduğunu, dolayısıyla protokolün tarafı olmayan davacı şirketin işbu protokol ve eklerine dayanmasının mümkün olmadığını, davacı ..., imzalamış olduğu sözleşmenin hükümlerinin geçersiz olduğunu iddia etmesinin hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olup mahrkememizce işbu iddialara itibar edilmemesi gerektiğini, bir an için protokol hükümlerinin taraflar arasında cari olduğu kabul edilse bile; söz konusu ek protokollerin süreli olarak yapılmış olduğunu, davacı ... dayanmış olduğu 8 NO'LU PROTOKOL'ün 9. Maddesinde belirtildiği üzere söz konusu ana protokolün 2020 yılı için geçerli olduğunun belirtilmiş olduğunu, ancak davacının ... tarihleri arasında yapılması planlanan fuar için protokol hükümlerine dayanmakta olduğunu, 8 NO'LU PROTOKOL'den sonra başka herhangi bir protokol yapılmamış olduğunu, buna göre müvekkili şirket ile ... arasında yapılan ana protokol ve tüm eklerin süresi sona erdiğinden artık hükümsüz hale gelmiş olduğunu, bu nedenle davacı ... işbu protokol hükümlerine dayanmasının mümkün olmadığını, Protokolün bağlayıcılığı ve geçerliliğine ilişkin itirazları baki kalmak kaydıyla; tüm bunlarla birlikte söz konusu 3. madde incelendiğinde açık bir şekilde görülecektir ki, fuar tarihinin değiştirilmesi noktasında mücbir sebeplerin ayrık tutulmuş olduğunu, müvekkili şirketin katılımcılardan aldığı ücretler ile fuar organizasyonu harcamaları yapmış personelini çalıştırmış maaşlarını vermiş istihdam sağlamış devlete vergilerini ödemiş olduğunu, bütün bu gerçeklik dikkate alındığında verilen hukuka aykırı karar ile müvekkili şirketin müvekkilin iradesi dışında doğan, bir mücbir sebep olan pandemi süreci nedeni fuarın ertelenmiş olduğunu, taraflar arasından menfaatler dengesinin dikkate alınması, ahde vefa ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, müvekkili şirket ve grubunun yaklaşık 30 yıldır fuar sektörünün öncüsü olarak müşterilerine hizmet vermekte olduğunu, bu bağlamda şirket bünyesinde 500 ün üzerinde çalışana istihdam imkanı vermekte olduğunu, şirketin fuar organizasyon ları üzerinden para kazanmakta ve vergilerini vermekte olduğunu, müşterilerinden tahsil edilen fuar ücretleri ile fuar alanlarını kiralayan kurumlardan kiralamalar yapılmakta yine fuarın yürüyebilmesi için personel alımları yapılmakta olduğunu, bütün bu harcamalar yapılmışken pandemi süreci olduğu için harcamaları yapılmış olan organizasyonların ücret iadesinin kabul edilmesinin ne hukuken ne de vicdanen mümkün olmadığını, hali hazırda her ne kadar Covid-19 süreci devam etse de kamu otoritesi tarafından artık yasaklar kaldırılmış olmakla müvekkili tarafından organizasyonlar yapılmaya başlanmış bulunduğunu, bu bağlamda ahde vefa (sözleşmeye bağlılık-pacta sund servanda) ilkesi göz önünde bulundurulması gerektiğini, yapılan erteleme ile katılımcıların hakları aynen korunacağı, aynı şartlarda fuarın gerçekleştirileceği bildirilmiş olduğunu, halihazırda diğer fuarlarda bu uygulama yapılmakta, katılımcıları mağduriyete uğratmadan fuarların pandemi öncesinde olduğu gibi gerçekleştirilmekte olduğunu, bu sayede, katılımcılar ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşmenin ayakta tutularak fuarlar için büyük harcamalar yapan müvekkili şirketin de mağduriyetinin önüne geçilmiş olacağını, ayrıca fuarın uzak bir tarihe ertelenmesinde müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığını, bir fuarın tarihinin belirlenebilmesi için fuarın yapılacağı alanın takviminde yer olması; fuarın yapılacağı şehirde, fuarın yapılacağı tarihten bir ay önce ve bir ay sonra aynı sektöre ilişkin başka bir fuarın olmaması gibi değişkenler bulunduğunu, özellikle son iki yılda pandemi sebebiyle tüm fuarların ertelenmesi sebebiyle TOBB Fuar Takviminin sıkışması, fuar alanlarında yer bulunamaması, aynı sektöre ilişkin 1 ay içerisinde aynı fuarın yapılamaması kuralı sebebiyle mecburen fuarın ... tarihine ertelenmiş olduğunu, yine yukarıda bahsedilen "1 ay" kuralı sebebiyle de, katılımcıların daha fazla mağdur olmaması adına İstanbul içerisinde yakın bir tarihte yapılamayacak olması nedeniyle fuarın Antalya'ya alınmış, ayrıca müvekkili şirketin, söz konusu ... fuarı katılımcılarının tamamına, yaşanan enflasyon sebebiyle ülkemizde maliyetlerin neredeyse 10 katına çıkmasına rağmen hiçbir ek ödeme almaksızın ve tahsis edilen alandan hiçbir kesinti yapmaksızın yeniden katılım imkanı sağlamakta olduğunu, buna bağlı olarak da halihazırda yüzlerce şirketin katılım sağlamış olduğunu beyanla; huzurdaki davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, sözleşmeden dönme ve ödenen bedel ile buna ilişkin yapılan masrafların tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; taraflar arasında fuar katılım sözleşmesi imzalandığı ve sözleşme bedelinin ödendiği, ... tarihleri arasında düzenlenecek .... fuarının ertelendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın fuarın ertelenmesi konusunda davalı tarafa izafe edilebilecek kusurun bulunup bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davalının erteleme hakkının bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi ile maddi zararların tazminini talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarına ilişkindir.

Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacılar tarafından davalı şirket aleyhine 27.424,36 TL diğer, 1.321,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.745,80 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği anlaşıldı.

Davacı vekilinin ödeme yapıldığı iddiasına konu çek bilgileri dosyaya celp edilmiş olup incelenmesinde davacıların murisinin çeklerde keşideci olarak yer aldığı, davalı şirketin lehtar olduğu, çeklerin arka yüzünde cirosunun yer aldığı ve çek bedellerinin ödendiği görülmüştür.

Davacı vekilinin alacak talebine konu 453,12 TL ve 1.770,00 TL ödemelerine ilişkin dekont örnekleri dosyaya celp edilmiş olup incelenmesinde gönderenin davacılar adına olan hesaptan davalı şirket hesabına belirtilen ödemelerin 01/09/2021 tarihinde yapılmış olduğu görülmüştür.

Somut olayda davacı taraf, ... Fuarı’na katılım için fuar katılım sözleşmesinin imzalandığını ancak fuarın ... tarihlerinde yapılması gerekirken davalı tarafça birden ertelendiğini, bu nedenle sözleşmeden tek taraflı olarak döndüklerini beyan etmiş ve sözleşme kapsamında davalıya ödenen bedelin ve bu kapsamdaki maddi zararlarının tahsili isteminde bulunmuş, davalı taraf ise söz konusu fuarın pandemi sebebi ile mücbir sebeple ertelendiğini, fuarın ilerleyen tarihlerde gerçekleştirildiğini, buna rağmen davalının fuara katılmadığını, aksi düşünülse dahi taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafa tek taraflı olarak fuar tarihi değiştirme hakkı tanıdığını iddia etmiştir.

Buna göre taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; dava konusu ... Fuarına katılım için taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, davalının fuarın ertelenmesine gerekçe gösterdiği mücbir sebep ve sözleşme maddelerine ilişkin iddialarının yerinde olup olmadığı ve neticeten davacının sözleşmenin tek taraflı feshi karşısında davalı tarafa ödediği bedelin iadesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Bu doğrultuda uyuşmazlığın iki yönden ele alınması gerekmektedir. Bunlardan biri davalı tarafın mücbir sebep iddiasının irdelenmesi, bir diğeri ise taraflar arasında ihtilafsız olan ve davalı tarafa fuarın yeri ve tarihini değiştirme, kısmen veya tamamen iptali hakkı tanıyan fuar katılım sözleşmenin 2. Maddesi'nin uygulanma imkanının bulunup bulunmadığıdır.

Mücbir sebep, günümüzde akdedilen sözleşmelerde sıklıkla yer alan bir kavram olmakla birlikte, Türk Hukuku'ndaki uygulamasının hangi esaslar çerçevesinde gerçekleşeceği doktrin görüşleri ve Yargıtay içtihatları ile şekillenmektedir.

Öğretiye göre; mücbir sebep, teori ve uygulamada genel olarak “borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun ya da borcun ihlaline, kaçınılmaz ve mutlak şekilde neden olan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olay” olarak tanımlanmaktadır. Bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için zorunlu veya zorlayıcı bir olay gerçekleşmiş olmalıdır. Bu olay, doğal, sosyal ve hukuki bir olay olabilir, insana bağlı bir davranış da olabilir. Deprem, kasırga bunlardan birincisine örnek verilebilirken, savaş, darbe gibi olaylar ikincisine örnek olabilir. Bundan başka, mücbir sebep, borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında kalan harici bir olay olmalıdır. Diğer bir ifade ile zarar veren olay ile olayın meydana geldiği işletme arasında bir bağlantı olmamalıdır. Buna ek olarak mücbir sebep kaçınılmaz bir olay olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı aynı zamanda önlenmezlik kavramını da içerir. Zira mücbir sebebin diğer bir unsuru öngörülemezlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Önceden öngörülemeyen husus, olayın doğuracağı sonuçlar olarak algılanmalıdır.

Tanımdan da anlaşılabileceği üzere bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için bazı unsurları birlikte barındırıyor olması gerekir. Bunlar; öngörülemezlik, karşı konulamazlık, dışsallık ve kusursuzluktur. Bununla birlikte meydana gelen olağanüstü olay ile borcun ifa edilememesi arasında uygun illiyet bağının da olması gerekir. Bir başka anlatımla borcun ifa edilmesinin aşırı güçleşmesine veya imkânsız hale gelmesine tüm bu unsurları bir arada bulunduran bir olayın sebep olması gerekmektedir.

Yargıtay'a göre; sorumlu ya da borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/7538 Esas 2016/719 Karar, 11.2.2016 tarihli ilamında; “..davalının kuş gribi ve bombalamaların mücbir sebep oluşturduğu savunmasına tarafların tacir olmaları, olayların etkisinin sınırlı olduğunun belirlenmesi ve aralarındaki sözleşme nazara alınarak kabul görmediği, davalının doldurulmayan odalardan dolayı davacının tasarruf ettiği ve bunların düşülmesi gerektiği savunması da sözleşme hükümleri gereğince yerinde görülmediği..” hususlarına yer verilmiştir.

Dolayısıyla her somut olay nezdinde mücbir sebep nitelendirmesine neden olacak unsurların bir arada bulunup bulunmadığını değerlendirmek gerekecektir.

Mücbir sebep teşkil eden olay sebebiyle borçlunun, imkânsızlaşan ediminin karşılığında kusursuz olduğu için tazminat ödeme yükümlülüğü olmadığı gibi alacaklı tarafından aynen ifaya da zorlanamamaktadır. Fakat alacaklı mücbir sebep halinde iki yola başvurabilecektir. Bunlar;

-Sözleşmenin sona ermesi

-Sözleşme var olduğu müddetçe yükümlülüklerin askıya alınmasıdır.

Borçlu taraf ifasını mücbir sebep teşkil eden olaydan dolayı gerçekleştiremediğinde alacaklı taraf, sözleşme sona ermediği ve borçlu, edimini ifa etmediği müddetçe sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünün ifasını askıya alabilmektedir.

Yukarıdaki yer verilen unsurlar ve kriterler çerçevesinde tanımı yapılan mücbir sebep, şartları oluşmuş ise bazı durumlarda borçlunun edimi ifa etmesini imkânsız hale getirmektedir. Kanun koyucunun, sözleşme sorumluluğunda esas aldığı kavram mücbir sebebin aksine “imkânsızlık” kavramıdır.

İfa imkânsızlığı, edimin ifa edilememe durumudur. Ancak bu kapsamda hangi hal ve şartların ifanın imkânsızlığına neden olacağının belirlenmesi gerekmektedir.

İmkânsızlığa neden olan olayın niteliğine göre fiili veya hukuki imkânsızlık ayrımı yapılmaktadır. İmkânsızlık tabi bir olaydan veya şahsın fiilinden doğabilir. İmkânsızlık fiili (maddi) bir sebepten ileri gelebileceği gibi, hukuki bir sebepten de doğabilir.

İfa imkânsızlığı, sürekli ifa imkânsızlığı ve geçici ifa imkânsızlığı olarak karşımıza çıkabilmektedir. Sürekli ifa imkânsızlığı, borcun ifa edilememesine yol açan engelin ortadan kalkmasının mümkün olmaması halinde gündeme gelmektedir. Sözleşmede kararlaştırılan edimin hukuki nedenlerle sürekli olarak imkânsız hale gelmesi, borçlunun ifa yükümünü, alacaklının da aynen ifayı talep hakkını sona erdiren sebeplerden biridir. İfa imkânsızlığının gerçekleştiği an itibariyle ifa yükümü kanun gereği (ipso iure) sona erer. İmkânsızlığın sözü edilen etkisi, yalnızca kararlaştırılan (birincil) edimi ifa yükümü üzerinde kendisini gösterir ve bu etki, imkânsızlıktan hangi tarafın sorumlu olduğu konusundan bağımsız olarak ortaya çıkar. Diğer bir ifadeyle, borçlu, imkânsızlıktan sorumlu olsa da olmasa da ifanın imkânsız hale gelmesiyle, aynen ifa yükümü sona erer.

Borçlunun aynen ifa yükümünün sona ermiş olması, tek başına geniş anlamda borcun da sona ermesi anlamına gelmez. Çünkü imkânsız hale gelen edimi yerine getirmekle yükümlü olan borçlunun aynı zamanda imkânsızlıktan sorumlu olması halinde, sona eren ifa yükümünün yerine, karşı tarafın bu nedenle uğradığı zararları tazmin yükümü doğar (TBK 112). Borçlunun imkânsızlıktan sorumlu olmaması halinde ise, ifa yükümü, yerine tazminat yükümü doğmaksızın sona ermiş olur (TBK 136/1).

Ancak bu halde borçlu, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde karşı edimi talep hakkını da kaybeder (TBK 136/1l). Bu durumda ise imkânsız hale gelen edimin alacaklısının imkânsızlıktan sorumlu olup olmadığı önem kazanır. Zira eğer ifa, alacaklının sorumlu olduğu bir sebeple imkânsız hale gelmiş ise bu, TBK 136/ll hükmü gereğince karşı edimi talep etme hakkını kaybeden borçlunun ifa gerçekleşebilseydi elde edeceği menfaatten, alacaklıdan kaynaklanan bir sebeple yoksun kalması anlamına gelir. Bu durumda, sona eren edim yükümünün alacaklısının, borçlunun, belirtilen nedenle uğradığı zararı tazmin etmesi gerekir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 131. maddesi ile düzenleme getirilmiş olup sözleşme ile saklı tutulmamış ise asıl borcun sona ermesi halinde buna bağlı hak ve borçların da sona ereceği düzenlenmiştir. İlgili madde metninde: “Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Mücbir sebebin geçici olması ise kural olarak sadece borcun zamanında ifasını engeller. Bu hâlde, borçlu gecikmeden sorumlu olmasa da ifası hâlâ mümkün olan borcunu ifa etmekle yükümlüdür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.04.2010 gün ve 2010/15-193- 235 sayılı ilamında; “İfa imkânsızlığı borcu sona erdiren nedenlerdendir. Gerçekten BK. md. 117/1'e göre ” borçluya isnat olunamayan haller münasebetiyle borcun ifası mümkün olmazsa borç sakıt olur”, İfa imkânsızlığı ortaya çıkış nedenlerine göre bazı ayırımlara tabi tutulmaktadır. Bu ayırımlardan birisi de objektif imkânsızlık (daimi imkânsızlık)- geçici imkânsızlık ayırımıdır. Şayet ifa imkânsızlığı sadece sözleşmenin tarafları bakımından değil, herkes için söz konusu ise buna objektif imkânsızlık denilmektedir. Objektif imkânsızlıkta sözleşme esasen BK. md.20 uyarınca butlanla batıldır (geçersizdir) ve ayrıca feshi gerekmez. Hâlbuki geçici imkânsızlıkta akdin ifası (icrasının istenmesi) bir hadisenin gerçekleşmesine bağlıdır. Ancak o hadise tahakkuk ederse akdin icrası istenebilir. (...) Şüphesiz geçici imkânsızlığın varlığı, beraberinde tarafların bu sözleşmeyle ne kadar süre bağlı kalacakları sorununu getirir. Bu konudaki kural “ahde vefa-söze sadakat” ilkesi gereği tarafların sözleşmeyle bağlı tutulmasıdır. Ancak bazı özel durumlar vardır ki, tarafları o sözleşmeyle bağlı saymak hem onların ekonomik özgürlüklerini engeller, hem de bir başkası ile sözleşme yapma fırsatını ortadan kaldırır. Uygulamada, geçici imkânsızlık halinde tarafların o sözleşmeyle bağlı tutulma süresine “akde tahammül süresi” denilmektedir. Bu sürenin gerçekleşip gerçekleşmediğini de her somut olaya göre ve onun çerçevesinde değerlendirmek gerekir” hususlarına yer verilmiştir.

Buna göre süresi her somut olaya göre ayrı ayrı belirlenmesi gereken bir “akde tahammül süresi” aramaktadır. Akde tahammül süresi geçtikten sonra ise alacaklı temerrüt hükümleri uyarınca sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği gibi edimler arası dengenin aşırı derecede bozulmasını sebep göstererek TBK 138.md uyarınca sözleşmenin uyarlanmasını hâkimden talep edebilir veya uyarlama mümkün değilse yine TBK 138.md uyarınca sözleşmeden dönme veya fesih hakkını kullanabilir. Buna göre alacaklının TBK m.125 uyarınca şu seçimlik hakları vardır;

-Aynen ifayla birlikte gecikme tazminatı,

-İfadan vazgeçerek zararın tazmin edilmesi

-Sözleşmeden dönerek menfi zararın tazmini

Bu kapsamda vurgulamak gerekir ki, mücbir sebep sonucu borçlunun asli edim borcunun tamamı imkânsızlaşabileceği gibi bir kısmı da imkânsızlaşabilir.

Maddi olarak bölünebilir edimin bir kısmının ifasının imkânsızlaşmasının kısmi imkânsızlığa neden olabilmesi için kısmi ifanın aynı zamanda tarafların sözleşmeyi kurdukları sıradaki iradelerine ve sözleşmenin amacına uygun olması gerekir. Zira TBK m. 137/l maddesinde, “.. kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. (23) Dolayısıyla kısmi ifanın aynı zamanda tarafların sözleşmeyi kurdukları sıradaki iradelerine ve sözleşmenin amacına da uygun olması gerekmekte olup aksi halde borcun tamamı sona erecektir.

Yukarıda yer verilen açıklamaların somut olaya uyarlanması bakımından yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesinin imzalanmasının ardından dünya genelinde ortaya çıkan Covid-19 pandemisi ve bu bağlamda yasa koyucu tarafından alınan önlemler ve bu minvalde yapılan düzenlemelerin sosyal hayat ve doğal sonucu olarak iş hayatına etkileri oldukça açıktır.

Dünya genelinde ortaya çıkan pandemi şartlarının; mutlak, kaçınılmaz, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan, dış etkenlerden kaynaklanan, olağanüstü bir olay olduğu, bu olayda sözleşmenin taraflarının bir kusurunun bulunmadığı ve bu olayın mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir.

Bu nedenle iş bu mücbir sebep nedeniyle ifa imkansızlığı şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca dava konusu fuarın ilk olarak ... tarihleri arasında yapılmasının planlandığı anlaşılmaktadır. Yine tarafların beyanlarına göre davacı tarafın iş bu fuara ilk ertelemeden sonra ... tarihleri arasında katılım göstermeyi kabul ettiği ancak fuarın bu tarihte gerçekleşmeyerek yeniden ertelendiği görülmektedir. Davalı taraf yargılama sırasındaki beyanlarında fuarın ... tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirildiğini ve davacı tarafın iş bu fuara katılım sağlamadığını beyan etmiştir.

Salgın nedeniyle 2020 yılı Mart ayından itibaren hastalığın yayılmasının kontrol altına alınması amacıyla ülkemizde ve dünya genelinde çeşitli tedbirlere başvurulmuştur. Bu tedbirler kapsamında sokağa çıkma yasağı uygulanması, iş yerlerinin kapatılması veya esnek çalışma, düğün törenlerinin ertelenmesi, evden çalışma gibi değişkenlik gösteren tedbirler uygulanmıştır.

Yaşanılan salgın süresince, bu durumun mücbir bir sebep olduğu ve sözleşmenin imzalandığı aşamada taraflarca öngörülemeyen bir durum olduğu ve yine bu salgın nedeniyle sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ... tarihleri arasında fuarın gerçekleştirilemeyeceği sabittir. Dosyada mevcut İstanbul Valiliği, İstanbul İl Hıfzısıhha Kurulu, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevapları da bu hususu doğrulamaktadır. Bu doğrultuda salgın hastalık sürecinin mücbir sebep hali olduğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 136.maddesinde belirtilen ve tarafların kusurundan kaynaklanmayan imkansızlık sebebi sayılması gerektiği Mahkememizce kabul edilmiştir.

Davalı tarafın iş bu tespitin aksine, mücbir sebep halinin geçici sebepten kaynaklandığını ve söz konusu fuarın ilerleyen tarihlerde ( 10-14/09/2022 tarihleri arasında ) gerçekleştirildiğini ve davacı tarafa bildirimde bulunulmasına rağmen fuara katılım sağlamadığını bildirdiği görülmüştür.

Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği ve tarafların sözleşmeden bekledikleri yarar göz önüne alındığında davacı tarafın belirlenen tarihlerde fuara katılım sağlayarak kendi sektöründe tanıtım ve reklam amacı taşıdığı görülmektedir. Sözleşme kapsamındaki edimlerin imkansızlık sebebi olan salgın şartları ortadan kalktıktan sonra ifa edilebileceği düşünülse dahi taraflarca müzakere edilmeden ve davacının sözleşme ile elde etmek istediği yararı sağlamayacak bir tarihte fuarın gerçekleştirilmesine davacı tarafın katlanma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Zira ifa imkansızlığının ortaya çıkmasında yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere tarafların kusurlu davranışı etkili olmadığı gibi, süresiz bir şekilde davacı tarafın sözleşmeyle bağlı tutulması tarafların ekonomik ve ticari özgürlüğünü zedeler nitelikte olacaktır.

Tüm bu hususlara ek olarak söz konusu fuarın birden fazla kez ertelendiği ve davacı tarafın yapılmasını beklediği tarih olan "..." tarihlerinde de yapılmadığı, fuarın ilk kararlaştırılan tarihten yaklaşık 2 yıl sonra ve farklı bir ilde gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu hususa sözleşme kapsamında davacının katlanmasının beklenemeyeceği gibi, bu durumun davacının sözleşme ile elde etmek istediği yararı sağlayamayacağı açıktır.

Her ne kadar davalı tarafça fuarın yeri ve tarihini değiştirme, kısmen veya tamamen iptali hakkının fuar katılım sözleşmenin 2. Maddesi ile tanındığı, davacı tarafın tacir olması nedeniyle sözleşme hükümlerine katlanması gerektiği iddia edilmiş ise de; sözleşmenin 2. Maddesi ile davalı tarafa verilen tek taraflı hakların dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılması gerekmektedir. Sözleşmede yer verilen bu hakkın taraflarca keyfi olarak ve sözleşmeden beklenen yararı engelleyecek şekilde kullanılması mümkün değildir. .... tarihleri arasında yapılması kararlaştırılan fuarın ... tarihleri arasında ve farklı bir ilde yapılmasına davacı tarafın katlanmak ve uymak zorunda olmadığı, katlanmaya zorlanması halinde davacının sözleşmeyi imzalarken beklediği faydayı elde etmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığından davalının bu yöndeki iddialarına Mahkememizce itibar edilmemiştir.

Davalı tarafın cevap dilekçesi ile "katılımcılardan aldığı ücretler ile fuar organizasyonu harcamaları yaptığını, personelin çalıştırdığını, maaşlarını vererek istihdam sağladığını ve devlete vergilerini ödediği" gerekçesiyle bir takım masraflar yapıldığını beyan ettiği görülmektedir. Davalı tarafın iş bu sözleşme kapsamında ifaya hazırlık aşamasında bir takım zorunlu masraflar yapması gerektiği şüpheye vermeyecek şekilde kuşkusuzdur. Ancak davalının bu masrafları davacı taraftan talep etmesi mümkün değildir. Zira yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere dava konusu sözleşme mücbir sebep / ifa imkansızlığı ile sona ermiş olup, bu imkansızlıkta kusuru bulunmayan davacıdan sözleşme kapsamında yapılan zorunlu masrafların talep edilmesi de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davalı tarafın bu yöndeki taleplerine Mahkememizce itibar edilmemiştir.

Bu doğrultuda davacı tarafın bu süreçte “akde tahammül süresi” bakımından, seçimlik hakkını kullanarak sözleşmeden dönmesi, taraflar arasında ihtilaflı olmayan ve davacı tarafından ödendiği sabit olan bedelin iadesi talebinin yerinde olduğu, her ne kadar takip talebinde işlemiş faiz talebinin bulunduğu ve dava değerinin de işlemiş faiz talebi dahil edilerek belirtildiği görülmüş ise de takip öncesi davalı tarafın mütemerrit olduğuna dair delil dosya arasında bulunmadığından bu talebin yerinde olmadığı Mahkememizce kabul edilmiş, sözleşme kapsamında ödenen bedelin davacı tarafa iadesine karar verilmiş, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;

  1. Davalı tarafın Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİ İLE takibin 27.424,36 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi İŞLETİLMESİNE,

  2. İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 5.484,87 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,

  3. 2.223,12. TL'nin 01.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara VERİLMESİNE,

  4. Alınması gereken 2.025,22 TL harçtan peşin alınan 385,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.640,07 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,

  5. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinden 2.986,78 TL'nin davalıdan 133,22 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,

  6. Davacılar tarafından sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 465,85 TL'nin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,

  7. Davacılar tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı 60,75 TL yargılama giderinden kabul oranı (%95,73) ret oranı (%4,27) dikkate alınarak hesaplanan 58,16. TL'nin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,

  8. Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden davacılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,

  9. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 1.321,44 TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

10-Davacılar tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara İADESİNE,

Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/10/2023

Katip ...

¸

Hakim ...

¸

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

NiteliktekiHizmetİtirazınİptali(Ticarino'luiadesinecovidSözleşmesindenhükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim