SoorglaÜcretsiz Dene

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1187 E. 2023/1251 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1187

Karar No

2023/1251

Karar Tarihi

8 Aralık 2023

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/1187 Esas

KARAR NO : 2023/1251

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 26/12/2022

KARAR TARİHİ : 08/12/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 14/12/2023

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;

İSTEM:

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı borçlu, arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin davalı borçluya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verdiğini, yapılan tüm hizmetler faturalandırılmış ve tarafların ticari defterlerine kaydedilmiş olduğunu, davalı borçlunun, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6. Madde C bendi gereğince hizmet sözleşmesini tek taraflı olarak haksız feshi sebebiyle, müvekkili tarafından davalı borçluya sözleşmeden kaynaklı olarak cezai şart faturası kesildiğini, davalı borçlunun, dava konusu faturaların bedelini ödememesi üzerine müvekkili tarafından şifahen defaatle ödeme talebinde bulunulduğunu, fakat herhangi bir ödeme yapılmadığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı borçlu hakkında Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası marifetiyle icra takibi yapıldığını, davalının kötü niyetle takibe itiraz ettiğini, faturalar ve sözleşmeler değerlendirildiğinde, davacı alacaklı müvekkil şirket ve davalı borçlunun ticari defterleri ve cari hesap tabloları bilirkişi tarafından tetkik edildiğinde davalı borçlunun, müvekkil şirkete borçlu olduğunun anlaşılacağını, açıklanan nedenlerle davalı borçlunun Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin asıl alacağı olan 14.554,40 TL ‘sine vaki itirazının iptalini, takip tarihinden itibaren cari ticari faizleri ile birlikte tahsilini, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla takibin devamını, davalı borçlunun, takip konusu asıl alacağın % 20’ sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, dava masraf, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

YANIT:

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle iş bu itirazın iptali davasına dayanak olan takibe vekil vasıtasıyla itiraz edilmiş olup dava dilekçesinin doğrudan müvekkil şirkete tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu, öncelikle davacı yanın müvekkil aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, mahkemenizce de pek iyi bilineceği üzere; takibe konu borca vekil vasıtasıyla itiraz edilmesi halinde; akabinde açılan itirazın iptali davasında tebligatın asile değil, borca itiraz eden vekile yapılması gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, iş bu itirazın iptali davasına dayanak olan takibe vekil vasıtasıyla itiraz edildiğini, hal böyle iken, dava dilekçesinin vekil yerine asile yapılmasının usulsüz tebligat olduğunu, öncelikle sözde ticari ilişkinin dayanağı olan faturanın tek başına bir alacağı ispat etmediğini, fatura bedeline hak kazanıldığının sevk irsaliyesi ve imzalı teslim belgesi ile ispatı gerektiğini, taraflar arasındaki herhangi bir ticari alışveriş oluşmadığından düzenlenen faturaların gerçeği yansıtmadığını, dolayısıyla müvekkil şirket ile davacı yan arasında söz konusu faturalara ilişkin ticari bir ilişki bulunmadığını, kaldı ki her ne kadar dava dilekçesi ekinde delil olarak 14.554,40 TL bedelli, 17.12.2021 tarihli fatura sunulmuş ise de; söz konusu fatura içeriği müvekkil şirketçe kabul edilmediğini, yasal süre içerisinde sistemden reddedildiğini, Bakırköy .... Noterliği’nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, öte yandan ticari hizmet sözleşmelerinde, hizmetin ifa edildiğine dair müvekkili şirketin yetkililerinin imzası bulunan imzalı teslim makbuzu, kaşeli, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafın ispata yarar herhangi bir delil/belge sunamadığını, açıklanan sebeplerle, öncelikle haksız ve mesnetsiz davanın reddini, %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, tüm muhakeme giderleri ile ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.

KANITLAR VE GEREKÇE:

-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

-Mahkememizce icra dosyası, dava konusu sözleşme, ba-bs kayıtları celp edilmiş, taraflara ait ticari defterler incelenmiş, taraf delilleri toplanmıştır.

-Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 14.554,40 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "15/04/2014 tarihli sözleşmenin haksız feshi sebebiyle 6 madde c bendi gereği kesilen hizmet bedeli (2021 ekim kasım aralık 2022 ocak şubat mart nisan)" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.

-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.

-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).

-Somut olayda taraflar arasında 15/04/2014 tarihli "Üçyıldız Ortak Sağlık Ve Güvenlik Birimi İş Sağlığı Ve Güvenliği Hizmet Sözleşmesi" bulunduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı taraf davalının haklı sebep olmaksızın sözleşmeyi feshettiğini ve bu kapsamda sözleşme kapsamında cezai şart ödenmesi gerektiğini iddia etmekte iken davalı tarafın ise sözleşmenin davalı tarafça davacı ile takip konusu faturadan kaynaklı bir ticari ilişki olmadığı iddia ettiği görülmektedir.

-Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “cezai şart (ceza koşulu)” kavramı üzerinde durulmasında fayda vardır.

-Kanun koyucu mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 158-161. maddelerinde “cezai şart” kavramını kullanmış, TBK’nın 179-182. maddelerinde ise bunun yerine “ceza koşulu” kavramını tercih etmiştir.

-Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Akman Sermet/Burcuoğlu Haluk/ Altop Atilla/ Tekinay, Selahattin Sulhi: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359).

-Cezai şartın, kanundaki ifadesi ile ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK’nın 125/1. maddesi hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.

-Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı (işlevi) bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlâli hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın (ceza koşulunun) diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme/fesih cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır [Kocaağa, Köksal: Ceza Koşulu (Sözleşme Cezası), Ankara 2018, s. 31-33].

-Türk Borçlar Kanunu’nun 179. Maddesi: “…Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” düzenlemesini içermektedir.

-İlgili maddenin üçüncü bendi ile dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen cezai şartın hüküm altına alındığı görülmektedir. Burada borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu, alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece cezai şart ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür cezai şartta borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece cezai şartın ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir.

-Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmenin süresi ve feshi başlıklı 6/c Maddesinin incelenmesinde; "sözleşmenin bitim tarihinde önce sözleşmenin işveren tarafından tek taraflı feshedilmesi durumunda sözleşmenin kalan süresine ilişkin ücretin OSGB'ne defaten ödenir" düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir.

-Buna göre taraflar arasındaki çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın davalı tarafından yapılan feshin haklı sebeplere dayanıp dayanmadığının tespiti ile feshin haksız bulunduğunun belirlenmesi halinde davacı tarafın sözleşme hükümleri uyarınca talep edebileceği cezai şart miktarının belirlenmesine ilişkin olduğu görülmektedir.

-Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

-Bu nedenle somut olayda davalı taraf sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ispat yükümlülüğü altında olup, bu doğrultuda inceleme yapılması gerekmektedir.

-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen açıklamalar ve tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 26/05/2023 tarihli raporda özetle; davacı ... Ltd. Şti.’nin incelenen 2021 takvim yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, davacı ... Ltd. Şti.’nin incelenen 2021 yılına ait ticari defter ve belgelerinde, davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti. ... Hesap Kodu ile Alıcılar hesabında hareket gördüğü, davacı şirketçe davalı şirket adına düzenlenen takip ve dava konusu 17/12/2021 tarihli 14.554,40 TL bedelli cezai şart e-faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, 2021 yılı sonu ve icra takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığının tespit edildiği, davalı ... İnşaat Tic. Ltd. Şti.’nin incelenen 2021 takvim yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti.’nin incelenen 2021 yılına ait ticari defter ve

belgelerinde, Davacı ... Ltd. Şti. ... Hesap Kodu ile Satıcılar hesabında hareket gördüğü, davacı şirketçe davalı şirket adına düzenlenen takip ve dava

konusu 17/12/2021 tarihli 14.554,40 TL bedelli cezai şart e-faturanın davalı şirketçe yasal süresi içinde sistemde reddedildiği ve ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, 2021 yılı sonu ve

icra takip tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edildiği, takip ve dava konusu e- faturanın Davacı şirketçe BS formuyla, Davalı şirketçe BA formuyla ilgili vergi dairelerine bildirimlerinin yapılmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.

-Mahkememizce taraflar arasındaki sözleşme hükümleri kapsamında belirlenen bedeller dikkate alınarak 15/11/2021 tarihi itibariyle ödenmesi gereken sözleşme bedelinin tarafların iş yeri kayıtları da incelenerek hesaplanması amacıyla dosyanın iş güvenliği alanında uzman bir hesap bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 30/10/2023 tarihli raporda özetle; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri kapsamında belirlenen bedeller dikkate alınarak 15/11/2021 tarihi itibariyle ödenmesi gereken sözleşme bedeli bir önceki bölümde hesaplama detayları sunulduğu şekli ile; iş güvenliği hizmet kalemi için 7.599,20 TL, işyeri hekimi hizmet kalemi için 6.955,20 TL olmak üzere toplam 14.554,40 TL olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.

-Tarafların ticari defterlerinin, iş yeri kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporları taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların rapora ilişkin beyan ve itiraz dilekçelerini ibraz ettikleri görülmüştür.

-Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuş ve bu doğrultuda hükme esas alınmıştır.

-Tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede; taraflar arasında imzalanan 15/04/2014 tarihli "Üçyıldız Ortak Sağlık Ve Güvenlik Birimi İş Sağlığı Ve Güvenliği Hizmet Sözleşmesi" içeriğinde yer verilen cezai şartın Türk Borçlar Kanunu’nun 179. Maddesi üçüncü bendi uyarınca dönme (fesih) cezası olduğu kuşkusuzdur. Bu doğrultuda yukarıda da yer verildiği üzere davalı taraf sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini iddia ettiğinden haklı nedenle fesih olgusunu ispatla mükelleftir.

-Davalı tarafça davacıya gönderilen 18/10/2021 tarihli fesih bildiriminde "Uzun yıllardır şirketimizin şantiyelerinde ... ve ... Hizmeti vermektesiniz. Yönetim kurulu olarak aldığımız karar neticesinde, şantiyelerimizin, bizimle çalışan firmaların ve alt taşeronların daha iyi kontrollerinin sağlanması, evraksal yapının kendi bünyemizde oluşturulması için ... İnşaat çatısı altında ... Birimi kurma kararı almış bulunmaktayız. Bu sebepten sizinle olan çalışmamızı 15.10.2021 tarihi itibariyle sonlandırıyoruz. Firmanızın aldığımız hizmetler karşılığında tutması gereken ve aşağıda yazılı bulunan belgelerin 7 gün içerisinde firma ... birimine teslim etmesi gerekmektedir." hususlarına yer verildiği görülmektedir.

-Sözleşmeye taraf olan kişilerce sözleşmenin her zaman feshedilebileceği kuşkusuzdur. Fakat sözleşmede yer almayan sebepler ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilebilmesi için ilgili sözleşmenin fesheden taraf yönünden çekilmez hale gelmesi, sözleşmenin devamına yarar kalmaması ve fesheden tarafın sözleşmeyi imzalamak ile elde etmek istediği yararı elde etmesinin imkansız hale gelmesi gelmesi gerekmektedir.

-Somut olayda davalı tarafın fesih iradesini ortaya koyduğu ve fakat fesih iradesinde davacı yönünden haklı bir sebep ortaya koymadığı görülmektedir. Bu kapsamda davacı tarafın sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, davalı tarafça da bu hususun kabul edildiği anlaşılmaktadır.

-Bu nedenle davacı tarafın cezai şart ( dönme cezası ) talebinin yerinde olduğu, davalı tarafın haklı nedenle fesih hususunu mevcut bilgi ve belgelerle ispat edemediği kabul edilmiştir.

-Açıklanan nedenlerle davacı tarafın sözleşmenin süresi ve feshi başlıklı 6/c Maddesi uyarınca cezai şart isteminin yerinde olduğu, davacı tarafça kesilen cezai şart fatura bedelinin sözleşmeye ve somut olaya uygun olduğu Mahkememizce kabul edilmiş, bu doğrultuda davanın kabulü ile davalı tarafından yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.

-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.

-Buna göre davalı borçlu tarafından sözleşme ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın KABULÜ ile;

-Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,

-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 2.910,88 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  1. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 994,21. TL karar ve ilam harcından peşin alınan 175,79. TL harcın mahsubu ile bakiye 818,42. TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

  2. Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 175,79. TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  3. Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 80,70. TL başvurma harcı, 3.000,00. TL bilirkişi ücreti ve 291,00 tebligat ve posta masrafı olmak üzere 6.371,70. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  4. Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

  5. Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 14.554,40. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  6. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. 13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00. TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  7. Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine

Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

08/12/2023

Katip ...

e-imzalıdır

Hakim ...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yanıtİtirazınİptaliistemSözleşmesinden(HizmetkesinhükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim